Bizi Takip Edin

Arkeoloji

Firavun Tutankhamun Hakkında Muhtemelen Bilmediğiniz 5 Şey

Yayınlandı

üzerinde

Tutankhamun, Mısır’ın 18. Hanedanlığı döneminde hüküm sürmüş bir firavundur. Tutankhamun’un tahtta kaldığı zamanlar M.Ö. 1336 ile 1327 yılları arasında denk gelmektedir. Hiyerogliflerde Tutankhamun adı genellikle Amen-tut-ankh olarak yazılıdır. Tutankhamun, Mısır’a hükmeden en ünlü Firavunlardan biridir.

Tutankhamen orijinal ismi “Aton’un yaşayan görüntüsü” anlamına gelirken, Tutankhamun “Amun canlı görüntüsü” anlamına gelir. 18. Hanedanlığın Horemheb döneminde son bulduğunun söylenmesine rağmen Mısır konusunda araştırma yürüten bilim insanları, bu hanedanlığın son firavununun Tutankhamun olduğuna ikna olmuşlardır. Tek tanrı inanışına sahip olan Akhenaten’in ardından sosyo-dini düzenlemelerle yönetim eski çizgisine geri dönmüştür. Sözü edilen geri dönüş kademeli biçimde, Amon, Osiris veya Ptah gibi tanrılara ait terk edilmiş tapınakların kült ve mimarisini restore ederek papaz kastını görevde bırakarak ve ilgili ayinlerin kutlamasına izin vererek yavaş yavaş yapıldı.
Mısır’ı yöneten en ünlü firavunlardan birisi olan Tutankhamun ile ilgili büyüleyici ayrıntılara deyinmek gerekirse;
1. Tutankhamun, hükümdarlığa başladığında 8 ila 9 yaşlarındaydı.Bu nedenle hükümetteki büyük kararlar 2 büyük figür tarafından alınıyordu. Bunlardan birisi Nefertiti’nin babası Ay, diğeri ise Horemheb isimli bir generaldir. Genç Firavun toplam 10 yıl boyunca hüküm sürdü ve Mısır’ı yöneten en genç Firavun olarak kabul edildi.
2. Tutankhamun’un mezarının lanetli olduğuna inanılmaktadır. 1922 yılında Howrd Carter mezara ilk girdiği zaman kendisine mali konularda destek olan George Herbert’te yanındaydı. Mezarın içerisine girmelerinden 4 ay sonra Herbert öldü. Teşhis ise sivrisinek ısırmasına bağlı kan zehirlenmesiydi. Bu olay üzerinde tüm gazetelerde Herbert’in Tutankhamun’un mezarının kurbanı olduğu açıklandı. Bu yazılara kaynak olarak ise mezarın hemen dışındaki kil tablet gösterildi. Mezarı ziyaret eden bazı kişilerin öldüğü gerçeğine karşın bu ölümlerin lanet yüzünden olduğuna dair herhangi bir kanıt bulunmuyor.

3. Carter, mezara ilk girdiğinde, altın figürinler, ritüel mücevherleri, öteki dünyaya yolculuğu temsil eden küçük tekneler ve firavunun muvazzaf organları için yapılmış bir tapınak da dahil olmak üzere paha biçilemez hazineler buldu. Bu hazinelerin hepsine ek olarak, Carter iki ceninle iki küçük tabutu barındıran bir oda keşfetti. DNA testine göre, mumyalarından birisi Tutankhamun’un henüz doğmamış kızıydı, diğer mumya da büyük olasılıkla çocuğuydu. Tutankhamun’un mezarından çıkarılan eserler dünyanın en çok izlenen arkeolojik hazineleri olarak görülüyor.
4. Tutankhamun’un ailesi ve soyu biraz kafa karıştırıcıdır. Tutankhamun, altı kızı olan Nefertiti’nin kocası olan Akhenaten’in oğluydu. Bununla birlikte, aynı zamanda, Akhenaten’in Tutankhamun’un annesi olması muhtemel olan Kira isimli bir eşi daha vardı. Tutankhamun, Akhenaten ve Nefertiti’nin kızları ve onun kızkardeşlerinden biri olan Ankhesenpaat’la evlendi.
5. Tutankhamun’un adı neredeyse tarihten silindi. Tuthankhamun eski Mısır’ın en ünlü Firavunlarından biri olduğu halde ve yıllar boyunca böyle anılacağı halde onun halefi olan Horemheb tarafından tüm kayıtlardan silindi ve sayısız anıtı yok edildi.
Kaynak: https://ancient-code.com/5-things-you-probably-did-not-know-about-tutankhamun5-things-probably-not-know-tutankhamun

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Arkeoloji

Antartika’da Bulunan Hayalet Parçacık, Astronomları “Blazar” İsmini Verdikleri Bir Kara Deliğe Yönlendirdi

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Evrende bulunan en güçlü kozmik ışınların ya da yüksek hıza sahip parçacıkların kökeninin belirlenebilmesi oldukça zor. Astronomlar son keşfettikleri hayalet parçacıkları nötrinoları yüksek enerjili kozmik parçacıkların kaynağını doğrulamak için kullandı.
Antartika’da buzun içine gömülmüş olan devasa bir dedektör olan IceCube, ilgili keşfin yapılmasını sağladı. Keşifle astronomlar maddeyi yükselten ve yüksek enerjili radyasyona sahip bir kara delik tespit etti. Blazar ismini verdikleri bu muazzam hızla dönen karadelikler kozmik ışınlar yayıyor gibi görünüyor.
Gökbilimciler, Antarktika’da tek bir “hayalet” parçacığını algılayarak, evrendeki en yüksek enerjili ama en esrarengiz radyasyonun bir kısmını – kozmik ışınların önemli bir kaynağını doğruladıklarını söylüyor.
Kozmik ışınlar 100 yıldan fazla bir süre önce keşfedildi, ancak kökenlerini kesin olarak bilmek zor. Çünkü onlar Dünya’ya doğru yön değiştirebilirler ve gezegenimizin atmosferinin çoğunu emebilirler.

Araştırmacılar, Eylül ayında, Antarktika’nın buzuna gömülü devasa bir dizi sensör olan IceCube’ü kullanarak “hayalet” partikülü veya nötrinoyu buldu. Nötrino olağandışı şekilde enerjikti ve bilim adamları parçacığı kendi kaynağına geri döndürdüklerinde blazar olarak adlandırılan bir galaktik canavar buldu. Hızla dönen kara delik, güneşin kütlesinin milyonlarca katı büyüklüğe sahip. Bu hızla dönmesi de gaz ve toz bulutlarının oluşmasına sebep oluyor.

Kara delik Blazar TXS 0506 + 056 ismiyle anılıyor ve Orion takım yıldızının hemen altında bulunuyor. Dünyadan 4 milyar ışık yılı uzaklıkta olan süper kütleli kara delik, aktif bir gökada olarak tanımlanan şeyin merkezinde yer alıyor. Yüksek enerjili nötrino tespiti sonrasında, IceCube blazar’daki ışık tabanlı gözlem odalarını hedef aldı. Dedektörler ve teleskoplar başka bir radyasyon dalgası yakaladılar. Bulunan bu nötrino aktif bir gökadanın bulunduğunun ilk kanıtıdır. Bu keşif kısa zamanda bu nesneler hakkında daha fazla bilgi edinebilmek için nötrinoların kullanılabileceğini gösteriyor.
Kaynak: https://www.businessinsider.com.au/black-hole-blazars-create-cosmic-rays-neutrinos-icecube-2018-7

Devamını Oku

Arkeoloji

Çin’de yaklaşık 2,1 milyon öncesine ait, Afrika dışında bulunmuş en eski taş aletler keşfedildi. 

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Çin’de insanlar tarafından yontulduğu düşünülen, yaklaşık 2,1 milyon yıl öncesine ait olduğu öngörülen Afrika dışında bulunan en eski taş aletler keşfedildi. Keşfedilen bu aletler şayet insanların elinden çıktığı kanıtlanırsa ‘insanlığın tarihi’ yeniden yazılabilir. Keşifle birlikte Afrika kıtası dışında insansı türlerin varlığına dair bilinen en eski kanıtın bulunduğu iddia ediliyor. Çinli ve İngiliz paleontolog, arkeolog ve jeologların bulunduğu ekip tarafından Çin’de yapılan kazılarda bulunan taş aletlerin, bölgede 2,1 milyon yıl önce ilkel insanın varlığına kanıt teşkil ettiği belirtiliyor.
Aletlerin av için kullanıldığına dair bir kanıt yok
Nature Dergisi’nde yayımlanan makaleye göre; aletler arazide hayli geniş bir alana yayılmış şekilde bulundu. Aletlerin geniş alanda ve farklı katmanlarda bulunması aletleri üretenlerin hayvanları takip ederek, avlanmak için dolaştıklarına yorumlanıyor. Çoğu kuvarsit taşından oluşmuş aletler arasında kasaplık amaçlı kullanılmış kesici yontma taş aletler ve çekiç olarak kullanıldığı tahmin edilen taş aletler yer alıyor. Aletlerin bulunduğu yerlerde aynı zamanda domuz ve geyik türü hayvan kemikleri de buldular. Fakat araçların av için kullanıldığına dair bir kanıt sağlayamadılar.
“Bilim aleminin itiraz edemeyeceği şekilde kesinlikle su geçirmez kanıtlar”
Şimdiye kadar, Afrika dışındaki insansı türlere ait en eski kalıntılar, Gürcistan’ın Başkent Tiflis’e yaklaşık 85 kilometre uzaklıktaki Dmanisi kasabasında bulunan ve 1,8 milyon öncesine tarihlenen taş aletler ile kafatası parçası fosiliydi. Yeni buluntular Gürcistan’dakinden en az 250.000 yıl öncesine ait. İngiltere’deki Exeter Üniversitesi arkeoloji bölümü arkeologu Robin Dennell, “Asya’daki ilk insanlara dair bulgular 2,5-2,6 milyon yıl geriye, insanların taş aletler geliştirdiği döneme kadar gidebilir. Özellikle Hindistan ve Pakistan havzasında daha eski kanıtlar bulabiliriz ama şimdiye kadar elde edilen bulgular bilim aleminin itiraz edemeyeceği şekilde kesinlikle su geçirmez kanıtlardır” açıklamasını yaptı.
İnsalar, en az 6 milyon yıldır yeryüzünde
Evrim Teorisine göre, insan evrim zincirinin iki ayak üzerinde yürüyebilen halkları olarak yorumlanan insansı türlerin 6 milyon yıldan fazla süre önce Afrika’da ortaya çıktıkları savunuluyor. İnsansı türlerin kıtadan yaklaşık 2 milyon yıl birkaç göç dalgası ile dünyaya yayıldıkları tahmin edilmektedir. Yaklaşık 300.000 yıl önce Afrika’dan çıktığı tahmin edilen Homo sapiens ‘insan’ yeryüzüne yayıldığında ilk insansıların nesli tükendiği bilinmektedir.

Devamını Oku

Arkeoloji

Paskalya Adası Moai Heykellerinin Gizemi Sonunda Çözüldü

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Paskalya Adası’nın dev heykellerinden birkaçı, tuhaf bir şapkaya sahiptir. Bu ünlü volkanik kayalardan sadece bir kısmının kafalarında kırmızı bir “şapka” var. Bu şapkalar sadece adanın diğer tarafındaki kızıl taşlardan yapılmamış, aynı zamanda heykellere daha sonra eklenmiş gibi de görünmektedir. Öyleyse, bu 12 tonluk “pukao” şapkaları, 4 metrelik bir heykelin tepesine nasıl ve neden çıkarıldı? 

Yıllarca süren bekleyişten sonra, Pennsylvania Eyalet Üniversitesi’nden arkeologlar sonunda davanın çözüldüğünü düşünüyorlar. Penn State’de antropoloji alanında yüksek lisans öğrencisi olan Sean W Hixon, “Pek çok insan birçok fikir ileri sürdü, ama arkeolojik kanıtlar kullanan bir fikir ortaya koyan ilk biziz.” dedi. Adaya ilk defa Polinezyalı denizciler, 13. yüzyılda yerleşmiştir. Onlar iki yüzyıl boyunca bu dev heykelleri volkanik tüflerden çıkardılar. Uzmanlar bu konuyla ilgili hala tartışıyorlar, ancak genel olarak kabul edilen şey bu monolitlerin sallanma hareketiyle taşındığıydı. Bununla birlikte, bu taş ocağı, pukao şapkalarının işlendiği kırmızı cüruf ocağından 12 kilometre (7,5 mil) uzaktaydı. Journal of Archaeological Science’da ayrıntılı olarak açıklandığı gibi, araştırmalar, şapkaların heykeller dikildikten sonra ve büyük olasılıkla ocaktan ham forma getirilip yerinde oyularak heykellere yerleştirildiklerini doğruladı. Bunu tartışıyorlar çünkü oyulmamış kızıl cüruf taşı ocaklardan heykellere doğru olan güzargahta bulunabilir. Rampalar daha sonra, 12 tonluk şapkaları kafa seviyesine getirmek için kullanılmış olmalıdır. Ancak, fotogrametri ve yüksek teknolojili 3D görüntüleme kullanılarak, şapkaların tabanındaki çentikler incelendi. Bunların basitçe itilemeyecekleri ve eğer itilirse yumuşak taş oluklarının aşınabileceği öne sürüldü.

Bunun yerine, araştırmacılar, pukao’nun, büyük rampalara sarılarak, nesnenin altında bulunan halatlar yardımıyla ağır yükleri kaydıran bir çeşit kaldıraç tekniğinin kullanıldığını ileri sürüyorlar. Rotasyonel kaldıraç, ağır nesneleri rahat bir şekilde kaldırmanızı sağlar. Araştırmacılar, tüm bu süreç için 15’den az çalışana ihtiyaç olduğunu keşfetti. Bütün bu çabaların nedeni belirsizliğini koruyor. Çoğu araştırmacı, şapkaların heykelleri ayırt etmek ya da belirli bir heykelin gücünü göstermek için kullanıldığı inancında. Kesin olan bir şey daha var ki: şapkaların yerleştirilmesi basit bir görev değildi, gerçekten derin bir önem taşımaları gerekiyor. Kaynak: http://www.iflscience.com/editors-blog/a-mystery-about-easter-islands-statues-might-finally-be-solved/

Devamını Oku

Öne Çıkanlar