fbpx
Connect with us

Bilim İnsanları

Günümüzde Yaşayan En Etkili 20 Bilim İnsanı

Published

on

Bilim insanları dünya üzerindeki en etkili insanlardır. Tıp ve teknolojide hızlı bir ilerleme sağlanmasına yardımcı olan bilim insanları aynı zamanda dünyanın ne olduğunu ve nasıl bir sistemle çalıştığını insanların kavraya bilmesine yardımcı olmaktadırlar. Bilim insanlarının kültürümüzün dünya görüşünü şekillendirmedeki rolü rakipsizdir. Dünyayı en fazla etkilediği düşünülen ve hala yaşayan 20 bilim insanı ise şu şekilde sıralanmaktadır:
1. Timothy John “Tim” Berners-Lee, Web’in bağlı olduğu aktarım protokollerini başarıyla uygulayan ilk kişi olan World Wide Web’i icat etti.tim-berners-lee_1366736c-570x357
2. Bir dil bilimci ve filozof olmasına rağmen, psikoloji alanını temelde yeniden şekillendiren Noam Chomsky, en azından davranış bilincini dinin doğuşuyla ilgili fikirleri yoluyla değiştirerek yeniden şekillendirmiştir.noam_chomsky-570x285
3. Evrimci biyoloji kullanan Richard Dawkins, kendimizi en temel seviyelerde anlama biçimimizi şekillendirdi.richard_dawkins-570x321
4. Grupların matematik teorisini istatistikle birleştiren Persi Diaconis, rasgelelik hakkındaki anlayışımızı radikal bir şekilde yeniden yapılandırdı.persi_diaconis-570x378
5. Primatlarla ilgili çalışmaları olan Jane Goodall, hayvan krallığında en yakın akrabalarımızı anlamamıza öncülük etti ve bize odak verdi.jane_goodall-570x382
6. Alan Guth, enflasyonist kozmoloji fikri Big Bang hakkındaki anlayışımızı ve evrenin geniş ölçekli yapısını değiştirdi.alan_guth
7. Stephen Hawking,uzayın ve zamanın doğası üzerine çalışması çığır açan ve nöro-musküler distrofi çekmesine rağmen kişisel zafer hikayesi milyonlarca kişiye ilham kaynağı olan
stephen_hawking-570x389
8. Donald Knuth, algoritma teorisi üzerindeki çalışmaları bilgisayar bilimleri alanını değiştirdi. (Will Robertson’un izniyle)donald_knuth-570x338
9. Lynn Margulis, simbiyogenezisiyle ilgili düşünceleri, biyolojik evrimin anlaşılmasına yönelik geleneksel yöntemleri zenginleştirmiştir.lynn_margulis-570x427
10. Intel’in kurucusu olan Gordon Moore, bilgi teknolojisi devrimini (“Moore’un Yasası” adını veriyor) yapabilmek için iş dünyasını bilimle birleşti.gordon_moore-570x402
11. Roger Penrose, yalnızca temel fizikte değil, insan bilinciyle olan bağlantılarıyla da yeni bir zemin oluşturmuştur.
roger_penrose-570x427
12. Allan Sandage, efsanevi Edwin Hubble’ın çalışmalarını dünyanın en büyük canlı gözlemci astronom olmak için sürdürdü.allan-sandage-570x441
13. Araştırmaları ilk önce proteinlerin yapısını ortaya koyan Frederick Sanger, kimya alanında iki kez Nobel Ödülü kazandı.frederick_sanger
14. Charles Townes, şimdi teknoloji ve günlük yaşamda her yerde bulunan lazeri icat etmiştir.charles_townes-570x427
15. İnsan Genomu Projesinin tamamlanması ve sentetik genomlar ile yapay olarak oluşturulmuş hücreler üzerine çalışmalarına devam eden Craig Venter, hayat anlayışımıza temel olarak meydan okuyor.craig_venter-570x373
16. DNA yapısının Francis Crick ile birlikte keşfedilmesi, biyolojinin tümünde devrim yaratan ve 20. yüzyılın dönüm noktası olan James Watson.james_watson
17. Fizik kuvvetlerini birleştirme konusundaki çalışmaları ve son derece iyi yazılmış bilim hakkındaki popüler kitapları olan Steven Weinberg . Bilimi daha geniş bir kültüre yayan önemli bir kamusal entelektüellerde bir tanesidir.steven_weinberg
18. Andrew Wiles, 300 yıllık Fermat Matematik Tahmini sonuçlarından kararlı bir şekilde çözümlenemeyen sorunların sonuçta yaratıcı iç görüler yoluyla çözüm üretebileceğini gösterdi.
andrew-wiles-570x216
19. Sosyobiyoloji üzerine çalışması evrimsel düşünceyi etiğe ve psikolojiye iten Edward O. Wilson.
edward-wilson-570x459
20. Sicim teorisinin matematiksel temelleri üzerinde çalışma yapan Edward Witten.
edward_witten
Kaynak: https://superscholar.org/features/20-most-influential-scientists-alive-today/

Advertisement
1 Comment

1 Comment

  1. Ali rıza Emin

    03/11/2017 at 6:16 pm

    Elonmusk!

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

Günümüzde Yaşayan Türk Bilim İnsanları ve Akademik hayatları

Published

on

Kaç tane Türk bilim insanı tanıyoruz? Hatta var mı acaba varsa neler yapıyorlar diye bir düşünmüş de olabilirsiniz. Küresel eğitim standartlarına göre, ülkemiz nüfusuna oranla çok azımız bilim insanı olabiliyor. Gelişmiş diğer ülkeler, böyle insanları değerlendirebilmek için, kendi ülkelerinde üretmesi ve geliştirmesi için sürekli beyin göçü yapmaya çalıştıklarını ve bunun için de her türlü imkan sağladıklarını biliyoruz. Türkiye’de yetişmiş bir genç, belirli bir noktadan sonra yurt dışına çıkmaya mecbur kalabiliyor. Eminiz ki insanlığın gelişimi için ter döken bu insanların çok önemli bir kısmı, ülkemizden ayrılmak istemezdi. Bilim, teknoloji, insan deneyiminin temel bir parçasıdır. Türümüz ilk günlerinden bu yana fiziksel dünyayı değiştirmeye yardımcı olacak araçlar üretiyor. İşte günümüzde yaşayan bazı Türk bilim insanlarını sizler için derledik.

Aziz Sancar

Aziz Sancar, 8 Eylül 1946, Savur, Türk akademisyen, biyokimyager, moleküler biyolog ve bilim insanı. Eğitim konusunda imkansızlıklarla boğuşup, göğsümüzü kabartan başarılara ulaşarak örnek teşkil eden Aziz Sancar, Mardin’in Savur ilçesinde dünyaya geldi. Muhtemelen Nobel Kimya Ödülü’nü alana dek çoğu vatandaşımız adını duymamıştı. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Sancar, moleküler biyolojiye yöneldi. Teksas ve Yale üniversitelerinde tezleriyle gündem yarattı. DNA onarımı, biyolojik saat, kanser tedavisi gibi konular üzerine 288 bilimsel makale ve 33 kitap yayınladı. Hasar gören DNA’ların hücreler tarafından nasıl yenilendiklerini haritalandıran çalışmasıyla 2015 yılında Nobel Ödülü’ne layık görüldü.

Burcu ÖZSOY

2006 yılında Antarktika’da araştırma yapan Doç. Dr. Burcu Özsoy Çiçek, lisans eğitimini harita mühendisliği olarak da bilinen jeodezi ve fotogrametri mühendisliği bölümünde tamamladı. 2001 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Denizcilik Fakültesi’nde araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladı. 2005 yılında doktora eğitimi için ABD’ye, San Antonio’daki Teksas Üniversitesi’ne gitti. Burada uzaktan algılama konusunda çalışmaya başladı. Danışmanı elindeki iki araştırma konusundan birini seçebileceğini belirtti. Bunlardan biri Mars, diğeri de Antarktika deniz buzulları ile ilgiliydi. Dr. Çiçek, Mars’a gidemeyeceğini ama Antarktika’ya gitme ihtimali olduğunu düşünerek Antarktika’yı seçti ve 2006 yılında ODEN adlı buzkıran gemisi ile 1 aylık Antarktika araştırma seferine katıldı.

Umran S. İnan

2009 yılından bu yana Koç Üniversitesi Rektörü olarak görev yapmakta olan Prof. Dr. Umran S. İnan, 1972’de lisans, 1973’te yüksek lisans eğitimini Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nde tamamladı. Prof. Dr. İnan, 1977’de Elektrik – Elektronik Mühendisliği dalında Stanford Üniversitesi’nden doktora derecesini aldı. Stanford Üniversitesi’ndeki akademik hayatı boyunca jeofizik, yakın uzay, iyonosfer ve atmosfer fiziği, radyasyon kuşakları, elektromanyetik dalga-temel parçacık etkileşimi ve çok düşük frekanslı radyo bilimi alanlarında çalışmalar yaptı; Prof. Dr. İnan Amerikan Jeofizik Birliği, Uluslararası Elektrik ve Elektronik Mühendisleri Enstitüsü ve Amerikan Fizik Kurumu’nun “Fellow” rütbeli üyesidir ve Uluslararası Radyobilim Birliği’nde çeşitli görevlerde bulunmuştur. 2010’da Türkiye Bilimler Akademisi Üyeliği’ne seçilen Prof. Dr. Umran İnan’ın çalışmaları sebebiyle Antarktika’daki bir dağ “İnan Tepesi” olarak isimlendirilmiştir.

Canan DAĞDEVİREN

1985 İstanbul doğum fizik mühendisi kendisi. Piezoelektrik malzemeleri insan organlarının üzerine yerleştirerek organların hareketini elektrik enerjisine çeviren cihazların mucididir. Türkiye’den Harvard Üniversitesi Genç Akademi Üyeliği’ne seçilen ilk bilim insanı Dağdeviren. Giyilebilir kalp pilini icat ederek Forbes’in 30’unun Altında Bilim İnsanları listesine de adını yazdırmayı başardı.

Gazi Yaşargil

Prof. Dr. M. Gazi Yaşargil 6 Temmuz 1925 tarihinde babasının kaymakamlık görevi yaptığı Diyarbakır’ın Lice kasabasında doğdu. Zürich Üniversitesi Beyin Cerrahisi Kliniği’nde rutin beyin cerrahisi çalışmaları yanında, ilk 12 sene (1953-1965) serebral anjiografi ve 1957-1965 yıllarında stereotaktik teknikle Parkinson hastalığı ve diğer hareket bozukluklarının tedavisine yönelik ameliyatlar yaptı. Zürich’de Nörofizyolog Prof. Oscar Wyss’in yardımıyla ilk defa yüksek-frekanslı koagülasyon tekniğini kullandı ve bu teknik küresel kabullendi. Ocak 1967’de Zürich Beyin Cerrahisi Kliniği’ne dönüp mikrotekniği ve sisternal açılım yöntemini tüm beyin ve omurilik cerrahisinde kullanmaya başladı. Bu teknik beynin revaskülarizasyonunda, anevrizma, AVM, kavernom, ekstra-aksiyal ve intra-aksiyal beyin-omurilik tümörlerinde ve temporal epilepsi cerrahisinde rutin olarak kullanılarak nöroşirurjide yeni bir çağ açıldı. Zürich’de mikrocerrahi laboratuarını kurup 1968-1993 yıllarında beş kıtadan 3000’den fazla cerraha mikrocerrahi tekniği öğretildi.

Muazzez İlmiye ÇIĞ

Kendisi Son Sümer Kraliçesi “Muazzez İlmiye Çığ” Kendisi gerçekten yıllara meydan okumuş. 1914 Yılında doğan Muazzez İlmiye Çığ 105’inde şuan. Sümer ve Hitit kültürlerinin en önemli araştırmacılarından olan Muazzez İlmiye Çığ, on üç kitap ve birçok bilimsel makale yazmış ve birçok ödül almıştır. Günümüzde yaşayan en ünlü sümerolog olan Muazzez İlmiye Çığ, “yapılan son çalışmalar Sümerlerle Türklerin ilişkisini kesin olarak ortaya koymuştur. Sümerler, Mezopotamya’ya Orta Asya’dan göç ederlerken kültürlerini birlikte taşımışlardır. O nedenle, ‘Tarih Sümerlerle değil, tarih Türklerle başlar’ dememiz gerekir” der söyleşilerinde.

Celal Şengör

24 Mart 1955’te İstanbul’da doğdu. 1973 yılında Robert Koleji’nden mezun oldu. 1978’de State University of New York at Albany’den jeolog olarak mezun oldu ve aynı üniversitede 1979’da yüksek lisansını bitirdi. 1981’de İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi, genel jeoloji kürsüsünde asistan olarak görev yapmaya başladı. 1982’de State University of New York at Albany’den doktor unvânı aldı. 1984 yılında Londra Jeoloji Cemiyeti’nin Başkanlık Ödülü’nü, 1986’da TÜBİTAK Bilim Ödülü’nü aldı. Aynı yıl İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi genel jeoloji anabilim dalında doçent oldu. 1988’de Neuchâtel Üniversitesi Fen Fakültesi’nden şeref bilim doktoru (Docteur ès sciences honoris causa) pâyesi aldı. Academia Europaea’ya 1990 yılında kabul edildi ve cemiyetin ilk Türk üyesi oldu. Aynı yıl Avusturya Jeoloji Servisi muhabir üyesi, 1991 yılında ise Avusturya Jeoloji Derneği şeref üyesi oldu. Yine 1991 yılında Kültür Bakanlığı’nın “bilgi çağı ödülü”nü kazandı.

Bilge DEMİRKÖZ

Uluslararası Bilim Kadınları Ödülü’nü Kazanan Bilge Demirköz Yani Bilge hoca. İstanbul Amerikan Robert Lisesi ‘nde okurken TÜBİTAK proje yarışmasında matematik dalında Türkiye’de verilen ilk ödülü almıştır kendisi. Uzay radyasyonu hakkında yaptığı çalışmalarla Her yıl 15 genç bilim kadınına verilen Uluslararası Yükselen Yetenek Ödülünü aldı. Bilge Hoca mezuniyetinin ardından, tam burslu olarak dünyaca ünlü MIT’ye kabul ediliyor. MIT’de anadal olarak fizik, yandal olarak matematik ve müzik okuyor. Yüksek lisansını yine MIT ’ de tamamlıyor. Doktora derecesini ise Oxford Üniversitesi’nden alıyor. Nasa da bir proje kapsamında 4 yıl çalıştıktan sonra Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi yani CERN de devam ediyor kariyerine. Projesini Türkiye’de geliştirilmiş özgün malzemelerin ve elektronik bileşenlerin, uzay için toplam doz etkisi (TID) radyasyon testleri altındaki etkilerinin araştırılması ve dayanıklılığının artırılması olarak tanımlıyor. Daha sonra ODTÜ’de kurduğu laboratuvarda 15 kişilik ekibi ile beraber araştırma ve projelerini yürütüyor Bilge Hoca

Ataç İMAMOĞLU

ODTÜ-Elektrik Mühendisliği’nden mezun olduktan sonra Stanford Üniversitesi’nde Elektromanyetik indüklemeli şeffaflık ve Lazerler konusunda doktora eğitimi gördü. Doktora sonrasında atom fiziği ve moleküler fizik alanlarında Harvard Üniversitesi’nde araştırmalar yaptı. 2002’den beri İsviçre Federal Teknoloji Enstitüsü’nde fizik profesörlüğü yapmaktadır.

Gözde DURMUŞ

massachusetts institute of technology (mit) tech review’ün her yıl dünyada önemli bilim insanlarını bir araya getiren listesine 2015 yılında giren 3 türk kadın bilim insanından biri olmayı başaran Türk kadını. geleceğin inovasyonu için zemin hazırlayacak çalışmalara imza atan kişiler arasında yer alıp, “pioneers” (öncüler) kategorisinden listeye giren durmuş, stanford universitesi ‘genome technology center’da postdoctoral research fellow olarak görev yapıyor. durmuş’un hücrelerin fiziksel karakterlerini tespit eden bir cihaz geliştirdiği ve 1 dolar’ın altında maliyeti olan bu cihazın, kanser teşhisi, hücrelerin ilaçlara verdiği tepki gibi konularda çığır açacağı bekleniyor.

Ahmet Nihat BERKER

20 Eylül 1949’da İstanbul’da Profesör Ratip Berker’in oğlu olarak doğmuştur. Kuramsal fizik profesörüdür. Robert Kolej’den mezun olduktan sonra, lisans eğitimi için Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’ne kabul edilen Nihat Berker, 1971 yılında Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nün fizik ve kimya bölümlerinin her ikisinden birden mezun oldu. 1977 yılında İllinois Üniversitesi Urbana Yerleşkesi’nden Doktora almaya hak kazandı. Nihat Berker, istatistiksel mekanik, normalleşme gruplarına hal değimi uygulamaları, ve yüzeysel fizik konularındaki araştırmaları ile meşhur olan Berker’in oğlu Selim Berker Harvard Üniversitesi’nin felsefe bölümünde etik ve epistemoloji profesörü olmuştur. Eşi Bedia Erim Berker’ de İstanbul Teknik Üniversitesi’nde kimya profesördür.

Biykem BOZKURT

ABD’de, Baylor College of Medicine’da Kardiyoloji Bölümünde profesör olan Biykem Bozkurt, aynı zamanda aynı üniversitenin Kalp Yetmezliği Araştırma Kışlar Merkezi İç Hastalıkları Mary ve Gordon Cain Başkanı’dır. Amerikan İç Hastalıkları Kurulu’ndan Kalp-damar hastalığı ve İleri Kalp Yetmezliği ve Kardiyak Transplantasyon sertifikalarına sahip kendisi.

Mehmet KARACA

İTÜ rektörü. İTÜ’de meteoroloji mühendisliği bölümünde lisans ve yüksek lisans, Kaliforniya Üniversitesi (UCLA)’da Atmosfer ve Okyanus Bilimleri bölümünde yüksek lisans ve doktora yapmıştır. 2008-2010 yılları arasında İTÜ Rektör Yardımcılığı, 2009-2010 arasında İTÜ KKTC Kurucu Rektörlüğü yaptı. 2012 yılında ise İTÜ Rektörü olmuştur.

Özlem TÜRECİ

Özlem TÜRECİ dünyaya umut oldu. Ona kansersavar diyebiliriz 🙂 20 yıldan fazla bir süredir kanser araştırmaları yapıyor. Tümör antijenlerinin karakterizasyonu için SEREX teknolojisini geliştiren Türeci, 1995 yılında Alman Hematoloji ve Onkoloji Derneği Vincenz Czerny Ödülü ve 1997’de University Saarland’ın Calogero Pagliarello Araştırma Ödülü’nü kazandı. Dünyanın önde gelen kanser araştırmacılarından biri olan özlem türeci ganymed pharmaceuticals’ın kurucusu ve başhekimi aynı zamanda.

Selman AKBULUT

1975’te University of California, Berkeley’de Robion Kirby’nin öğrencisi olarak doktorasını kazandı. Handlebody teorisi, düşük boyutlu manifoldlar, simplektik topoloji ve G2 manifoldları üzerine çalıştı. G erçek-cebirsel set topolojisinde, Henry C. King ile her kompakt parçalı-lineer manifoldun bir gerçek-cebirsel set olduğunu ispatladı. Yanı sıra, gerçek-cebirsel setlerin yeni topolojik değişmezlerini keşfettiler. 95’ten fazla akademik makalesi ve 3 kitabı yayımlanmıştır.

Feryal ÖZEL

Kendisi NASA’daki astrofizik çalışmalarıyla göğsümüzü kabartıyor. Kendisi Colombia Üniversitesi’nde fizik ve matematik mühendisliği bölümlerinden çift anadal yaparak “Yüksek Onur Derecesi” ile mezun oldu 2002 yılında Harvard Üniversitesi’nde astrofizik üzerine doktorasını tamamladıktan sonra kariyerinin dönüm noktasını yaşadı. Albert Einstein ve John Forbes Nash gibi büyük dehaların içinde bulunduğu “Büyük Fikirler” adlı 20 kişilik listeye adını yazdırdı. özellikle kara delik ve nötron yıldızları üzerinde birçok çalışma yaptı. Yüksek manyetik alanda nötron yıldızlarının ilk kuantum hesaplarını yaptı ve Harvard Üniversitesi’nde yazdığı doktora teziyle fizik camiasında yankı uyandırdı. Karadelik üzerine yaptığı çalışmaları yayınlandı ve daha sonra kanıtlandı. Kariyeriyle ilgili bir diğer dönüm noktası NASA tarafından verilen Hubble ödülüne de layık görülmesi oldu. Feryal ÖZEL, Hubble kadrosuna alınan ilk ve tek Türk olma ünvanını taşıyor.

Onur GÜNTÜRKÜN

Dört yaşındayken bir kaza geçirip bunun sonucunda çocuk felcine yakalandı. Terapi için Almanya’daki akrabasının yanına tedâvi için yollandı. Tedavi ancak kısmen başarılı oldu. El ve kollarını kullanabilmekle birlikte, o zamandan beri tekerlekli sandalyede oturmaktadır. 1975-1980 arası Güntürkün Bochum’daki Ruhr Üniversitesi’nde psikoloji tahsilini tamamlayıp 1984’te doktor ünvânını aldı. Doktoradan hemen sonra Paris Üniversitesi ve San Diego Üniversitesi’nde çalıştı. 1988’de Konstanz Üniversitesi’nde bilimsel asistan oldu ve 1993’e kadar orada kaldı. 1992’de doçent oldu. 1993’te Ruhr Üniversitesi Psikoloji Fakültesi’ne çağrıldı. 2006’da Alman Tabiat Bilgini Akademisi Leopoldina’ya üye oldu. Prof. Dr. Güntürkün, 27 Kasım 2013 tarihinde Paris’te düzenlenen Expo 2020 adaylık sunumunda İzmir’i temsil eden kişilerden biri olmuştur.

Betül KAÇAR

NASA Genç Araştırmacı Ödülünü Aldı. Henüz 20’sinde projesiyle NASA’ya başvurdu ve bilim çalışması NASA tarafından burs ile ödüllendirildi. Türkiye bu olayla onun ismini duydu. Harvard Üniversitesi öğretim üyesi olan Astrobiyolog Betül Kacar, geçtiğimiz yaz Arizona Üniversitesi’nden de profesörlük teklifi aldı. Genç yaşında kariyerinde oldukça yükseklere tırmanan Betül Kaçar aynı zamanda Tokyo Teknoloji Enstitüsünde yardımcı doçent olarak Japonyanın önemli projelerinde görev alıyor. Hızlı tırmanan kariyerine geçtiğimiz yıl da bir ödül katıldı. Betül Kacar, NASA Genç Araştırmacı ödülünü kazanan güçlü bir kadın! Eminiz önünde daha çok büyük başarılar var.

Ekmel ÖZBAY

Ekmel Özbay 25 mart 1966’da Ankara’da doğdu İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi’nde Nanoteknoloji ve Uzay Teknolojileri Araştırma Merkezi Müdürü ve Elektrik mühendisliği ve Fizik profesörüdür. 1987 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi-Elektrik Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu. Stanford Üniversitesi’nden 1989 ve 1992 yıllarında sırasıyla M.S. ve Ph.D. derecelerini almaya hak kazandı. İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi’nde Nanoteknoloji ve Uzay Teknolojileri Araştırma Merkezi Müdürü olan Prof. Ekmel Metamateryaller konusunda araştırmalar yapmaktadır.

Aslı ERDOĞAN

1967 yılında İstanbul’da dünyaya geldi.İstanbul Robert Lisesi’nin ardından Boğaziçi Üniversitesi’nde bilgisayar mühendisliği ve fizik bölümlerinden mezun oldu. Aynı üniversitenin fizik bölümünde yüksek lisans eğitimi aldı ve asistanlık yaptı. 1991-1993 yıllarında Cenevre’de Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nde Higgs bozonu üzerine çalıştı. Türkiye’ye döndükten sonra bir süre İstanbul’da Afrikalı göçmenlerle yaşadı. Fizik doktorası yapmak üzere Rio de Janeiro’ya giden Erdoğan, iki yıl sonra doktora çalışmasını yarıda bırakarak yazarlığı seçti ve iki yıl daha Güney Amerika’da kaldı. 1994’te ilk kitabı Kabuk Adam, 1996’da ilk öykü kitabı Mucizevî Mandarin yayımlandı. İsveç’te büyük yankılar uyandıran “Mucizevi Mandarin”, Mourakabi, Joyce Carol Oates ve Vaclav Havel ile birlikte yılın kitapları arasında yer aldı.[5] 1997’de Deutsche Welle’nin düzenlediği yarışmada Tahta Kuşlar öyküsüyle birincilik ödülü aldı. Öykü, dokuz dile çevrildi.

Metin GÜRSES

Ortadoğu Teknik Üniversitesi Fizik Bölümü’nden 1969, 1971 yıllarında lisans ve yüksek lisans alan Gürses, daha sonra Feza Gürsey’in denetiminde Kerr-Schild Geometrisi ve Genel Görelilik’te Sicimler isimli doktora çalışmasını tamamlayarak 1975 yılında Ortadoğu Teknik Üniversitesi Fizik Bölümü’nden doktora derecesini almaya hak kazandı. Öğrenimi sırasında Amerika Birleşik Devletleri’nde Yale Üniversitesi ile Princeton Üniversitesi’nde, doktora sonrası ise Federal Almanya’da Max Planck astro-fizik enstitüsü ve Köln Üniversitesi’nde araştırmalarda bulundu. TÜBİTAK’ta araştırma başuzmanı olarak çalıştı.

Mutlu ÖZCAN

İsviçre’de bulunan Zürih Üniversitesi’nde Dental Materyaller Bölüm Başkanı olarak görev yapan Prof. Dr. Mutlu Özcan’a Uluslararası Diş Araştırmaları Birliği (IADR) tarafından“2018 Yılın En Seçkin Bilim İnsanı” ödülü verildi. Özcan’a daha önce de İngiliz Kraliyet Üniversitesi tarafından “İngiliz Kraliyet Akademisi Diplomatı” unvanı verilmişti. Londra’da düzenlenen ödül törenine dünyanın farklı ülkelerinden yüzlerce bilim insanı katıldı. Mutlu Özcan ise ödülünü IADR Başkanı Angus Walls’ın elinden aldı. Zürih Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan Prof. Dr. Mutlu Özcan’a Uluslararası Diş Araştırmaları Birliği tarafından “2018 Yılın En Seçkin Bilim İnsanı” ödülü verildi.

Mete Atatüre

1975 yılında Kayseri’de doğdu. Ortaöğrenimini Ankara Gazi Anadolu Lisesi’nde (1992)[1], yüksek öğrenimini Bilkent Üniversitesi Fizik bölümünde tamamladı (1996). Boston Üniversitesi Kuantum Görüntüleme Laboratuvarı’nda doktora yaptı. 2002-2007 yılları arasında Zürih Federal Teknoloji Enstitüsü Kuantum Fotonik Grubu’nda Ataç İmamoğlu ile çalıştı. 2007’de Cambridge Üniversitesi, Cavendish Laboratuvarı’nda öğretim üyesi olarak çalışmaya başladı.[4] Cambridge Üniversitesi’nde kurduğu araştırma grubuyla beraber kuantum fiziği ve geleceğin teknolojileri üzerine çalışan Atatüre, 2011 yılında doçentlik unvanını kazandı. Atatüre, 2010-2015 yılları arasında da Çin Bilim Akademisi’nin Seçkin Davetliler Programı dahilinde bilimsel danışmanlık yapmıştır. İngiltere’de Institute of Physics, Turkiye’de Bilim Akademisi üyesidir.

Listemizin sonuna geldik. Sadece bu listedekiler değil, bu listeye sığdıramadığımız onlarca, yüzlerce, binlerce Türk bilim insanını gönülden tebrik ediyoruz.

Continue Reading

Bilim İnsanları

Neil Armstrong kimdir – Aya İlk Ayak Basan Astronot

Published

on

Ay’a ilk adımı atmasıyla tanınan Neil Armstrong, tam ismi Neil Alden Armstrong, 5 Ağustos 1930’da Amerika’nın Ohio eyaletinde doğdu. Neil Armstrong, Viola Louise Engel ve Stephen Koenig Armstrong’un üç çocuğunun en büyüğüdür. Havacılık ve uçuş tutkusu, 6 yaşında yaptığı ilk uçak yolculuğunda ortaya çıktı. Amerika’nın İzcileri Kulübü’nde aktif olarak görev aldı ve en yüksek rütbe olan Kartal Scout rütbesini kazandı. 16. doğum gününde lisanslı bir pilot ve 1947’de bir deniz hava pilotu adayı oldu.1950’de Kore Savaşı’na katılmasıyla Indiana Purdue Üniversitesi’ndeki Havacılık Mühendisliği eğitimi kesintiye uğradı. Savaştaki başarısı sebebiyle üç adet Hava Madalyası aldı. Yarım kalan mühendislik derecesini 1955’te tamamladı ve hemen Ulusal Havacılık Danışma Komitesi (NACA), ve sonra Ulusal Havacılık ve Uzay İdaresi’nde (NASA) sivil araştırma pilotu oldu. 1962’de Armstrong, İkinci Nesil Astronotları programıyla bir uzay programına katıldı. Sonunda imsanoğlunun Ay’a gitme düşü gerçekleşmiş oldu.

Neil Armstrong’un Ay’a İnişi

16 Temmuz 1969’da Armstrong, Edwin E. Aldrin, Jr. ve Michael Collins ile birlikte Apollo 11 aracında Ay’a fırlatıldı.Dört gün sonra, Armstrong tarafından manuel olarak kullanılan Kartal (Ay Modülü), Sükunet Denizi olarak bilinen geniş bir düzlüğe iniş yaptı. 20 Temmuz 1969’da Armstrong, Ay’ın tozlu yüzeyine “Bu, benim için küçük, insanlık için ise büyük bir adım” sözleriyle aya ayak bastı. Armstrong ve Aldrin iki saatten fazla bir süre boyunca modülden ayrı kalarak yüzey örnekleri topladılar ve çok sayıda fotoğraf çektiler. 21 Temmuz’da, yani Ay’da 21 saat 36 dk geçirdikten sonra, Dünya’ya dönmek üzere yola çıktılar. 24 Temmuz’da Dünya’ya iniş yaptılar ve üç astronot Ay’daki mikroplar tarafından olaşabilecek risklerden korunmak üzere 18 gün karantina altında kaldılar.

Neil Armstrong’un Uçuş Sonrası Kariyeri

Armstrong, 1971’de NASA’dan istifa etti. Apollo 11’ten sonra kamuoyundan uzak durdu ve tüm dikkatini akademik ve profesyonel çalışmalara yoğunlaştırdı. 1971’den 1979’a kadar Cincinnati Üniversitesi’nde (Ohio) Havacılık Mühendisliği profesörü olarak görev aldı. 1979’dan sonra Armstrong, Havacılık Bilişim Teknolojileri ve ordunun elektronik ekipman üreticisi olan AIL Sistemleri gibi birçok şirkete başkanlık yaptı.1969’da Başkanlık Özgürlük Madalyası, 1978’de Uzay Şeref Madalyası ve 2009’da Kongre Altın Madalyası ile ödüllendirildi.

Editör / Yazar: Merve GÖKTAŞ

Kaynak: https://www.britannica.com/biography/Neil-Armstrong

Continue Reading

Bilim İnsanları

Efsanenin Birinci Ölüm Yıl Dönümü: Stephen Hawking 

Published

on

Güçlü ve renkli mizacının yanı sıra fizik dünyasının en büyük ismiydi Stephen Hawking.. Cambridge yıllarında kendisine motor nöron hastalığı teşhisi kondu ve vücudunun işlevini neredeyse tamamen yitirdi; 1964 yılında ilk eşi Jane ile evlendiğinde 3-4 yıllık ömrünün kaldığı söyleniyordu. Ama o, bilim dünyasında bilinen teoremleri nasıl tersine çevirdiyse bu görüşü de tersine çevirdi ve geçtiğimiz yılın 14 Mart’ına kadar yaşamını sürdürdü. Çalışmaları, hayatı ve bilinmeyenleri ile Prof. Dr. Stephen William Hawking sizlerle..

Birinci Dünya Savaşında hasar görmüş; İkinci Dünya Savaşında önemli merkezlerden birisi olan Almanya, Hawking’in ailesi için de büyük tehlike arz ediyordu. Bu nedenle aile, Hawkins doğmadan önce kısmen güvenli Oxford’a taşındı. Oxford’da 8 Ocak 1942 (Galileo’nun ölümünden tam tamına 300 yıl sonra) yılında dünyaya gelen Stephen Hawking, başarılı bir biyoloğun ve zeki bir anneni oğluydu. St. Albans’taki başarılı kolej kariyerinde matematiğe adeta aşık oldu ve ilgisini sayısal işlemlere yöneltti. Fakat okulun matematik bölümü mevcut değildi.

Bu yüzden onun yerine fizik öğrenimi görmeye başladı. Üç yıl sonra doğa bilimlerinde birinci sınıf onur madalyasıyla ödüllendirildi. Ardından da; Oxford Üniversitesi’ni birincilikle bitirip Cambridge Üniversitesi’nde kozmoloji (evren bilimi) doktorası yaptı. Eğlenceli geçen Cambridge yılları ona ALS hastalığını getirdi, ama o pes etmedi. Doktorlar, 1964 yılında ilk eşi Jane ile evlenme hazırlığı yapan Hawking’in iki ya da üç yıl ömrü kaldığını söylüyordu. Ama rahatsızlığı beklenenden daha yavaş ilerledi. Çiftin üç çocukları oldu. Akademik kariyeri ise aynı çizgide başarılı gidiyordu. Doktorasını aldıktan sonra ilk önce araştırma asistanı, daha sonra Gonville and Caius College’de profesör asistanı oldu.

1973’de Gökbilim Enstitüsünden ayrıldıktan sonra Stephen Hawking, Uygulamalı matematik ve Kuramsal fizik bölümüne geçti. 1979’dan sonra matematik bölümünde Lucasian matematik profesörü oldu. Bu profesörlük 1663 yılında üniversite parlamento üyesi olan Henry Lucas tarafından kurulmuştu. İlk olarak Isaac Barrow sonra 1669’da Isaac Newton’a verilmişti.

Hawking, evrenin temel prensipleri üzerine çalıştı. Roger Penrose ile birlikte Einstein’ın Uzay ve Zamanı kapsayan Genel Görelilik Kuramının, Big Bang’le başlayıp karadeliklerle sonlandığını gösterdi. Bu sonuç Kuantum mekaniği ile Genel Görelilik Kuramı’nın birleştirilmesi gerektiğini ortaya koyuyordu. Bu yirminci yüzyılın ikinci yarısının en büyük buluşlarından biriydi. Bu birleşmenin bir sonucu da karadeliklerin aslında tamamen kara olmadığını, fakat radyasyon yayıp buharlaştıklarını ve görünmez olduklarını ortaya koyuyordu. Diğer bir sonuç da evrenin bir sonu ve sınırı olduğuydu. Bu da evrenin başlangıcının tamamen bilimsel kurallar çercevesinde meydana geldiği anlamına geliyordu.. Bu kuramını popüler kültürde de anlaşılabilir kılmayı başarmış ve asıl övgüleri burada almıştı.

Geçirdiği soluk borusu ameliyatı nedeniyle sesini de yalnızca ses birleştirici cihazla kullanabilmesine rağmen 1988’de evren bilimi rehberi olan Zamanın Kısa Tarihi: Büyük Patlamadan Karadeliklere kitabını yazdı. Kitap, 10 milyondan fazla kopya sattı ama Hawking, bunun ‘hiç bitmeyen en popüler kitap’ olduğunun farkındaydı. Hawking, kara deliklerin kuantum fiziğinin izin verdiği ölçüde dalgalanmasıyla yarattığı enerji parçacıklarının etkileşip birbirlerini yok etmesiyle ilgili yaptığı ve ‘Hawking Radyasyonu’ olarak bilinen teoriyi keşfetti. İngiliz bilim insanı çözümleri hesaplama veya deney yapmadan görselleştirme yeteneğiyle biliniyordu. Belki de en ilgi çekici olan, evrenin belirlenen yasalara göre geliştiğini söylediği ‘Her şeyin teorisi’ydi.

İngiliz profesör, hastalığının kendisine bazı faydaları olduğuna inanıyordu, rahatsızlanmadan önceki hayatından ‘sıkıldığını’ söylemişti. Hastalığı nedeniyle birilerinin bakımına muhtaçtı. Kendisine 20 yıldan uzun bir süre bakan eşine duyduğu saygıyı her fırsatta dile getiriyordu. Eşini, 1995’te evlendiği bir hemşire için terk etmesi yakınları ve arkadaşları için şaşırtıcı olmuştu. Hawking, 2000 yılından sonra Cambridge’teki Addenbrooke Hastanesi’ni çeşitli rahatsızlıkları nedeniyle sık ziyaret etmeye başladı.

Hawking’in yıllarca sözlü ve fiziksel olarak istismar edildiği iddiaları üzerine polis, çevresindeki bazı kişileri sorguladı. Elektrikli tekerlekli sandalyesini çoğu zaman dikkatsizce kullandığı bilinen Hawking, vücudundaki yaraların fiziksel istismardan kaynaklanmadığını söylüyordu. İddialarla ilgili ise herhangi bir işlem yapılmadı.

Özel yaşamı ve bilim kariyeri dışında medyanın da büyük ismiydi Stephen Hawking. 2014 yılında vizyona giren Her Şeyin Teorisi filmi Holywood dünyasında bomba etkisi yarattı;  Hawking’in hayatı ilk eşi Jane Hawking’in tanıklıkları ve yaşadıklarına dayandırılan filmde Hawking, Eddie Redmayne tarafından canlandırıldı. The Simpsons çizgi dizisinde birçok kez kullanılmış ve popüler sitcom Big Bang Theory’de de aynı şekilde adından sıkça söz ettirmiş hatta bazı bölümlerde rol bile almıştır. Discovery şirketinin hemen hemen bütün kanallarında belgesellere konu olmuş, teorileri Neil DeGrasse Tyson tarafınfan programlaştırılmış ve birçok insana mentorluk yapmıştır. Yani insanlığın en büyük kazançlarından birisidir Stephen Hawking.

Stephen Hawking Hakkında Bilinmeyenler
-Birçok bilim insanı gibi onun da notları kötüydü. 9  yaşındayken sınıfının en kötü notlarını alan Hawking, okul hayatına uyum sağlayamıyordu. Onu diğer arkadaşlarından ayıransa bitmek bilmeyen merakıydı. Saat, radyo gibi her türlü elektronik eşyayı parçalayan ve onları keşfetmeye çalışan Hawking’in takma adı da ‘Einstein’ olmuştu.

-Eğitimin ve okumanın çok önemli olduğu bir evde büyüdü. Ailesi yemek yendiği sürede kitap okurdu ve akşam boyunca evde büyük bir sessizlik olurdu.

-Oxford yıllarında yaşadığı yalnızlık ve sıkıntıdan kurtulmak için okulun kürek takımına katılmıştı. ALS teşhisi konmadan bile fiziken çelimsiz olan Hawking, kürek takımında dümenci konumundaydı. Böyle iri olmayan kişiler, kürek takımında kürek çekmeyip yön ve hız verme amaçlı dümen pozisyonunda görev alıyordu.

-Hawking’in başlıca başarılarında biri, 1983’te evrenin sınırlarının olmadığı kuramını ortaya atmasıdır. Hawking ve Hartle evrenin şekli ve doğasını anlamak amacıyla, kuantum mekaniği ve genel görelilik kavramlarını birleştirerek evrenin kapsanan bir varoluş olduğunu, ancak yine de sınırları olmadığını gösterdiler.

-Stephen, 1979 Albert Einstein Madalyası , 1982’de İngiliz İmparatorluğu Nişanı (Komutan) ve 1988’de Fizikte Kurt Ödülü gibi çok önemli olan ödülleri kısa sürede koleksiyonuna ekledi.

-2004 yılında, deha Hawking kara deliklerle ilgili 1997’de girdiği bir iddiayı bilim insanı arkadaşının kazandığını ve kendisinin yanıldığını sık sık dile getirirdi.

-Kendisinin bir de çocuk kitabı var! 2007’de Hawking ve kızı, Lucy Hawking, birlikte “George’un Evrene Açılan Gizli Anahtarı” adlı kitabı yazdılar. Kitap, ailesinin teknoloji karşıtlığına başkaldıran George adındaki bir oğlan çocuğu ile ilgili kurgu hikayeyi barındırıyor. George komşularıyla arkadaşlık kurmaya başlar, bunlardan biri bilgisayarı da olan bir fizikçidir. Bu güçlü bilgisayar, George’un uzaya girmesi ve orayı görmesi için kapılar (portallar) sağlar.

-2007’de, 65 yaşındayken Stephen Hawking hayatının yolculuğunu yapma fırsatı yakaladı. Zero Gravity A.Ş. sayesinde sıfır-yerçekimini yaşayıp tekerlekli sandalyesinin dışında havada durabildi.
-Uzaylılara inandığını sık sık dile getirirdi.

-Eddie Redmayne, Her Şeyin Teorisi filminde sergilediği performansla Oscar ödüllerinde “En İyi Erkek Oyuncu” ödülünü aldı. Film bu ödülün dışında 4 tane daha ödül kazandı.

Unutulmayacak Sözleri…

-“Einstein, ‘Tanrı zar atmaz’ derken hatalıydı. Kara deliklerin varlığı, Tanrı’nın yalnızca zar atmakla kalmadığını, bu zarları göremeyeceğimiz yerlere atarak bizi şaşırttığını da gösteriyor”

– Zamanın ve Uzayın Doğası kitabı, 1996

-“Kitaplarımın, havalimanlarındaki kitapçılarda satılmasını istiyorum” – ‘New York Times röportajında, 2004

-“Ünlü olmamın kötü yanı, tanınmadan dünyada herhangi bir yere gidemiyor olmam. Siyah güneş gözlüğü ve peruk takmam yeterli değil. Tekerlekli sandalye beni ele veriyor” – Bir İsrail televizyonundaki röportajından, Aralık 2006

-“Eğer istiyorsa kurbanın kendi hayatına son verme hakkı olmalı. Ama ben bunun büyük bir hata olacağı kanısındayım. Yaşam ne kadar kötü gözükürse gözüksün, her zaman başarılı olacak bir yol vardır. Hayat varsa, umut da vardır.” – Çin’de bir yayın organına verdiği röportajdan, 2006

-“21 yaşına geldiğimde beklentilerim sıfıra inmişti. Ondan sonra olan her şey bonus oldu” – ‘New York Times röportajından, 2004

-“Son 49 yıldır erken bir ölüm olasılığı ile birlikte yaşadım. Ölümden korkmuyorum ama ölmek için acele de etmiyorum. Daha yapmak istediğim çok şey var.” – Guardian gazetesindeki röportajdan, Mayıs 2011

-İnsanlarla uzaylıların temas etme olasılığı hakkında:

“Bunun bir felaket olacağı düşüncesindeyim. Muhtemelen dünya dışı varlıklar bizden çok ileride olacaklardır. Gezegenimizde, gelişmiş ırkların daha az gelişmiş olanlarla buluşmalarının tarihi çok iç açıcı değil. Üstelik bunlar aynı türdüler. Bence dikkat çekmememiz gerek.” – The National Geographic Channel’da yayımlanan bir programdan, 2004

Sözleri, çalışmaları, hayatı ve mizacı ile inanılmaz bir kazanç olan Stephen Hawking, geçtiğimiz yıl 14 Mart’ta aramızdan ayrıldı. Ölümünün birinci yıl dönümünde onu sizlere hatırlatmak ve bilmeyen gençlere de tanıtarak bilim dünyalarını genişletmek istedik. Efsanenin anısına..

Yazar/Editör: Kuzey Kılıç

Kaynaklar:
https://science.howstuffworks.com/dictionary/famous-scientists/physicists/10-cool-things-stephen-hawking.htm
http://www.hawking.org.uk/about-stephen.html
https://www.brainyquote.com/lists/authors/top_10_stephen_hawking_quotes

10 facts about Stephen Hawking

Continue Reading

Öne Çıkanlar