fbpx
Connect with us

Bilim

Günümüzde Yaşayan En Etkili 19 Bilim İnsanı

Published

on

Bilim insanları dünya üzerindeki en etkili insanlardır. Tıp ve teknolojide hızlı bir ilerleme sağlanmasına yardımcı olan bilim insanları aynı zamanda dünyanın ne olduğunu ve nasıl bir sistemle çalıştığını insanların kavraya bilmesine yardımcı olmaktadırlar. Bilim insanlarının kültürümüzün dünya görüşünü şekillendirmedeki rolü rakipsizdir. Dünyayı en fazla etkilediği düşünülen ve hala yaşayan 19 bilim insanı ise şu şekilde sıralanmaktadır:
1. Timothy John “Tim” Berners-Lee, Web’in bağlı olduğu aktarım protokollerini başarıyla uygulayan ilk kişi olan World Wide Web’i icat etti.tim-berners-lee_1366736c-570x357
2. Bir dil bilimci ve filozof olmasına rağmen, psikoloji alanını temelde yeniden şekillendiren Noam Chomsky, en azından davranış bilincini dinin doğuşuyla ilgili fikirleri yoluyla değiştirerek yeniden şekillendirmiştir.noam_chomsky-570x285 3. Evrimci biyoloji kullanan Richard Dawkins, kendimizi en temel seviyelerde anlama biçimimizi şekillendirdi.richard_dawkins-570x321
4. Grupların matematik teorisini istatistikle birleştiren Persi Diaconis, rasgelelik hakkındaki anlayışımızı radikal bir şekilde yeniden yapılandırdı.persi_diaconis-570x378
5. Primatlarla ilgili çalışmaları olan Jane Goodall, hayvan krallığında en yakın akrabalarımızı anlamamıza öncülük etti ve bize odak verdi.jane_goodall-570x382
6. Alan Guth, enflasyonist kozmoloji fikri Big Bang hakkındaki anlayışımızı ve evrenin geniş ölçekli yapısını değiştirdi.alan_guth 7. Donald Knuth, algoritma teorisi üzerindeki çalışmaları bilgisayar bilimleri alanını değiştirdi. (Will Robertson’un izniyle)donald_knuth-570x3388. Lynn Margulis, simbiyogenezisiyle ilgili düşünceleri, biyolojik evrimin anlaşılmasına yönelik geleneksel yöntemleri zenginleştirmiştir.lynn_margulis-570x427
9. Intel’in kurucusu olan Gordon Moore, bilgi teknolojisi devrimini (“Moore’un Yasası” adını veriyor) yapabilmek için iş dünyasını bilimle birleşti.gordon_moore-570x402
10. Roger Penrose, yalnızca temel fizikte değil, insan bilinciyle olan bağlantılarıyla da yeni bir zemin oluşturmuştur.
roger_penrose-570x427
11. Allan Sandage, efsanevi Edwin Hubble’ın çalışmalarını dünyanın en büyük canlı gözlemci astronom olmak için sürdürdü.allan-sandage-570x441
12. Araştırmaları ilk önce proteinlerin yapısını ortaya koyan Frederick Sanger, kimya alanında iki kez Nobel Ödülü kazandı.frederick_sanger
13. Charles Townes, şimdi teknoloji ve günlük yaşamda her yerde bulunan lazeri icat etmiştir.charles_townes-570x427
14. İnsan Genomu Projesinin tamamlanması ve sentetik genomlar ile yapay olarak oluşturulmuş hücreler üzerine çalışmalarına devam eden Craig Venter, hayat anlayışımıza temel olarak meydan okuyor.craig_venter-570x373
15. DNA yapısının Francis Crick ile birlikte keşfedilmesi, biyolojinin tümünde devrim yaratan ve 20. yüzyılın dönüm noktası olan James Watson.james_watson
16. Fizik kuvvetlerini birleştirme konusundaki çalışmaları ve son derece iyi yazılmış bilim hakkındaki popüler kitapları olan Steven Weinberg . Bilimi daha geniş bir kültüre yayan önemli bir kamusal entelektüellerde bir tanesidir.steven_weinberg 17. Andrew Wiles, 300 yıllık Fermat Matematik Tahmini sonuçlarından kararlı bir şekilde çözümlenemeyen sorunların sonuçta yaratıcı iç görüler yoluyla çözüm üretebileceğini gösterdi.
andrew-wiles-570x216
18. Sosyobiyoloji üzerine çalışması evrimsel düşünceyi etiğe ve psikolojiye iten Edward O. Wilson.
edward-wilson-570x459
19. Sicim teorisinin matematiksel temelleri üzerinde çalışma yapan Edward Witten.
edward_witten
Kaynak: https://superscholar.org/features/20-most-influential-scientists-alive-today/

Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

Vardiyalı Uyku, Beynimize ve Vücudumuza İlginç Şeyler yapıyor

Published

on

Yapılan araştırmalar, uykunun vücutlarımızı nasıl etkilediğine dair birçok şeyi anlamamızı sağladı. Şimdiyse yeni bir araştırma, bunlara yenisini ekliyor: Öğleden sonra kestirmek; ruh halimiz, hafızamız ve diğer algısal işlevlerimiz için iyi olabilir fakat bu aynı zamanda, glikoz seviyelerinin yükselmesiyle de ilişkilendirilmiş. Yapılan yeni araştırmada, özel olarak genç öğrenciler incelenmiş. Bu grup, uyku kalıplarının düzensiz olmasıyla biliniyor. 15-19 yaşındaki 59 öğrenci, her 24 saatte bir 6.5 saatlik uykuyla sınırlandırılmış. Bu öğrencilerin yarısı, geceleyin devamlı olarak uyuyacak; diğer yarısı ise, geceleyin 5 saatlik uykunun üstüne 90 dakikalık bir kestirme yapacakmış. Gün boyunca yürütülen testlere göre; öğleden sonra kestirme yapanlar, sağlığın daha iyi olmasıyla ilişkilendirilebilecek çeşitli alanlarda daha yüksek puan almışlar: Daha olumlu hissetmişler, uykularını daha iyi aldıklarını düşünmüşler ve çeşitli bellek ile algı testlerinde daha iyi iş çıkarmışlar.

Araştırmacılardan biri olan ve Singapur’daki Duke-NUS Tıp Fakültesi’nde sinirbilimci olarak görev yapan Michael Chee, şöyle söylüyor: “İlginç şekilde, uyku kısıtlaması şartları altında; bölünmüş uyku grubunda yer alan öğrenciler, devamlı olarak 6.5 saat uyuyan akranlarına göre atiklik, dikkatlilik, çalışan hafıza bölümü ve ruh hali konusunda daha verim sergilediler” “Bu bulgular ilginç; çünkü 24 saatte ölçülen toplam uyku süresi, aslında birinci grupta daha düşük.” İki vardiyaya bölünmüş, 6.5 saatlik benzer bir uyku tarifesini kendiniz için planlamadan önce şuna dikkat edin: 2016 yılında yapılan önceki bir çalışmada araştırmacılar, her gece kesintisiz şekilde 9 saat uyuyan insanlarla karşılaştırıldığı zaman, bu insanların verim ile ruh hallerinin genel olarak daha kötü durumda olduğunu bulmuşlar.

Ayrıca yukarıda belirttiğimiz gibi, kandaki glukoz seviyeleri de, vardiyalar halinde uyuyan grupta daha yüksek çıkmış; bu durum, tip 2 diyabet için bir tehlike etmeni oluşturuyor. 6.5 saat sürekli şekilde uyuyan grup ile 2016 tarihli çalışmada her gece 9 saat uyuyan grup arasında, kandaki glukoz seviyeleri bakımından önemli bir farklılık yokmuş. Bu önemli bir ayrım, çünkü daha önce yapılan bazı araştırmalarda, düzenli bir kestirme süresinin, gece uykusuna ilaveten faydalı olabileceği öne sürülmüş olsa da; metabolik ve algısal etki yönünden inceleme yapılmış araştırmaların sayısı az. Bu metabolik tepki, yeni çalışmanın ardındaki araştırmacılar için önemli bir odak noktası olmuş. Çünkü, uyku eksikliği ile diyabet gelişimi tehlikesi arasında muhtemel bir bağlantı olduğunu zaten biliyoruz.

Ancak burada her ne kadar küçük ve sınırlı bir örnekten bahsetsek de; kestirme yapmanın, uykumuzun tamamını gece aldığımız zamana göre glukoz seviyelerini daha yükseğe çıkarması muhtemel (ruh hali ve algısal verim yönünden faydaları olmasına rağmen). Fakat nihayetinde bu çalışma, ne şekilde bölerseniz bölün, her 24 saatte bir eksik şekilde uyumanın iyi olmadığını söylüyor; özellikle de, hâlâ gelişmekte olan genç beyinler için. En azından bu yaş grubunda olanlar için en iyisi, her gece ortalama 9 saatlik bir uyuma süresi. Araştırmacılar şu sonuca varıyor: “Onlara verilecek en iyi tavsiye, geceleyin önerilen miktarda uyumalarıdır.”

Editör / Yazar: Ali Ekber ÖZGEN

Kaynak: https://academic.oup.com/sleep/advance-article/doi/10.1093/sleep/zsz037/5316239

Continue Reading

Bilim

Vücudumuz, hangi elementlerden oluşuyor? Ölen hücreler ne oluyor? Hücreler yenileniyorsa neden yaşlanıyoruz?

Published

on

İnsan vücudu çok sayıda elementten oluşuyor. Bunların başlıcaları hangileri? Hücrelerimizin ömrü ne kadar? Ölen hücreler ne oluyor? Hücrelerimiz yenileniyorsa neden yaşlanıyoruz? Evet, vücudumuz en az 25 elementten oluşuyor. Ancak vücut kütlemizin yüzde 99’a yakınını 6 element oluşturuyor. Bunlar:

  • Oksijen %65
  • Karbon %18
  • Hidrojen %10
  • Nitrojen %3
  • Kalsiyum %1,4
  • Fosfor %1,1

Geri kalan yüzde 1’5 kısmı ise Potasyum, Sülfür, Sodyum, Klor, Magnezyum ve eser miktarda Bor, Krom, Kobalt, Bakır, Flor, İyot, Demir, Manganez, Molibden, Selenyum, Silikon, Kalay, Vanadyum ve Çinkodan oluşur. Bu elementler, vücudumuzu oluşturan 37 trilyon kadar hücrenin yanı sıra, hücre zarının dışında kalan hücre dışı yapılarda da bulunur. Ortalama bir erkek vücudunun yüzde 60’ı sudur. Bu 42 litreye tekabül eder. Bunun 23 litresi hücrelerin içinde, 19 litresi ise hücre dışında yer alır. Hücre dışı suyun 8,4 litresini dokular arası sıvı, 3,2 litresini ise kan plazma sıvısı oluşturur.

hücre

Hücrelerin ömrü ne kadar?

Vücudumuzdaki hücreler ortalama 7-10 yılda bir yenilenmekle birlikte, her hücrenin ömrü aynı uzunlukta değildir.

Nötrofil hücrelerinin ömrü (kandaki bir tür akyuvar) sadece iki gün iken, göz lensinin ortasında yer alan hücreler ömür boyu bizimledir. Hatta beyin hücrelerinin ömrü bizimkinden çok daha uzundur.

2013’te araştırmacılar yaşlı farelerden aldıkları nöronları daha uzun ömürlü sıçanlara nakletmiş ve iki fare ömründen çok daha uzun yaşadığını görmüştü.

İşte bazı hücrelerin ömrü:

  • Beyin hücresi: 200+ yıl
  • Göz lensi hücresi: Ömür boyu
  • Yumurta hücresi: 50 yıl
  • Kalp kası hücresi: 40 yıl
  • Bağırsak hücresi: 16 yıl
  • Kas hücresi: 15 yıl
  • Yağ hücresi: 8 yıl
  • Hematopoetik (kan yenileyici) kök hücre: 5 yıl
  • Karaciğer hücresi: 10-16 ay
  • Pankreas hücresi: 1 yıl

Ölen hücreler ne olur?

Vücudumuzun dışında veya sindirim sistemimizde yer alan hücreler öldüğünde vücuttan atılır.

İçerdeki ölü hücreler ise vücudumuzu hastalıklardan koruyan akyuvarlar tarafından tüketilir. Ölü hücrelerden sağlanan enerjinin bir kısmı yeni akyuvar hücrelerinin yapımında kullanılır.

Hücrelerimiz yenileniyorsa neden yaşlanıyoruz?

Vücudumuzda akyuvar hücreleri gibi kimi hücreler sadece birkaç saat yaşarken, deri hücreleri birkaç hafta, beyin hücrelerinin çoğu da on yıllarca yaşar.

Ancak birçok hücre yenilense de, bunun gerçekleşmesini sağlayan süreçlerde zamanla aksamalar olur. Hücre üretimi için talimatları taşıyan DNA’lar zamanlar hasar görür ve hücre bölünmesini engeller. İşte bu duruma yaşlanma diyoruz.

Editör / Yazar: Ali Ekber ÖZGEN

Bu makale Science Focus dergisinden derlenmiştir.

Continue Reading

Bilim

Rüya gören beyin hafızayı koruyor

Published

on

Bilim insanlarının yaptığı bir araştırma, rüya gören beynin hafızayı koruduğunu ortaya koydu. Science bilim dergisinde yayımlanan makaleye göre uykunun rüya görülen kısmı olan, gözlerin hızlıca oynatıldığı REM aşamasında ritm bozulursa hafıza kayıpları yaşanabiliyor. Fareler üstünde yapılan deneylerde beyin fonksiyonları REM sırasında durdurulan fareler, hemen ardından yapılan hafıza testlerinde başarısız oldular. REM uykusu sırasında insanlar rüya görüyor ancak rüyaların, yeni anıların yerleşmesi konusunda önemli olup olmadığı bugüne kadar yanıtlanmamıştı.

Son araştırmalar REM dışı derin uykuya odaklanmıştı. Derin uyku sırasında beyin hücreleri hafızayı güçlendiriyor ve o günkü tecrübeleri yeniden yaşatan çeşitli kalıpları ateşliyor. REM uykusu sırasında gözlerimiz hareket ediyor ve kaslarımız gevşiyor ama beynin tam olarak ne yaptığı gizemini koruyor. Bu uyku türü tüm hayvanlar dünyasında, memelilerde, kuşlarda hatta sürüngenlerde bile görülebiliyor. Özellikle de hayvanlarda REM aşamaları çok kısa süreli olduğu için ve diğer komplikasyonlar nedeniyle bu uykunun etkilerini ölçmek zor. REM uykusuna dalmış insanları ve hayvanları uyandırmak strese ve hafıza testlerini de bozan sorunlara neden oluyor.

REM uykusu hafızayı güçlendiriyor

Kanada’da McGill Üniversitesi’nde çalışan Dr. Sylvain Williams doğrudan uyuyan beyne müdahale etmeye karar verdiklerini söylüyor. BBC’ye konuşan Williams “Farelerde REM uykusunu bozmak için bir yöntem kullandık” dedi. “Optogenetics” adında bir sistemi kullanan Williams ve ekibi, farelerde belli sayıda bir hücreye, beyinlerine yerleştirilen minik bir optik fiber sayesinde ışık tutmuşlar. Araştırmacılar ışığı yaktıklarında “teta titreşimleri” adı verilen belirli bir beyin ritmi büyük ölçüde azalmış. Eğer bu müdahale farenin REM uykusuna denk gelmişse bunun sonuçları olmuş.

Dr. Williams “REM uykusundaki faaliyeti durdurmak, özellikle hafızanın oluşması ve güçlenmesini engelliyor” diyor. Örneğin yeni bir nesneyle bir gün önce gördüğü nesne aynı anda fareye gösterildiğinde, fare tanımadığı nesneye odaklanacağına her ikisini de inceliyor. REM uykusunun yeni anıları yerleştirmesi için kritik olduğu görülüyor. Williams, bunun yanıtladığından daha çok soru yarattığını söylüyor. Eğer derin uyku hafızayı güçlendiriyorsa REM uykusunun asıl görevi ne?

Williams, “Şu anda iki aşama arasındaki farkı bilmiyoruz. Ama REM uykusunun ana bir rolü olduğunu öğrenmek şaşırtıcı bir haber” diyor. Araştırma bunama ve diğer hafıza sorunları yaşayan hastalarda incelenmeye değer olabilir. Williams, “Özellikle Alzheimer hastalarında bu normal faaliyetin nasıl etkilendiğini ve hafıza bozulmalarına nasıl katkısı olduğunu görmek ilginç olabilir” diyor.

Editör / Yazar: Ezgi SEMİRLİ

Kaynak: https://www.bbc.com/news/science-environment-36275143

Continue Reading

Öne Çıkanlar