Bizi Takip Edin

Yaşam

Giza Piramitleri Hakkında Daha Önce Duymadığınız 25 Gerçek

Yayınlandı

üzerinde

Mısır’da bulunan Giza piramitleri gerçek bir başyapıt. Şu anki teknolojimizle bile aynılarının yapılabilmesi oldukça zor. Yapılan tarihsel analizler piramitlerin M.Ö. 2589 ile 2504 yılları arasında yapıldıklarını göstermektedir. Bu piramitlere dair bazı gerçekler bilim insanlarında merak uyandırırken, piramitleri ziyarete gelenleri rahatsız edecek boyutlara ulaşabiliyor. İşte Giza’da bulunan büyük piramide dair gerçekler; piramidin yapımında her biri 2 ila 30 ton ağırlığında olan yaklaşık 2 milyon 300 bin taş blok kullanıldığı tahmin ediliyor. Giza piramidinde 50 tonun üzerinde bile taş bloklar olduğu söyleniyor. Menkaure piramidi, Khafre piramidi ve Khufu Büyük piramidi tam olarak Orion yıldız kümesiyle uyumludur.
Piramidin tabanı 55 bin metrekare alana kurulmuş ve her iki tarafı 20 bin metre kareden daha büyüktür.Piramidin iç sıcaklığı sabittir ve yeryüzünün ortalama sıcaklığına eşittir. Bu sıcaklık 20 derecedir.Piramidin dış mantosu 144 bin kasa taşından oluşmaktadır. Bu taşların hepsi parlatılmış ve yaklaşık olarak 1/100 inç doğruluğu sahip ve 100 inç kalınlıkta olan bu taşlar yaklaşık 100 inçlik bir düzeye kadar düz bir şekilde durmaktadır. Buradaki taşların her biri 15 tondur.Piramidin temelindeki taşlar ısı genişlemesi ve depremle mücadele edebilen yapıya sahiptir.9
Piramidin yapımında kullanılan harç bilinmeyen bir kaynaktan geliyor. Bu harç analiz edilip içeriği tespit edildi, ancak çoğaltılamıyor. Harcın özelliği taştan daha güçlü olması.Orijinalinde piramit kasa taşlarıyla kaplıydı. Bu taşlar oldukça cilalanmış ve kireç taşından yapılmışlar. Bu taşlar güneş ışınını yansıtan özelliğe sahipti ve piramit mücevher gibi parlıyordu. 14’üncü yüzyılda meydana gelen depremden sonra bu taşlar Mısırlı Araplar tarafından cami inşa etmek için kullanıldı. Taşların bir çoğu gevşedi. Muhafaza taşlarıyla orijinal piramidin muazzam bir ayna gibi göründüğü ve ışığı güçlü bir şekilde yansıttığı düşünülüyor. Bu haliyle piramidin yeryüzünde parlayan bir yıldız gibi aydan görülebildiği hesaplandı. Antik Mısırlılar tarafından büyük piramit İkhet olarak isimlendiriliyor. Bu isim görkemli ışık anlamına gelmektedir.Bu blokların taşınması ve toplanmasının nasıl yapıldığı hala gizemini koruyor.
Büyük Piramit olabilecek en doğru şekilde hizalanmıştır. Piramidin kuzeye doğru hizalanmasında hata derecesi sadece 3/60 olarak bildirilmiştir. Kuzey kutbuyla belli bir dönemde aynı hizaya gelmektedir.Büyük piramit, yerkürenin toprak kütlesinin merkezinde bulunmaktadır. En çok araziden geçen doğu / batı paralelliği ve en çok araziden geçen kuzey / güney meridyeni yeryüzünde iki yerde kesişir. Bunlarda birisi okyanusta, birisi de Büyük Piramittedir.
Ancient Egypt Pyramids
Piramidin dört yüzü bir miktar iç bükey olarak inşa edilmiştir. Büyük piramit bu şekilde inşa edilmiş tek piramittir. Dört tarafın merkezleri, yalnızca 8 taraflı piramidin oluşturduğu olağanüstü bir hassaslıkla girintilendirilmiştir. Bu etki zeminden ya da uzaktan değil sadece havadan görülebilir ve bazı zamanlarda uygun ışık koşullarında görüntülenebilir. Bu fenomen sadece güneşin batışı ile ilkbaharda güneş battığında havadan saptanabilir ve güneş piramidin üzerinde gölgeler bırakmaya başladığında son bulur.Kral dairesinde yer alan granit kutu pasajlara sığamayacak kadar büyüktür ve bu nedenle inşaata başlanmadan yerleştirilmiş olmalıdır. Kutsal ahit sandığı bir blok katı granitten yapılmıştır. Burada 8-9 fit uzunluğunda bronz testereler bulunmaktadır. İç mekanda boşluk bırakabilmek adına aynı malzemeden yapılmış boru biçiminde matkapların uygulanabilmesi için muazzam bir dikey kuvvet gerekmektedir.Kutsal ahit sandığının mikroskobik analizi, sert mücevher uçlarının kullanıldığı bir sabit nokta matkabının ve 2 tonluk bir sondaj kuvvetiyle yapıldığını ortaya koymaktadır.7
Büyük piramitte bir anda dönebilen kapı girişleri bulunmaktadır. Dönebilen kapı girişleri sadece iki piramitte yer almaktadır.Piramit ilk açıldığı zaman 20 ton ağırlığında olan kapı çok dengeli bir şekilde yerleştirildiği görüldü. İçeriden az bir kuvvetle açılabiliyordu. Kapatıldığında mükemmel bir uyum sağlanmıştı. Kapı neredeyse fark edilmiyordu ve dışarıdan bir görüş elde edebilmek için etrafında ya da kenarlarında bir çatlak, bir yarık bulunmuyordu. Yerdeki örtü sayesinde Büyük piramit İsrail dağlarından ve muhtemelen aydan da görülebiliyordu.Piramidin ağırlığı 5 milyon 955 bin ton olarak hesaplandı. Bu rakam 10 ^ 8 ile çarpıldığında dünyanın kütlesini vermektedir.The Descending Passage, kutup yıldızı Alpha Draconis’e, yaklaşık M.Ö. 2170-2144 yıllarına işaret etmektedir. Alpha Draconis bu noktada kutup yıldızı olmuştur ve o tarihten bu güne kadar bu şaftla uyan başka bir yıldız bulunmamaktadır.Kral dairesinde yer alan güney kanadı M.Ö. 2450 yıllarında, Orion takımyıldızı Al Nitak (Zeta Orionis) yıldızını işaret etmektedir. Orion takımyıldızı, Mısır tanrısı Osiris’le ilişkilendirildi. Tarihte bu zaman zarfında bu şaftla uyuşan başka yıldız yoktu.
555
Granit kutu tabanının iki katı olan 10 ^ 8 güneşin ortalama yarıçapıdır. [270.45378502 Piramit İnç * 10 ^ 8 = 427.316 mil]Piramidin yüzlerinde uygulanan eğrilik, dünyanın yarı çapıyla tam olarak eşleşmektedir.Giza Büyük Piramidi olarak bilinen Khufu piramidi, 146 metreye yükselebilen en eski ve en büyük piramittir. Arkeologlar dünyanın yaklaşık olarak 3 bin 800 yıllık en uzun yapısı olduğunu söylemektedir.Pi (p) ve Phi (F) arasındaki ilişki Büyük Piramidin temel oranlarıyla ifade edilir.

Reklam Alanı
1 Yorum

1 Yorum

  1. Pingback: Giza Piramitleri Hakkında Daha Önce Duymadığınız 25 Gerçek | Çay Söyle İle Keşfetmeye,Öğrenmeye Hazırsan Hadi Gel

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Uzay

17 Yaşında Mars’a Ayak Basan İlk İnsan Olacak

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

17 yaşında olan 3 yaşından bu yana astronot olmanın hayalini kuran Alyssa Carson, Mars’a ayak basan ilk insanlardan biri olmak için çalışmalara devam ediyor. Henüz 17 yaşında olan Carson’ın uzay aşkı küçükken izlediği “The Backyardigans” adındaki çizgi dizi ile başlamış. Janice Burgess tarafından yaratılan ve 6 sezon boyunca ekranlarda kalan dizi, bir evin arka bahçesinde hayali maceralar yaşayan beş hayvan arkadaşı anlatıyor.
Dizideki “Mars’a Misyon” adlı bölümü izledikten sonra uzaya aşık olduğunu söyleyen Carson, Teen Vogue ’a verdiği demeçte şu ifadeleri kullanıyor: “Bu kırmızı gezegen çok havalı diye düşündüm. Ardından Mars’a inen rovers videolarını izlemeye başladım. Odamda kocaman bir Mars haritası vardı. Daha sonra teleskop aldım ve uzayı daha yakından keşfetmeye başladım.” O andan itibaren astronot olmayı kafasına koyan Amerikalı genç, 7 yaşındayken NASA’nın Alabama’daki Huntsville’deki ABD Uzay Kampı’na katıldı. Sırasıyla Laval, Quebec ve İzmir’de bulunan uzay kamplarına da giden Carson, NASA’nın üç uzay kampına da katılan ilk kişi olmayı başardı.

Bu macerada babasının (Bert Carson) kendisine her zaman destek olduğunu söyleyen Carson, “Babam da benim gibi her süreçten geçmek zorunda kaldı. Hayatımın en güzel günleriydi. Uzay hakkında bilmek istediğim her şeyi öğrendim” diyor. 14 NASA ziyaretçi merkezine giderek NASA Passport Programı’nı tamamlayan ender insanlardan olan Carson, her şey planlandığı gibi giderse, NASA’nın 2033 yılında Orion uzay aracı ile Mars’a göndereceği ilk astronotlardan olacak. Mars’ta kurulacak kolonide görev alacak olan Carson, yeni keşifler yapmak ve Mars hakkında daha fazla şey öğrenmek istediğini söylüyor.  Su örneklerine bakacaklarını ve herhangi bir yaşam belirtisi bulmak için çalışacaklarını belirten Carson, Mars’ta yapacakları keşiflerin insanoğlunun geleceği açısından büyük önem taşıdığını dile getiriyor. 18 yaşına gelene kadar astronot olmak için başvuramayacak olan Carson, o zamana kadar NASA ile çalışmalarını sürdürecek. 3 yaşından bu yana hayalini takip eden Carson, 18 yaşına geldiğinde ise Uluslararası Uzay Üniversitesi’ne başvuran en genç insan olacak.

Devamını Oku

Bilim

Türk Bilim İnsanları Cerrahi Alanda Yaptığı Yeni Teknik Uluslararası Alanda Kabul Gördü

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Türk bilim insanları, cerrahi alanda yaptığı yeni teknik uluslararası alanda da kabul gördü. Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından yapılan çalışmalar akciğer ameliyatlarındaki oluşabilecek hava yolu açılmasıyla ilgili komplikasyonların önüne geçilmesi hedefleniyor. Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Celal Tekinbaş başkanlığında, Prof. Dr. Atila Türkyılmaz ve Doç. Dr. Bekir Sami Karapolat’dan oluşan ekip tarafından geliştirilen teknikle akciğer ameliyatı sonrası oluşabilecek hava yolu açılmasıyla ilgili komplikasyonların önüne geçilebilmesi hedefleniyor. Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Celal Tekinbaş, geliştirdikleri yönetimin dünya tıp literatürü açısından da kabul gördüğünü söyledi. 
“Komplikasyonları ortadan kaldırabilecek”
Kendileri tarafından geliştirilen bu cerrahi yöntemin uluslararası önemli bir dergide yayınlandığını belirten Tekinbaş, şöyle konuştu: “Dünyada her yıl farklı hastalıklar nedeniyle çok sayıda akciğer ameliyatı yapılmaktadır.  Bu ameliyatlar gerek akciğerin hayati bir organ olması ve gerekse de konumlandığı yer itibarıyla birçok komplikasyona neden olabilmektedir. Bu komplikasyonlar sakat bırakmaktan, hastanın kaybedilmesine kadar önemli olabiliyor. Geliştirmiş olduğumuz bu yöntem, ölümle sonuçlanabilecek önemli bir komplikasyonu ortadan kaldırabilecek bir yöntemdir.”
“Güvenle bu yöntemi uyguluyoruz”
Yöntemi daha önce hiç kimsenin uygulamadığına dikkati çeken Prof. Dr. Celal Tekinbaş, “Bu yöntemi şu ana kadar 11 hastaya uyguladık. Hiçbir hastamızda sorun olmadı, yüzde 20-40 oranında olan bir komplikasyonu biz yüzde 2-4 oranına düşürdük. Yaklaşık 10 kat bir azalmayla ki bu tür ameliyatlarda yüzde 2 ya da 4’lük komplikasyon oldukça düşük bir komplikasyondur ve başarılı bir sonuçtur. Hastalarımız da şifa ile taburcu edildi ve hiçbir problem olmadı” diye konuştu. Tekinbaş, daha önce yaptıkları ameliyatları ve dünyada kullanılan belli yöntemleri baz alarak böyle bir teknik geliştirdiklerini anlattı. Kısa sürede yaptıkları başarılı ameliyatların duyulduğuna işaret eden Tekinbaş, “Ülkenin birçok yerinden hasta kabul ediyoruz ve güvenle bu yöntemi uyguluyoruz. Bu bizim, ülkemiz ve üniversitemiz için önemli bir gelişmedir. Biz bir adım attık ve bizden sonrakiler bunu devam ettirecektir” dedi.
Kaynak: AA

Devamını Oku

Bilim

‘Buz Adam Ötzi’ hakkında yeni bilgiler ortaya çıktı

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

1991 yılında Ötztal Alplerinde keşfedilen ötzi mumyası 5.300 yıl önce yaşadığı fark edildi. Ötzi hakkında yeni bilgiler elde etmeye devam ediyor. Bilim insanları, Ötzi’nin son yemeğinde ne olduğunu keşfetti. Bedeni buzulların altında donan adam, dünyanın en eski ve en iyi korunan mumyalarından biri olarak tarihe geçti. BBC Türkçe’de yer alan habere göre, bedeni üzerinde daha önce yapılan araştırmalar Ötzi’nin neler yemiş olabileceğine dair ipuçları vermişti, ancak midesi üzerinde yapılan son araştırmada çok daha detaylı bilgilere ulaşıldı.   Ötzi’nin son olarak yabani keçi yağı, kızıl geyik eti, einkorn adı verilen eski bir buğday ve zehirli eğreltiotu yediği ortaya çıktı. Menüdeki yağ oranı yüzde 50. Yani günümüz perhizlerindeki yüzde 10’luk yağ oranının çok üstünde. İtalya Bolzano’daki mumya araştırma ekibinden Dr Frank Maixner “Avlandığı yüksekliği göz önünde bulundurursak, bu şekilde bir enerji kaynağına ihtiyaç duyması normal” diyor. “Bunu yapmanın en iyi yolu da yağ almak; yağ, zor koşullarda hayatta kalmak için gerekli enerjiyi sağlar”. 
Bakır Çağı’nda insanlar ne yiyordu?
Sonuçları Current Biology’de yayımlanan araştırma, Bakır Çağı’nın mönüsünde neler olduğuna dair bir fikir veriyor. Ötzi’nin yediklerine yönelik daha önce detaylı araştırma yapılamamasının nedeni, mumyanın midesinin yeni bulunmuş olması. Bedeninin mumyalaşma şekli nedeniyle Ötzi’nin midesi bulunması gereken yerde değildi. Ötzi’nin midesinde detaylı inceleme yapan bilim insanları midedeki yağın süt ürünlerinden değil, Alplerde yaşayan dağ keçisinden geldiğini ortaya çıkardı. Dr Maixner “Ötzi’nin diyeti iyi dengelenmiş karbonhidrat, protein ve yağlardan oluşuyor. Sindirdiği yüksek yağ oranı şaşkınlık verici” diyor. Ancak bu diyetin Ötzi’nin vücuduna zarar vermiş olduğu da ortaya çıktı. Ötzi’nin bazı atardamarlarında tıkanma olduğu tespit edildi.
Vücudunda yara izleri bulunan Ötzi’nin bir savaşta öldüğü tahmin ediliyor.
Ötzi bitkisel ilaç mı kullanıyordu?
Ötzi’nin midesinde bulunan eğreltiotunu ise bitkisel ilaç olarak kullanılıyor olabileceği tahmin ediliyor. Bir diğer olasılık ise Ötzi’nin yemeğini eğreltiotu yapraklarına sarıp yiyor olabileceği. Buz adam Ötzi’nin yabani eti çiğ ya da kurutulmuş olarak yediği tahmin ediliyor.

Devamını Oku

Öne Çıkanlar