fbpx
Bizi Takip Edin

Yaşam

Göz kontağı insanı neden etkiler?

Yayınlandı

üzerinde

Kalabalık bir ortamda iki kişinin göz göze gelmesi romantik filmlerde en çok kullanılan sahnelerinden biridir. Ancak göz kontağında oldukça karmaşık ve bilinçaltı tepkileri içeren bir durum söz konusudur. Herkesin başına gelmiştir. Gürültülü ve kalabalık bir ortamda bir insanla bakışlarınız kesişir ve etraftaki her şey bulanıklaşırken siz birbirinize bakıştığınız ortak bilgisiyle anlık bir bağlantı hissedersiniz aranızda. Göz kontağı her zaman bu kadar heyecan verici olmasa da gündelik konuşmaların doğal bir parçası olarak önemlidir. Biriyle konuşurken, göz temasına veya bakışlarını kaçırmasına göre kişilik değerlendirmesi yaparız. Sokakta yürürken insanlar bizimle göz teması kurmuyorsa reddedilme hissine kapılabiliriz. Kendi deneyimlerimizden hareketle bu kadarını zaten biliyoruz. Psikolog ve nörologların bu konuda yıllardır sürdürdüğü araştırmalar, bakışlarımızın neleri ele verdiği ve göz teması kurduğumuz kişi hakkındaki düşüncelerimizin nasıl değiştiği de dahil olmak üzere, göz kontağının gücü ve etkisine dair ilginç bulgular ortaya koyuyor. Bakışlar dikkatimizi çeker ve etrafımızda olup biten diğer olaylar bulanıklaşır. Birinin bize baktığını görmek beynimizde hemen belli işlemlerin başlamasına neden olur; bize bakmakta olan bir başka kişinin zihniyle angaje olduğumuz düşüncesi uyandırır. O insanın kendine özgü bir perspektifi olduğu fikri, bizi kendi durumumuzla ilgili daha dikkatli olmaya yöneltir.  Göz kontağı neden dikkat dağıtır?
Hayvanat bahçesinde bir maymunla göz göze geldiğimizde de bu tür etkiler hissetmiş olabiliriz. Sizi inceleyen ve hakkınızda yargıda bulunan bilinçli bir canlı ile karşı karşıya olma hissi oldukça güçlü etki yaratır. Bize bakan şey bir canlı değil de resim veya fotoğraf bile olsa beynimizde sosyal algı ile ilgili bir dizi aktivite tetiklenir. Başka bir zihnin odağında olduğumuzu bilmek oldukça dikkat dağıtıcıdır. Zira göz kontağı, ekrandaki bir yabancı ile bile olsa öylesine yoğundur ki beynimizdeki bilişsel rezervleri tüketir. Bir başka insanın doğrudan bakışlarına maruz kalmak belleğin işleyişine, hayal etmeye ve gereksiz bilgileri devre dışı bırakacak zihinsel kontrol becerisine de etkide bulunur. Biriyle konuşurken söylediklerimize daha iyi yoğunlaşmak için göz kontağını kesip bakışlarımızı anlık olarak uzaklara yöneltmemizin nedeni budur.
İdeal göz kontağı süresi  Araştırmalar göz kontağının karşıdaki insanla ilgili algımızı da şekillendirdiğini gösteriyor. Örneğin, daha fazla göz teması kuran insanları daha zeki, daha uyumlu ve içten bulur (en azından Batı kültüründe böyledir) ve onların söylediklerine daha kolay inanırız. Ancak aşırıya kaçan göz kontağı, delici bakışlar ise insana rahatsızlık hissi verir. Araştırmacılar, tercih edilen göz teması süresinin üç saniye olduğunu, dokuz saniye sonrasının ise olumsuz etki bıraktığını gösteriyor. Karşılıklı bakışmanın kişiler arasında ortaklık hissi yarattığı gözleniyor. Bizimle göz temasında bulunan yabancı birini kişilik ve görünüm olarak daha çok kendimize benzetiyoruz. Başkaları başka şeylerle meşgulken göz göze geldiğimiz kişiyle özel bir anı paylaşma hissine kapılıyoruz.
Göz bebeklerinin büyümesi  Daha yakın mesafede göz göze gelme durumunda ise göz bebeklerinin birbirinden etkilendiği, biri büyüdüğünde diğerinde de aynı tepkinin görüldüğü biliniyor. Bazıları bunu bir tür bilinçaltı sosyal taklit olarak görüp romantik anlamlar yüklerken, bazıları da gözün karşıdaki insanın gözündeki parlaklık değişimine doğal fiziksel tepkisi olarak değerlendiriyor. Ancak göz bebeği büyümesinin psikolojik nedenleri de yok değil. Araştırmalar, entelektüel, duygusal, estetik veya cinsel olarak bir insanda ilgi uyandığında göz bebeklerinin büyüdüğünü gösteriyor. Buna bağlı olarak kimileri göz bebekleri irileşmiş yüzleri daha çekici bulduğumuzu ve beynin bu durumu otomatik olarak algıladığını iddia ediyor. Hatta yüzyıllar önce kadınlar çekici görünmek için gözbebeklerini büyüten bitki özleri kullanırmış.
Sağlıklı olmaya işaret
Ancak karşıdaki insana sadece göz bebekleri ile mesaj vermeyiz. Karmaşık duyguları göz kaslarından okuduğumuzu gösteren araştırmalar var. Örneğin tiksinme duygusu gözlerimizi küçültmemize yol açar ve bu yolla bu duygu karşı tarafa iletilmiş olur. Ayrıca göz bebeklerinin üzerindeki halkalar sağlıklı kişilerde daha belirgindir ve bunlar daha çekici bulunur. Kısacası, ‘gözler ruha açılan penceredir’ sözü yersiz değildir. Gözler beyni dış dünyaya ifşa eder. Bu bakımdan bir başkasıyla göz göze gelmek o kişinin beynine veya ruhuna dokunmaya en yakın tecrübedir. Uzun bakışmaların büyük etki yaratması bundandır. Kaynak: http://www.bbc.com/future/story/20190108-why-meeting-anothers-gaze-is-so-powerful

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yaşam

Japonya’da giderek yaşlanan nüfus yabancı işçi alımına zorluyor

Yayınlandı

üzerinde

Japonya’da giderek yaşlanan nüfus büyük bir işgücü açığının doğmasına neden oldu. Yabancı işçilere uygulanan engelleri ortadan kaldırmaya dönük adımlar atılıyor. Başkent Tokyo da dahil olmak üzere 10 yıl kadar önce Japonya’da yabancılara pek rastlanmazdı. Ancak bu durumun artık değiştiğini görüyoruz. Japonya hızla uluslararası bir merkez haline geliyor. Bunda demografik değişimin etkisi büyük: Japonya nüfusu hızla yaşlanıyor ve azalıyor. Ayrıca dış turizm gelişiyor ve 2020 Tokyo Yaz Olimpiyatları’na hazırlıklar hız kazanıyor. Yani ülkede mevcut iş pozisyonlarını dolduracak işçiye ihtiyaç var. Japonya on yıllardır nüfus azalması sorununun farkındaydı, ama hükümetler bu konuda köklü adımlar atma konusunda çekingen davranıyordu.  Başbakan Shinzo Abe düşük ücretli yabancı işçi akışını artırmak istiyor. Ancak, 2025’e kadar yüz binlerce mavi yakalı işçi almayı öngören teklifi, geleneksel olarak göçmenliğe sıcak bakmayan ülkede tartışma yarattı. Önerge Aralık ayında parlamentoda kabul edildi. Böylece Nisan ayından başlamak üzere gelecek beş yıl içinde 300 bin göçmen işçi alınacak. Bu, gelecek yıllarda ülkede büyük değişikliklere gebe olacak bir adım olarak görülüyor.
Yaşlı nüfusla beraber göçmen sayısı da artıyor
Tokyo’da bir üniversitede öğretim üyesi olan Bhupal Shrestha 15 yıldır Japonya’da yaşıyor; ama “kalıcı oturum” izni alması hiç kolay olmamış. Shrestha, kalacak oda bulma, iş kurma, banka hesabı açma vb. konularda ayrımcılığa maruz kaldığını söylüyor. Ayrıca göçmenlerin kendilerini etkileyen hükümet politikaları konusunda pek söz sahibi olmadığını vurguluyor. Bugün Japonya’daki yabancı işçi sayısı 1,28 milyon. 2008’de bu rakam 480 bin idi. Ancak toplam nüfus içinde göçmen nüfusun oranı yüzde 1 düzeyinde.  Bu oran İngiltere’de yüzde 5, ABD’de ise yüzde 17. Yabancı işçilerin yüzde 30 kadarı Çinli; ardından Vietnam, Filipinler ve Brezilya geliyor. Göçmen işçi sayısının düşük olmasının nedeni, bir adalar ülkesi olarak Japonya’nın izolasyonist olması ve göçmenliğe sıcak bakmaması. 1800’lerin ortalarına dek, ülkeye giriş çıkışlar ölümle cezalandırılabiliyordu. Şimdilerde ise Japonya kendisini güçlü bir kültürel kimliğe sahip homojen bir ülke olarak görüyor. Göçmen karşıtlığının ardında iş kaybı, kültürel yaşamın kesintiye uğraması ve suç oranının artması gibi kaygılar yatıyor. Ama en büyük endişe kaynağı, yerli Japon nüfusunun azalıyor olması.
Nüfus azalıyor
2010-15 yılları arasında nüfus neredeyse bir milyon azaldı. Geçen yıl bu düşüş 227 bin oldu. 65 yaş üzeri nüfus yüzde 27 ile rekor seviyede. Bu oranın 2050’de yüzde 40’a ulaşması bekleniyor. Mevcut işlerin çalışabilir yaştaki nüfusa oranı da giderek artıyor. Mayıs’ta her 100 işçi için 160 iş vardı. Yani bugün yaşlı Japonların yapamayacağı, gençlerinse yapmak istemediği çok sayıda iş bulunuyor. Başbakan Abe’nin planlarını birçok iş insanı ve politikacı desteklerken, yabancılarla birlikte yaşama veya çalışma tecrübesinin az olması nedeniyle birçok Japon da buna şüpheyle bakıyor, bunun Japon toplumunu değiştirecek bir adım olacağını öngörüyor.  İşçi ihtiyacı olan sektörler
Ülkede en büyük işçi ihtiyacı inşaat, tarım ve gemi yapımı sektörlerinde. Turizm geliştiği için otelcilik, perakende satış gibi alanlarda da özellikle İngilizce ve diğer dilleri konuşan kişilere ihtiyaç artıyor. Yaşlı ve emeklilerin bakımında çalışacak işçilere de ihtiyaç var. Bugüne dek Japonya yabancı işçi ihtiyacını “teknik stajyer eğitim programı” adı altında yabancı genç işçi ve öğrencilerin düşük ücrete 3-5 yıl gibi geçici bir süreyle çalıştırılması yoluyla karşılamaya çalıştı. Ancak basında yer verilen birçok kötü örnek nedeniyle bu program “gizli kölelik” olarak eleştirilere maruz kaldı. Abe’nin planı ise kalifiye olmayan işçilere beş yıllık çalışma izni verilmesini, kalifiye işçiler içinse yenilenebilir vize uygulanması ve ailelerini de getirmelerine izin verilmesini içeriyor. Yeni vize sisteminin Nisan’da başlaması planlanıyor. 
Göçmen işçi endişesi
Ancak yabancı işçilerin ülkeye yerleşmesi, ihtiyaç olan tarım bölgelerinde değil büyük kentlerde yoğunlaşması, Japon dil ve kültürüne uyum sağlama sorunu gibi birçok çekinceler dile getiriliyor. Ayrıca Japon toplumunun bu işçilerin aşırı sömürülmesini önleyecek donanımlardan yoksun olduğunu söyleyenler de var. Bazıları da Japon toplumunun işleyişini sağlayan “havayı okuma” konseptini, günlük yaşamda geçerli olan ve konuşmadan anlaşmayı sağlayan “telepatik algıyı” yabancıların anlayıp uygulamasının zor olduğunu ifade ediyor. 15 yıldır bu ülkede yaşayan Nepal kökenli Shrestha, Japonya’da yaşamak isteyen yabancıların kendilerini nelerin beklediğinden haberdar olmaları gerektiğini söylüyor. Burada “ağır çalışmaya tapıldığını ve kurallara uyulduğunu” hatırlatıyor. “Japon kültürü ve gündelik yaşam konusunda biraz bilgi sahibi olarak gelmek gerekir” diyor.
Kaynak: http://www.bbc.com/capital/story/20181210-more-seniors-more-foreigners-how-japan-is-rapidly-changing

Devamını Oku

Teknoloji

Çin’de ilk 5G destekli uzaktan ameliyat yapıldı

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Bu yıl 5G teknolojisi ile ilgili çok şey duyacağımız kesin. Ancak Çin’ de gerçekleşen 5G destekli uzaktan cerrahi operasyon, geleceğin sağlık teknolojisini şimdiden görmemizi sağlıyor. 2019 yılı hiç kuşku yok ki 5G teknolojisinin çok konuşulacağı bir yıl olacak. ABD, Güney Kore ve Çinli başlıca teknoloji üreticileri 5G destekli cihazlarını piyasaya sürmeye hazırlanıyorlar. Ancak bu konuyla ilgili belki de en heyecan verici gelişmenin Çin’de yaşandığını söyleyebiliriz. Zira Çin’de ilk 5G destekli uzaktan ameliyat başarıyla gerçekleştirildi.  Gecikme süresi sadece 0.1 saniye
Ülkedeki yerel haber kaynaklarına göre 5G teknolojisiyle çalışan dünyanın ilk uzaktan cerrahi ekipmanı Çin’ de başarıyla test edildi. Güneydoğu Fujian eyaletindeki bir doktor, uzak bir bölgedeki bir test hayvanının karaciğerini aldı. Doktor bu ameliyatı 5G bağlantısı üzerinden robotik cerrahi kollar kullanarak gerçekleştirdi.  Doktorun kontrol cihazı ile cerrahi odadaki robot arasındaki gecikme süresinin ise sadece 0.1 saniye olduğ açıklandı. Araştırmacılar bu yüksek hızın potansiyel olarak ölümcül tıbbi hata riskini azaltabileceğini ifade ettiler. 5G destekli ameliyatın önümüzdeki yıllarda yaygınlaşması ile birlikte, yetenekli cerrahların uzak konumdaki hastaları güvenli bir şekilde ameliyat edecekleri ve sayısız hayat kurtaracakları belirtiliyor.
Editör / Yazar: İsa EKİCİ
Kaynak: https://www.ubergizmo.com/2019/01/first-5g-remote-surgery-china/

Devamını Oku

Yaşam

Üç Soru Üç Cevap: DOĞA

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Masmavi denizler, yemyeşil çimenler ve verimli toprakları ile doğa, canlı varlıkların başlangıcından beri sayısız nimetler sunar. İçinde barındırdığı bitki ve hayvanlar ile insanların tamamlayıcısıdır. ‘Üç Soru Üç Cevap’ serimizin bu bölümünde doğadaki hayvanlar ile ilgili bazı sorulara yanıt aradık.
Aslanlarda neden yele bulunur ?
Ormanların kralı olarak bildiğimiz aslanlar, asaletleri ile ayrı bir dikkat çekerler. Bazı hayvanlarda olduğu gibi dişi ve erkek aslanların dış görünüşü birbirinden farklıdır.Erkek aslanlar, kendisini sadece dişisinden değil, bulunduğu habitattaki tüm türlerden ayıran bir yeleye sahip oluyor. Yele, testesteron seviyesi nedeniyle bu yapıya bürünüyor. Bununla birlikte erkek aslanlar, yeleyi dişi üzerinde hakimiyet kurmak ve ya güç gösterileri sergilemek için kullanıyor. Çiftleşeceği erkek aslanı arayan bir dişi için güçlü, gür ve güzel bir yele cezbedici oluyor. Yelenin uzunluğundan ziyaderengi, dişi aslanların karar vermesini sağlıyor. Daha koyu bir yele daha yüksek testesteron seviyesi anlamına geliyor. Yelesi gür ve kabarık olan bir aslan daha güçlü, daha iri görünüyor. Bu sayede aslan rakiplerine karşı avantaj sağlamış oluyor. Ek olarak yele, aslan için kavgada adeta bir kalkan görevi görüyor. Kaynak: https://www.sciencefocus.com/nature/why-do-lions-have-manes/
Papağanlar nasıl konuşuyor ?
Doğanın eşsiz varlıklarından olan papağan, papağansılar (Psittaciformes) takımını oluşturan kıvrık gagalı, etli ve kalın dilli, parlak tüylü, sıcak yerlerde yaşayan kuş türlerine verilen isimdir. Hepsinde görülmemekle birlikte, bu hayvanlar konuşabilir. Doğal ortamlarında toplu halde yaşayan papağanlar, ağaçlarda konaklarlar. Yuvalarını ağaç kovuklarına veya kaya yarıklarına yaparlar. İnsan seslerini ve melodilerini ezberleyip tekrarlayabilirler. Papağanlarda insanlar gibi ses telleri bulunmaz; sesleri özel bir organla yani östaki borusuyla çıkarırlar. Papağanlar, çok kuvvetli hafızaları sayesinde öğrendikleri sözcükleri tekrar ederler. Ancak tekrar ettikleri kelimelerin anlamını bilmezler. Papağan türleri arasında ‘Jako’, konuşması ile ünlenmiş papağan türüdür. Kaynak: https://www.sciencefocus.com/nature/how-do-parrots-talk/
Kuşlar nerede uyur ?
İnsanoğlunun en yakın dostlarından olan kuş türleri, uçmaları nedeniyle birçok insanın özendiği hayvan türü olmuştur. Ancak bu tür nasıl ve nerede uyur ?
Kuş türlerinin büyük bir kısmı ‘unememispheric’ uyku denilen yarı uyur yarı uyanık bir şekilde uyurlar. Doğadaki diğer yırtıcılar tarafından hedef olduklarını bilen kuşlar, bu tehlike nedeniyle ‘unememispheric’ uykuyu tercih ederler. Su üzerinde, avcı olmayan adalarda, derin kavuklarda, baca boşluklarında veya daha yüksek bölgeleri, uykuları için seçerler. Genelde de grup halinde uyuyarak güvencelerini arttırırlar.  Kaynak: https://www.sciencefocus.com/nature/where-do-birds-sleep/
‘Üç Soru Üç Cevap’ serimizin doğa bölümünü tamamlıyoruz. İletinin altına, bir sonraki bölümde hangi konunun ( Uzay, teknoloji, insan vücudu, gündelik bilim, dünya) yer almasını istiyorsanız yorum olarak bırakabilirsiniz.
Editör / Yazar: Kuzey Kılıç (@KuzeyGencc)

Devamını Oku

Öne Çıkanlar