fbpx
Bizi Takip Edin

Bilim

Gaz Çıkartmamak İçin Kendinizi Tuttuğunuzda Vücudunuza Neler Oluyor?

Yayınlandı

üzerinde

Topluluk içerisinde gaz çıkartmak hiç hoş olmayan ve utanç verici bir durumdur. Ancak gazı çıkartmadığınızda oluşan baskı da sizi oldukça rahatsız edecektir. Bağırsak gazının birikmesi karın şişkinliğini tetikleyebilir. Bazı gazlar dolaşımda geri emilerek nefesinize karışır. Eğer gazı çok uzun süre tutarsanız, bağırsaklarda gazın birikmesine ve kontrol edilemeyen bir gaz çıkarma durumunun oluşmasına sebebiyet verebilir. Araştırmalar net olmamakla birlikte bağırsaklardaki basınç artışının rektum hastalıklarının gelişim şansını arttırmasının yanında divertikülit ya da bağırsak iltihabı durumlarını yaratabileceğini söylüyor.

Flatus nedir?
Gaz çıkarma ya da osuruk olarak da isimlendirilen Flatus, vücudun sindirim ve metabolizmasıyla alakalı olağan gastrointestinal süreçleri sebebiyle rektuma giren bağırsak gazlarına işaret etmektedir. Bu gazlar anüsten atılmaktadır. Vücut ince bağırsakta yiyecekleri sindirirken, parçalanamayan bileşenler gastrointestinal yol boyunca ilerler ve sonunda kolon adı verilen kalın bağırsağa gelir. Bağırsak bakterileri, bazı içerikleri fermantasyon yoluyla parçalamaktadır. Bu süreç, bağışıklık ile ilgili ve hastalık gelişimini önleyen metabolik yolaklarda yeniden emilen ve kullanılan yağ asitleri adı verilen ürünler üretir. Gazlar ya bağırsak duvarından dolaşıma geri emilebilir ve sonunda akciğerlerden dışarı çıkar ya da rektum yoluyla gaz çıkarma olarak dışarı atılır. Bilim insanları, insanların gaz çıkarmalarını ölçen deneyler yapmakta oldukça zorlanmaktadır. Bir çalışmada 10 sağlıklı yetişkin 1 gün boyunca çıkardıkları gaz miktarını ölçmeye gönüllü oldu. 24 saatlik bir sürede, dışarı atılan tüm gazlar bir rektalkateter (ouch) yoluyla toplandı.

Normal yemekler yediler ama gaz üretiminde bir artış sağlamak için 200 gram kuru fasulye yemeklerine eklendi. Katılımcılar 24 saat içinde ortalama toplam 705 mililitre gaz ürettiler.Gaz salınımı kişi başına 476 mililitreden 1.490 mililitre arasında değişiyordu. Hidrojen gazı en yüksek hacimde üretildi (24 saat boyunca 361 mililitre), ardından karbondioksit geldi. (24 saatte 68 mililitre) Sadece üç yetişkin metan üretti. Bu da 24 saatte 3 mililitre ile 24 saatte 120 mililitre arasında değişen değerlerdeydi. Çoğunlukla azot olduğu düşünülen kalan gazlar, 24 saatte 213 mililitre katkıda bulunmuştur. Erkekler ve kadınlar aynı miktarda gaz çıkardı. 24 saat boyunca ortalama sekiz flatus atağı meydana geldi. Öğleden sonraki saatlerde daha fazla miktarda bağırsak gazı açığa çıktı. Gaz çıkarma başına 33 ila 125 mililitre arasında değişmiştir. Aynı zamanda uykudayken de gaz üretildi.Ancak uykuda gündüz oranlarının  yarısındagaz çıkarıldı. (saatte 16 mililitre ve saatte 34 mililitre).
Diyet Liflerinin Gaz Çıkarmaya Etkisi
Diyet lifi ve flatus üzerine yapılan bir çalışmada araştırmacılar, insanları yüksek lifli bir diyete soktuklarında bağırsak gazı üretimine ne olduğunu araştırdı. Yine 10 sağlıklı denek üzerinden yürütülen çalışmada denekler her gün 30 gram psyllium içeren bir lif kaynağı tüketti. Her haftanın sonunda laboratuvara getirilen katılımcılar, dikkatli bir şekilde ölçüldü. Ölçümlerde gazın bağırsaktan nasıl geçtiğini tespit edebilmek için deneklere bir saat boyunca bir intra-rektalkateter yerleştirildi. Yüksek psyllium lifli diyetlerde gaz daha uzun süre içeride kalıyor, ancak dışarı atılan gaz miktarı değişmiyordu. Denekler daha az ama daha büyük gaz çıkarma atakları yaşadılar.


Gazlar Nereden Geliyor?
Bağırsaklardaki gaz farklı kaynaklardan gelir. Hava yutma kaynaklı ya da mide asidinin ince bağırsakta bikarbonat ile karışması sonucu oluşan karbondioksit olabilir. Diğer bir gaz üretimi ise kalın bağırsaktaki bakterilerin ürettiği gazlardır. Bu gazların sağlığa etki eden belirli görevleri yerine getirdiği düşünüldüğünde, aşırı bağırsak gazı üretmek şişkinlik, ağrı, borborygmus (gürültülü sesler anlamına gelir), geğirme ve çok sayıda gaz çıkarmaya neden olabilir. En kötü gaz çıkarma türü kükürt içeren gazlardan kaynaklanır. Bu, kolonda fermente edilen emici olmayan bir karbonhidrat olan fasulye ve laktuloz benzeri ürünlerle beslenme sonucu oluşmaktadır. 16 sağlıklı yetişkin üzerinde yapılan testler bunu doğrulamıştır. Flatus örneklerinin koku yoğunluğu iki hakem tarafından değerlendirilmiştir. Bunu takip eden bir deneyde araştırmacılar, kömür astarlı bir yastığın kükürt gazlarının kokusunu engellemeye yardımcı olduğunu tespit etti. Uçaklarda basınçlı kabinler olması durumu yerdekine kıyasla daha fazla gaz çıkarma eğilimine girmenize sebep olmaktadır. Çıkaracağınız gaz ne kadar büyük, gürültülü ve kokulu olacak olsa da bağırsak sağlığınız için mutlaka dışarı atılmalıdır. Bu nedenle bir dahaki sefere gazınız geldiğinde tutmak yerine daha rahat bir ortama giderek çıkarmayı deneyin.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/what-happens-to-your-body-when-you-hold-in-a-fart
Editör / Yazar: Tanya Djaziri Köksür

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

İnsan Beyninde Tıpkı Bağırsaktaki Gibi Bakteriler Bulunuyor ve Bu Bakteriler Bağırsaklarla İlişkili

Yayınlandı

üzerinde

İnsan bağırsağında yaşayan mikropların sağlığımızı, genlerimizi ve hatta duygularımızı etkileyen birçok şeyden sorumlu olduğu düşünülmektedir. Bilim insanları sürekli olarak insan mikrobiyomunun ölçeği ve etkisi hakkında yeni keşifler yapıyor. Ancak son kanıtlar özellikle şaşırtıcı. Bu gelişen bakteri krallığı yalnız olmayabilir, ancak kafanızda bulunan ayrı bir “insan beyni mikrobiyomu” ile ilişkilendirilebilir. Bu aşamada bilim insanları sadece ön bulgular elde etti. Birmingham’daki Alabama Üniversitesi’nden araştırmacılar tarafından Neuroscience 2018 yıllık toplantısında bu bulgular sunuldu.

Bu ön bulguların paylaşılmasında amaç henüz diğer bilim insanları tarafından bu alanın gözden geçirilmemiş olabileceğidir. Yani devam eden araştırmaların sonuçlarının paylaşımına yöneliktir. Burada önemli olan, bağırsak mikrobiyotasının beynin işlevini ve davranışını nasıl etkileyebileceği ve modern insan beyninin kendi mikrobiyomuna sahip olabileceği gerçeğidir. Araştırma nöroanatomist Rosalinda Roberts tarafından yönetilen bir ekip tarafından gerçekleştirildi. 34 ölmüş insandan alınan beyin örnekleri araştırma kapsamında incelendi. Bu kişilerin yarısı şizofreni hastalığından muzdaripti. Diğer yarısı ise ölmeden önce beyinsel bakımdan sağlıklı olarak tanımlanıyordu.

Deneyde bilim insanları tanımlama ve nicelendirme için bir dizi kesit analizi gerçekleştirdi. Araştırmacılar, bakterilerin yoğunluğunun, beyin bölgesinde bulunduğu yere göre değiştiğini ve substantianigra, hipokampus ve prefrontal kortekste bol miktarda bakteri bulunduğunu söylüyorlar. Ayrıca astrositler olarak adlandırılan hücrelerde, nöronların nasıl iletişim kurduklarında dair önemli bilgiler yer alıyor. Araştırmacılar bakterilerin beyne nasıl geldiğini bilmiyor. Ancak kan damarları aracılığıyla taşınmış olabileceği, aksonlarda ve beyin bariyerinde yerleşebilecek bir nokta bulduğu tahmin ediliyor.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/bacteria-could-actually-be-thriving-inside-the-human-brain-new-evidence-suggests

Devamını Oku

Bilim

Grönland Buz Kalıbının Altında Büyük Bir Jeolojik Sürpriz Keşfedildi

Yayınlandı

üzerinde

Yerkürenin uzak kuzeyinde, neredeyse bir kilometre kalınlığında kıta levhası buzunun altında saklanan büyük bir jeolojik keşif ortaya çıktı. Jeologlar, Grönland’ın büyük bir göktaşıyla çarpıştığına dair kanıtlar buldu. Büyük bir çarpışma kraterinin çapı 31 kilometreye ulaşıyor. Bu boyutlarla bulunan en büyük 25. Krater Grönland’da ortaya çıkmış oldu. Ancak bu krater dünyadaki en yaşlı krater olması ve bir buz tabakasının altında gizlenen ilk krater olmasıyla dikkat çekiyor. Onu yaratan göktaşı en az bir kilometre genişliğinde bir demir canavarıydı. Krater Temmuz 2015’de keşfedildi.

Büyük bir jeolog ekibinden oluşan araştırma grubu keşfin doğrulanması için 3 yıllık bir araştırma yürüttü. Buzun altında gömülü kraterin nasıl farkedilebildiğini merak ediyor olabilirsiniz. Cevap, NASA’nın Kuzey Kutbu Bölgesel İklim Değerlendirmesi ve Operasyonu IceBridge Programı için 1997 ve 2014 yılları arasında araştırmacılar tarafından toplanan radar – sondaj verileridir. Bu yöntem buz tabakasının ya da buzulun altındaki topoğrafyanın haritasını çıkarabilmektedir. Aynı zamandaglasiyologların buz kalınlığını ölçmelerine yardımcı olur ve bu da küresel ısınmadan dolayı buz erimesinin hesaplanmasında faydalıdır.

Bu veri kümelerini inceleyen jeologlar gerçekten sıra dışı bir şey fark ettiler. Hiawatha Buzulu’nun altındaki büyük bir dairesel çöküntü verilerde görülebiliyordu. Araştırmada yer alan jeologlardan Kurt H. Kjær, “Bunun özel bir keşif olduğunu hemen anladık. Ancak bu çöküntünün kökenini doğrulamanın zor olacağı da belli oluyordu” dedi. Bu nedenle Mayıs 2016’da bir araştırma ekibi bölgenin daha detaylı bir araştırmasını yapmak, fotoğraf çekmek ve University of Kansas’ta geliştirilen son teknoloji ürünü bir radarı kullanmak için bölgeye gitti. Birden fazla gözlem yaparak, buzulun üzerinde uçuşlar gerçekleştirildi. Kansas Üniversitesi’nden elektrik mühendisi John Paden , “Buz tabakasının kenarındaki yuvarlak yapıyı, özellikle de yeterince yüksek uçtuğunuzda görebilirsiniz” açıklamasında bulundu.

Çoğunlukla krater uçak penceresinden görünmüyor. Zaten orada olduğunu bilmeden bu çöküntüyü fark etmek oldukça zor. Buzulun yakınındaki kraterden çıkarılan çökeltilerin zemin-temelli ve jeokimyasal analizleri, demirin varlığına işaret eden darbe süreçlerinin kanıtlarını göstermiştir. Bu bulgular, çarpma bölgelerinde yaygın olarak bulunan şok kuvveti ve çarpmanın yoğun ısısıyla ana kayadaki silikadan meydana gelen camı içeriyordu. Krater yaşını kesin olarak tahmin etmek zor. Grönland’ın buzla kaplanmadan önce, en az 3 milyon yıl kadar eski bir tarihte gerçekleştiğine dair kesin kanıtlar var ama son buzul çağının sonlarında yaklaşık 12.000 yıl önce meydana gelmiş olabilir. Bilim insanlarının bir sonraki hedefi buzulun altındaki kratere ulaşmak.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/the-impact-crater-from-a-huge-iron-meteorite-has-been-found-under-greenland-s-ice-sheet

Devamını Oku

Bilim

Türk bilim insanları, pankreas kanserine karşı etken madde geliştirdi

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Ege Üniversitesi’nde pankreas kanserinin erken teşhisi ve tedavisinde kullanılacak, dokulara zarar vermeden kanserli hücrenin ölmesini sağlayan etken madde elde edildi. Ege Üniversitesi (EÜ) Nükleer Bilimler Enstitüsünde, pankreas kanserinin teşhisi ve tedavisinde kullanılacak etken madde geliştirildi. EÜ’den yapılan açıklamaya göre, Nükleer Uygulamalar Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatma Yurt Onaran ve EÜ Tıp Fakültesi Tıbbi biyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cumhur Gündüz’ün öncülük ettiği çalışma ekibi, anti-kanser nitelikli etken madde elde etti. Pankreas kanserinin teşhisinde ve tedavisinde kullanılabilecek etken maddenin diğer dokulara zarar vermeden kanserli hücrenin ölmesini sağladığı ifade edildi.

serinin teşhisi ve tedavisi zor bir tür olduğuna işaret ederek, pankreas kanserinin dünyada en çok rastlanan kanser türleri arasında 13’üncü sırayı aldığına dikkati çekti. Fatma Yurt Onaran, çalışmada pankreas kanserinin teşhisinde kullanılabilecek bir floresans özellikte bir madde sentezlediklerini aktararak, şu bilgileri verdi: “Bu maddeye bir de radyoaktif iyot bağlayarak hem nükleer görüntülemenin hem de floresan görüntülemenin yapılabileceği ajan geliştirdik.

İkili görüntüleme yönteminin avantajı, her iki sistemden alınan veriler birleştirildiği için çok daha net bir görüntü elde edilmesidir. Bu etken madde, pankreas kanserine özel olduğu için normal dokularda olumsuz bir etkiye yol açmıyor. Bu madde aynı zamanda fotoaktif bir özelliğe sahiptir. Belirli bir dalga boyunda ışık uygulandığında oluşturduğu etki sayesinde etken madde kanserli hücrelerin ölmesine neden oluyor. Vücuda girdikten sonra herhangi bir bozulma söz konusu olmayan maddenin elde edilmesi de oldukça ekonomiktir.” Çalışma ekibini ziyaret eden EÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak ise dünya çapında bir buluşa imza atıldığını belirterek, üniversite olarak bu tür çalışmaların maddi ve manevi olarak yanında olduklarını ifade etti. Kaynak: (İHA)

Devamını Oku

Öne Çıkanlar