fbpx
Bizi Takip Edin

Uzay

Gökbilimciler Kozmik Hazine Keşfetti

Yayınlandı

üzerinde

Evren baştan aşağıya Helyum ile dolu ama güneş dışı gezegen atmosferlerindeki elementin tespiti şu ana kadar gökbilimcilerden kurtuldu. Helyum, evrende bulunan en bol ikinci element olduğu için, güneş dışı gezegen avcıları, diğer yıldızların yörüngelerindeki gezegenlerin atmosferlerinde elementin kolayca bulunabileceğini düşünmüşlerdi. Bununla birlikte, helyum bulmanın beklenenden çok daha zor olduğu anlaşıldı. Ama gökbilimciler, ışığın farklı dalga boyuna bakarak bir güneş dışı gezegen atmosferinde ilk defa helyuma rastladılar.Bilim adamlarından oluşan Uluslararası bir ekip, Hubble Uzay Teleskopu’nu kullanarak ve her zamanki ultraviyole ve spektrum yerine kızılötesini bakarak yaklaşık 200 ışık yılı uzaklıktaki güneş dışı gezegen WASP- 107b üzerinde çalıştı. Saptanan helyum miktarı, yıldızın yörüngesindeki normal aktivitelerden gelen yanlış bir sinyalin neden olabileceğinden beş kat daha fazladır. Ekibin yönetiminde, dünyanın kuyrukluyıldızın kuyruğuna benzeyen tuhaf bir atmosfere sahip olduğunu ve ince bir bulutta, uzaya on binlerce kilometre uzandığını belirledi.Exeter Üniversitesi’nden Jessica Spake “İlk kez, kızılötesi ışıkla kaçan bir atmosfer tespit ettik. ” dedi. ” Bu yeni teknikle çok daha fazla kaçan atmosfer üzerinde çalışmayı dört gözle bekliyoruz.” Spake, Nature dergisinde yayınlanan yeni bir araştırmanın başyazarıdır. Ekip, ilk teorik modellerin, helyumun, öte gezegenlerin atmosferinde en kolay saptanabilen elementler arasında olduğunu tahmin etmesine rağmen, özellikle geniş atmosferik örtülere sahip gezegenler için, sadece hidrojen ve düşük miktara sahip birkaç diğer elementin, güneş sistemi dışındaki atmosferlerde tanımlanabildiğini yazdı. Gökbilimciler helyumun orda olmadığını değil, sadece tespit edilmesinin zor olduğunu söylüyorlar. Güneş dışı gezegenlerin atmosferleri üzerinde çalışmak Hubble için bile zorlayıcı. Bir gezegen, yıldız ve Dünya arasından geçtiğinde, yıldız ışığının küçük bir kısmı gezegenin atmosferinden geçer ve gezegeni çevreleyen gazların bileşimi, kalınlığı ve sıcaklığına kısa bir bakış sağlar. Bu gazların çoğu ultraviyole ışığında görülebilir. Spake ” Şu ana kadar, kaçan ötegezegen atmosferleri Lyman-alfa hattı kullanılarak ultraviyole dalga boylarında tespit edildi.” şeklinde açkladı. ” Bunu yapabilen tek teleskop Hubble’dır ve teknik açıdan çok zorlayıcı bir teleskoptur.” WASP-107b, çok düşük bir yoğunluğa sahip, Jüpiter kütlesinin yaklaşık yüzde 12’sine sahip, Jüpiter boyutlu tuhaf bir dünya. Kanarya Adaları ve Güney Afrika’da iki robotik teleskop kullanan WASP yardımıyla 2017’de keşfedildi. Bu keşfi yapan ekip buna “kabarık” adını verdi ve Spake WASP-107b’yi de kabarık ve hafif bir dünya olarak sınıflandırabileceğini söyledi. Spake, “Bu, bilim tarafından bilinen en düşük yoğunluklu gezegenlerden biridir.” dedi. “Yoğunluğu çok düşük olduğu için, büyük bir hidrojen / helyum örtüsüne sahip olmalı ve su bolluğu güneş bolluğu ile tutarlıdır. Bu gezegenin yoğunluğunun tam olarak neden bu kadar düşük olduğunu merak ediyoruz. ” Maryland Üniversitesi’nden gökbilimci Drake Deming Nature dergisinde yayınlanan makalesinde, keşiflerin, gezegenlerin nasıl oluştuğunu ve atmosferlerini nasıl elde ettiklerini anlamada kilit rol oynadığını ve ötegezegen atmosferlerin araştırılmasında yeni bir bölüm açtığını söyledi. Demming”Gezegensel gökbilimciler için, ağır elementler açısından zengin, kaçan bir atmosfer, kozmik bir hazineden ibarettir ve gezegen oluşumu ve evrimini incelemek için geniş bilimsel fırsatlar sunar.” diye belirtti. Öncelikli ötegezegen hedeflerinden biri olan WASP-107b, NASA’nın 2020’de yeni teleskopla başlatacağı erken incelemeler için seçildi bile.
Kaynak: https://www.seeker.com/space/astronomers-discover-cosmic-treasure-around-exoplanet-wasp-107b

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Uzay

Bilim İnsanları Bizimkinden Önceki Evrenler İçin Kanıt Bulmuş Olabilir

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Bilim insanları geçmiş evrenlere dair kanıtların uzayda bulunduğunu iddia ediyor. Bilime göre başka bir evrenden gelen kara delik kalıntıları bulunuyor. Bu fikir, konformal döngüsel kozmoloji (CCC) denen bir şeye dayanmaktadır ve evrenimizin tek bir Büyük Patlama’dan başlamış olmaktan ziyade, Büyük Patlama ve kompresyon döngüleri boyunca devam ettiği teorisidir. Evrenin çoğu bir döngüden diğerine yok olurken, bazı elektromanyetik radyasyon dalgalarının bu yok oluştan kurtulabildiği iddia ediliyor.
Matematikçi ve fizikçi Roger Penrose, bu fikrin oluşması için gözlenen şeyin bir kara deliğin yok olmasından önceki son kalıntısı olduğunu söylüyor. Kanıtlar, Stephen Hawking’in adını taşıyan “Hawking noktaları” şeklindedir. Kara deliklerin Hawking radyasyonu olarak bilinen radyasyonu yayabileceğini söyleyen Penroseve meslektaşlarının yok evrenlerden sonra yeni oluşan evrenler teorisi kuramlaştırıldı. Hawking noktalarının, BigBang’den günümüze kalan kozmik mikrodalga arka plandan (CMB) kalan ısı yansımalarında görülebileceği bildiriliyor. Hawking noktaları, B-modları olarak bilinen CMB haritasında ışık halkaları gibi görünecektir.
Önceden SPK’daki bu anormal noktaların, yıldızlararası tozun yerçekimi dalgalarından kaynaklandığı düşünülüyordu. Ancak Penrose ve meslektaşları, Hawking noktalarınınCMB’yi haritalamayı amaçlayan BICEP2 projesi tarafından zaten bulunmuş olabileceğini bildiriyor. Penrose, “Kainat için problemli görünmekle birlikte, bu tür anormal noktaların varlığı, konformal döngüsel kozmolojinin (CCC) bir sonucudur” açıklamasında bulundu. Emisyonda aşırı düşük sıcaklıkta bulunmasına rağmen CCC’deki bu radyasyon, kara deliğin geleceğinde uyumlu bir sıkışmayla büyük ölçüde yoğunlaşmaktadır. Bu da sonsuzluğa geçişte tek bir noktaya sebep olmaktadır.
Yok olan evrenlerden sonra oluşan geri dönüşüm evrenleri teorisi tartışılmaz bir noktada değil. Elde edilen kanıtların birçoğunda evrenin genişlemesinin hızlandığı, evrenin tek bir noktaya sıkışacak kadar yoğunlaşmayacağını ve yine Büyük Sıçrama teorisi olarak isimlendirilen genişlemenin oluştuğu görülmektedir. Ayrıca Hawking radyasyonuyla ilgili henüz bir kanıt bulunamamıştır. Bu ilginç teorinin tüm bilim çevreleri tarafından kabul görebilmesi için daha birçok kanıt toplanması gerekiyor.
Kaynak: https://www.iflscience.com/space/dead-black-holes-may-suggest-this-is-not-the-first-universe/

Devamını Oku

Uzay

Bilim İnsanları, Samanyolu’nun Yörüngesinde Keşfedilen Minik Galaksi Hakkında Araştırma Yürütüyor

Yayınlandı

üzerinde

Samanyolu’nun hemen dibinde keşfedilen minik bir galaksi bilim insanlarını şaşırttı. Segue 1 ismi verilen galaksi oldukça tuhaf bir yapıda. Çok küçük olmasının yanında, oldukça da soluk olan minik galaksi Samanyolu’na çok yakın ve kimse nereden geldiğini tam olarak bilmiyor. Astronomlar mini galaksinin hareketlerini ilk defa doğru bir şekilde ölçmeyi başardı. Bu ölçümler galaksi hakkında bazı ipuçları barındırıyor. Son 10 sene içerisinde teleskop teknolojisi küçük galaksileri tespit edebilecek kadar gelişti. Bu küçük galaksiler çok kompaktlar, küresel bir küme ile cüce gökada arasında bir yere sahipler. Ultra-zayıf cüce spiroidal gökadalar olarak adlandırılıyorlar.
2006’da Sloan Dijital Gökyüzü Anketi verilerinde ilk keşfedilen Segue 1 oldu. Galaksinin keşfi 2007 yılında duyuruldu. Oldukça eski olan galaksi, yaşlı ve çok eski yıldızlarla dolu. Aynı zamanda tutarlı düşük metal içeriğe sahip. Metaller evrende bir neslin veya iki yıldızın süpernovaya dönüşmesine ve ölümünde ağır elementlerin oluşmasına kadar yayılmaz. Segue 1 ayrıca oldukça düşük bir parlaklığa sahiptir. galaksinin parlaklığı tipik bir küresel kümelenmeden çok daha zayıf. Aslında, astronomlar henüz galaksinin küresel bir kümelenme olmadığından tam olarak emin değiller. Yeni araştırma galaksi hakkında daha fazla bilginin ortaya çıkmasını sağladı. Araştırmacılar Segue 1 ‘in bir galaksi parçası mı yoksa küresel bir kümeye mi ait olduğunu anlamak istedi. Bunun yanında araştırmanın amaçları arasında Segue 1’in nereden geldiği ve tam olarak 23 bin parsec (75 bin ışıkyılı) mesafede Samanyolu’nun yörüngesinde nasıl bulunduğunu inceledi. Segue 1’in hareketini hesaplamak için Sloan Dijital Gökyüzü Anketi’nden ve Büyük Binoküler Kameradan 10 yıllık bir temel veri kullanıldı. İncelenen verilerde Segue 1’in 600 milyon yılda bir defa Samanyolu galaksisinin yörüngesine girdiğini keşfetti. Aynı zamanda tespit edilen bir diğer gerçek ise Segue 1’in Samanyolu galaksisinin yer çekim kuvveti tarafından yok edilmenin eşiğinde olduğu. Tüm bu veriler Segue 1’in galaksi kategorisine girme olasılığını daha güçlü hale getirmektedir. Galaksi düşük metal yoğunluğa sahip olmasına rağmen, küresel kümelerde bulunmayan önemli bir demir yayılımına sahip.
Araştırmacılar Segue 1’in bulunduğu yere nasıl geldiğine dair iki farklı senaryo üzerinde duruyor. Bu teorilerden daha az güçlü bulunanı Segue 1’in farklı bir galaksinin etrafında bir uydu olmasıydı. Bu galaksi 12 milyar yıl önce Samanyolu’yla çarpıştı ve bu çarpışma sonrasında Segue 1 tek başına kalarak kendi etrafında dönmeye başladı. Bu olası bir varsayımdır. Samanyolu galaksisinin geçmişte birçok galaksiyle çarpışıp, kaynaştığı bilinmektedir. Ancak Segue 1’in yörüngesi tespit edilen çarpışmaların hiçbirisiyle tutarlı yapıda değil. Ancak daha önce keşfedilmemiş bir çarpışma olasılığını da bilim insanları göz ardı etmiyor. İkinci teori ise bilim insanlarının %75 oranında makul bulduğu senaryodur. Segue 1, 8 milyar yıl önce Samanyolu galaksisinin çekim kuvvetine kapılarak onun yörüngesine girmiştir. Yapılacak olan ek araştırmalar bu senaryolardan hangisinin doğru olduğunu gelecek günlerde ortaya çıkaracak.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/ultra-faint-spheroidal-dwarf-galaxy-segue-1-proper-motions-measured-first-time

Devamını Oku

Uzay

ABD’den Yeni Uzay Ordusu Planı

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Başkan Yardımcısı Mike Pence, Amerika’nın “uzaydaki hakimiyetini” garanti altına almak için yeni bir uzay gücü oluşturmanın zamanının geldiğini söyledi. Pence’in yorumları yönetimin 2020’ye kadar bağımsız altıncı bir komutanlık kurma planının ilk adımı olarak değerlendirildi.
Pence yaptığı açıklamada “bir zamanlar huzurlu ve rakipsiz olan uzayın artık kalabalık ve rekabete açık” olduğunu söyledi. Trump’ın bağımsız ancak eşit bir uzay gücü komutanlığı talebi oldukça karmaşık bir istek ve Kongre’nin onayını gerektiren pahalı bir hamle. Savunma Bakanı Jim Mattis de uzay kuvvetleri komutanlığı planlarına destek verdi. Mattis daha önce pahalı bağımsız bir birim kurulmasına karşı çıkıyordu. Amerika’nın uzayda büyük ölçüde uydulara bağımlı olduğunun bilinmesi Pentagon’un uzaydaki rolünün sorgulanmasına neden oluyor. 
Uydular iletişimi, navigasyonu, istihbaratı ve hem ordu hem de ekonomi için hayati başka hizmetleri sağlıyor. Amerikan istihbarat daireleri bu yıl Rusya ve Çin’in gelecek bir savaşta kullanılmak üzere uyduları hedef alacak silahlar üretme peşinde olduğunu tespit etmişti. Muharip birlikleri elektronik iletişimden veya navigasyondan yoksun bırakacak uydu teknolojisini hedef alan siber saldırıların yapılmasından endişe ediliyor.
Kaynak: https://www.usatoday.com/videos/news/politics/2018/08/09/pence-outlines-plan-new-space-force-2020/37379571/

Devamını Oku

Öne Çıkanlar