fbpx
Bizi Takip Edin

Yaşam

Gelecek Yıllarda Beslenme İhtiyacı Tamamen Karşılanabilinir

Yayınlandı

üzerinde

Birçok bilim insanı ve analiz uzmanları, gelecek yıllardaki beslenme ihtiyacının nasıl karşılanabileceğini araştırıyordu. İklim değişikliğinin gıda üretimini derinden etkilemesi ve önümüzdeki 80 yılda dünya nüfusunun 11 milyara ulaşabilme ihtimali, besin dağılımı açısından büyük soru işareti taşıyordu. Ancak haberler iyi. Yapılan araştırmalarda bu sorunun çözüm yolunun bulunduğu söylendi.

Araştırmacı Wim de Vries ”Hepimiz daha sağlıklı ve bitkisel bazlı gıdalarla beslenmeliyiz. Et, süt ve yumurta tüketerek protein ihtiyacımızı karşılamalı ancak, bu besinleri aşırı tüketmemeliyiz. Biraz klasik olacak ama israfı önlemeli ve tarımsal uygulamalarımızı geliştirirsek dünya genelinde besin ihtiyacı karşılanacaktır. Bu önlemlerin hepsini almalıyız. Aksi bir durumda kıtlık her yerde görülecektir. Fazla yağ ve şeker içeren besinleri tükettiğimiz zaman gün içinde daha fazla kaloriye ihtiyaç duyuyor, bunun sonucunda daha fazla tüketiyoruz. Bu durum hem sağlığımızı hem de besin dağılımını olumsuz etkiliyor.” dedi.

Araştırmacalar; iklim değişikliğini, tatlı su kaynaklarını ve ekosistemleri inceledi ve bu unsurların korunması durumunda besin ihtiyacının karşılanacağını belirtti. Eğer beslenme düzenimizde değişikliğe gidersek iklim değişikliğinin bile önlenebileceği söylendi. Araştırmacı Marco Springmann ”Sunduğumuz çözüm yollarını kullanan birkaç ülke var. Ancak bu çözümleri, dünya geneline yaymalı ve birlikte hareket etmeliyiz. Hükumetler ve endüstriyel kuruluşlar arasında beslenme ihtiyacını karşılamak ve çevremizi korumak için anlaşmalar yapılmalı. En önemli çözüm yolu ise; bitkisel bazlı gıda tüketimi. İşbirlikleri bu gıdaları yaygınlaştırmak üzerine olmalı. Hem geri dönüşüm hem de yaşamsal faaliyetler açısından bitki bazlı gıdalar oldukça faydalı.” dedi.
Kaynak: https://www.scientias.nl/het-is-mogelijk-om-in-2050-tien-miljard-monden-te-voeden/

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

İnsan Beyninde Tıpkı Bağırsaktaki Gibi Bakteriler Bulunuyor ve Bu Bakteriler Bağırsaklarla İlişkili

Yayınlandı

üzerinde

İnsan bağırsağında yaşayan mikropların sağlığımızı, genlerimizi ve hatta duygularımızı etkileyen birçok şeyden sorumlu olduğu düşünülmektedir. Bilim insanları sürekli olarak insan mikrobiyomunun ölçeği ve etkisi hakkında yeni keşifler yapıyor. Ancak son kanıtlar özellikle şaşırtıcı. Bu gelişen bakteri krallığı yalnız olmayabilir, ancak kafanızda bulunan ayrı bir “insan beyni mikrobiyomu” ile ilişkilendirilebilir. Bu aşamada bilim insanları sadece ön bulgular elde etti. Birmingham’daki Alabama Üniversitesi’nden araştırmacılar tarafından Neuroscience 2018 yıllık toplantısında bu bulgular sunuldu.

Bu ön bulguların paylaşılmasında amaç henüz diğer bilim insanları tarafından bu alanın gözden geçirilmemiş olabileceğidir. Yani devam eden araştırmaların sonuçlarının paylaşımına yöneliktir. Burada önemli olan, bağırsak mikrobiyotasının beynin işlevini ve davranışını nasıl etkileyebileceği ve modern insan beyninin kendi mikrobiyomuna sahip olabileceği gerçeğidir. Araştırma nöroanatomist Rosalinda Roberts tarafından yönetilen bir ekip tarafından gerçekleştirildi. 34 ölmüş insandan alınan beyin örnekleri araştırma kapsamında incelendi. Bu kişilerin yarısı şizofreni hastalığından muzdaripti. Diğer yarısı ise ölmeden önce beyinsel bakımdan sağlıklı olarak tanımlanıyordu.

Deneyde bilim insanları tanımlama ve nicelendirme için bir dizi kesit analizi gerçekleştirdi. Araştırmacılar, bakterilerin yoğunluğunun, beyin bölgesinde bulunduğu yere göre değiştiğini ve substantianigra, hipokampus ve prefrontal kortekste bol miktarda bakteri bulunduğunu söylüyorlar. Ayrıca astrositler olarak adlandırılan hücrelerde, nöronların nasıl iletişim kurduklarında dair önemli bilgiler yer alıyor. Araştırmacılar bakterilerin beyne nasıl geldiğini bilmiyor. Ancak kan damarları aracılığıyla taşınmış olabileceği, aksonlarda ve beyin bariyerinde yerleşebilecek bir nokta bulduğu tahmin ediliyor.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/bacteria-could-actually-be-thriving-inside-the-human-brain-new-evidence-suggests

Devamını Oku

Bilim

Türk bilim insanları, pankreas kanserine karşı etken madde geliştirdi

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Ege Üniversitesi’nde pankreas kanserinin erken teşhisi ve tedavisinde kullanılacak, dokulara zarar vermeden kanserli hücrenin ölmesini sağlayan etken madde elde edildi. Ege Üniversitesi (EÜ) Nükleer Bilimler Enstitüsünde, pankreas kanserinin teşhisi ve tedavisinde kullanılacak etken madde geliştirildi. EÜ’den yapılan açıklamaya göre, Nükleer Uygulamalar Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatma Yurt Onaran ve EÜ Tıp Fakültesi Tıbbi biyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cumhur Gündüz’ün öncülük ettiği çalışma ekibi, anti-kanser nitelikli etken madde elde etti. Pankreas kanserinin teşhisinde ve tedavisinde kullanılabilecek etken maddenin diğer dokulara zarar vermeden kanserli hücrenin ölmesini sağladığı ifade edildi.

serinin teşhisi ve tedavisi zor bir tür olduğuna işaret ederek, pankreas kanserinin dünyada en çok rastlanan kanser türleri arasında 13’üncü sırayı aldığına dikkati çekti. Fatma Yurt Onaran, çalışmada pankreas kanserinin teşhisinde kullanılabilecek bir floresans özellikte bir madde sentezlediklerini aktararak, şu bilgileri verdi: “Bu maddeye bir de radyoaktif iyot bağlayarak hem nükleer görüntülemenin hem de floresan görüntülemenin yapılabileceği ajan geliştirdik.

İkili görüntüleme yönteminin avantajı, her iki sistemden alınan veriler birleştirildiği için çok daha net bir görüntü elde edilmesidir. Bu etken madde, pankreas kanserine özel olduğu için normal dokularda olumsuz bir etkiye yol açmıyor. Bu madde aynı zamanda fotoaktif bir özelliğe sahiptir. Belirli bir dalga boyunda ışık uygulandığında oluşturduğu etki sayesinde etken madde kanserli hücrelerin ölmesine neden oluyor. Vücuda girdikten sonra herhangi bir bozulma söz konusu olmayan maddenin elde edilmesi de oldukça ekonomiktir.” Çalışma ekibini ziyaret eden EÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak ise dünya çapında bir buluşa imza atıldığını belirterek, üniversite olarak bu tür çalışmaların maddi ve manevi olarak yanında olduklarını ifade etti. Kaynak: (İHA)

Devamını Oku

Bilim

ABD’li bilim insanları parkinsona çare buldu

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Washington DC Georgetown Üniversitesinde bilim adamları, beyindeki zehirli protein birikimleri üzerinde çalışarak parkinson hastalığına karşı savaşacak yeni bir silah keşfetti. “Lewy oluşumları” olarak isimlendirilen zehirli birikimler, sinir hücrelerinin ölümüne yol açarak felç edici hastalıklara neden oluyor. “Lewy oluşumları” düzgün olarak işaretlenemediğinden vücut tarafından doğal yoldan atılamıyor. Lewy oluşumları, unutkanlığa ve vücut üzerinde kas kontrolünü kaybetmeye sebep olan “multi sistem atrofi” denilen çoklu sistem bozukluğuna da yol açıyor.

Bu konuda yapılan çalışmalarda Washington DC Georgetown Üniversitesi Tıp Merkezi’ndeki araştırmacılar, beyindeki doğal atık boşaltma sistemini bozarak zehirli maddelerin birikmesine yol açan “USP13” ismi verilen bir molekül keşfetti. Araştırmacılar, bu molekülün daha önce parkinson hastalığıyla hiç ilişkilendirilmediğini söyledi. “USP13” molekülünün bloke edilmesiyle “Lewy oluşumları”nın vücuttan atılması ve bir daha oluşmasının önlenmesinin mümkün olacağı kaydedildi.

Araştırmacılardan Dr. Xiaoguang Liu, “Bu çalışma USP13 molekülünün Lewy proteinin oluşumu, gelişmesi ve temizlenmesinde etkisine bir delil teşkil ediyor” dedi. Liu, bu molekülün parkinson ve sinir dejenerasyonuna neden olan diğer benzer oluşumların tedavisinde de etkili olabileceğini söyledi. Araştırmacılar, hayatını kaybetmiş parkinson hastaları ve hasta olmayanların beyinlerinde yaptıkları karşılaştırma sırasında bu molekülü keşfetti. Araştırmacılar, parkinson hastalarında USP13 molekülünün ve Lewy oluşumlarının parkinson olmayanlardakine kıyasla çok daha fazla olduğunu tespit etti.

Araştırmacılar, farelerde USP13 proteini bloke edildiği zaman beyindeki Lewy oluşumlarının temizlendiğini ve yeniden oluşmasının engellendiğini, böylece hücre ölümlerinin engellendiğini, hareketlerinin iyileştiğini tespit etti. Araştırma ‘Journal Human Molecular Genetics’ dergisinde de yayımlandı. Vücudun beyindeki istenmeyen proteinleri atması için önce onların işaretlenmesi gerekiyor. USP13 molekülünün bloke edilmesi ile işaretleme süreci başladığından zararlı birikimlerin vücuttan atılma işlemi çalışıyor. Böylece USP13 molekülünden kurtularak beyin kendisini zararlı proteinlerden temizliyor ve sinirlerin tahrip olmasından kaçınılıyor.
Kaynak: https://www.medicalnewstoday.com/articles/323690.php

Devamını Oku

Öne Çıkanlar