fbpx
Bizi Takip Edin

Ekoloji

İklim Değişikliği Dünya Tarım Ticaretini Yeniden Şekillendirecek

Yayınlandı

üzerinde

Dünya’daki açlığı sona erdirmek ve bütün insanlık için sağlıklı toplumlar oluşturmak modern zamanın temel arzusudur. Bu isteği gerçekleştirmek için; tarım arazilerini genişletmek ve tarımdan alınan verimi yükseltmek gereklidir. Ancak bu uygulamanın önünde duran en büyük engel, yine insan kaynaklı olan iklim değişikliği…. Nature Palgrave dergisinde, iklim değişikliğinin tarımsal ticaret yollarına etkisi ile ile ilgili makale yayınlandı.

İklim değişikliğinin tarımsal üretime çok zarar verdiği ve bazı ülkelerde tarımın neredeyse tamamen bittiği biliniyor. Birleşmiş Milletler ( BM ), yaklaşık 30 yıl sonra dünya nüfusunun 10 milyara ulaşacağını açıklamıştı. 2000-2010 yılları arası nüfusun hızla artması sonucunda; buğday, pirinç, tahıl ve bazı yağlı tohumların kişi başına düşme miktarı %66 oranında azaldı. BM’nin yayınladığı yeni raporda; dünya nüfusunun hızla artması ve tarımsal üretimin azalması sonucu insanlığın büyük bir kısmının açlıktan dolayı hayatını kaybedeceği yer aldı. Peki tarımsal üretimin haritası nasıl olacak ? Beşeri faktörlerin iklim üzerindeki olumsuz etkisi hangi seviyelerde ?

Tarımsal üretimin yapı taşları olan iri taneli tahıllar, çeltik pirinci, soya fasulyesi ve buğdayı küresel pazarda %30 oranında karşılayan ABD’de ele alalım. Eğer gelecek 30 yıl içerisinde karbon salınımı azaltılır ve temiz kaynak kullanımı artarsa bu ürünler, diğer bölgelerde de aynı verimde yetişebilecek ve daha fazla insan tarımsal ürünlerden yararlanabilecek. Ancak karbon salınımı aynı düzeyde devam eder ve iklime zarar veren etmenler artarsa gelecek 30 yıl içinde ABD’deki tarımsal üretim %23 oranında azalacak. Özetlemek gerekirse; iklim değişikliğinin bu hızla devam etmesi tarımsal üretimi günden güne bitirecek. İlk olarak elverişsiz bölgelerde tarım tamamen bitecek ve açlık sorunu büyüyecek. Sonraki yıllarda, tarımsal üretim yapabilen ülkeler ellerindeki tarım arazilerini yitirecek ve kendilerinin yaptıkları tarımsal ürünler başka bölgelere kayacak. ABD, Çin ve Avustralya gibi dünya tarımının önde gelen ülkeleri, şu an yüksek verimde kullandıkları arazilerden %7 oranında verim alabilecek.

Yapılan projeksiyonların olumlu yönde olabilmesi için; karbon salınımının azlatılması için oluşturulan politikaların arttırılması ve derhal uygulanması gerekmektedir. Eğer bu uygulamalar gerçekleşirse başta buğday olmak üzere birçok ürünün üretimi artacak ve dünya nüfusuna yetecek kadar besin elde edilebilecek.
Şu an yaklaşık 8 milyar insanın olduğu bir yerde yaşıyoruz. Gelecek yıllarda bu rakamın tahmini 10 milyar olması bekleniyor. Eğer çevremizi bilinçli kullanıp, iklime zarar vermeden hayatımızı sürdürürsek hem biz hem de diğer insanlar bu durumdan oldukça olumlu etkilenecektir.
Kaynak: https://blog.csiro.au/climate-change-will-reshape-the-worlds-agricultural-trade/
Editör / Yazar : Kuzey KILIÇ

Ekoloji

Filler, Fildişi Avcılığı Sonrası Evrimleşerek Diş Çıkarmamaya Başladı

Yayınlandı

üzerinde

Afrika filleri kendilerini fildişi avcılarına karşı koruyan doğal seleksiyonla şaşırtıcı bir evrim gerçekleştirdi. Yeni doğan fillerin birçoğunda diş çıkmıyor. 1990’lara dek Mozambik’teki Gorongosa Ulusal Parkı’nda yaklaşık olarak 2 bin 500 fil yaşıyordu. Ancak 1977’den 1992’ye kadar süren 15 yıllık iç savaş esnasında fillerin yüzde 90’ı fildişi avcılığı sebebiyle öldürüldü. Bu fildişleri silahların finansmanı için kullanıldı. Bilim insanları savaş sonrasında doğan dişi fillerin neredeyse üçte birinin diş çıkarmadığını fark etti. Normal şartlarda filler arasında dişsiz doğanların sayısı yüzde 4 civarındadır.

Fildişi sebebiyle öldürülmeyen bu dişsiz fillerin genlerini yeni doğan fillere geçirmesi sebebiyle fillerde diş çıkarma oranlarında ciddi düşüş meydana geldiği düşünülüyor. Kent Üniversitesi’nden bir ekip şimdi yeni özellikler hakkında daha fazla bilgi edinmek için genetik çalışmalar yürütüyor. Yoğun kaçak avcılık sebebiyle hayatta kalanların küçük dişli ve dişsiz fillerin yavrularında da küçük dişler ya da dişsizlik baş gösterdi. Kenya’daki fillerin diş boyutları ciddi oranda küçülürken, Güney Afrika’da Addo Fil Milli Parkı’nda doğan dişi fillerin yüzde 98’i artık dişsiz. Gorongosa’daki araştırmacılar fillerin davranışlarında da değişmeler meydana geldiğini açıklıyor.

Dişi fillerde ‘saldırganlık’ gelişmiş durumda. Dişi filler yoldan geçen taşıtlara ve insanlara karşı düşük toleranslı hale geldi. Yavrularını kaçak avcılara koruma içgüdüsünde kaynaklı olabileceği düşünülüyor. Filler dişlerini suyu kazarak lifli gıdalara ulaşmak ve dişiler için rekabet etmek amacıyla kullanıyorlar. California Los Angeles Üniversitesi’ndeki evrimsel biyologlar, fillerin neden böyle bir sürece girdiği ve diş kaybının neden kadınlarda oluştuğunu bulmak araştırma yürütüyor.
Kaynak: https://www.telegraph.co.uk/science/2019/01/11/elephants-evolving-lose-tusks-following-decades-ivory-poaching/

Devamını Oku

Ekoloji

Dünyanın Yeni Kurtarıcısı: Nükleer Enerji

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

”Dünya’nın sonu geliyor,” teorileri uzun yıllardır ortaya atılan söylemlerdir. Savaşlar, meteor çarpması, uzay fırtınası, iklim değişikliği, büyük tropik olaylar, açlık, uzaylı istilası ve daha birçok neden, bu teorilerin dayanağı olmuştur. Ancak özellikle de son yıllarda artış gösteren küresel ısınma, canlı hayatını tehdit ediyor. Yapılan araştırmaların ardından kürese ısınma ve iklim değişikliği ile mücadelede yeni bir yöntem belirlendi: Nükleer Enerji.

Politika bilimci Joshua S. Goldstein ve enerji mühendisi Staffan A. Qvist, küresel ısınma sorununun çözümü için yeni bir makale yayımladı. The Wall Street Journal’de yayımlanan makalelerinde yenilenebilir enerji kaynakları kullanılırsa küresel ısınmayı çözmemizin gereğinden uzun süreceği söyleniyor. Araştırmacılara göre iklim felaketinden kurtulmanın başka bir yolu var ve bu yol da nükleer enerjiden geçiyor.

Almanya, yenilenebilir enerji alanında dünyanın en önde gelen ülkesi konumunda. Her ülke en az Almanya kadar yatırım yapsa bile küresel ısınmanın çözümü 150 yılı bulacak. Bilim insanlarına göre ise küresel boyutta felaket yalnızca 30 yıl kadar uzakta. Üstelik, yeterince hızlı bir şekilde temiz enerji kullanmaya başlasak bile güneş enerjisi ve rüzgar oldukça dengesiz ayrıca kullanımları için çok büyük arazilere de ihtiyaç duyuyor. Araştırmayı yapan ikiliye göre ihtiyacımız olan şey, karbonsuz şekilde, çok miktarda enerjiyi düzenli olarak sağlayabilecek ve elektrik üretimine ayrılan arazi miktarını arttırmayacak bir güç kaynağı. Bütün bu hedefler tek bir noktayı gösteriyor: Nükleer enerji.

Yanlış yönlendirilmiş korkular, nükleer enerjinin gerektiği kadar büyüyememesine neden oldu. İnsanlar nükleer enerjiyi düşündükleri zaman akıllarına Çernobil gibi felaketler geliyor. Yine de ikili son 60 yılın tek ölümcül nükleer kazası olarak adlandırılan Çernobil dışında böyle bir olay yaşanmadığına ve bu sayının da diğer sanayi dallarında yaşanan ölümlü kazalara kıyasla çok düşük olduğunu belirtti. Nükleer enerji üretiminde ortaya çıkan atık miktarı, kömür ya da diğer yakıtlarla kıyaslandığında çok daha düşük. Yani nükleer enerji; ekonomik, hızlı ve temiz bir şekilde küresel ısınma sorununa bir çözüm olabilir.
Editör / Yazar: Kuzey KILIÇ
Kaynak: https://futurism.com/the-byte/nuclear-energy-can-save-earth

Devamını Oku

Ekoloji

Küresel ısınmanın, kuşları acımasız canlılara dönüştürdüğü saptandı

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Gezegenimizde ısının giderek artmasının kuşlar arasındaki rekabeti şiddetlendireceğine dikkat çeken bilim insanları, bu yüzden kuşların yuva ve yiyecek kaynakları mücadelesinde türdeşlerini öldürmeye meyilli son derece acımasız canlılara dönüşmekte olduğunu belirtti. Küresel ısınmanın kuşların üzerindeki etkisini araştıran bir grup zoolog, ‘Current Biology’ dergisi için kaleme aldığı makalede, hava sıcaklığı ortalamalarının giderek artmasının, kuşları yuva ve yiyecek kaynakları mücadelesinde acımasız katillere dönüştürdüğünü ifade etti.

Hollanda’daki Groningen Üniversitesi’nden Jelmer Samplonius, “Kara sinekkapanlar, küresel ısınmadan dolayı Avrupa’ya biraz daha erken dönmeye başladı. Bu, çiftleşme mevsiminin en yoğun döneminde baştankara kuşlarıyla giderek daha çok çatışmalarına neden oluyor. Araştırmalarımızın gösterdiği gibi kara sinekkapanlardan her onuncu erkek kuş, bu ‘yuva savaşı’ sonucunda baştankaraların kurbanı oluyor” dedi. Son zamanlarda çevre ve iklim bilimciler, varlığından artık şüphe duyulmayan küresel ısınmanın 1.5 derecede tutulamaması halinde bitkilerin yaşamını ve hayvanların davranışlarını nasıl etkileyeceğine dair araştırmalarını yoğunlaştırdı.

Samplonius ile ekibi, aynı türden yiyecek tüketen ve benzer koşullarda yuva kuran iki rakip kuş türünün arasındaki ilişkiyi gözlemleyerek, davranışlardaki değişikliğin en yalın ve ilginç örneklerinden birini buldu. Uzun süredir yaptığı gözlemlerde son yıllarda daha sık olarak baştankaraların yuvalarında kara sinekkapan cesetlerinin bulunduğunu tespit eden Samplonius, her çiftleşme mevsiminde gözlemlenmeyen bu tür ‘saldırganlık patlamalarının’ iklimdeki dalgalanmalardan kaynaklanabileceğini düşündü. Makaleye göre baştankaralar sonbaharda güneye göç etmeyip kış boyunca Rusya ve Avrupa ülkelerinde yaşarken, kara sinekkapanlar sonbaharda Afrika’ya uçup ancak ilkbaharda geri dönüyor. Göçmen kuşlar daha önce bitki yapraklarıyla onları yiyen tırtılların en hızlı büyüdüğü zaman yuva kurdukları yerlere ulaşırdı, ancak son zamanlarda durum değişti.

Küresel ısınmadan dolayı kuşlar Afrika’yı birkaç gün önceden terk etmek zorunda kalmaya başladı. Araştırmaya göre ılımlı iklim kuşağında ilkbahar erken başladığı zaman bu durum kuşların yaşamını etkilemiyor. Ama ilkbaharın geciktiği ve hala donların oluştuğu durumlarda, bitki ve tırtıl olmadığı için yuva kurmayı ertelemek zoruna kalan kara sinekkapanlar, o bölgede kışında kalan baştankaralarla kaynak mücadelesine girişiyor. Son 10 yıl boyunca Danimarka ormanlarında kurdukları kuş evlerinden kuşların yaşamını gözlemleyen uzmanlar, iklimdeki dalgalanmaların kuşlar arasındaki çatışmalara ve acımasızlık derecesine olan etkisini araştırdı. İklim değişimlerinin gerçekten de iki kuş türünün arasındaki mücadeleyi çetinleştirdiği, kara sinekkapanların Avrupa’ya baştankaraların yumurtladığı dönemde gelmesiyle bu kuşların, yuvalarına girmeye çalışan kara sinekkapanların her 10’uncu erkeğini öldürdüğü ortaya çıktı. İki kuş türünün çiftleşme döneminin denk gelmemediği durumlarda birbirleriyle çok daha az kavga ettiği ve bu kavgalarda kara sinekkapanlardan ölen olmadığı saptandı.
Kaynak: https://www.sciencedaily.com/releases/2019/01/190110141908.htm

Devamını Oku

Öne Çıkanlar