fbpx
Connect with us

Yaşam

Gluten İle İlgili Doğru Bilinen 8 Yanlış

Published

on

Gluten, son yıllarda artış gösteren birçok alerjiye ve enflamasyona sebep veren, bağırsak duvarının kolayca geçilmesine ve açık kalmasına neden olan bir protein. Peki, gluten ile ilgili bildiğimiz her şey doğru mu? Gluten; buğday, çavdar, arpa ve diğer bazı tahıllarda bulunan proteinlerin genel adıdır. Son yıllarda gluten, besin dünyasında kötü adam rolünde. Glutensiz besin seçenekleri marketlere girdi. Hatta pek çok restoranda glutensiz menüler mevcut. Amerika Birleşik Devletleri’nde yetişkinlerin yaklaşık üçte biri, gluten tüketimini azaltmaya çalışıyor. Peki, glutenle ilgili bildiğimiz her şey doğru mu? Gelin beraber bakalım!
1) Gluteni Kesmek Bağırsaklarınızı İyileştirir: Gluteni diyetimizden çıkarmanın sindirim veya bağırsak sağlığımızı iyileştireceği konusunda kesin bir kanıt yoktur. Bu nedenle, eğer ciddi bir gluten intoleransı olan çölyak hastalığından ya da başka bir glüten duyarlılığından muzdarip değilseniz, o zaman gluteni ortadan kaldırmaya gerek yoktur. Çölyak hastalığı çok yaygın değildir. Dünyanın farklı bölgelerinde insanların yaklaşık yüzde 0,5’i – yüzde 1’ini etkiler ve genellikle çok genç yaşta teşhis edilir. Ayrıca, gluteni azaltmaya çalışırken büyük olasılıkla daha az lif tüketiyor olacaksınız. Bu durum sindiriminizde daha fazla sorun yaratabilir.    2) Glutensiz Kalmak Kilo Kaybına Yol Açacaktır: Glutenin kilonuzla ilgisi yoktur. Kilo vermeniz veya almanız, yediğiniz yemeğin kalitesine, miktarına ve yaşam tarzınıza bağlıdır. Porsiyon boyutlarınızı, glutensiz ürünlerinizdeki kalorileri kontrol etmezseniz ve yeterince lif tüketmezseniz kilo alma riskiyle karşı karşıya kalırsınız.
3) Glutensiz Yiyecekler Her Zaman Daha İyidir ve Daha Sağlıklıdır: Glutensiz gıdalar normal gıdalardan daha pahalıdır fakat daha sağlıklı değildir. Bazı araştırmalar, çölyak hastalığınız yoksa, gluten içermeyen yemekler yemenin standart beslenmeye göre daha az sağlıklı olabileceğini göstermektedir. Glutensiz hamur işleri, ekmek ve nohut makarnaları gibi birçok glutensiz gıdalar, normal ürünlere göre daha fazla şeker, tuz, doymuş yağ ve kalori içerir. İçlerinde daha az miktarda lif ve protein vardır. Aynı zamanda, gluteni olan yiyecekler sağlığınız için önemli besinlere sahiptir. Örneğin ekmek; folat, lif, kalsiyum, potasyum, demir ve daha fazlasını içerir.  4) Glutensiz Yemekler Yedikten Sonra Daha Fazla Enerjiniz Olacak: Bazı insanlar, gluten almayı bıraktıktan sonra artan enerji seviyelerinin arttığını söylüyor. Eğer söz konusu kişi, yüksek kalorili ve yüksek yağlı işlenmiş gıdalardan ziyade daha fazla meyve ve sebze tüketiyorsa bu durum gerçekleşebilir. Size daha fazla enerji veren sadece sağlıklı ve dengeli bir beslenmedir, bunun gluten tüketip tüketmemenizle bir ilgiisi yoktur. Gluteni tüketimini bırakmanın enerji seviyesinde artışa yol açtığını gösteren hiçbir çalışma yoktur.  5) İnsanlar Gluteni Gerekli Şekilde Sindiremez: Gluten bir proteindir, onu tamamıyla parçalayamayız ama bu yeterince sindiremediğimiz anlamına gelmez, sindirilmesi zaten bu demektir. Pek çok besin sadece kısmen parçalanır. Gluten, insanlar ve diğer hayvanlar tarafından binlerce yıldır tüketilir ve insanların (özel bir gluten intoleransı olmayan) büyük çoğunluğu için gayet sağlıklıdır. Taş devri insanlarının gluten tüketmemesine dayanan argüman pek de ikna edici değildir. Atalarımız, bugünlerde yediğimiz birçok şeyi yemiyordu ama bu, bedenlerimizin onları idare edemeyeceği anlamına gelmiyor.  6) Glüten Tüketmemek Herkes İçin Faydalıdır: Vücudunuz size rehberlik etmeli. Glutensiz bir diyet çoğu insan için doğal olarak daha sağlıklı bir diyet değildir. Eğer glutensiz işlenmiş gıdalardan vazgeçerseniz ya da tükettiğiniz besinleri glutensiz işlenmiş gıdalarla değiştirirseniz, daha iyi veya daha sağlıklı hissetmezsiniz. Ancak gluten içeren işlenmiş gıdaların pek çoğunu bırakmak, sağlığınıza çok yararlı olacaktır. Ama içindeki gluten yüzünden değil, işlenmiş gıdalardan vazgeçtiğiniz için 🙂  7) Gluten Kansere Neden Olur : Glutenin bunu yaptığını gösteren bir kanıt yok. Pek çok yiyecekle kanser arasında bir ilişki kurulmuş olmasına rağmen, herhangi bir çalışmada gluten ile kanser arasında bir ilişki kurulamamıştır. Bunun tek istisnası çölyak hastalığı olan kişilerdir. Tam tersine, gluteni keserken çok dikkatli olmalısınız çünkü tam tahıllar gibi gluten içeren gıdalar, kansere karşı korunmanıza yardımcı olan vitaminler ve mineraller de içerir.  8) Glutensiz Diyetler Düşük Karbonhidratlıdır: Kesinlikle hayır. Patates, pirinç, mısır, balkabağı, muz, fasulye, bezelye, mercimek ve diğer pek çok karbonhidratta gluten yoktur. Gluteni bırakmanıza rağmen bunları yemeye devam ederseniz, çok fazla karbonhidrat tüketmeye devam edersiniz.  NOT: Gluten ile ilgili doğru bilinen bu 8 yanlış bilgi, gluten ya da onunla bağlantılı diğer besinlere alerjisi olmayan kişiler için geçerlidir, keyifli okumalar 🙂
Editör / Yazar: Ali Ekber ÖZGEN
Kaynak: https://brightside.me/inspiration-health/8-myths-about-gluten-too-many-people-still-believe-in-581660/

Bilim

Yüz körlüğü hastalığı nedir? Nedeni ne? : Sevdiklerimin yüzünü hatırlayamıyorum

Published

on

İnsan yüzlerini tanıyamama durumu olarak tanımlanan ‘yüz körlüğü’ Tıp dilinde prosopagnosia olarak adlandırılan bu durum, insanların yüz, ağız, göz gibi unsurları görmelerine rağmen aralarında bağlantı kuramamaları olarak nitelendiriliyor.

Bir gün bir yabancı, otobüste Boo James’e el salladı. Üzerine pek düşünmedi. Ta ki, el sallayanın aslında annesi olduğu ortaya çıkana dek. Boo’nun nadir görülen bir hastalığı, yüz körlüğü var. Yani, ailesinin, arkadaşlarının ve hatta kendi yüzünü tanıyamıyor. Uzmanlar şimdi, Boo gibilerinin insanları daha iyi tanımak üzere eğitilmesi umuduyla yeni bir çalışma başlattı.

‘Başka bir gezegendenmiş gibi’

Boo yıllarca “başka bir gezengendenmiş gibi” hissettiğini söylüyor. “Bunun üzerine oturup düşünmek, çok stresli ve duygusal açıdan rahatsız edici. Dolayısıyla, düşünmemeye çalışıyorum. Çok zor bir iş. Dışarıda olduğunuz bir günü sürekli biriyle konuşup konuşmamanız gerektiğini düşünerek geçirmek, fiziksel ve duygusal açıdan tüketen bir şey” diyor. Boo, hayatının büyük kısmı boyunca, prosopagnozi diye de adlandırılan rahatsızlığından habersizdi ve insanları tanıyamayınca ortaya çıkan “sosyal gariplikten” kendisini sorumlu tutuyordu.

“Bu durumu açıklayacak bir yol bulmalıydım. İyi açıklayamıyordum, sadece insanların yüzünü hatırlamakla uğraşmadığım için kendimi suçluyordum” diye konuşuyor ve ekliyor: “Sanki bir tür tembellik gibiydi: İnsanları tanımak istemiyormuşum, hatırlayacak kadar ilgilenmiyormuşum, kusur da bendeymiş gibi düşünüyordum.” Ancak Boo, kendisindeki sorunu 40’lı yaşlarının başlangıcında hastalığı televizyondan öğrenince anladı. “Ancak o zaman, insanları tanıyamamamın, beynimdeki fiziksel bir durumdan kaynaklandığını anladım” diyor: “Hemen kendimi daha iyi anlamaya, kendimi affetmeye ve meseleye farklı bir açıdan bakmaya başladım.”

Bazen kendisini bile tanımakta zorlanıyor

Boo, çocukluğunun tanıyamadığı diğer çocuklar, bakıcılar ve öğretmenler yüzünden “travmatik deneyimlerle dolu” olduğunu anlatıyor. 51 yaşındaki Galli kadın, ailesini, eski arkadaşlarını ve hatta tatilde karşılaştığı babasını tanıyamadığını belirtiyor. Hatta bazen, kendisini bile tanımakta zorlanıyor. “Geçenlerde annem bilgisayarda eski fotoğraflar bulduğunu söyledi. Ekrandan bakıyordum. Fotoğraftaki birinden bahsediyorduk ve ben ‘O kim?’ diye sordum. ‘Sensin!’ dedi.” Boo, partneri Dewi’yi “yüz körleri için rehber köpek” diye tanımlıyor çünkü tanıdıkları biriyle konuşuyorlarsa, gizlice kim olduklarını söylüyor. Filmlerin konularını ve karakterlerin kimliklerini de söylüyor, çünkü aksi takdirde filmlerde olanları takip etmesi imkansız hale geliyor. “Çok nazik ve sabırlı biri. Bazen çok karmaşık hale gelirse filmi kapattığımız da oluyor” diyor.

Parça parça yüz

Peki yüz körlüğü olanlar yüzleri nasıl algılıyor? Boo, bunu tanımlamanın zor olduğunu söylüyor. “Yüzleri parça parça görüyorum. Bir burun olduğunu, gözleri, ağzı ve kulakları görüyorum. Ama beynimin bunları birleştirip ortaya bir yüz görüntüsü çıkartması çok zor oluyor” diyor. Ancak, yaşadığı zorluklara karşın Boo, kimin kim olduğunu anlamasına yardımcı olan taktik ve teknikler geliştirmiş: “Kullanabileceğim başka veriler var, saç stilleri, birinin sürekli taktığı bir mücevher, giyim tarzları, konuşmaya başladıklarında da ses tonları. Hatta bazen birinin silüeti, vücudunun biçimi hatta konuşma tarzları. İnsanları arkalarından bakarak tanımakta, normal insanlardan daha iyi olduğumu düşünüyorum.”

Farkındalığı artırmak

Hepsi Boo’nun yaşadığı kadar kötü olmasa da, her 50 insandan birinde yüz körlüğü olduğuna inanılıyor. Konuyla ilgili yeni bir araştırma yapan uzmanlar, çoğu kişinin bunun farkında bile olmadığını söylüyor. Swansea Üniversitesi’nden Psikolog Dr. John Towler, “Bunla, belki bir filmi takip etmeyi biraz zor bulan insanlar” diyor: “Belki Taht Oyunları dizisini izliyorlardır, herkes uzun saçlı ve sakallı olduğundan, ne olup bittiği hakkında bir fikirleri yoktur.”

Yüz Körlüğü Nedeni ne?

İki tür yüz körlüğü var. Sonradan olan yüz körlüğü, beynin yüz tanımayı kontrol eden kısımlarının bir yaralanma yüzünden hasar görmesiyle ortaya çıkıyor. Gelişimsel yüz körlüğü ise beynin farklı bölgeleri arasındaki iletişimin bozulması nedeniyle doğumdan itibaren görülüyor. Araştırma ekibinden Dr Jodie Davies-Thompson, “Beynin tam olarak hangi bölümünde sorun olduğunu öğrenebilirsek, bu soruna çare aramaya başlayabiliriz. Yüz körlüğü olan insanlar için bir rehabilitasyon programı üzerinde çalışıyoruz. Belirli beyin bölgeleri arasındaki iletişimi ve dolayısıyla yüz tanıma kabiliyetini artırmayı umuyoruz” diyor.

Editör / Yazar: Ali Ekber ÖZGEN

Kaynak: https://www.bbc.com/news/uk-wales-47304678

Continue Reading

Bilim

Aziz Sancar’ın ismi verilen bitki ilaç olma yolunda

Published

on

Nobel ödüllü Aziz Sancar’ın ismi verilen haval otunun, ilaç olabilmesi için yürütülen bilimsel çalışmalarının tamamlanmak üzere olduğunu belirten Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Doğan, “Bu alanda araştırma yapan öğretim üyelerimizin çalışmaları neticelenmek üzere” dedi. Halk arasında yara tedavisinde kullanılan ve Nobel ödüllü Aziz Sancar’ın ismi verilen havalotunun, ilaç olabilmesi için yürütülen bilimsel çalışmalarda sona yaklaşıldı.

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Doğan, yaptığı açıklamada, ilaç üretiminden tedaviye kadar artık modern tıpla birlikte geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının da yaygınlaşmaya başladığını söyledi.

Geleneksel ve tamamlayıcı tıp kapsamında çok sayıda araştırma yapıldığını anlatan Doğan, yurt içi ve dışında farklı bitkiler ile sülük gibi bazı hayvan türlerinin hastalıkların tedavisindeki etkisinin incelendiğini belirtti.

Doğan, üniversitelerindeki ‘Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulama Merkezi’nce yürütülen çalışmalar kapsamında, Afyonkarahisar’ın İscehisar ilçesinde keşfedilen bitki türüne, Nobel ödüllü bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar’ın isminin verildiğini hatırlattı.

Halk arasında ‘havalotu’ denilen, ‘bolanthus’ cinsine ait endemik bir tür olan bitkinin daha önce bilimsel tanımlamasının yapılmadığını ifade eden Doğan, “Bu bitki, Geleneksel Tamamlayıcı ve Entegratif Tıp Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Koç başkanlığındaki ekip tarafından ilk kez bilimsel olarak tanımlanmıştı. Türkiye’nin dünyada bilim adına gururu olan Sancar’dan izin alınarak, bitki türüne ‘Bolanthus Aziz-Sancarii’ ismi verilmişti” dedi.

YARA TEDAVİSİNDE KULLANILIYOR

Prof. Dr. Doğan, bitkinin halk arasında daha çok yara tedavisinde kullanıldığını belirtti. Bitkinin, yara tedavisi başta olmak üzere farklı sağlık sorunlarına şifa olup olamayacağına ilişkin başlatılan araştırmanın tamamlanmak üzere olduğunu bildiren Doğan, şunları kaydetti:

“Bu alanda araştırma yapan öğretim üyelerimizin çalışmaları neticelenmek üzere. Bu bitkinin içindeki etken maddelerin ayrıştırılması ve bunların ilaç olarak kullanılmasına yönelik de üniversitemizle birlikte yürütülecek TÜBİTAK projemiz başlatılacak. En kısa zamanda resmi başvuru sunulacak.”

Araştırmanın başkanlığını yürüten Doç. Dr. Murat Koç da “Araştırılan bitkinin ilaç olma yolunda potansiyeli yüksek. Kesin sonuçları elde ettikten sonra net şeyler söyleyebiliriz” diye konuştu. Kaynak: (AA)

Continue Reading

Yaşam

Nehirler Hakkında muhtemelen Bilmediğiniz 20 Gerçek

Published

on

1. Nehirler gezegendeki en çok çeşitlilik gösteren ekosistemler arasında bulunuyor. Nehirler ve göller 600 kat daha az su içermesine rağmen denizlere oranla daha çok balık türüne ev sahipliği yapıyor.

2. Nehirler bizi besliyor. Tatlı su balıkçılığı günümüzde beslenmeleri ağırlıklı olarak balığa dayanan 550 milyon insanı doyuruyor.

3. Nehirler,  uygarlığımızın beşiğidir. En eski kültürler;  Fırat ve Dicle, Nil, İndus ve Sarı Nehir gibi nehirlerin kıyısında ortaya çıkmıştır.

4. Barajlar dünyanın büyük nehirlerinin üçte ikisini parçalamıştır.  Barajlar nehirlerden akan suyun altıda birini veya 7000 kilometre küpünü hapsediyor.

5. Gezegenimizi şekillendiren nehirler, gezegenin en güzel manzaralarını oluşturmuştur. Büyük Kanyon, Iguaçu ve Viktorya Şelaleleri’ni düşünün mesela!

6. Nehirler dünyadaki suyun sadece yüzde 0.003’ünü içerirler-her 33.000 su molekülünün birini-bununla birlikte dünya yaşamının önemli bir kısmını sürdürürler. Nehirler insanlar tarafından korunmayı hak ediyor!

7. 6853 km uzunluğuyla, Nil dünyanın en uzun nehridir. Kafkaslardaki Reprua Nehri ise sadece 27 metrelik uzunluğuyla dünyanın en kısa nehri olabilir.

8. Tahminen 10.000-20.000 arasında tatlı su türü ortadan kayboldu ya da risk altında. Dünyanın tatlı su balık türlerinin yüzde 37’ sinin-26 mersin balığı türünün 24’ ü de dahil olmak üzere- nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya.

9. Nehirler, besleyici alüvyonları taşkın ovalar ve deltalar üzerine bırakarak, Mekong Deltasından Kaliforniya’nın Central Valley’sine kadar en verimli tarım topraklarımızı meydana getirmiştir.

10. Nehirler denizlerdeki balık popülasyonunun hayatta kalmasını sağlar. Nehirlerin denize taşıdıkları besleyici maddeler nedeniyle, dünya üzerinde tutulan balıkların yüzde 80’i kıta sahanlığından gelmektedir.

11. Nehirler bizi birleştirir. Yaklaşık 276 nehir birden fazla ülkenin topraklarında akıyor ve bunların havzaları neredeyse dünyanın kara yüzeyinin yarısını kaplıyor.

12. En uzun 177 nehrimizin en fazla 64’ü özgürce akabiliyor, nehirlerin pek çoğu parçalanma tehdidi altındadır.

13. Nehirler insanlara su sağlamak ve geçtikleri yerlerdeki ekosistem üzerinde düzenleyici etkide bulunmak gibi önemli görevleri yerine getiriyor. Nehirlerin kara ve deniz temelli ekosistemlerden hektar başına 10-15 kat daha değerli olduğu tahmin ediliyor.

14. Nehirlerden üretilen hidroelektrik,  dünyada üretilen toplam elektriğin yüzde 16’sına denk geliyor-çoğu zaman bu üretim ekosistemlerin yok olması pahasına ve halklara rağmen gerçekleştirilmektedir.

15. ABD’deki kara taşımacılığının altıda biri nehirler ve kanallar aracılığıyla yapılmaktadır. Bu tür taşımacılık enerji verimliliği açısından en uygun yöntem olmakla birlikte sağlıklı nehirleri otobanlara dönüştürmektedir.

16. Her yıl, nehirler 200 milyon ton karbonu topraktan ve atmosferden alıp denizlere taşıyor. Aynı zamanda nehirler okyanusların atmosferden karbonu alma konusunda oynadığı rolü de güçlendiriyor.

17. Aşırı sömürü nedeniyle; Kolorado, İndus, Nil, Rio Grande ve Sarı Nehir gibi bir zamanların muazzam nehirleri denize ulaşmak için mücadele ediyor.

18. Nehirler bizim esin kaynağımızdır ve hayatlarımıza dini anlamlar yüklerler. Hindistan’da ve diğer ülkelerde, pek çok nehre insanlar Tanrı gözüyle bakıyorlar.

19. 220 metreyi aşan derinliğiyle, Kongo dünyanın en derin nehridir. Derinliğini anlayabilmek için, dört adet Niagara Şelalesi’nin birbirlerinin üzerine yığıldığını düşünün.

20. Nehirler kimi ülkelere isimlerini veriyor. Hindistan’dan Nijerya’ya en az 17 ülke nehirlerin isimleriyle anılıyor.

Editör / Yazar: Ezgi SEMİRLİ

Kaynak: https://www.huffingtonpost.com/peter-bosshard/30-things-you-didnt-know_b_7812408.html

Continue Reading

Öne Çıkanlar