fbpx
Connect with us

Uzay

InSight Kızıl Gezegen’in yüzeyine deprem ölçer indirdi

Published

on

Geçtiğimiz haftalarda altı aylık uzun yolculuğun ardından altı dakikalık zorlu iniş işlemini de başarıyla gerçekleştiren InSight, NASA’nın Mars’a indirmeyi başardığı 8. uzay aracı oldu. Bu zorlu süreç işin yalnızca ilk adımıydı. ABD Havacılık ve Uzay Ajansı NASA’nın sismik inceleme aracı olan InSight en önemli veri toplama araçlarından biri olan deprem ölçer (sismometre) enstrümanını Kızıl Gezegen’in yüzeyine yerleştirmeyi başardı.

NASA’dan yapılan açıklamada, InSight’ın en önemli veri toplama araçlarından biri olan “İç Yapı İçin Sismik Deney Aracı” (SEIS) adı verilen depremölçer cihazını, Kızıl Gezegen’in yüzeyine indirdiği belirtildi. NASA, InSight’ın robotik kolunun SEIS’i yüzeye kondurduğu anın bir fotoğrafını yayımladı. InSight proje yöneticisi Tom Hoffman, “Aracın Mars’taki etkinliklerinin zamansal seyri umduğumuzdan da iyi gidiyor. Sismometreyi güvenle yüzeye yerleştirmiş olmak hepimiz için harika bir Noel hediyesi oldu.” ifadelerini kullandı. SEIS’in ardından InSight’ın ısıölçer enstrümanı Isı Akış ve Fiziksel Özellikler İnceleme Aracı’nı (HP3) yüzeye yerleştirecek.

Öte yandan ayrı bir inceleme aracına sahip olmayan Dönüş ve İç Yapı Deneyi’nin de (RISE), InSight’ın radyo dalgalarını kullanarak Kızıl Gezegen’in çekirdek tabakası hakkında veri toplamaya başladığı kaydedildi. Mars’a, 6 ay süren yolculuğun ardından 26 Kasım’da ulaşan InSight, Kızıl Gezegen’de sismik incelemeler yapacak ve Mars’ın yeraltı katmanlarına ilişkin veri toplayacak. NASA’nın diğer Mars keşif aracı Curiosity, 2012 yılında Gale Krateri’ne inmişti. Gezginci robot, 6 yıl süren keşif faaliyeti süresince Kızıl Gezegen’in geçmişte mikrobiyolojik canlı yaşamına ev sahipliği yapmış olabileceğine dair çok sayıda kanıt toplamıştı. “Mars Exploration Rover-B” (Mars Keşfi Aracı-B) ya da kısaca “MER-B” olarak adlandırılan Opportunity de NASA’nın Mars keşif aracı programının parçası olarak 2004’te gezegende Meridiani Planum Platosu’na inerek gezegen topoğrafyasına ilişkin gözlemler yapmaya başlamıştı.
Editör / Yazar: Ezgi SEMİLRİ
Kaynak: https://www.apnews.com/41477345bf724f41a99513c1e6beeae7

Uzay

NASA, 2020 için “isminizi Mars’a gönderelim” projesi başlattı

Published

on

NASA tarafından 2020 yılında Mars’ta oksijen üretimi planlanıyor. Açıklamada bulunan NASA’lı yetkililer, “Mars’ta atmosferden oksijen üretimi yapmaya çalışacağız” dedi. Rover Misyonu olarak adlandırılan bu misyonda NASA tarafından 2020 yılında oksijen üretimi denenecek. NASA’ nın kırmızı gezegenle ilgili büyük planları olduğu her geçen gün yapılan açıklamalarla ortaya çıkıyor. NASA, Mars 2020 görevi için yeni bir “isminizi Mars’a gönderelim” projesi başlattı. Aşağıdaki linkten kayıt olarak isminizi Kızıl Gezegen yüzeyine gönderebilirsiniz. NASA’nın önümüzdeki yıl Kızıl Gezegen’e göndermeyi planladığı yeni gözlem aracı, isminizi Mars yüzeyine indirebilir. Uzay ajansı geçtiğimiz günlerde yaptığı bir duyuruyla dünyanın her tarafından insanları yeni projesine katılmaya davet etti. Şimdi sizler de kaydınızı yaptırabilir ve Mars’a isminizi gönderebilirsiniz.

Konuyla ilgili konuşan NASA yöneticisi Thomas Zurbuchen,”NASA için çok heyecan verici bir dönem yaşıyoruz. Önümüzdeki yıl, komşu gezegenimiz hakkındaki derin sorulara cevap bulmak ve Güneş Sistemi’ndeki hayatın kökenlerini anlamak için müthiş bir maceraya çıkacağız. Bu tarihi görevde dünyanın her tarafından insanların bizlerle aynı heyecanı paylaşmasını istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

Nasa Mars 2020 görevi için kayıt yaptırmak için buraya tıklayabilirsiniz. İsim, soyisim, ülke, posta kodu ve e-posta adresinizi girmeniz yeterli olacak. Bu yazıyı yazdığım sırada toplam 1 milyon 308 bin kişi hali hazırda kaydını yaptırmış durumda. Kayıtlar 30 Eylül 2019′ da sona erecek. Milyonlarca isim bozuk para büyüklüğünde bir mikroçipe yazılacak. NASA, isimleri Mars’ a göndermek için elektron ışını ile işleme teknolojisinden faydalanıyor. Araştırmacıların ifadelerine göre isimler, 75 nanometre genişliğindeki metinler halinde bir bozuk para büyüklüğündeki silikon çiplerin üzerine yazılacak. NASA, bir milyondan fazla ismin bir mikroçipe sığdırılabileceğini söylüyor.

Mikroçipler cam bir koruma altında Mars’a fırlatılacak. NASA daha önce benzer bir projeyi InSight görevinde de gerçekleştirmişti. Yaklaşık 2 milyon kişinin ismi InSight uzay aracı ile birlikte Kasım 2018’de Kızıl Gezegen’ in yüzeyine iniş yaptı. İsmini gönderenler arasında ayrıca Türkiye’ den de on binlerce katılımcı vardı. Haziran 2020’de fırlatılacak olan Mars 2020 gözlem aracı, yaklaşık altı aylık uzay macerasının ardından Şubat 2021’de Kızıl Gezegen yüzeyine iniş yapacak.

Kaynak: https://www.jpl.nasa.gov/news/news.php?feature=7407

Continue Reading

Uzay

Pentagon neden UFO’larla ilgileniyor?

Published

on

Amerikan ordu pilotları ve kaptanları tanımlanmayan uçan cisimler bildirdiklerinde deli muamelesi görmezler hatta yeni yasalar bu tarz şeyleri bildirmelerini destekliyor. Buna rağmen Pentagon birkaç yıl önce UFO araştırmalarından birini daha iptal etti. Peki ne değişti? Amerikan ordusu uzaylıların bizi ziyaret edeceği fikrinden vaz mı geçti? Büyük ihtimalle hayır. Doğal olayları doğaüstü olarak yorumlama alışkanlığımız çok eskilere dayanıyor. Örneğin fok balıklarının deniz kızı sanılması ya da İskoçların kıyıya vuran kütükleri canavar sanmaları. Daha güncel bir örnekse SpaceX roketlerinden birinin ardında bıraktığı ışıltının farklı şekillerde yorumlanması. Eski bir askeri danışman olarak şunu söyleyebilirim ki Pentagon’un bunu yapma sebebi büyük ihtimalle bu tarz yanlış anlaşılmaların önüne geçmek olduğunu söyleyebilirim. Bu uçan objelerinin henüz tanımlamadığının anlaşılması hedefleniyor. Her şart altında uçakların karşılaştıkları bir objeyi tanımlayabilmeleri çok önemlidir. Şanslıyız ki günümüzdeki gelişmiş teknoloji sayesinde bu objeleri tanımaya bir adım daha yakınız.

Tanımlanabilen Uçan Objeler

‘Durumsal Farkındalık’ bulunduğun çevrenin tamamen farkında olmak anlamına gelen bir askeri terimdir. UFO’ lar ise bu farkındalık durumunu bozar. Bir pilot hava sahasında tanımlayamadığı bir cisim gördüğünde diğer pilotlara ve hava kontrol uzmanlarına o sırada o hava sahasında neler gördüklerini sorar. Şu an yıllık UFO ihbarı sayısı 8.000. Bunların kaçının askeriye tarafında yapıldığıysa belirsiz. Onlarca şahite, ses kaydına ve videoya rağmen hakkında en çok kanıta sahip olunan vakalar bile sonuçlandırılamıyor. UFO’lar aslında askeriyenin tanımlama sistemlerini geliştirmeleri için büyük bir olanak. Gelecekte bazıları anlık olarak tanımlama dahi yapabilir çünkü bu cihazlar sensörlerle kaplı ve radyo alıcıları gibi pasif değiller. Radar ve sonar cihazları gibi aktif ve uydular tarafından takip edilen cihazlardan söz ediyoruz.

Eksiksiz Bir Portre

Sensörler hız, şekil, sıcaklık gibi verileri kaydetseler de artık askerî görevliler sensörlerle UFO’ ların otonomisi ve gelişmişlik dereceleri hakkında da bilgi toplamayı amaçlıyor. Tüm bunlarla ekstra bilgiler elde edilip çevredeki diğer araçlar ve uydulardan alınan bilgilerle eksiksiz bir portre çizmeyi amaçlıyor. Şimdilik UFO’lardan elde edilen bilgiler bizim için önemli çünkü yapay zekanın en önemli özelliklerinden birisi sistemin kendi içinde güvenilir olması. Örneğin meşhur bir Google deneyindeki yapay zeka kimlik tanıma robotu panda fotoğrafındaki birkaç kare değiştirilerek maymuna benzetildiğinde başarısız olmuştu.

Kısacası kendimiz yeterince bilgi edinene dek bilgisayarları UFO’ ları tanıyacak şekilde kodlayamıyoruz. Ilk adım ordunun bu konuda yeterli bilgi toplaması olacak. Bu konuda kendimizi geliştirdikçe yapay zeka uygulamalarını kullanarak daha kapsamlı ve bütüncül bilgiler elde edebileceğiz. Ardındansa gökyüzündeki UFO sayısı elle sayılabilir düzeyde olacak çünkü çoğunu tanımlayabiliyor olacağız.

Editör / Yazar: Şeyma SÜRÜCÜ

Kaynak: https://www.livescience.com/65512-why-ufos-interest-the-pentagon.html

Continue Reading

Uzay

Neolitik Çağ Alet Kültürü

Published

on

Bıçak aletleri gelişim göstermiştir, örneğin tarım aletleri. Neolitik çağ yaklaşık olarak 6,000 yıl önce, insanların ilk yerleşim hayatına geçtiği ve tarımla ilgilenmeye başladığı dönemle beraber başlamıştır. Çakmaktaşından hazırlanmış kazıcı gibi çeşitli aletlerden silah ve alet yapımına devam etmişlerdir. Ancak Neolitik çağda taş aletlerin yeni çeşitleri de görülmüştür. İlk etapta çakmaktaşından yapılmış ok başının evrensel niteliği yerine mikrolit kullanımından uzak olan, ok ve mızrağı bileşen bir silah yapma eğilimi vardı. İkinci olarak hasat için ihtiyaç duyulan, çakmaktaşından yapılmış tırpan gibi aletler üretildi.

Neolitik aletlerin tümü üzerinde rötuş yapılmıştır, baskıyla pullanmışlardır, aletlere karakteristik bir görüntü verilmiştir ve tüm emek ve zahmetle cilalanmışlardır. Ve tekrar kendilerine has bir görüntü verilmiştir. Pullu aletler Neolitik çağda yapılmaya devam etmiştir ancak daha erken döneme ait pullu aletlere göre çok daha kabaca yapılmıştır.

Taş Aletlerin Evrimleşmesine Dair Kısa Çıkarımlar

kredi: Quintana Müzesi – Neolitik Orak

Taş aletler erken dönem Oldowan ’dan, Aşölyen, Musteryen ve Üst Paleolitik döneme doğru karmaşık bir hal almıştır. Ve aletler üretimlerinin her bir adımında çok daha fazla zamana ve gösterilmesi gereken yüksek efora ihtiyaç duymuşlardır. Oldowan kültürüne ait olan bir alet yapım aşamasında daha az darbeye ihtiyaç duyarken Aşölyen el baltası yaklaşık olarak 50; bir Musteryen kesicisi aşağı yukarı 100 ve bir Üst Paleolitik kesici bıçağı ortalama 250 darbeye ihtiyaç duyar. Çok daha fazla zaman ve enerji harcayarak yapılan daha karmaşık aletlerin elbette ki faydası olmuştur ve olmaya devam etmektedir.

Editör / Yazar: Meltem TERZİOĞLU

Kaynak: https://humanevolutionb36.weebly.com/cultural-evolution.html

Continue Reading

Öne Çıkanlar