fbpx
Connect with us

Teknoloji

İMECE’nin uzay radyasyon testleri için yerli sistem geliştirildi

Published

on

Türk bilim insanları, yerli gözlem uydusu İMECE’de kullanılacak bileşenlerin uzay radyasyonu dayanıklılık testlerinin yapılacağı sistem için Türkiye’nin endüstriyel boyutlardaki ilk hızlandırıcı mıknatısının üretimini başarıyla tamamladı. Yerli gözlem uydusu İMECE’de kullanılacak yurt içinde geliştirilen bileşenlerin uzay radyasyon testlerinin yapılması için Türkiye’nin endüstriyel boyutlardaki ilk hızlandırıcı mıknatısının üretimi başarıyla tamamlandı.

Avrupa Nükleer Araştırma Merkezinde (CERN) yaptığı araştırmaların ardından ODTÜ’de çalışmalarını sürdüren Prof. Dr. Bilge Demirköz’ün öncülüğündeki bir ekipçe tasarlanan ve üretimi Sönmez Trafo tarafından yapılan hızlandırıcı mıknatısı, bu alanda uluslararası yetkin bir kurum olan CERN’in yeterlilik testlerinden de geçti. ODTÜ Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilge Demirköz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, CERN’den bilgi transferi gerçekleştirilerek Sönmez Trafo AŞ’nin yükleniciliğinde yerli imkanlarla Türkiye’nin endüstriyel boyutlardaki ilk hızlandırıcı mıknatısının üretildiğini bildirdi.  Bir tonun üzerinde ağırlığa sahip “Özel Tasarım Dört Kutuplu Mıknatıs”ın, Türkiye’de uzay radyasyon testlerinin gerçekleşebilmesinde büyük rol oynayacağına işaret eden Demirköz, hızlandırıcı mıknatıslarının, yüklü parçacıkların yönünü değiştirerek demetin hassas kontrolüne olanak sağladığını anlattı. Hızlandırıcı mıknatısının ODTÜ-Saçılmalı Demet Hattı (SDH) Projesi’nin kritik bir bileşeni olduğunu aktaran Demirköz, söz konusu sistemin devreye alınması sonucunda, Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) uzay standartlarında test yapabilme kabiliyetine sahip olunacağını ifade etti.  Uzayda dayanıklılık için radyasyon testi zorunlu: Uydular başta olmak üzere uzay ortamında kullanılan araçların, parçacıkların oluşturduğu radyasyona maruz kaldığını belirten Demirköz, kritik uydu bileşenlerinin, uzaya gönderilmeden önce uzaydaki radyasyon ortamına dayanıklılığının test edilmesi zorunlu olduğunu kaydetti. CERN’den bilgi transferiyle kurulum çalışmaları devam eden ODTÜ-SDH ile uzay radyasyon testlerinin de gerçekleşebileceğine işaret eden Demirköz, ODTÜ-SDH sisteminin bir parçası olan bu hızlandırıcı mıknatısın kendisinin proje yürütücülüğündeki bir ekip tarafından tasarlandığına değindi. Açılan yurt içi ihaleyi 31 Mart 2017’de Sönmez Trafo AŞ’nin kazandığını, mıknatısın üretiminin ise Dilovası’ndaki fabrikasında yapıldığını aktaran Demirköz, şöyle devam etti: “TÜBİTAK-Ulusal Metroloji Enstitüsünün söz konusu mıknatıs için kurduğu test düzeneği ile mıknatısın manyetik alan ölçümü gerçekleştirildi.  Daha sonra ODTÜ, TÜBİTAK-UME ve Sönmez Trafo AŞ test sonuçlarını değerlendirerek, gereksinimleri karşılayan yerli mıknatıs performansının daha da arttırılması için üzerinde iyileştirmeler yaptı. Yerli hızlandırıcı mıknatıs, endüstriyel boyutta dünyanın en fazla hızlandırıcı mıknatısının kullanılmakta olduğu CERN’in yeterlilik kriterlerine göre test edilmesi için bu merkeze gönderildi. Mıknatıs, CERN’in mıknatıs testlerinden başarıyla geçti.”
İhalelere Türk şirket de girebilecek: Demirköz, yerli hızlandırıcı mıknatısın, CERN tarafından sertifikalandırıldığını ve Türkiye’de ilk defa bir özel şirketin bu sayede CERN’in açacağı hızlandırıcı mıknatısı ihalelerine girmeye hak kazandığını anlattı. Bilge Demirköz, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından da desteklenen, Savunma Sanayii Başkanlığının tasarım gereksinimlerine katkıda bulunduğu ve Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) ile iş birliği çerçevesinde yürütülen Parçacık Radyasyonu Testleri Oluşturma Laboratuvarı Projesi’nde görev alan araştırmacıların, uzay ve hızlandırıcı teknolojileri alanında uzmanlaşmasına olanak sağlandığına dikkati çekti.

Çalışmaların, 3 Şubat 2015’de yayımlanan 6587 sayılı Kanun çerçevesinde, CERN ile Ortak Üyelik Anlaşması’nın getirdiği iş birliği olanakları ile yürütüldüğüne işaret eden Demirköz, “Bu kanun doğrultusunda, ODTÜ ile CERN arasında imzalanan iş birliği protokolü sayesinde, proje çalışmaları CERN’den bilgi transferi ile ilerliyor. Projenin tasarımı ve kurulumu sırasında proje ekibi, CERN’den, fizik, makine, elektronik ve mekatronik alanlarında sağlanan bilgi transferi ile uzay ve hızlandırıcı teknolojileri alanında yetkinleşti.” diye konuştu. Projede çözüm ortağı olan birçok Türk şirketinin ise CERN ihalelerine girebilecek seviyeye ulaştığını aktaran Demirköz, “ODTÜ ve Sönmez Trafo AŞ’nin başarılı bir üniversite-sanayi iş birliği ile katma değeri yüksek bir ürün geliştirildi. Üniversite-sanayi iş birliğinin sürdürülebilir kılınması hedefi doğrultusunda CERN ve Türk sanayisi arasındaki ara yüz olan ODTÜ, Türk şirketlerinin dünya uzay ve hızlandırıcı teknolojileri pazarında yer alabilmelerine katkı sağlıyor.” değerlendirmesini yaptı. Kaynak: AA

Kimya

Robotik Alanında Devrim Yaratabilecek Terminatör’deki Gibi Gerilebilen Sıvı Metal Geliştirildi

Published

on

Bu sıvı metal, ‘’Terminatör’’ filmindeki kötü adama benzetiliyor. Bükülebilmesi ve şekillendirilebilmesi onu gelecekte yumuşak robotikte kulanılabilir kılıyor. Dİğer sıvı metallerden farklı olarak suyun dışında da kullanılabiliyor ve dik olarak bükülebiliyor.

Yumuşak robotiğe yönelik uygulamaları olan yeni sıvı metal, Terminatör gibi filmleri inandırıcı hale getiriyor. Araştırmacılara göre, galyum ve diğer alaşımlar gibi deneysel sıvı metaller, demir ya da nikelle desteklendiklerinde ,aynı ‘’Terminatör 2: Mahşer Günü’’ filmindeki ikonik kötü kahraman T-1000 gibi, mıknatısların yardımıyla bükülebilmekte ve şekillendirilebilmektedir.
Bu tür diğer metaller geliştirilirken, iki ana dezavantajla karşılaşılmıştır.

İlk olarak, önceki maddeler yüzey gerliminden dolayı sadece yatay olarak esneyebilirlerdi bu da onları hareketlilik açısından ciddi anlamda sınırlıyordu. İkincisi, önceki maddeler ancak tamamen suya batırıldıklarında manipüle edilebilir bir hale geliyorlardı. Araştırmacılar, maddelerin sıvıdan çıkarıldığında bir tür macuna döndüğünü söylüyorlar.

Fakat yeni gelişmeler bu iki konunun çözülmesinde adımlar attı. Araştırmacılar, galyum içine demir, nikel ve hidroklorik aside batırılmış kalay karışımının eklenmesiyle yüzey gerliminin büyük ölçüde düşürüldüğünü ve dayanma uzunluğunun dört katına gerebileceklerini söylediler. Ayrıca, sıvıya batırılmış madde, iki elektrota bağlandığında LED ampulü yakarak iletkenlik gösterdi. Bunlara ek olarak araştırmacılar bu metalin bir başka engeli daha aştığını belirttiler. Metal, suyun dışındayken macuna dönmeden üzerine dik olarak konumlandırılmış bir elektrota bağlanabiliyor.

Yapılan deney, filmleri tamamen taklit etmekten oldukça uzak olsa da ACS Applied Materials & Interfaces adlı bilim dergisinde yayınlanan araştırmacılar makalesine göre bu keşif ilk adım olabilir. Makalede şu sözlere de yer veriliyor, ‘’ Bu… sıvı metallerin daha da gelişmesi için umut verici bir platform oluşturuyor ve aynı zamanda gelecekte dinamik olarak yeniden yapılandırılabilir akıllı ve biyomimetik yumuşak robotların önünü açıyor.’’

Editör / Yazar: Zeynep BİROL

Kaynak: https://www.dailymail.co.uk/sciencetech/article-6831835/Scientists-develop-Terminator-style-liquid-metal-stretch.html

Continue Reading

Bilim

Bilim insanları, ışık ve havayı geçiren, fakat sesin geçmesini engelleyen bir materyal geliştirdiler

Published

on

Boston Üniversitesinden araştırmacılar,matematiği 3D baskı ile birleştirdiler ve mantığa meydan okuyarak, ışık ve havanın içinden sorunsuzca geçtiği fakat sesin geçemediği yeni bir malzeme geliştirdiler. Araştırmacı Xin Zhang bir basın açıklamasında ‘Biz şu anda matematiksel olarak, herhangi bir şeyin sesini engelleyebilecek bir nesneyi tasarlayabiliyoruz. “dedi –Bu da geleceğin bugünden çok daha sessiz olabileceği anlamına geliyor. Physical Review B dergisinde yayınlanan bir makalede, araştırmacılar geliştirdikleri bu işi “akustik meta malzeme” olarak tanımlıyorlar.
Bir malzemenin,hava ya da ışığı engellemeden, gelen ses dalgalarını kaynaklarına tekrar yansıtırken ihtiyaç duyabileceği özellikleri ve boyutları hesaplayarak başladılar.. Daha sonra 3D malzemeyi bir donat şeklinde bastırarak, PVC borunun bir ucuna, diğer ucu da bir hoparlöre tutturdular.

Hoparlörden yüksek perdeli bir not aldıklarında, bu donat şeklindeki materyalin borudan gelen sesin yüzde 94’ünü engellediğini gördüler. Araştırmacı Jacob Nikolajczyk basın açıklamasında:’’Bu tür sonuçları aylardır bilgisayar modellememizde görmüştük – ama bilgisayarda modellenen ses basıncı seviyelerini görmek başka bir şey, etkisini kendinizin duyması bir şey.’’ dedi. Araştırmacılar, araştırmalarının gösterdiği donatşekliyle sınırlı olmadığını iddia ettikleri akustik meta materyalleri için birçok uygulama öngörüyorlar. Zhang ve arkadaşıRezaGhaffarivardavagh; materyalin yapısının çok hafif,açık ve güzel olduğunu söylediler ve ayrıca her parçanın, ses engelleyici, geçirgen bir duvarın ölçeklendirilmesi ve inşa edilmesi için kiremit veya tuğla olarak kullanılabileceğini belirttiler. Ayrıca dronların, HVAC sistemlerinin ve hatta MRI makinelerinin sesinin azaltılması için malzemenin kullanılma potansiyelini olduğunu da belirttiler – görünüşe göre gürültü yapan herhangi bir şey bu yeni malzemenin eklenmesiyle daha az gürültü yapabilir.

Editör / Yazar: Esra KAŞ

Kaynak: https://www.sciencealert.com/scientists-create-new-material-that-can-block-sound-while-still-allowing-air-and-light

Continue Reading

Teknoloji

İşte, Toyota’nın Ay’a göndereceği dev keşif aracı

Published

on

Japon otomotiv devi Toyota, uzay sektörüne çok ilginç bir giriş yapmaya hazırlanıyor. Japonya Uzay Araştırma Organizasyonu (JAXA) ile iş birliği yapan şirket, Ay’a dev bir araç göndermek için hazırlıklara resmen başladıklarını duyurdu. Bugün yapılan ortak açıklamada uzay aracının ilk temsili videosu ve detayları da paylaşıldı. JAXA’nın resmi internet sitesi üzerinden yayınlanan yazıda arabanın Ay’da taşımacılık yapma amacıyla kullanılacağı belirtiliyor. Otonom sürüş kabiliyetlerine sahip olacağı söylenen araç, iki astronotu Ay yüzeyinde tam 10 bin kilometre boyunca taşıyabilecek. Ayrıca istenildiği takdirde ekstradan iki yolcu daha taşıyabilecek. Son olarak aracın, 2019 Toyota 4Runner SUV modelinin tam iki katı uzunluğunda ve iki katı genişliğinde boyutlara sahip olduğu belirtiliyor.

Ay arabasının güç ihtiyacı ise tamamıyla yenilenebilir enerji teknolojileriyle karşılanacak. Toyota’nın geliştirdiği yakıt hücresi teknolojisi Ay aracında kullanılacak. Yakıt hücrelerinin katlanabilir güneş panelleriyle sarj edilmesi planlanıyor.

Konuyla ilgili bazı açıklamalar yapan JAXA başkanı Hiroshi Yamakawa,”Zorlu keşif maceralarımızda Toyota’nın da bize katılması kendimize olan güvenimizi kuvvetlendiriyor. Basınçlı kabinlere sahip insanlı bir araç, geniş ölçekli keşif görevlerimizde çok önemli bir rol oynayacak. Ay’ın yüzeyini daha hızlı ve daha verimli bir şekilde araştırabileceğiz.” ifadelerini kullandı.

Toyota ve JAXA ikilisi, dev aracı 2029 yılı gibi Ay yüzeyine indirmeyi hedefliyor. Uzay ajansının verdiği tarih biraz geç gibi görünebilir ancak zaten o tarihe kadar herhangi bir insanlı görev düşünülmüyor. JAXA’nın şu andaki hedefi 2030 yılında Ay’a ilk Japon astronotları indirmek. Yani Toyota’nın 2030’a kadar aracı hazır hale getirmesi yeterli olacak.

Toyota’nın Ay arabasının NASA gibi diğer uzay ajansları tarafından da kullanılması bekleniyor.

Kaynak: https://www.forbes.com/sites/jamiecartereurope/2019/03/12/toyota-reveals-self-driving-moon-car-as-japan-prepares-to-land-astronauts-on-the-moon/

Continue Reading

Öne Çıkanlar