fbpx
Bizi Takip Edin

Bilim

İnsanlık 13 Bin Yıl Önce Yok Oldu, Bir Sonraki 2030’da!

Yayınlandı

üzerinde

İskoç bilim insanı, arkeolog Graham Hancock tarafından ilginç bir iddia ortaya atıldı. Hancock, insanlığın 13 bin yıl önce yok olduğunu ve bir sonraki yok oluşun 2030 yılında gerçekleşeceğini iddia etti.İskoç arkeolog, günümüzden 13 bin yıl önce yaşanmış olan bir felaket neticesinde insanlığın yok olduğu söyledi. Bir sonraki yok oluşun tarihini 2030 olarak açıklayan bilim insanının bu iddiası ilginç olmakla birlikte insanlığın geçmişine ve geleceğe olan bakışı değiştirecek niteliğe sahip.
Bilim insanı insanlığın yok olmadan önce şimdiki gibi gelişmiş olduğunu söyledi. Üstelik bu tarihi gerçeğe ait hikayelerin incil başta olmak üzere pek çok mitte bulunduğuna değinen Hancock, bu felakete ve öncesindeki modern uygarlığa dair birçok kanıtın bulunduğunu dile getirdi. Tanrıların Büyücüleri ismini verdiği son kitabını yayınlayan Graham Hancock, 13 bin yıl önce meydana gelen buz devrinden sonra insan popülasyonunun büyük bir çoğunluğu yok oldu. Ardından gezegene çarpan kuyruklu yıldızla çok şiddetli depremler ve tsunamiler meydana geldi.Hancock’un kitabında yazdığı yok oluşa dair iddialarını dayandırdığı yerlerden bir tanesi de Şanlıurfa’da gerçekleştirilen kazılar sonrasında ortaya çıkarılan Göbeklitepe’deki kült yapılar. İskoç bilim insanı bu yapıların İngiltere’de bulunan Stonehenge’in 2 katı yaşında olduğunu ve yapılabilmesi için büyük bir mühendislik becerisine sahip olmak gerektiğini vurguladı. Hancock, buradaki taşların üzerindeki astronomiyle ilgili oymaların o dönemlerde yaşayan gökbilimcilere yol gösterdiğini iddia ediyor.
Kaynak: http://www.dailymail.co.uk/sciencetech/article-4457530/Mini-Ice-Age-wiped-cvilisation-13-000-years-ago.html

Reklam Alanı
3 Yorumlar

3 Comments

  1. Hasan Hüseyin YILDIZ

    Haziran 24, 2017 at 8:14 pm

    Zırva…2030da neden yok olacağımıza dair bir delili yok…Bilim adamlarınca üretilen kehanetler daha komik ve tehlikeli…Kepler de müneccim imiş…

  2. ece

    Ağustos 3, 2017 at 7:34 pm

    Bu adamın , bir arkeolog olarak sadece dünya tarihinde çok eskilere dayanan yapılar üzerinden bu kanılara varması oldukça saçma. Göbeklitepe’deki yapıların, insan dışı veya dünya dışı varlıklar tarafından inşa edilmiş olabileceği ihtimalini de değerlendirmiş olmasını arzu ederdim zira bu çok daha mantıklı bir ihtimal..

  3. Bezzat sahin

    Ekim 17, 2017 at 11:05 pm

    Dunyanin Sonunun Bir kuyruklu yildizin Carpmasi sonucu oldugu Bence yanlis Bilimsel olarak dusundugumuzde Dunyadaki olumsuzluklar Atmosferde Ve Yer altindaki magmalar Ve Yanar daglardan Geldigi Daha Mantikli 2030 yilinda olacak olumsuzlugun Kuzey kutbundaki Buzularim Tamamen erimesi Sonucu dunyanin dengesinin Tamamen bozulacaginin Birinci Kanitidir okyanus sularinin yukselip ve Sogumasinda Firtinalarin Olacagi Ayrica Dunyanin Yer tabakasinda kirilmalarla birlikte depremlerin Cogalacagi Dunyanin Kendi yorungesinde kaymalar sonucunda insanligin Sonu Gelebilir Yazdiklarim Benim kanatim

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

İnsan Kemiklerinde Tamamıyla Yeni Bir Kan Damarı Türü Bulundu

Yayınlandı

üzerinde

Genellikle kemikler yapısal olarak sağlam, özellikle de sert dış tabakası bulunan kortikal kemik olarak düşünülür. Ancak hem hayvanlarda hem de insanlarda bu katı kısmı geçen daha önce hiç görülmemiş gizli geçitler keşfedildi. Bu keşif sonrası temel iskelet anatomisi ve işlevinin yeniden düşünülmesi gerekebilir. Yeni yapılan bir çalışmada Almanya’daki araştırmacılar, kemik içinde gizli bir tünel sistemi gibi davranan, kan ve bağışıklık hücrelerinin vücutta etkin ve hızlı bir şekilde yayılmasına yardımcı olan daha önce tespit edilmemiş bir ince kan damarı ağı bulduklarını bildirdi.

Duisburg-Essen Üniversitesi’nden moleküler immünologMatthiasGunzer, ‘Bu 21. yüzyılda basılmış herhangi kitapta tarif edilmemiş yeni ve merkezi anatomik yapı. Bunu bulabileceğimizi gerçekten hiç beklemiyorduk’ açıklamasını yaptı. Trans-kortikal damarlar’ (TCV’ler) olarak adlandırılan bu küçük kanallar bilim için yeni olabilir, ancak savaş alanına ilk giren acil ilaç infüzyonlarının yaralı askerleri hızla nasıl canlandırabildiklerini açıklamaya yardımcı oluyorlar.Bu gibi acil durumlarda, sağlık görevlilerinin damarları bulması ve bunlara erişmesi gerekiyor. Sağlık görevlilerinin doğrudan kemik iliğine ilaç enjekte etme yoluna gitme zamanları ve yetenekleri yok.  Yeni araştırmaya ilişkin bir yorumda, ‘Kemikte karmaşık bir kan sisteminin varlığına dair kanıtlar oluşmasına rağmen, hücrelerin ve sıvının kemik iliğinden dolaşıma doğru girebilmesinisağlayan moleküler mekanizmalar ve anatomi, belirsiz kalmıştır” diye açıklıyor. Şimdi, bu mekanizmanın temeli ilk defa birkaç yıl önce kaza ile tespit edildi. Bir çalışma için Gunzer, farelerde flüoresanla boyanmış kan hücreleri inceliyordu ve bunların katı kemiğin içinden geçmesi mikroskop altında gözlemledi. Tıbbi literatürde fenomeni açıklayabilecek hiçbir şey bulunmuyor.  Bu alanda neler olduğunun tespit edilebilmesi için yeni bir araştırma projesi geliştirildi. Yeni çalışmada, Gunzer’in ekibi farelerintibialarını (bacak kemikleri) etil sinamat adlı bir kimyasal kullanarak temizledi ve şeffaf hale getirdi.Daha sonra, bir ışık levhası floresan mikroskobu (LSFM) ve X-ışını mikroskobu kombinasyonu kullanılarak, ilk kez bacak kemiklerinin kortikal tabakasından geçen bu küçük TCV’lerin birkaç farklı yüzü tespit edebildiler. Araştırmacılar, bir fare tibyasının 1000’den fazla küçük kılcal damar içerebileceğini ve bunun şaşırtıcı derecede yeterli olduğunu, arteriyellerin yüzde 80’inden fazlasının ve venöz kanın yüzde 59’unun kanallardan geçtiğini söylüyor. Çalışmada yer almayan İsviçre Federal Teknoloji Enstitüsü’nden biyomekanik araştırmacısı RalphMüller, “Bu sistemleri hiç görmedim. Ancak biz de buna bakmadık. Bu benim için bir sürpriz.

Kesinlikle diğer laboratuvarlarda bazı replikasyonlara ihtiyaç duyacak’ dedi. Ekip, bir insan gönüllünün bacak kemiğini (Gunzer’in kendisi) görüntüleyerek insan anatomisini incelediğinde, daha kalın olmalarına rağmen aynı tür TCV yapılarının kanıtlarını buldular ve araştırmacılar tam işlevlerini doğrulamak için daha fazla çalışmanın gerekli olduğunu kabul ettiler. Bu gizli geçitlerin bugüne dek nasıl fark edilmediğine gelince ekip, keşfin görüntüleme konusunda teknolojik gelişmelere bağlı olduğunu, ancak yine de bu beklenmedik keşifle şaşırdıklarını söylüyor. Gunzer, “İnsan anatomisi hakkında hala öğrenilecek şeyler var. Kan damarlarını daha önce bilmediğimiz yeni bir yerde keşfettik’ dedi. Geçen yıl Harvard liderliğindeki bir çalışmanın ortaya çıkardığı kafatasındaki başka bir gizli tünel sistemini hatırlatan keşif, iltihaplı hastalıklar, doku yaralanmaları, hücre göçü veya kanın nasıl aktığını anlamak için her türlü yeni tıbbi ipucunu ortaya çıkarabilir.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/hidden-network-of-secret-tunnels-found-in-bones-is-totally-crazy-scientists-say

Devamını Oku

Bilim

Bilim insanları, her gün bir Aspirin almanın tehlikeli olduğu uyarısında bulundu

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Yüz binden fazla kişi üzerinde araştırma: Her gün Aspirin almak riske değmez. İngiltere’de yayımlanan The Daily Telegraph gazetesi bugünkü manşetinde yeni bir Aspirin araştırmasına yer verdi. 50’li, 60’lı ve 70’li yaşlarındaki 164 bin 225 kişiyi inceleyen bilim insanları düzenli Aspirin kullanımının, tehlikeli kanamalarla karşılaşma ihtimalini yüzde 43 artırdığını ortaya çıkardı. Bilim insanları, doktorlar tarafından önerilmediği sürece her gün bir Aspirin almanın tehlikeli olduğu uyarısında bulundu.

Aspirin yıllardır doktorlar tarafından hastalara yazılan bir ilaç. Fakat doktorlar hastanın durumuna göre ilacın kanı sulandırmasının faydasını ve riskini hesaplayarak bu ilacı veriyor. İnsanların kendi başlarına Aspirin alması durumunda ise böyle bir değerlendirme yapmaları mümkün olmuyor. İngiltere’ deki Kings College araştırmacıları, orta yaşlı ve sağlıklı olan insanlar için her gün bir aspirin almanın ciddi kanama riskine değmeyeceği sonucuna vardı.

Journal of the American Medical Association dergisinde yayınlanan araştırmaya göre her gün Aspirin kullanmak kalp krizi riskini yüzde 11 azaltırken beyin veya bağırsak gibi organlarda tehlikeli kanama ihtimalini yüzde 43 artırıyor. Bilim insanları daha önceki araştırmalarda da düzenli Aspirin kullananların bu alışkanlıklarını bir günde bırakmamasının daha faydalı olacağını bulmuştu. Uzmanlar Aspirini bir ile altı ay arasında değişen sürelerde yavaş yavaş azaltmayı, böylece kanın bir anda yoğunlaşmasının önüne geçilebileceğini söylüyor. Kaynak: (bbc)

Devamını Oku

Bilim

Bilim insanları, bakterilerden oldukça esnek olan akıllı, biyouyumlu mikrorobotlar tasarlamaya başladı

Yayınlandı

üzerinde

Bir gün EPFL ve ETH Zürih’te yürütülen araştırmalar sayesinde doğrudan hastalıklı dokuya ilaç veren küçük robotları yutabiliyor olacağız. EPFL’de Selman Sakar’ın ve ETH Zürih’teki Bradley Nelson’ın önderlik ettiği bilim insanları grubu, bakterilerden oldukça esnek olan akıllı, biyouyumlu mikrorobotlar tasarlamaya başladı. Bu cihazlar sıvılar arasında yüzebildiklerinden ve gerektiğinde şeklini değiştirebildiklerinden, dar kan damarlarından ve karmaşık sistemlerden hız veya manevra kabiliyetinden ödün vermeden geçebilirler. Elektromanyetik bir alan üzerinden kontrol edilmelerini sağlayan manyetik nanopartiküller içeren hidrojel nanokompozitlerden yapılmaktalar.

EPFL ve ETH Zürih’teki bilim insanları, çevrelerine bağlı olarak şekil değiştirebilecek küçük elastik robotlar geliştirdiler. Science Advances’te yer alan bir makalede, bilim insanları robotun şeklini “programlamak” için geliştirdikleri yöntemi açıkladı; böylece yoğun, viskoz veya hızla hareket eden sıvılar arasında kolayca seyahat edebilir bir tasarım.

Bedenlenmiş zeka: Robotları düşündüğümüzde, genellikle karmaşık elektronik sistemler, sensörler, aküler ve aktüatörlerle donatılmış hacimli makineleri aklımıza getiriyoruz Ancak mikroskobik ölçekte robotlar tamamen farklıdır. Minyatür robotlar üretmek, bilim insanlarının origami bazlı bir katlama yöntemi kullanarak ele aldıkları bir dizi zorluk sunuyor. Yeni hareket stratejileri, gömülü elektronik sistemler tarafından gerçekleştirilen klasik hesaplama paradigmasına bir alternatif olan somutlaşmış zekayı kullanıyor. “Robotlarımız, içinde bulundukları sıvının özelliklerine adapte olmalarını sağlayan özel bir yapıya sahip. Örneğin, viskozite veya ozmotik konsantrasyonda bir değişiklikle karşılaşırlarsa, hızlarını ve manevra kabiliyetlerini korumak için şekillerini değiştiriyorlar.” diyor Sakar. Bu deformasyonlar, hantal sensör veya aktüatör kullanılmadan performansı en üst düzeye çıkarmak için önceden “programlanabilir”. Robotlar, bir elektromanyetik alan kullanarak kontrol edilebilir veya sıvı akışını kullanarak boşluklar içinde kendi başlarına gezinmek için bırakılabilirler. Her iki durumda da, otomatik olarak en verimli şekle dönüşürler.  Doğadan ilham alındı: Nelson “Doğa, çevresel koşulları değiştikçe şekil değiştiren çok sayıda mikroorganizmayı geliştirmiştir. Bu temel ilke, mikro robot tasarımımıza ilham verdi. Bizim için temel zorluk, ilgilendiğimiz değişiklik türlerini tanımlayan fiziği geliştirmek ve bunu yeni üretim teknolojilerine entegre etmek oldu.” diyor. Gelişmiş etkinlik sunmaya ek olarak, bu minyatür yumuşak robotlar da makul bir maliyetle kolayca üretilebilir. Şimdilik araştırma ekibi, insan vücudunda bulunan karmaşık sıvılarla yüzmenin performansını arttırmaya çalışıyor.
Çeviren: Bünyamin TAN
Kaynak: https://www.sciencedaily.com/releases/2019/01/190118145536.htm

Devamını Oku

Öne Çıkanlar