fbpx
Bizi Takip Edin

Bilim

Gelecekte Aşırı Sıcaklar Sebebiyle Yaşanmayacak Yerlerin Listesi Açıklandı

Yayınlandı

üzerinde

Bilim insanları tarafından yapılan araştırmalar sonucunda iklim konusunda geri dönülemez bir noktaya girildiği ortaya konuyor. 2100 yılına kadar bazı yerlerde yaşam ihtimali tamamıyla ortadan kalkacak. Türkiye’de açıklanan yaşanmayacaklar yerler listesinde tehlikeli bir konumda bulunuyor.


Her sene daha sıcak bir yaz olacağına dair meteoroloji yetkililerinden duymaya alıştığımız standart sözler sebebiyle bunu önemsemesek de bilim insanları gerçekten her senenin bir öncekinden daha sıcak olacağını açıkladı. 1980’lerden itibaren artışa geçen sıcaklıklar doruk noktasına ulaştı.


Gerçekleştirilen araştırmada 1951 ile 1980 yıllarındaki yaz sıcaklıkları analiz edildi. Araştırmacılar o dönemde üç kategoride sıcaklık olduğunu tespit etti. Bu sıcaklıklardan üçte bir oranı ortalama sıcaklıkken, üçte biri sıcak, üçte birisi de soğuktu. Aynı araştırma 2005 ile 2015 yıllarında yapıldığındaysa üçte ikisi sıcak ve %15 oranında aşırı sıcak bulgular tespit edildi. 2017 Haziran ayı son 137 yılın en sıcak üçüncü Haziran’ı oldu. 2017 Haziran ayını geçen diğer 2 sene ise 2015 ile 2016 yılları.


Bilim insanları tarafından bazı sıcak hava dalgalarının 2100 yılına kadar Dünya üzerindeki bazı bölgeleri yaşanmaz hale getireceğini vurguluyor. Bu alanlar genel itibariyle Ekvatora yakın bölgeler. Türkiye bu bölgelerin tam sınırında yer alıyor.


Eğer 2017 yılı beklendiği gibi soğuk geçerse bilim insanları 2018’inde 2015 ve 2016 yıllarından daha soğuk olacağını açıkladı. Yine de küresel ısınmanın atlatılabilmesi için daha soğuk zamanlar gerekiyor.
http://www.dailymail.co.uk/sciencetech/article-4740832/Summers-really-getting-hotter.html

Bilim

Blim insanları, dünyanın çekirdeğinin katı olduğunu doğruladı

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Avustralya Ulusal Üniversitesi’nden bilim insanları tarafından yapılan çalışma, Dünya’mızın oluşumu hakkında daha detaylı bilgilere ulaşmamızı sağlayabilir. Doç. Dr. Hrvoje Tkalcic, yaptıkları çalışmayla Dünya’nın merkezinin katı olduğundan emin hale geldiklerini ifade ediyor. 1930-1940’lı yıllarda yapılan çalışmalar Dünya’nın merkezinin katı olabileceğini göstermişti. Bu keşif zamanında jeoloji biliminin “Kutsal Kase”si olarak tanımlanmıştı.

Bilim insanları bu kez kesme dalgalarını inceleyerek bu sonuca ulaşmışlar. Kesme dalgaları yalnızca katı maddeler üzerinde ilerler. Bundan hareketle araştırmalarını yapan bilim insanları, merkezden gelen bu dalgaları ölçtükleri takdirde katılığından emin olacaklarını düşünmüşler. Kesme dalgaları, katı bir tabakanın alt ve üstünden zıt yönlü eşit iki kuvvete maruz kalması neticesinde katmanın kırılmasıyla oluşan dalgalardır.

Güce maruz kaldığında kırılmayan maddelerde bu dalgalar oluşmazlar. Katı tabakalar ise güç neticesinde “kesilerek” bu dalgaları oluşturacaktır. Öte yandan kesme dalgaları çok küçük ve güçsüzdür. Bu nedenle ölçülmeleri de oldukça güçtür. Dünya’nın merkezinden gelen olası dalgaları ölçmek isteyen bilim insanları, gezegende konuşlu sismik ölçüm merkezlerinden gelen tüm verileri birbirleriyle ilişkilendirmişler. Ölçümlerinde hassasiyeti yakalamak için de büyük bir depremden sonra 3 ila 10. saat arasında oluşan dalgaları incelemişler. Oldukça çok sayıda detaylı veriyi inceleyip ilişkilendiren bilim insanları adeta Dünya’nın parmak izini çıkarmışlar. Araştırmacı Tkalcic, ölçümleri sonucunda Dünyanın çekirdeğinin katı ve sanıldığından daha yumuşak olduğunu tespit ettiklerini ifade ediyor.

Dünya’nın merkezinin sertliği altın ve platin ile benzerlik gösteriyormuş. İç çekirdeğin adeta bir zaman kapsülü gibi olduğunu belirten Tkalcic “eğer çekirdeği anlayabilirsek Dünya’nın nasıl oluştuğunu ve şekillendiğini anlayabiliriz” diyor. Küresel teknolojik imkanların artmasıyla bilim insanları Dünyamız hakkında daha detaylı bilgilere ulaşmaya başladılar. Örneğin Dünyanın merkezinin hala tam olarak kaç derece olduğu bilinmiyor. Bu sorulara cevap bulmaları halinde bilim insanları, Dünyamızın oluşumu ve hayat için gerekli olan unsurları anlamaya bir adım daha yaklaşacaklar.
Kaynak: http://www.anu.edu.au/news/all-news/anu-researchers-confirm-earth%E2%80%99s-inner-core-is-solid

Devamını Oku

Bilim

Bill Gates ve Larry Page’ten evrensel grip aşısına 12 milyon dolar bağış

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Microsoft ve Google’ın kurucularından sağlık konusunda önemli bir hibe geldi. Bill Gates ve Larry Page, evrensel grip aşısı geliştirmeye çalışan araştırmacılara 12 milyon dolar bağışta bulunacak. Teknoloji dünyasının en büyük isimlerinde ikisi evrensel grip aşısı çalışmalarına destek vermek için bir araya geldi.

Microsoft’un kurucu ortağı Bill Gates ve Google’ın kurucularından Larry Page, grip için evrensel bir aşı geliştirmeye çalışan araştırmacılara 12 milyon dolar bağışta bulunma sözü verdiler. 12 milyon dolarlık hibe parası, bireysel araştırma projeleri için 2 milyon dolarlık bağışlar halinde bölünecek. Bu paralar hayvan denekler üzerinde veri toplanmasını finanse etmek için kullanılacak. Sonrasında ise en umut vadeden araştırmacılar, aşının insan denemelerine getirilmesi için 10 milyon dolara kadar ek hibe başvurusu yapabilecek.
Oyunu değiştirecek proje aranıyor

Konuyla ilgili STAT News’e bir açıklama yapan Bill Gates “Evrensel bir grip aşısının sadece pandemik riski ortadan kaldırmayacağını aynı zamanda önemli sağlık faydalarının olacağını düşünüyorum” dedi. Gates ve Page, mevcut tedavilerdeki artan iyileşmelerin aksine “oyun değiştiren” finansman projelerine ilgi duyduklarını söylediler.
Öte yandan bu hibelerden yararlanmak isteyen araştırmacıların hızlı çalışmaları gerekecek. Bill ve Melinda Gates Vakfı, hibe almaya hak kazanabilmek için araştırmacıların 2021 yılına kadar insan testine hazır olmaları gerektiğini söylüyor
Kaynak: https://qz.com/1263599/bill-gates-is-donating-12-million-to-help-develop-a-universal-flu-vaccine/
Editör / Yazar: Ezgi SEMİRLİ

Devamını Oku

Bilim

Beynin, konuşmayı nasıl kodladığıyla ilgili sırrı açığa çıktı

Yayınlandı

üzerinde

Stephen Hawking gibi tamamen felç olmuş insanlarla iletişim sağlayabilmek için kod çözme teknolojisi beyindeki sinyalleri konuşmaya çevirebiliyor. Stephen Hawking gibi insanlar ne söylemek istediklerini düşünebilirler ancak kaslarını hareket ettiremedikleri için konuşamazlar. İletişim kurmak için, bir kişinin kelimelerini bir defada hecelemek, kişinin gözünü veya yanak hareketlerini algılayan cihazlar kullanılabilir ancak bu süreç çok yavaş ve doğal değildir. Bilim insanları;  beyin, dil, damak, dudak ve gırtlağa gönderdiği komutları çözmek için “bir beyin makine ara yüzü (BMI)” geliştirerek bu felce uğramış veya “kilitlenmiş” bireylerin daha sezgisel iletişim kurmasını amaçlıyorlar. Bu sistemde kişinin söylemek istediklerini,  beyin makine ara yüzü (BMI) konuşmaya dönüştürür.

Northwestern Medicine ve Weinberg Sanat ve Bilim Üniversitesinde yapılan yeni araştırmalar, beynin konuşmayı nasıl kodladığıyla ilgili yeni verileri kullanarak, konuşmayı beyin-beyin makinesi ara yüzü ile gerçekleştirmeye çok yaklaştı. Bilim insanları, bu sistemde,  beyin hareket komutlarını kol ve el hareketlerine benzer bir şekilde kullanmayı başardı. Bunu gerçekleştirmek için araştırmacılar beynin iki bölümünden sinyaller kaydedip, bu sinyallerin temsil ettiği kodları deşifre ettiler. Farklı temsiller beynin iki farklı bölgesinde de ortaya çıkar. Northwestern Üniversitesi’nde nöroloji ve fizyoloji profesörü olan baş araştırmacı Dr. Marc Slutzky, “Bu keşif, BMI sistemlerinde daha iyi konuşma için kısa çözücüler oluşturmamıza yardımcı olabilir. Bu da bizi tekrar felçli olan insanlara yardım etme hedefimize yaklaştıracak” dedi. Bu keşif ayrıca, yetişkinlerde inme sonrası, çocuklarda konuşma apraksisi gibi diğer konuşma bozuklukları olan insanlara da yardımcı olabilir. Konuşma apraksisinde, bir birey konuşma kodlarını beyninden konuşulan dile çevirmekte zorluk çeker.

Kelimeler, beyninizden konuşmaya nasıl çevrilir?
Konuşma; dudaklar, dil, damak ve larinksin koordineli hareketleri ile üretilen fonem olarak adlandırılan bireysel seslerden oluşur ancak bilim insanları tam olarak, eklem hareketleri denilen bu hareketlerin beyin tarafından nasıl planlandığını bilmiyorlardı. Özellikle, serebral korteksin konuşma üretimini nasıl kontrol ettiği tam olarak anlaşılmamıştır ve beyinde jest temsili kanıtı gösterilmemiştir. Slutzky, “Beyin konuşma motor alanlarının, beyin motor alanlarını tutacak benzer bir organizasyona sahip olacağını varsaydık.” Dedi. “Precentral Korteks dudakların, dilin, damağın ve gırtlağın hareketlerini (jestlerini) temsil ederdi ve daha yüksek seviyedeki kortikal alanlar fonemleri daha fazla temsil ederdi. Tam olarak bulduğu şey bu. Slutzky, “Beynin konuşma üretmek için yardım eden iki bölümünü inceledik.” Dedi. Precentral korteks, fonemlerden daha büyük ölçüde jestleri ve daha yüksek seviyeli bir konuşma alanı olan inferior frontal korteks, hem sesleri hem de jestleri temsil eder.

Beyin sinyallerini çözmek için beyin cerrahisinde hastalarla sohbet etmek
Kuzeybatı bilim insanları, beyin tümörlerini tedavi etmek için beyin ameliyatı geçiren hastalarla elektrotlar kullanarak kortikal yüzeyden beyin sinyalleri kaydettiler. Hastalar ameliyat sırasında uyanık olmalıydı, bu yüzden araştırmacılar bir ekrandan kelimeleri okumalarını istedi. Ameliyattan sonra, bilim insanları, hastaların fonemler ve jestler ürettiği zamanları işaretledi. Daha sonra, her bir kortilksal alandan kaydedilen beyin sinyallerini, hangi fonemlerin ve jestlerin üretildiğini çözmek için kullandılar ve kod çözme doğruluğunu ölçtüler. Primerral kortekste beyin sinyalleri, fonemlere göre jestleri çözmede daha doğruydu; alt frontal kortekste bulunanlar ise hem fonem hem de jestleri çözmede eşit derecede iyiydi. Bu bilgi, dilbilimsel üretim modellerini desteklemiştir. Ayrıca bu beyin bölgelerinden gelen konuşmaların kodunu çözmek için beyin makine ara yüzleri tasarlamada mühendislere yardımcı olacaktır. Araştırmaların bir sonraki adımı, sadece jestleri deşifre etmekle kalmayacak, aynı zamanda şifrelenmiş jestleri sözcükler oluşturacak şekilde birleştirecek beyin makine ara yüzleri için bir algoritma geliştirecektir.
Kaynak: https://www.sciencedaily.com/releases/2018/09/180926140827.htm
Editör/Yazar: Gizem Şahin

Devamını Oku

Öne Çıkanlar