Bizi Takip Edin

Yaşam

Hava Kirliliği Çocuklarda Yüksek Tansiyon Riskini Arttırıyor

Yayınlandı

üzerinde

Bugüne kadar fosil yakıtla beslenen bir dünyanın, sadece ekosistemi sera gazı kaynaklı iklim değişikliğiyle tehdit etmediğini, aynı zamanda havayı zehirleyerek insan sağlığını doğrudan tehdit eden bir süreci başlattığını biliyoruz. Yine de bazen soyut bir şekilde olaya bakmak tehlikenin boyutunu anlamamızı engelliyor.
Johns Hopkins Bloomberg Halk Sağlığı Okulu’nun yaptığı yeni bir çalışma bu konu hakkında tehlikenin ne denli büyük olduğunu gözler önüne seriyor. Hipertansiyon dergisinde yayınlanan çalışmada bildirildiği üzere, üçüncü trimesterinde kirli havaya maruz kalan annelerden doğan 3 ila 9 yaşındaki çocukların, kirli havaya maruz kalmayan annelerin çocuklarına oranla daha fazla yüksek tansiyona sahip olduğunu ortaya koydu. İnceleme, yetişkinlerde hipertansiyon da dahil olmak üzere bir dizi şiddetli medikal durumu indüklediği bilinen ince partikül maddesinin (PM) inhalasyonunun , kalıcı transgenjenerasyon etkilerine sahip olduğunu gösteren ilk araştırmalar arasındadır.
Çalışmayı yürüten ekip CBS News’a yaptığı açıklamada, “Havamızı sadece gezegenimizin sağlığı için değil aynı zamanda çocuklarımızın ağlığı için de temiz tutabilmek için düzenlemeler yapmamız gerekiyor” dedi. Tansiyon yaşam boyunca izlenen süreçlerden birisidir. Çocukluk döneminde kan basıncı yüksekse, ileri yaşlarda kardiyovasküler hastalıklara ve hipertansiyona sahip olma oranı ciddi boyutta artıyor. Çalışmayı yürüten ekip, daha büyük bir çalışmanın parçası olarak doğduğu andan beri takip edilen 1829 Amerikalı anne ve çocuk çiftinden elde edilen verileri kullandı. İyi PM’ye maruziyet, annenin evine en yakın ABD Çevre Koruma Ajansı hava kalitesi izleme istasyonu tarafından kaydedilen parçacıkların günlük konsantrasyonunun ortalaması alınarak belirlendi. PM 2.5 olarak da bilinen kirli hava, sıvı damlacıklarını ve 2.5 mikrometre çapında (insan saçı genişliğinin yaklaşık otuzda biri) veya daha küçük olan katı parçacıkları veya daha az aerosol haline gelen katı parçacıkları içerir. PM 2.5 partiküllerinin çoğu, endüstriyel tesislerde ve şantiyelerde motorlar, yangınlar ve yanma bazlı prosesler tarafından yayılan moleküller arasındaki kimyasal etkileşimlerin sonucudur. Bu maddelerin solunmasının, ciddi kısa ve uzun vadeli sağlık sorunlarına neden olduğu bilinmektedir ve her yıl milyonlarca erken ölümle doğrudan bağlantılıdır.Dünya Sağlık Örgütü’nün Hava Kalitesi Yönergelerine göre PM için güvenli sınır 2.5 mikrometreye maruz kalmanın yıl boyunca yıl boyunca en fazla 25 mikrogram / m3 ve 24 saatlik sürede ise en fazla 10 mikrogram / m3 olması gerektiğidir.
Kaynak: http://www.iflscience.com/health-and-medicine/air-pollution-is-giving-children-dangerously-high-blood-pressure/all/

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yaşam

91 Metre Yüksekliğe Sahip Bir Buz Dağı Grönland’a Çok Yakın Bir Bölgeden Geçiyor

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Küresel ısınma sebebiyle devasa buz dağları Antartika kıtasından koparak okyanusa açıldı. Bu buz dağlarından bir tanesi kuzeybatıda bulunan Grönland’ın küçük Innaarsuit köyüne yaklaştı. Bölge sakinleri herhangi bir çarpma olması ihtimaline karşı tahliye edildiler. Eğer buzdağı çarparsa kasabayı batırarak büyük bir tsunami yaratabilir. Grönland yüzen buz dağlarının görülebileceği bir bölgedir. Ancak bu güne kadar gözlemlenen hiçbir buz dağı bu kadar büyük olmamıştı. Danimarka Meteoroloji Enstitüsünden KeldQuistgaard, Danimarka Yayın Kuruluşu’na verdiği demeçte, buz dağının sekiz ila 10 milyon ton arasında bir ağırlık taşıdığını ve suyun üzerinde yaklaşık 91 metrenin yükseldiğini söyledi.Innaarsuit köy konseyi üyesi SusannaEliassen, GreenlandicBroadcasting Corporation’a (KNR) verdiği demeçte, “Büyük buzdağlarına alışkınız ama daha önce böyle büyük bir tane görmemiştik” dedi.Innaarsuit’da sadece 169 kişi yaşıyor. KNR tarafından şu ana kadar 33 kişinin tahliye edildiği bildirdi.Oluşan bu durum küresel ısınmanın gezegenin başka hiçbir bölgesinde olmadığı kadar hızlı bir şekilde gerçekleştiği Kuzey Kutbu’ndaki rahatsız edici oluşumun bir parçası. 
Geçtiğimiz yıl Haziran ayında Grönland’a büyük bir dalga vurmuş ve bu olayda 4 kişi hayatını kaybetmişti. Küresel ısınma dünyanın dört bir tarafında hızlanarak devam ediyor. Özellikle Kuzey Amerika küresel ısınmadan en olumsuz etkilenen yerler arasında yer alıyor. Eğer küresel ısınma durdurulamazsa gelecekte çok daha acı verici sonuçlar yaratabilir.
Kaynak: https://www.businessinsider.com.au/giant-iceberg-threatens-greenland-with-tsunami-photos-2018-7

Devamını Oku

Uzay

17 Yaşında Mars’a Ayak Basan İlk İnsan Olacak

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

17 yaşında olan 3 yaşından bu yana astronot olmanın hayalini kuran Alyssa Carson, Mars’a ayak basan ilk insanlardan biri olmak için çalışmalara devam ediyor. Henüz 17 yaşında olan Carson’ın uzay aşkı küçükken izlediği “The Backyardigans” adındaki çizgi dizi ile başlamış. Janice Burgess tarafından yaratılan ve 6 sezon boyunca ekranlarda kalan dizi, bir evin arka bahçesinde hayali maceralar yaşayan beş hayvan arkadaşı anlatıyor.
Dizideki “Mars’a Misyon” adlı bölümü izledikten sonra uzaya aşık olduğunu söyleyen Carson, Teen Vogue ’a verdiği demeçte şu ifadeleri kullanıyor: “Bu kırmızı gezegen çok havalı diye düşündüm. Ardından Mars’a inen rovers videolarını izlemeye başladım. Odamda kocaman bir Mars haritası vardı. Daha sonra teleskop aldım ve uzayı daha yakından keşfetmeye başladım.” O andan itibaren astronot olmayı kafasına koyan Amerikalı genç, 7 yaşındayken NASA’nın Alabama’daki Huntsville’deki ABD Uzay Kampı’na katıldı. Sırasıyla Laval, Quebec ve İzmir’de bulunan uzay kamplarına da giden Carson, NASA’nın üç uzay kampına da katılan ilk kişi olmayı başardı.

Bu macerada babasının (Bert Carson) kendisine her zaman destek olduğunu söyleyen Carson, “Babam da benim gibi her süreçten geçmek zorunda kaldı. Hayatımın en güzel günleriydi. Uzay hakkında bilmek istediğim her şeyi öğrendim” diyor. 14 NASA ziyaretçi merkezine giderek NASA Passport Programı’nı tamamlayan ender insanlardan olan Carson, her şey planlandığı gibi giderse, NASA’nın 2033 yılında Orion uzay aracı ile Mars’a göndereceği ilk astronotlardan olacak. Mars’ta kurulacak kolonide görev alacak olan Carson, yeni keşifler yapmak ve Mars hakkında daha fazla şey öğrenmek istediğini söylüyor.  Su örneklerine bakacaklarını ve herhangi bir yaşam belirtisi bulmak için çalışacaklarını belirten Carson, Mars’ta yapacakları keşiflerin insanoğlunun geleceği açısından büyük önem taşıdığını dile getiriyor. 18 yaşına gelene kadar astronot olmak için başvuramayacak olan Carson, o zamana kadar NASA ile çalışmalarını sürdürecek. 3 yaşından bu yana hayalini takip eden Carson, 18 yaşına geldiğinde ise Uluslararası Uzay Üniversitesi’ne başvuran en genç insan olacak.

Devamını Oku

Bilim

Türk Bilim İnsanları Cerrahi Alanda Yaptığı Yeni Teknik Uluslararası Alanda Kabul Gördü

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Türk bilim insanları, cerrahi alanda yaptığı yeni teknik uluslararası alanda da kabul gördü. Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından yapılan çalışmalar akciğer ameliyatlarındaki oluşabilecek hava yolu açılmasıyla ilgili komplikasyonların önüne geçilmesi hedefleniyor. Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Celal Tekinbaş başkanlığında, Prof. Dr. Atila Türkyılmaz ve Doç. Dr. Bekir Sami Karapolat’dan oluşan ekip tarafından geliştirilen teknikle akciğer ameliyatı sonrası oluşabilecek hava yolu açılmasıyla ilgili komplikasyonların önüne geçilebilmesi hedefleniyor. Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Celal Tekinbaş, geliştirdikleri yönetimin dünya tıp literatürü açısından da kabul gördüğünü söyledi. 
“Komplikasyonları ortadan kaldırabilecek”
Kendileri tarafından geliştirilen bu cerrahi yöntemin uluslararası önemli bir dergide yayınlandığını belirten Tekinbaş, şöyle konuştu: “Dünyada her yıl farklı hastalıklar nedeniyle çok sayıda akciğer ameliyatı yapılmaktadır.  Bu ameliyatlar gerek akciğerin hayati bir organ olması ve gerekse de konumlandığı yer itibarıyla birçok komplikasyona neden olabilmektedir. Bu komplikasyonlar sakat bırakmaktan, hastanın kaybedilmesine kadar önemli olabiliyor. Geliştirmiş olduğumuz bu yöntem, ölümle sonuçlanabilecek önemli bir komplikasyonu ortadan kaldırabilecek bir yöntemdir.”
“Güvenle bu yöntemi uyguluyoruz”
Yöntemi daha önce hiç kimsenin uygulamadığına dikkati çeken Prof. Dr. Celal Tekinbaş, “Bu yöntemi şu ana kadar 11 hastaya uyguladık. Hiçbir hastamızda sorun olmadı, yüzde 20-40 oranında olan bir komplikasyonu biz yüzde 2-4 oranına düşürdük. Yaklaşık 10 kat bir azalmayla ki bu tür ameliyatlarda yüzde 2 ya da 4’lük komplikasyon oldukça düşük bir komplikasyondur ve başarılı bir sonuçtur. Hastalarımız da şifa ile taburcu edildi ve hiçbir problem olmadı” diye konuştu. Tekinbaş, daha önce yaptıkları ameliyatları ve dünyada kullanılan belli yöntemleri baz alarak böyle bir teknik geliştirdiklerini anlattı. Kısa sürede yaptıkları başarılı ameliyatların duyulduğuna işaret eden Tekinbaş, “Ülkenin birçok yerinden hasta kabul ediyoruz ve güvenle bu yöntemi uyguluyoruz. Bu bizim, ülkemiz ve üniversitemiz için önemli bir gelişmedir. Biz bir adım attık ve bizden sonrakiler bunu devam ettirecektir” dedi.
Kaynak: AA

Devamını Oku

Öne Çıkanlar