Bizi Takip Edin

Bilim

Google’ın Yeni Yapay Zekası İnsan Sesini Mükemmel Şekilde Taklit Ediyor

Yayınlandı

üzerinde

Geçtiğimiz günlerde gerçekçi bir sese sahip olan ve derin bir sinir ağına sahip Wavenet ile ilgili bazı haberler paylaşıldı. Şu anda sistem tüm platformlara Google Asistan için uyumlu hale getirildi.

Google-AI-DeepMind-technology-what-is-artificial-intelligence-experiments-780082
Gerçekçi insan konuşmasını sentezlemek için kullanabileceği derin bir sinir ağına sahip olan WaveNeti Google Asistanla kullanıma sunuluyor. Konuşmayı sentezleyebilmek için AI iki farklı tekniği harmanlıyor. Birleştirici olarak kullandığı text-to-speech (TTS), bir insandan gelen kayıt parçalarını bir araya getirebiliyor. Kullanılan bu yöntemin dezavantajı, sesin tonlamalarında değişimler meydana geldiğinde ses kütüphanelerinin değiştirilmesi gerekliliği.
Diğer teknik ise parametrik TTS olarak adlandırılıyor. AI konuşmayı üretebilmek için biz dizi parametre kullanıyor. Ancak konuşma bazı zamanlar doğal olmayan robotik bir biçim alabiliyor. WaveNet, konvolüsyonel bir sinir ağı kullanılarak geliştirilen bir sisteme dayalı olarak sıfırdan dalga formu üretmektedir.

googlein-yeni-yapay-zekasi-insan-sesini-mukemmel-sekilde-taklit-ediyor1

Bu sistemin başlangıç aşamasında hangi dalga formlarının daha gerçekçi, hangilerinin daha yapay olduğunun belirlenebilmesi için çeşitli konuşma örnekleri kullanıldı. Bu sayede sentezleme platformu eğitilmiş oldu. Bu çalıma konuşma sentezleyicisine dudakların hareketi gibi detaylar da dahil olmak üzere doğal tonlama üretme imkanı sundu. Sisteme yüklenen örneklere bağlı olarak farklı veri setlerini kullanan yapay zeka farklı bir aksan ve benzersiz bir ses ortaya çıkardı. Sistemin en büyük sorunu başlangıç aşamasında önemli bir işlem gücü istemesi ve yavaş olmasıydı. Son 12 ay boyunca sistem üzerinde çalışan mühendisler yapay zekayı ilk halinden 1000 kat hızlı bir forma getirdi.
Kaynak: https://futurism.com/googles-new-ai-can-mimic-human-speech-almost-perfectly/

Devamını Oku
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

Bilim İnsanları Excitonium İsmini Verdikleri Yeni Bir Madde Keşfetti

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Bundan yıllar önce bilim insanları tarafından Eksitonyum ismi verilen bir maddenin var olabileceğine dair bir teori ortaya atıldı. Yıllar sonra yapılan deneyler sayesinde bu maddenin varlığı kanıtlandı.
Illinois Üniversitesi’nden bir grup bilim adamı bu heyecan verici keşfi duyurdu. Keşfedilen bu yeni madde birleşik parçacıklardan oluşan; bir maddenin süper akışkan, süper iletken, hatta bir yalıtıcı elektronik kristal gibi davranmasına izin veren bir tür boya.

Illinois Üniversitesi’nde fizik profesörü olan Peter Abbamonte ve ekibi bu çalışma için Berkeley University of Amsterdam ile işbirliği yaptı. Çalışmada 50 yıldan uzun süreden beri teori olarak bilinen bu maddenin varlığını kanıtlamak üzerine kuruldu. Buluşun yapılmasından sonra Science dergisine Excitonium’un tespit edildiği bildirildi.
Bu maddenin ortaya çıkabilmesi için ilginç bir kuantum mekanik eşleştirme yapılıyor. Eksitonların var olduğunu ispatlayabilmek için ekip tarafından geçiş metali olan dikalsiyojenit titanyum diselenid katkılı kristaller üzerinde çalışma yapıldı. Elde edilen sonuçları 5 ayrı zamanda tekrar üretebildiler.


Günümüze kadar bilim insanları eksitonyum ya da başka bir maddenin safhasını tespit edip edemediklerini kesin olarak ayırt edebilmek için gerekli deney araçlarına sahip değildi. Bununla birlikte araştırma ekibi yeni bir teknik kullanarak ivme ne olursa olsun düşük enerjili katı partikülleri, eşlenmiş elektronları ve deliklere ait toplu uyarıları ilk kez kesin olarak ölçmeyi başardı. Bu çalışmada yumuşak plasmon fazı olarak isimlendirilen ve Exsiton yoğulaşmasının öncüsü olan faz ilk defa görüntülenmiş oldu.
Abbamonte tarafından yapılan basın açıklamasında, elde edilen sonucun kozmik bir öneme sahip olduğu bildirildi. Eksitoyum terimi ilk kez Harvard teorik fizikçi BertHalperin tarafından 1960 senesinde üretilmiş, bu tarihten itibaren fizikçiler bu teoriyi ispatlamak için yoğun çaba göstermişti.
Kaynak: https://futurism.com/new-material-excitonium-discovered

Devamını Oku

Bilim

Yeni Araştırmalar İnsan Ömrünün Bir Genetik Sınırı Olduğunu Ortaya Koydu

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Yeni gerçekleştirilen bir araştırmayla insanlığın fiziksel gelişme ve ömür bakımından zirveye ulaştığı iddia edildi. İnsan ömrüne dair ortaya konan bu sınır çevresel koşullarla birlikte genetik kısıtlamaların bir ürünü olarak ortaya çıkıyor.

Araştırma ekibi, insan ömrünün ve insanın fiziksel yeteneklerinin bir sınırı olduğunu ve insanlığın zaten bu eşiğe ulaşmış olabileceğini ortaya koyuyor. Ekip bu eşiği aşmamızın mümkün olamayabileceğini de ifade ediyor. Nitekim elde edilen bulgular; kişinin yaşı, fiziksel yetenekleri gibi unsurlarda maksimum genetik ve biyolojik sınıra işaret ediyor.
120 yıldan daha uzun tarihi bilgiyi kapsayan bu araştırma, kısa bir süre önce Frontiers dergisinde yayımlandı. Bu eşiğin üstesinden gelmek yerine insanlar arasında bu eşiğe yaklaşanların oranında bir değişiklik olacağı iddia ediliyor. Bu süreçte daha fazla insan yaşam beklentisini en yüksek seviyeye taşıyacak, ancak maksimum sınırı aşamayacak.

Araştırmacılar antropojenik faktörler ya da çevrenin üzerimizdeki etkilerinin bu eşikte düşüş yaşanması ihtimalini gündeme getirdiğini ifade ediyor. Tüm insan biyo belirteçleri olan (solunum sayısı, böbrek filtrasyonu vb. süreçler hem genetik yatkınlığa hem de çevresel parametrelere bağlıdır. Oluşan risk faktörleri işlenen her organizmanın performansını sınırlamaktadır. Olumlu bir ortam işlevsel kaliteyi yükseltirken, artan kısıtlamalar onu sınırlamaktadır.
Yeni çalışma insan ömrünün sınırına ulaşıldığı konusunda gerçekleştirilen tek çalışma değil. Eylül ayının başında Hollandalı bazı araştırmacılar tarafından insanın azami yaş sınırının 115 yıl olduğunu açıklanmıştı.
Kaynak: https://futurism.com/new-research-theres-genetic-limit-how-long-live/

Devamını Oku

Bilim

Bilim İnsanların Başkalarından Enerji Çektiğini Açıkladı

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Bielefeld Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmada bilim insanları, bitkilerin diğer bitkilerden alternatif bir enerji kaynağı çıkardığını kanıtladı. Uzmanlar elde edilen bu bulgunun bio enerjinin geleceği olduğunu ifade ediyor.
Uzmanlar tıpkı bitkilerde olduğu gibi insanların da diğer insanlardan enerji çekme yeteneği bulunduğuna değiniyor.
İnsanlar diğerlerinden çektikleri enerjiyi özümseyebiliyorlar. Profesör Dr. OlafKruse ve biyolojik araştırma ekibinin yaptığı incelemelerde yeşil alg Chlamydomonas Reinhardtii sadece fotosentezle uğraşmakla kalmıyor aynı zamanda alternatif bir enerji kaynağından besleniyor. Yani diğer bitkilerden enerji çekme yeteneğini taşıyor. Araştırmaya dair bulgular Nature Communications dergisinde yayımlandı.

Bir psikolog ve enerji şifacısı olan Olivia Bader-Lee konuyla ilgili yaptığı açıklamada çiçeklerin büyüyebilmek için suya ve ışığa ihtiyaçları bulunduğunu, insanların ve gezegenlerin de bitkilerden farklı olmadığını bildirdi. Doktor Olivia Bader-Lee insanın fiziksel bedeninin bir sünger gibi olduğunu ve çevreyi absorbe edebildiğini açıkladı. Bader-Lee, “İnsan organizmasının duygusal durumlarını besleyebilmek amacıyla gerekli olan enerjiyi tıpkı bitkiler gibi dış kaynaklardan çektiğini ve bu durumun hücrelere enerji verdiğini kaydetti.
Uzmanlar, Chlamydomonasre in hard tii bitkisinin enerji yetersizliği yaşadığı durumlarda komşusu olan sebze selülozundan enerji aldığını bir dizi deneyle gösterdi.

yetiştirerek, enerji yetersizliği ile karşı karşıya kaldıklarında, bu tek hücreli bitkiler komşu sebze selülozundan enerji aldığını bir dizi deneyde göstermeyi başardı. Böyle bir davranış bir bitkide ilk defa doğrulanıyor. Araştırmacılar çalışmalarını diğer bitkileri kapsayacak şekilde geliştirmeyi düşünüyor.
Kaynak: http://preventdisease.com/news/12/112112_People-Can-Draw-Energy-From-Other-People-The-Same-Way-Plants-Do.shtml

Devamını Oku

Öne Çıkanlar