fbpx
Connect with us

Arkeoloji

İnsan davranışlarındaki ilerlemeler Taş Devri’nde sürpriz bir şekilde beklenenden erken gelişmişti

Published

on

Kenya’daki kazılar, taş aletlerinde gelişmeler olduğunu ve diğer insani değişikliklerin iklimdeki değişikliklerle bağlantılı olduğunu göstermektedir. Daha basit araçlar (solda) Kenya, Olorgesailie Basin’deki daha küçük ve daha karmaşık versiyonlara (sağda) yol açtı. / Human Origins Programme, Smithsonian
Doğu Afrika’daki ilk insanlar, 15 Mart’ta Science’ta1,2,3 yayınlanan üç makaleye göre, daha önceden düşünülenden on binlerce yıl önce gelişmiş araçlar geliştirdiler ve karmaşık davranışlar sergilediler. Bu gelişmeler büyük iklim ve peyzaj değişiklikleri ile çakışıyor. Son kanıtlar, araştırmacıların daha önce 1.2 milyon yıl öncesine kadar modern insanın eski akrabalarının izlerini bulduğu Güney Kenya’daki Olorgesailie Havzası’ndan geliyor. Havzadaki yerlerden toplanan kanıtlar, ilk insanların, yaklaşık 320.000 yıl önce bir noktada bir dizi derin değişim geçirdiğini ileri sürmektedir. Obsidiyenden ve uzak kaynaklardan elde edilen diğer malzemelerden yapılan daha küçük ve daha gelişmiş bıçaklar yapmak için basit el araçlarını terk ettiler. Bu değişim, orada yaşayan ilk insanların bir ticaret ağı geliştirdiğini ortaya koymaktadır – davranışlarda giderek artan bir karmaşıklığın kanıtı. Araştırmacılar ayrıca, eski Olorgesailie sakinlerinin bu malzemeleri pigmentler oluşturmak ve muhtemelen fikirleri iletmek için kullandıklarını gösteren siyah ve kırmızı kayalar ve mineraller üzerinde de çukurlar buldular.
Değişim Zamanı
İnsan davranışlarındaki bu değişikliklerin tümü, güçlü bir depremle ve daha değişken ve kurak bir iklime doğru bir kayma ile noktalanmış, uzun süren çevresel karışıklık döneminde meydana gelmişti. Bu değişiklikler, aynı zamanda daha büyük hayvanların sahadan kaybolduğu ve daha küçük yaratıklar tarafından bölgenin doldurulduğu zamanda meydana geldi. Washington DC’deki Smithsonian Enstitüsü’nde insan kaynaklı programın yönetmenliğini yapan Rick Potts şunları söylüyor: “Tektonik yer değiştirmeleri ve iklim değişikliklerini birleştiren çifte yumruk. Bu, evrimin ortaya çıktığı türden şeyler.” Smithsonian Enstitüsü’nden araştırmacılar ve meslektaşları Kenya’nın Olorgesailie Havzası’ndaki ilk insanların davranışlarındaki değişiklikleri izledi. / Human Origins Programme, Smithsonian
Çalışmalar, bu tür davranışların zaman çizelgesini yaklaşık 100.000 yıl geriye itiyor ve insan kültürünün köklerinin bir zamanlar düşünülenden daha derin ve daha kapsamlı olduğunu gösteren büyüyen bir kanıtı da ekliyor. Almanya’nın Jena kentinde, Max Planck İnsan Tarihi Bilimi Enstitüsü’nde antropolog olan Nick Blegen, “En son kanıtlar, iklim değişikliğinin insan davranışları üzerindeki etkisinin ne olacağı konusunda soru sormak için yeterli değildir,” diyor. Ancak, Olorgesailie’den elde edilen bulguların, Homo sapiens için sofistike davranışçılığa doğru kayış anlamında en eski kanıtları ön plana çıkaran sağlam kanıtlar sağladığını söylüyor. Araştırmacılar geleneksel olarak H. sapiens’in yaklaşık 200.000 yıl önce ortaya çıktığını düşünüyorlardı, ancak Fas’ta keşfedilen fosiller bu tarihi 300.000 yıl öncesine kadar zorlayabilirdi. Blagen, yaklaşık 200.000 yıl önce5 Kenya’nın merkezindeki obsidiyenlerin taşındığını belgeledi ve aynı sitedeki bu kayıdı 396.000 yıl öncesine götürecek başka bir çalışma hazırlıyor. Bu tür karmaşık davranışların kaydının daha da uzayabileceğini söylüyor, ancak çevrenin insan davranışını şekillendirip şekillendirmediği ya da insan davranışlarındaki ilerlemelerin riskli ortamlarda yaşamalarını sağlayıp sağlamadığı konusunun açık olmadığını söylüyor.
Karmaşık araçlar
Olorgesailie Havzası’ndaki kazılar, Louis’den beri Taş Devri eserlerini ortaya çıkarmış ve Mary Leakey 1940’larda oradaki çalışmaya öncülük etmiştir. Fakat bu, bilim insanlarının 25.000-50.000 yıl öncesine kadar süren Orta Taş Çağı ile ilgili daha gelişmiş araç ve davranışların kanıtlarını belgeledikleri ilk durum olup en güncel eserlerin tarihlendirilmesini ve analizini Washington DC’deki George Washington Üniversitesi’nden antropolog Alison Brooks yapmıştır. İzotopik tarihlendirme teknikleri, ekibin taş aletlerin yaşını belirlemesinde yardımcı oldu ve araştırmacılar obsidiyeni çoğunlukla 25-50 kilometre uzaklıkta çok yönlü olarak bulunan kaynaklarına kadar takip ettiler. Brooks, “Hammadde değişimi için bulunan en güncel, en erken ve en iyi kanıt bu,” diyor. Tempe’deki Arizona Üniversitesi’nde paleoantropolog olan Curtis Marean, ticaret kanıtı ile ilgili olarak henüz ikna olmadığını söylüyor. “Genişletilmiş sosyal ağları göstermek için, 100 kilometrelik bir sırada, bir dizi yapay eser türünde düzenli ve sistematik bir ham madde nakli görmek istiyorum,” diyor. Ekip, bu değişikliklerin ne kadar sürdüğünü tam olarak söyleyemiyor, çünkü bu değişiklikler, 499.000 ila 320.000 yıl önce orada arkeolojik kayıtları silen, uzun bir erozyon dönemi boyunca orada kaldılar. Kenya ve Etiyopya’daki eski göl yataklarına açılan birçok projeden bazı bilgiler, bölgedeki çevresel ve ekolojik değişikliklerin ayrıntılı bir kaydını toplamak için gerekebilir.6 Potts ve ekibi, güney Olorgaseilie Havzası’ndaki iki çekirdeği deldiler ve Potts, çekirdeklerin arkeolojik kayıtlardan yoksun kalan tüm dönemi kapsadığını söylüyor. Doğu Afrika’da başka yerlerde açılan çekirdeklerle yapılan karşılaştırmalar, bilim insanlarının yerel ve daha geniş bölgesel iklim değişikliği olaylarını birbirinden ayırmalarına yardımcı olacaktır. Potts şunları söylüyor: “Sondaj çekirdeğinin, çevre kayıtlarının hassasiyeti ve tarihlendirmenin doğruluğu nedeniyle bir oyun değiştirici olacağını umuyoruz. O halde, hayvanların ve insanların değişen çevreye nasıl tepki verdiklerini anlamak için çalışmak önemlidir. Ancak o zaman iklimin insanın evrimini nasıl etkilediği hakkında bir şeyler söyleyebiliriz.” Kaynak: https://www.nature.com/articles/d41586-018-03244-y
Çeviren: Bünyamin Tan

Arkeoloji

Hareketli Canlılara Ait İlk Fosil Bulundu

Published

on

Gelişen teknoloji ve artan bilgi birikimi ile birlikte hayatın birçok alanında derin bilgilere ulaşabiliyoruz. Tabii bu sadece geleceğe yönelik olmuyor; geçmiş yaşamlar hakkında da yeni ögeler elde ediyoruz. Dünya’da uzun bir süre boyunca yaşam yoktu ancak, belli bir dönemin ardından ortaya çıkan tek hücreliler suların hareketleriyle beraber oradan oraya sürüklendiler. Kendi isteğiyle hareket eden ilk canlıların bundan 500 milyon yıl önce ortaya çıktığı zannediliyordu fakat keşfedilen yeni fosil, hesaplarda 1.5 milyar yıllık bir sapma olabileceğini gösterdi.Afrika ülkelerinden birisi olan Gabon’da yapılan çalışmalar, kendi iradesiyle hareket eden canlılara ait 2 milyar yıllık izleri ortaya çıkardı. İlk yaşam formlarından elde ettiğimiz fosiller, daha ileri dönemlerden kalma fosillere kıyasla çok daha fazla zarar görmüş ve bozulmuş oluyor. Bizde hareketli canlıların varlıklarını, iz fosili adı verilen fosiller aracılığıyla öğreniyoruz. Bu fosillerin en eskisi ise 500 milyon yıl önceye dayanıyordu. Gabon’da keşfedilen fosil de bu kategoriye giriyor ama; geometrik ve kimyasal yaşı 2.1 milyar olarak görünüyor. Haliyle bu fosil, bilinen en eski iz fosili olarak kayıtlara geçti.

Fosil üzerinde yapılan çalışmalar sonucu iz fosilinin, sülük veya salyangoz tarzı bir canlının izleriyle karşı karşıya olduğumuz sonucunu çıkardı. Oksijenli sularda yaşamış olan bu canlı, gezegenimizdeki yaşamın evriminde önemli bir yere sahip olan oksijene ihtiyaç duyan bir tür olma ihtimaline sahip. Bahsi geçen canlıyı ilginç kılan bir diğer özelliği ise tek hücreli canlılardan oluşan bir koloni olması. Kendi başına hareket edemeyen tek hücrelilerden oluşan bu koloni, bir araya gelerek sürünmeyi başarabiliyor. Bu canlı, çok hücreli yaşam formlarının evrimi açısından önemli bir noktada bulunuyor olabilir.

PNAS dergisinde yayımlanan araştırmanın yazarlarından Ernest Chi Fru, ”Bu olayın arkasındaki canlılar, okyanus tabanında yemek bulma arayışında veya bakterilere ulaşma amacında olabilir. Harika bir keşif ancak temkinli yaklaşacağız. Bu koloni kısa kesilmiş bir deney veya bugün gördüğümüz canlıların atası. Bunu öğreneceğiz.” demecini verdi.
Editör / Yazar: Kuzey KILIÇ
Kaynak: https://newatlas.com/earliest-evidence-life-mobility/58435/

Continue Reading

Arkeoloji

Mısır Firavunu Tutankamon’un mezarı, 9 yıllık çalışmanın ardından ziyarete açıldı

Published

on

Mısır firavunu Tutankamon’un mezarı üzerinde yapılan restorasyon ve koruma çalışmaları 9 yılın artından tamamlandı. Antik Mısır dünyasının en bilinen figürlerinden olan bu ‘genç firavunun’ mezarı, yapılan ziyaretler ve eksik bakım yüzünden kalıcı hasar riskiyle karşı karşıyaydı. Nihayete eren çalışmalar sonucunda, Tutankamon’un mezarı ziyarete de açıldı. Projeyi yürüten ekibin başındaki Los Angeles Merkezli Getty Koruma Enstitüsü başkanı Neville Agnew, mezarın açılış töreninde yaptığı konuşmada kitle turizminin mezara olan etkileriyle ilgili “3000 yıl boyunca kilitli kalmış bir mezara son 100 yılda düzenlenen ziyaretler… Bunun mezar üzerindeki etkisini düşünebiliyor musunuz? Ziyaretçiler, nem, toz…” ifadelerini kullandı. Mezarın restorasyonu için 2009 yılında çalışmaya başlayan Neville Agnew, zamanın ve turizmin mezar üzerindeki zararlarını önlemek için arkeologlar, mimarlar, mühendisler ve mikrobiyologlar da dahil olmak üzere 25 kişiden oluşan bir ekibin liderliğini yaptı.  Mezar, 1922 yılında İngiliz arkeolog Howard Carter tarafından keşfedilmişti.  Mezarda, Tutankamon’un mumyası, maskesiz bir şekilde sergileniyor.  Mısır’da 2011 yılında gerçekleşen olaylar ve beraberinde yaşanan siyasi kriz sırasında kesintiye uğrayan proje, daha sonra çalışmalarına devam etti ve bu ay sona erdi.
Editör / Yazar: İsa EKİCİ
Kaynak: https://www.news.com.au/technology/science/archaeology/king-tuts-tomb-restored-reopened-after-nineyear-project/news-story/e449ada660837c773681e380baa3b1a8

Continue Reading

Arkeoloji

Üç Soru Üç Cevap (Özel): MISIR – Bölüm 2

Published

on

Gizemlerin ve maceraların ülkesi Mısır, yıllar boyu birçok icadın merkez noktası olmuştur Bilim, sanat, eğitim, coğrafya, matematik ve daha birçok alan burada doğmuştur. Üç Soru Üç Cevap serimizin önceki bölümünde bu eşsiz diyar hakkında bazı bilinmeyenlere değinmiştik. İkinci bölümde ise biraz daha ayrıntılı bilgiler sizlerle.
Köleleri kim ve neden bal ile kaplamıştır ?
Medeniyet ülkesi olarak adlandırdığımız Mısır, firavunların kölelere davranışları yüzünden bazı olumsuz durumlara da ev sahipliği yapmıştır. Altıncı Hanedan döneminde ve 6 yaşında firavun olan Firavun Pepi II, sinekleri kendisinden uzak tutmak için, çevresinde vücudu balla sıvanmış bir kaç köle bulundurmuştur. Kaynak: https://conversationstartersworld.com/ancient-egypt-trivia-questions/  Ramses II kaç evlilik yapmıştır ?
MÖ. 1212’de 90 yaşını aştıktan sonra ölen Büyük Ramses II’nin sekiz resmi eşi ve 100 cariyesi vardı. Ramses ’in “Büyük Kraliyet Hanımı” ünvanına sahip olan iki eşi vardı: Nefertari ve İset.
Onun, Nefertari ile olan aşkı dillere destandır. Ramses, Ebu Simbel’deki kendi anıtının yanına ayrıca Nefertari için de bir tapınak inşa ettirmiş. Nefertari’nin, yaşadığı sürece Mısır’a ışık verdiğine de inanılırmış. Ramses’le Nefertari zamanında Mısır, o dönem dünyasının en güçlü ve en zengin ülkesiydi. Ramses, Nefertari’nin ölümünden sonra ise bir boşluk içine girmiş. Daha sonraki zamanlarda ise genç yaşta kendisine aşık olup hep sadık kalan Güzel İset’i kraliçesi yapmış. Kadeş Savaşı’nda kazandığı başarıya rağmen Ramses, güçlü Hitit imparatorluğu’nu dize getirememiş. Bu sonucun ardından tekrardan savaşmak yerine Ramses, sorunu diplomasi ile çözmeye çalışmış. Hitit İmparatoru II. Hattuşili, iki ülke arasındaki barışı korumak adına kızını Ramses’le evlendirerek Büyük Mısır Kraliçesi yapmak istemiş ancak Ramses bu evliliğin mümkün olmadığını, İset’i boşamanın Maat Yasası’na uygun düşmediğini bildirerek Hattuşili’ye ret cevabı vermiş. Bu cevap iki ülke arasında yeni bir gerginliğe yol açmış. Bunun üzerine İset, Ramses’e ve Mısır’a duyduğu sevgi ve bağlılıktan ötürü barışın önündeki engel olmak istemediğini bildirerek, bu evliliği onaylaması için Ramses’e yalvarmış fakat Ramses onu boşamayı kabul etmeyince intihar etmiş. Ancak bu olaydan sonra Hitit kralının kızlarıyla evlenen Ramses’in, Abidos Tapınağı’nda 59′u erkek, 60’ı kız 119 çocuğunun kabartma ve isimleri bulunuyor. Kaynaklar: http://listverse.com/2008/08/29/15-fascinating-facts-about-ancient-egypt/ ve Vikipedi  Mısır Uygarlığı, İbranileri köleleştirdi mi ?
Bu konuya dair günümüzde hiçbir arkeolojik veri bulunmuyor. Ancak bu konunun tarihsel gerçekler barındırdığını söyleyen İncil ve Tevrat’ın takipçileri, Eski Mısır’da İbranilerin köleleştirildiğine dair herhangi bir veri bulunmadı. Mısırlıların eksiksiz kayıtlarına bakarak birçok bilgi elde edildi, ancak bir ırkı köle olarak kullandıklarına dair veya Yahudilerin bahsettiği Mısır’ın 10 Laneti’nin yaşandığını gösterir hiçbir kayıt bulunmuyor. Aynı zamanda milyonlarca İbraninin, Mısır’da veya çölde yaşadığını gösteren herhangi bir arkeolojik bilgiye de ulaşılmadı. Bu olayların her biri yaşanmış olsaydı ne olursa olsun, binlerce yıllık büyük, küçük bütün olayların envanterini tutmuş olan Mısırlılar, bunları da kesinlikle kaydederdi. Belki özellikle kaydetmemişlerdir, gizlemeye çalışmışlardır düşüncesindeyseniz; O dönemde kölelik normaldi ve ayıp karşılanmıyordu, yani bu olayı saklamak kimsenin aklına gelmezdi. Kaynak: http://listverse.com/2008/08/29/15-fascinating-facts-about-ancient-egypt/ , https://conversationstartersworld.com/ancient-egypt-trivia-questions/  Üç Soru Üç Cevap serimizin Mısır bölümünü noktalıyoruz. İki parçadan oluşan bu özel bölümde Mısır hakkında duyduğunuz veya duymadığınız bazı bilgileri sizlere sunduk. Serimizi takip ettiğiniz, yorum ve görüşleriniz ile renk kattığınız için teşekkürler. Diğer bölümde görüşmek üzere.
Editör / Yazar: Kuzey Kılıç

Continue Reading

Öne Çıkanlar