Bizi Takip Edin

Uzay

GEZEGENLER NEDEN KÜRESELDİR?

Yayınlandı

üzerinde

Güneş sistemimizdeki her gezegenin, cüce gezegenin, ayın ve tek yıldızımızın küresel olduğunu biliyor ve bunu hiç garipsemiyoruz. Hiç, durup neden sorusunu yöneltmiyoruz. Aslında, oturup düşünüldüğü vakit, evrenin en temel dinamiklerine yönelecek, hoş bir konu olduğunun farkına varamıyoruz. Bugün, farkına varamadığımız bu konuyu, oturup düşünmeye vakit ayırmadığımız harika bir mekaniği anlamakla uğraşacağız, gezegenlerin, neden küresel olduğunu…

Bu sorunun cevabı, evrenin iki en temel davranışından geçiyor; denklik ve simetri. Evren, enerjiyi ve kütleyi eşit dağıtarak stabilize olmayı hedefleyen bir yapıya sahip. Eşitlenmeyen sistemler, sürekli bozunuma doğru gitmektedirler. İnşa ettiğimiz sistemlerin, her türlü basınç, sürtünme gibi kuvvetler tarafından eşitlenmesini amaçlamaktayız. Aksi takdirde, inşa edilen sistem çökecektir. Atomlar dahi aynı prensibe uymaya özen göstermektedir. En düşük enerji seviyesinde bulunmaya çalışırlar. Elektronlar en düşük enerji seviyesinde yörünge almaya meyillidirler.

dunyanin-hizi
Kütle ve kütle çekimi de aynı prensip ile çalışmaktadır. Kütle çekimi, kütle doğası gereği, cisimin merkezine doğru olan çekim kuvvetidir. Merkez itibari ile, cismin her türlü köşesine dağılır ve cismin madde yapısını, kendi çekim kuvveti ile bir arada tutar. Kütle çekimi, kütle ile orantılı bir değişkendir. Bu yüzden, küçük gök taşları, şekilsizdirler. Kütle çekimi, ezici bir rol oynamamaktadır. Fakat, kütle arttıkça sistemdeki dengesizlik stresi de artacak ve şekil değiştirmeye başlayacaktır. Kütle çekimi, simetri gereği kütlenin her noktasına eşit dağılma eğilimine geçecektir. Maddenin, üç boyutlu evrende şekillendiğini göz önünde bulundurursak eğer, neden küresel şekle girmek istediğini daha iyi kavrayabiliriz. Küre, her türlü eksende çevrilse dahi aynı formu korumaya devam eder. Küre için x, y, ve z eksenleri bir değişken yaratmaz. Kürenin merkezinden yüzeyine her uzunluk ( r ) eşittir. Simetri açısından küre, bu nedenlerden dolayı büyük kütlelilerin dönüşmeye çalıştığı formdur.
Denklik, simetrinin hedeflediği formda, kütlenin nasıl dönüştüğünü anlatacak kısımdır. Gezegenler, tamamen katı bir taştan oluşmazlar. Hareket edebilecek ve belli birimlere bölünebilecek toprak, kum gibi materyaller de bulundururlar. Mesela, benim bulunduğum apartman, bir toprak kütlesi üzerinde dikili durmaktadır. O kütle, bir başka kütlenin daha üzerinde durmaktadır ve bir basınç oluşturur, apartmanı taşıyan kütleyi taşıyan kütle, bir başka kütle üzerinde daha bulunmaktadır vesaire, vesaire…bu üst üste binmeler, Dünya’nın çekimsel merkezine kadar devam etmektedir. Bu kütleler, iki ezici kuvvet altında eşitlenmek zorundadırlar, basınç ( P ) ve kütle çekimi ( g ). Basınç, bir üst kütleden, alt kütleye uygulanan dış kuvvettir, kütle çekimi ise bu iki kütleyi aşağı çeker. Bu dış ve aşağı kuvvetler, zıt yönlerde olduğu için, birbirlerini nötralize ederler. Bir cisme, iki zıt vektörden uygulanan F kuvvetleri gibi düşünebiliriz bu etkiyi, şimdilik. Kuvvetler, doğudan 5 N, batıdan 5 N şeklindeyse, cisim (sabit ise) sabit kalmaya devam eder. Fnet, sıfırdır çünkü. Pekala, aklınıza hemen şu soru gelmiş olabilir, “Dünya tam küre değil ki, ekvatordan geniş, o nasıl oluyor?”. Dünya ekvatordan geniş, pekala bu etki, bahsettiğim basınç dinamiğinden dolayı değil. Ekvatora daha fazla kütle eklersek neler olacağından bahsettikten sonra, Dünya’yı geoit yapan etkenlere girişmek istiyorum.

katar-yeni-gezegen-kesfi
Ekvatora fazladan kütle eklersek, Dünya’nın çekimsel merkezine doğru giden kütle bindirmelerinin sayısı artar. Basınç (katı basıncı), ağırlığın kişiliğinden gerçekleştiği üzere, dikey bindirmeler kütle çekimi ile yine nötralize olur. Lakin, basınç her yöne yapılan bir kuvvettir. Önceki paragrafta bunu işin içerisine katmadık çünkü, ihtiyacımız yoktu. Şu anda ise, önemli bir faktör. Kütleler, yanındaki kütlelere de basınç bindirerek stres yaratır. Dünya’nın kendi formunun şekillendirdiği, yani eşlediği kütleden fazla, ek olarak biz ekvatora kütle yüklediğimiz için bu stres, stabilize olmaz. Her yöne uygulanan bir kuvvet olduğu için de, bu kütleler yüzeye tutunamaz ve eski forma dönene kadar, Dünya’nın yüzeyini terkederler.
O zaman, nasıl oluyor da ekvator daha geniş? O toprakların da Dünya’yı terketmesi gerekmez mi? Hayır, çünkü başka faktörlerle bu yayılım eşitlenmektedir! Ekvatorun yayvan olması, kutupların basıklığından dolayıdır. Bu ezilme de, Dünya’nın açısal momentumundan kaynaklanır. Dünya, kendi etrafında dönüyor ve bunun sayesinde gece gündüzü yaşatıyor. Bu dönüş, merkezkaç kuvvetini de dahil ederek, kütleyi disket formatına iter. Galaksiler, bu açısal momentumun kütlenin kendi çekimine dominant olması ile gösterilecek örneklerden sayılabilir. Kütleler, mekana o kadar yayılmıştırlar ki, kendi merkezcil çekimini besleyemiyor ve spin kuvveti ile disk formuna yayılıyorlar. Bu formun kendi kütlesel çöküşü çok yavaştır fakat, uygun ortamlarda küresel forma çökebilirler. Dönüşün hızlanması, bu çöküşü de hızlandırır. Dönerken kollarımızı içimize çekince hızlanmamızla aynı etkiden dolayı. Dünya, aynı etkiye maruz kalmaktadır fakat, kütle çekimi açısal momentumuna dominant olduğu üzere, küresel formunu koruyabilmektedir. Aynı basınç-kütle çekimi denkliği ve çekimin simetrik yayılma prensibi, yıldızlarda da çalışmaktadır. Tabii, basınç yerine yıldızın füzyon enerjisi gibi farklılıklar işin içerisine girmektedir…

Kısacası, bu küreselleşmenin, kütle çekiminin eşit yayılma isteği ile başladığını söyleyebiliriz. Eğer, kütle çekimi, açısal momentuma dominant ise, cisim küresel forma sahip olur, eğer açısal momentum dominant ise, cisim disket formuna geçer. Evrenin, en temel davranış biçimi…

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Uzay

Elon Musk’ın Mars’ı Kolonileştirme Planı Yayınlandı

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Elon Musk’ın Mars’ı kolonileştirme planlarını yayınladı. Mars’a nasıl ulaşacağını ve oraya vardığında ne yapmak istediğini anlatıyor. Musk tarafından yazılan “Making Life Multi-Planetary” başlıklı makale the peer-reviewed journal New Space’te yayınlandı ve artık resmi olarak akademik literatürün bir parçasıdır. Geçen yıl Eylül’de Avustralya’daki Uluslararası Astronomi Kongresi’nde yapmış olduğu sunuma benzer bir makale. Konferansta, iki büyük duyuru yaptı; Marsı kolonileştirme planı ve ”Earth to Earth” başlatma planı, dünyanın herhangi bir yerinden bir başka şehre 30 dakika içinde ulaşabilen roket tabanlı taşıma sistemi.Bu hedeflerin her ikisini de başarmak için yepyeni bir roket inşa etmesi gerekiyor. BFR olarak adlandırılan araç tamamlandığında dünyanın en büyük, en ağır ve en güçlü fırlatma aracı olacak. BFR’nin en son güncellemesine göre, tek seferde 100 kişiyi Mars’a taşıyabilecek büyüklükte olduğu bildiriliyor. Musk şimdilerde yapılmış en güçlü roket olan ”Falcon Heavy”i geçenlerde fırlattı. Bu versiyon, Falcon 9 ve BFR arasında bir çeşit köprü gibi. Musk, BFR’nin Falcon ve Ejderha programlarını “cannibalize” edeceğini söyledi. Kolonizasyon planına göre Musk ‘ BFRler kırmızı gezegene 2022’de varacak. Taşıma ve inşaat malzemeleri taşıyan iki araç önceden gönderilecek ve bekleyecektir. İki yıl sonra, 2024’te ikisi kargo taşıyan ve diğer ikisi de personel taşıyan 4 BFR karaya oturtulacak. Mars’ta altı roket gemisi, küçük bir koloni kurmak ve bir şehir inşa etmeye başlamak için yeterli olmalı’ dedi.Mars’ta doğal ortam oluşturma fikri orayı yaşanacak güzel bir yer haline getirmek içindir. İlk adım insan habitatları ve güneş enerjisi üretim tesisleri inşa etmektir. Bir sonraki adım ise gezegen terraformasyonu. Mars’taki karbondioksit ve suyu kullanarak, itici gaz üretimi yerel olarak başlayabilir. Musk bütün bunların yanında Ay’a üs inşaa etme niyetinde. Sunumda ” 2017’deyiz, şimdiye kadar bir Lunar üssümüz olmalıydı! Neler oluyor?” dedi.
Kaynak: https://www.ibtimes.co.in/elon-musks-mars-colonization-plans-published-here-are-highlights-765052

Devamını Oku

Bilim

NASA Bizi Büyük Asteroidlerden Korumayı Başaramayabilir

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

21 Eylül 2135’te, büyük bir gök taşının dünyaya çarpma ihtimali var. Araştırmacılar 500 metre genişliğindeki asteroidin dünyamıza çarpmasını önlemenin mümkün olamayacağını söylüyor. NASA’nın en üstün teknolojisinin bile böyle bir tehlikeye karşı yetersiz kalabileceği ile ilgili uyarılarda bulunuluyor. Bilim insanları problemi çözmek adına HAMMER adında bir plan geliştiriyor. Uluslararası Nükleer Güvenlik Yönetimi’nden ve NASA’dan bilim insanları nesnenin yönünü değiştirmek için bir uzay aracı kullanılabileceklerini söylüyor. Fakat, yeterli zaman olmazsa, uzmanlar nükleer silah kullanımının daha iyi bir yöntem olabileceğine dair uyarıyor.Araştırmalar, İnsanlığın sonunu getirecek, 500 metre genişliğindeki dünyaya çarpma ihtimali olan çok büyük bir asteroidin NASA tarafından bile durdurulamayacağını gösteriyor. Daily Mail’in raporuna göre de, 2135’te olması beklenen çarpışmayı durdurmak mümkün olmayabilir.
Buzz Feed News , 21 Eylül, 2135’te gerçekleşmesi beklenen çarpışmanın 2,700’de 1 olma ihtimalini raporladı.Uzmanlar, bu büyüklükteki bir gök taşının en gelişmiş teknolojiler kullanılsa bile yetersiz kalabileceğinin altını çiziyor.”Bennu” adı verilen karbon içerikli bu asteroid LİNEAR tarafından 11 Eylül, 1999’da keşfedildi. Robert Marcus, H. Jay Melosh Gareth Collins’in araştırmalarına göre her 130 yılda 1 bu tür asteroidlerin dünyaya çarpması beklenebilir. 2015’te yapılan çalışmalarda, bu esteroidin çarpma ihtimalinin en yüksek olduğu gezegen Venüs (26%), ardından Dünya(10%) ve Merkür (3%). Marsa çarpma ihtimali ise yalnızca 0.8% ve Jupiter’e çarpma ihtimali ise 0.2%. Bilim insanları, bu denli büyük bir çarpışmanın sonuçlarının iyi olamayacağını ve medeniyeti ortadan kaldırabileceğini söylüyor.Hesaplamalara göre, çarpışmanın oluşması halinde beklenen kinetik enerji 1200 megaton olabilir. Bilim insanlarının ortaya çıkardığı HAMMER; bir uzay aracının asteroide çarptırılarak yönünü değiştirmeye yönelik bir plan. Hammer 9 metre ve 8.8 tonluk bir uzay aracı. Şu anda, oldukça büyük olan bu astroid dünyadan 84 milyon kilometre uzaklıkta ve güneş yörüngesinde yavaşça hareket ediyor ama gezegenlerin yörüngesi dairesel olmadığından, dünyaya çok yakın bir noktadan geçebilme ihtimali var.NASA bunu bir fırsata çevirip asteroid üzerinde çalışıp evrenin merkezini ve gezegenlerin oluşumunu ve eğer mümkünse nerden geldiğimizi bilmek istiyor.
Her ne kadar dünya doğrudan BENNU tarafından tehdit altında olmasa da ve yakınlarda Dünya’ya çarpması beklenmiyor olsa da, bilim insanları gelecek yüzyılda 2,700’de 1 dünyamıza çarpma ihtimalinin olduğunu söylüyor. Acta Astronautica dergisinde yayınlanan habere göre iki gerçekçi çözümden sözedilebilir. Uzay aracı kullanılarak ya kinetik bir çarpma ile ya da nükleer patlayıcılarla NEO(Dünya’ya yakın nesneler)’nun yönünü değiştirmek. Her ne kadar tercih edilen yaklaşım kinetik bir çarpma olsa da çeşitli faktörler ve belirsizlikler ya da kısa sürede uygun cevapların alınamaması, kinetik çarpmanın etkisini ve uygunluğunu azaltabilir. HAMMER, insanlığı kurtaracak uzay aracı, yalnızca bir teori, böyle bir araç şu an mevcut değil. Ama NASA bunun gelecek için düşünülmesi gereken bir şey olduğunun farkında ve umarız Bennu çok yaklaşmadan önce hazır olur.
Kaynak: https://ancient-code.com/nasa-may-not-manage-to-save-us-from-massive-asteroid-that-could-wipe-out-life-on-earth/

Devamını Oku

Uzay

NASA Juno Uzay Aracı’ndan Jüpiter’in Çarpıcı Yeni Resimlerini Sergiledi

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

NASA’nın 1 milyar dolar maliyetle inşa ettiği Juno, içeriği gazlarla dolu olan bu dev Jupiter güneş sisteminin en büyük gezegeninin yeni nefes kesici fotoğraflarını Dünya’ya iletti, Geri dönen görüntüler muazzam derecede harika.

Bize siyah-beyaz ve işlenmemiş resimler olarak dönüyorlar ama profesyonel fotoğrafçılardan oluşan bir ekip tarafından işlenip ve kamuoyuna sunuldu.

Güneş Sistemi’mizdeki en büyük gezegenin görkemli manzaraları yeniden işleniyor. Yüzbinlerce kilometre yol kat eden uzay aracı, Jüpiter’in bulutlarından yüksek kaliteli fotoğraflar çekti.

Juno dokuzuncu gezegen turuna Jüpiter’in kuzey kutbundan başladı. Juno, gazlarla dolu bu devin etrafında dönen bir yörüngede, gezegenin bulut tepelerinden birkaç milyon kilometredeki uzaklığa sadece birkaç bin kilometre yol kat etmesi 53 gün sürüyor.

Bu işlem, uzay aracının çoğu yörüngesini gezegenin yoğun radyasyonundan koruyor.

Başlangıçta, uzay aracı daha kısa bir yörüngesel yola yerleştirilecekti. Ne yazık ki, Juno’nun bir valf arızası bu çabaları boşa çıkardı.

Bu yüzden, daha geniş olan yörüngesinde kaldı. Bu da, bu bilimsel misyonun, asıl planlanmış olan süresine ek olarak üç yıl daha uzatarak 2021 yılında kadar devam edebileceği anlamına geliyor.

Bu sene, uzay aracı, 7 Şubat’ta Perijove 11 olarak bilinen gezegenin son geçişini yaptı ve şimdi, bu uçuşla birlikte, gezegeni tüm ihtişamıyla göstererek birçok görüntüyü işledik.

Tabi ki, Juno sadece bir kamera değil. Aynı zamanda, gezegenin yerçekimi oranını, manyetik alanını ve daha fazlasını araştırmak için bir dizi aletle donatıldı.

Kaynak: http://www.iflscience.com/space/jupiter-revealed-in-stunning-new-images-from-nasas-juno-spacecraft/

Devamını Oku

Öne Çıkanlar