fbpx
Bizi Takip Edin

Bilim

Gen Mühendisliği Sayesinde Dünya’nın İlk Mavi Krizantem Çiçeği Yapıldı

Yayınlandı

üzerinde

Gerçekten mavi renkli olan çiçekler doğada nadir olarak bulunmaktadır. Araştırmacılar normalde pembe veya kırmızı olan çiçeklere iki gen ilave ederek mavi krizantem çiçeği yapmayı başardı. Bu çalışmanın diğer türlere de uygulanması mümkün. Artık mavi renkli çiçek açmasını isteyenler çiçekleri boyamak zorunda kalmayacaklar.
Japonya’da bulunan Tohoku üniversitesi’nde araştırmalar yürüten biyokimya uzmanı Toru Nakayama mavi krizantem çiçeği için, “Bu iş cidden çok etkileyici. Gerçek bir mavi çeşidi bulunmayan birkaç popüler tür var” dedi.


Herkes daha önce mavi renkli çiçek gördüğünü düşünüyor. Bu bazı durumlar için geçerli olsa da Royal Horticultural Society’nin renk ölçeğine göre bu çiçeklerin çoğu aslında menekşe ya da mor renkteler. Çiçekçiler ve bahçıvanlar tarafından her zaman yeni renk bir çiçek üretmek önemlidir. Ancak popüler olan gül gibi süs çiçeklerinde canlı bir mavi renk yapabilmek oldukça zordur. Gainesville’deki Florida Üniversitesi’ndeki bitki biyoteknoloji uzmanı Thomas Colquhoun, “Bunu uzun bir süredir yapmaya çalışıyoruz ve hiçbir zaman mükemmel sonuç vermedi” diyor.


Gerçekte mavi bir çiçek üretmek karmaşık bir kimya gerektirir. Yapraklar, gövde ve meyvede bulunan antosiyaninler-pigment molekülleri, şekerler veya diğer atom gruplarına bağlı olarak bir çiçeğin kırmızı, mor veya maviye dönüşmesine neden olan birçok halka bulunmaktadır. Ayrıca bitki hücresinin hangi koşullarda olduğu da önemlidir.Yani delphinium gibi bir mavi çiçekten bir antosiyanini nakletmek daha önce yapılan çalışmalarda hiçbir işe yaramadı.
Tsukuba, Japonya’daki Ulusal Tarım ve Gıda Araştırma Örgütü’nden bir bitki biyologu olan Naonobu Noda, önce Canterbury zili denilen mavimsi bir çiçekten bir geni krizantem haline getirerek bu sorunu çözdü. Gen proteini, çiçeklerin kırmızımsı yerine mor olarak görünmesini sağlamak için krizantem antosiyanini değiştirdi. Mavi’ye yaklaşmak için, Noda ve meslektaşları daha sonra, mavi çiçek açan kelebek bezelyesinden ikinci bir gen ekledi. Bu genin proteini, antosiyanine bir şeker molekülü ekledi. Bilim adamları, üçüncü bir gen eklemek zorunda kalacaklarını düşünüyorlardı, ancak krizantem çiçekleri sadece iki gen ile mavi rengi aldılar.

Kaynak: http://www.sciencemag.org/news/2017/07/scientists-genetically-engineer-world-s-first-blue-chrysanthemum

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

Bilim insanları, CRISPR ile DNA yerine RNA düzenleyebilecek

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

CRISPR hiç şüphesiz yaşam bilimlerindeki çalışmalara büyük bir ivme kazandıracağı aşikar. Bu teknoloji ile çok kısa sürede sonuçlar alınmasının yanında maliyeti bakımından diğer teknolojilere göre çok daha uygun. CRISPR teknolojisi son 10 yıldır en çok ilgi duyulan gen düzenleme teknolojisidir. Bilim insanları, gen düzenleme teknolojisi CRISPR ile Deoksiribo Nükleik Asit (DNA) yerine Ribo Nükleik Asidi (RNA) hedef alabilen bir enzimin moleküler yapısının haritasını çıkarmayı başardı.

Techcrunch’ın haberine göre, ABD’de Salk Enstitüsünde görevli uzmanlar, gen düzenleme teknolojisi CRISPR ile RNA’nın hedef alınabileceği Cas13d enziminin moleküler yapısını ayrıntılarıyla saptadı. Çalışmanın, gen düzenleme teknolojisinde hücre içindeki fonksiyonların daha kusursuz yönlendirilmesine olanak sağlayacağına inanılıyor. Araştırmanın ayrıntıları “Cell” dergisinde yayımlandı. Münferit hücre içindeki kusurların ortadan kaldırılması için Cas9 enzimiyle DNA’nın hedef alındığı gen düzenleme teknolojisinin, sanılandan daha büyük genetik yıkıma neden olabileceğinden endişe ediliyor.

Bilim adamları, RNA’yı hedef alan CRISPR-Cas13d enzimiyle hücrelerin işlettiği mekanizmaların düzenlenebileceğini, genin üzerinde kalıcı ve potansiyel tehlike oluşturan değişiklikler yapılmayacağına işaret etti. Araştırma ekibinden Hanna Gray Fellow, “DNA sabittir, sürekli değişen, DNA’dan kopyalanan RNA iletileridir. Doğrudan RNA’yı kontrol ederek bu iletileri düzenlemek, hücrenin kaderini etkilemek açısından önemli olası sonuçlar barındırıyor.” ifadesini kullandı.
Kaynak: https://www.genengnews.com/gen-news-highlights/detailed-structure-of-crispr-enzyme-for-rna-editing-technology-described/81256259

Devamını Oku

Bilim

Ahtapot ve İnsan Beyni Arasında Benzerlik Keşfedildi

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Johns Hopkins Üniversitesi’nden nörobiyolog Gül Dölen ve evrimsel biyolog Eric Edsinger, insanlar ve ahtapotlar arasında genetik bir benzerlik keşfetti. Araştırmada ahtapotlara, MDMA ve ecstasy adlı kimyasal ilaçlar verildi. Kimyasal ilacın etkisinde olan ahtapotlar, insanların MDMA ve ecstasy kullandıktan sonra verdikleri tepkinin aynısını verdi.

Laboratuvar sonuçlarında; ahtapot ile insan beyni arasındaki anatomik farklılıklara rağmen, serotonin taşıyıcı geninde moleküler benzerlikler olduğu tespit edildi. Ahtapotların ilaçlardan sonra mutluluk, depresyon ve üzüntü duygularında değişimler yaşadığı gözlemlendi.

Gül Dölen ”İnsanlar da MDMA ve ecstasy alındığında mutluluk, depresyon ve üzüntü duygularında değişimler yaşıyor. Ahtapotların ilaca verdiği tepkiler de aynen böyleydi. Bu sonuçlar sayesinde, psikiyatri ilaçları ve antidepresanların dozları daha verimli ayarlanabilecek.” dedi.(+Nörotransmitter: Nöronlar arasında veya bir nöron ile başka bir hücre arasında iletişimi sağlayan kimyasallara nörotransmitter denir.)
(+Serotonin: İnsanda mutluluk, canlılık ve zindelik hissi veren bir nörotransmitterdir. Eksikliğinde depresif, yorgun, sıkılgan bir ruh hali görülür. Yapısal olarak monoamin grubuna girer ve triptofan aminoasitinden sentezlenir. )
Kaynak: https://www.sciencealert.com/california-two-spot-octopus-octopus-bimaculoides-prosocial-behaviour-mdma-ecstasy-serotonin?perpetual=yes&limitstart=1
Editör / Yazar: Kuzey KILIÇ

Devamını Oku

Bilim

Probiyotik Bakterilerinin Şok Edici Sırrı: Elektrik Üretiyorlar

Yayınlandı

üzerinde

Bugüne kadar, elektrik üreten bakterilerin çoğu garip ortamlardan gelmiştir.Ancak araştırmacılar hem mikrojen hem de probiyotik olmak üzere insan mikrobiyomunda 100’den fazla elektrik üreten değer bulmuşlardır. Bakterilerin elektrojenik yetenekleri, enfektivitede veya peynir ve yoğurdu nasıl fermente ettikleri açısından önemli olabilir.

Listeria bakterisi, hücre duvarları boyunca elektronları, her yerde bulunan flavin molekülleri (sarı noktalar) ile desteklenen küçük akıntılar olarak çevreye taşır. Mayınlar ve göllerin dibi gibi egzotik ortamlarda elektrik üreten bakteriler bulunurken, bilim adamları ev halkına daha yakın bir kaynağa yöneldiler: insan bağırsağı. Kaliforniya Üniversitesi’den bilim insanları, yaygın bir ishale neden olan bakteri Listeriamonocytogenes’in, bilinen elektrojenik bakterilerden tamamen farklı bir teknik kullanarak elektrik ürettiğini ve yüzlerce başka bakteri türünün de aynı süreci kullandığını keşfettiler.

Bu kıvılcım bakterilerinin çoğu, insan bağırsağı mikrobiyomunun bir parçasıdır ve birçoğu, gıda kaynaklı hastalık listeriyozuna neden olan ve aynı zamanda düşüklere de neden olabilen patojeniklerdir. Kangrene ( Clostridiumperfringens ) ve hastane kaynaklı enfeksiyonlara ( Enterococcusfaecalis ) ve bazı hastalıklara neden olan streptokok bakterileri oluşturan diğer bakteriler de elektrik üretmektedir.

Lactobacilli gibi diğer elektrojenik bakteriler, yoğurdun fermente edilmesinde önemlidir ve birçoğu probiyotiktir. Bu keşif bakterilerin bize nasıl bulaştığı konusunda çok şey söyleyebilir veya sağlıklı bir bağırsağa sahip olmamızı sağlayabilir. Aynı zamanda mikroplardan canlı piller oluşturmaya çalışanlar için oldukça sevindirici bir haber. Bu tür “yeşil” biyoenerjetik teknolojiler, örneğin atık arıtma tesislerinde bakterilerden elektrik üretebilir.
Kaynak: https://www.sciencedaily.com/releases/2018/09/180912133442.htm

Devamını Oku

Öne Çıkanlar