Bizi Takip Edin

Bilim

Inuit Yaşlıları NASA’yı ve Dünya’yı Uyaran Bir Bildiri Yayınladı

Yayınlandı

üzerinde

Inuit büyükleri yeryüzünün eksenin bir kayma meydana geldiğini ya da bir titreşim oluştuğunu belirten bir uyarı yayınladı. Bu uyarıda gökyüzünün değiştiği; güneş, ay ve yıldızların eski yerinde olmadığı söylendi.
Inuit yaşlıları tarafından yayınlanan bildiride güneşin farklı bir konuma yükseldiği kaydedildi. Daha önce hiç olmadığı bir bölgeye çıkan güneşin eskisinden daha yüksekte olduğu, bu da sıcaklıkları ciddi oranda arttıran faktörlerin başında geldiği söyleniyor.

inuit-yaslilari-nasayi-ve-dunyayi-uyaran-bir-bildiri-yayinladi1
Son birkaç yılda yaşananlar sebebiyle felaketlere neyin sebep olduğuna dair birçok kişi bazı fikirler beyan ediyor. Araştırmacılar ve bilim insanları tarafından dile getirilen bu iddialarda; küresel ısınma, insanoğlu, yaşam biçimleri gibi birçok etkenin bu felaketlere sebep olduğu dile getiriliyor. Bu felaketler arasında buzulların hızla erimesi ve buz dağlarının Antartika’dan kurtulması başı çekiyor.
Bilim insanları yaşanan küresel ısınmaya dair endişelenmenin ötesinde bir noktaya gelindiğine değiniliyor. Çıkarılan raporlarda küresel ısınmanın bugüne kadar gelmiş geçmiş en tehlikeli seviyeye yükseldiği ve gelecekte daha tehlikeli seviyelere çıkacağı kaydediliyor.
Bilim insanları tarafından geçtiğimiz günlerde yayınlanan bir haberde 6’ıncı büyük yok oluşa 1 adım kaldığı açıklanmıştı. Uzmanlar önümüdeki 20 yıl süresince topluca değişmezsek, Dünya’da bulunan binlerce türün sonsuza dek yok olacağını ve biyoçeşitlilik üzerinde güçlü bir saldırının bulunduğunu belirtiyor.

inuit-yaslilari-nasayi-ve-dunyayi-uyaran-bir-bildiri-yayinladi
Ancak Amerika Birleşik Devletleri ve Grönland’da bulunan Arctic bölgesinde yaşayan Inuit yaşlılarına göre Dünya kaydı. Inuit yaşlıları, yalnızca NASA değil genel mana da insanlığı iklim değişiminin sadece küresel ısınmadan kaynaklı olmadığını ve gezegenin değiştiğini söyledikleri bir uyarı mesajı yayınladı. Inuit’ler tıpkı eski ataları gibi mükemmel hava tahmincileri olarak biliniyor. Sürekli gökyüzünü gözleyen Inuitler gezegende meydana elen sayısız hava değişikliğinden ve depremlerden küresel ısınmanın sorumlu tutulamayacağını söylüyorlar. Inuit yaşlıları gezegenin bir kaymaya maruz kaldığını ve bundan sebep mevsimsel değişimler yaşandığını iddia ediyorlar.

Kaynak: https://www.ancient-code.com/inuit-elders-issue-warning-to-nasa-and-the-world-earth-has-shifted/

 

Reklam Alanı
8 Yorumlar

8 Comments

  1. Mehmet SATILMIS

    Ağustos 26, 2017 at 7:29 pm

    Gunesin bir milim dahi yukarl asagl olmasl canli diye birsey olmaz ekolujik denge bozulur

    • Doğukan

      Ağustos 30, 2017 at 4:23 pm

      Yahu saçmalama , bir konu hakkında bilgin yoksa konuşma güneş zaten yaz ve kış aylarında dünyaya bir kaç kilometre uzaklaşıp yakınlaşıyor . git araştırda konuş ekolojik yazmayı bile bilmeden , bilmediğiniz konular hakkında ne çok konuşmayı seviyorsunuz.

      • Altınserçe

        Eylül 1, 2017 at 8:30 pm

        Dönen ve hareket eden Dünyadır, güneş değil. Dolayısıyla güneşimiz, dünyamıza yaklaşamaz. Kopernikçi görünümlü, dünya merkeziyetçisi beyfendi; İnsanların yanlışını eleştirirken (üstelik okuduğunuz haber biz insanlara kendinize gelin çağrısı yapıyorken) suçlayıcı bir üslupla değil, daha ılımlı ve ve öğretici olunuz lütfen, yanlışı kendi yanlışınızla düzeltemezsiniz. Kelime ve mantık hatasına sizde böyle düşüverirsiniz.

        • Fatih Gündüz

          Eylül 8, 2017 at 7:08 pm

          güneş de hareket eder. önemli olan referans noktası. referans noktasını güneş değil samanyolunun merkezindeki karadelik alırsanız güneş sistemi de samanyolunun geniş kollarındaki diğer güneş sistemleri gibi yüksek bir hızla hareket ediyor olur. Güneşin de döndüğünü belirtmeme bile gerek yok. Bu Altınserçe’yeydi, Doğukan’ın yanlışı ise bir kaç kilometre uzaklaşıp yakınlaşmıyor kış ve yaz extremlerinde; bir kaç MİLYON km uzaklaşıp yakınlaşıyor.
          (bkz: kuzey yarım kürede yazın: 152 milyon km, kışın: 147 milyon km)

        • cem

          Ekim 19, 2017 at 3:37 pm

          konu dönme değil. dünyanın başını az öne eğmesinden kaynaklanıyor. dolaysıyla adamlar kendilerini güneye kaymış hissediyor

          • hasan

            Kasım 4, 2017 at 12:01 am

            gereken cevapları vermişiniz bana birşey kalmamış. ama dünyanın düz olduğunu herkez biliyodur zaten

  2. nilüfer

    Ağustos 27, 2017 at 12:56 pm

    Yaz yaz değil kış kış değil. Inuitlilerin söylemesine gerek yokki gören göz kılavuz istemez. İnsanlarda çok değişti. İnsanlar kötüleşti. Buda dünyayı bence etkiliyor. Yeşillikler bitiyor, hayvanlara işkence cabası. Dünyada aldığı kötü enerjiyle takılıyor kafasına göre…

  3. yakup buğday

    Kasım 4, 2017 at 6:02 am

    depremlerin sebebi dağların yer değiştirmesi yani binaların yapımı dünyanın dengesini bozuyor

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

DNA Düzenleme Teknolojisinin Mutasyona Neden Olduğu Tespit Edildi

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Son 10 yıldır en çok ilgi duyulan gen düzenleme teknolojisinin aslında zararlı olduğu ortaya çıktı. Araştırmalar sonucunda genlerin mutasyona uğradığı belirlendi.Geçtiğimiz yıllarda tıpın en büyük yeniliklerinden biri olarak kabul edilen gen düzenleme yöntemi ile ilgili çeşitli güvenlik korkuları gündeme geldi. Bilim insanları, Crispr / Cas9 teknolojisinin neden olduğu genetik zararın, şimdiye kadar hafife alındığı konusunda uyarıda bulundular.  Gen-düzenleme yönteminin, istenmeyen mutasyonlara neden olduğu ve bir zamanlar düşünüldüğünden çok daha az güvenli olduğu ortaya çıktı. Eleştirmenler, Crispr gen düzenleme yönteminin doğmadan önce çocuklardan gelen genlere de zarar vereceğini düşünüyor. Huntington hastalığı veya körlüğe neden olan genleri ortadan kaldırmak için kullanılabileceğinden ve bu nedenle de diğer genlere zarar verilmesinden korkuyorlar. Diğer eleştirmenler ise ebeveynlerin saç rengini, boyunu ve zeka gibi özelliklerini bile seçmelerine izin vererek ‘tasarımcı bebekler’ yaratılmasından endişe ediyor. Bilim insanları, standart testlerin göz ardı edilemeyeceği yüzlerce potansiyel zararlı mutasyonu ortaya koyduğuna dikkat çekti. Ayrıca geçtiğimiz ay bu yöntemin kansere neden olabileceği de söylendi. Bilimsel araştırmalarda çoktan kullanılmış olan Crispr, belirli noktalarda DNA’yı keserek ve bu yerde değişiklik yaparak hücrelerdeki DNA bölümlerini değiştirebilir. Bilim insanları, Crispr / Cas9 teknolojisinin neden olduğu genetik zararın şimdiye kadar ciddiye alınmadığını söylüyor. Wellcome Sanger Enstitüsü bilim insanları, Crispr’in laboratuvarda hem fare hem de insan hücreleri üzerindeki etkilerini test etti. Gen düzenleme aracı üzerindeki bir dizi deneme, hedef bölgedeki DNA’da çok az öngörülen mutasyona rastlandığını gösterdi. Kaynak: http://www.dailymail.co.uk/health/article-5958681/Safety-fears-revolutionary-gene-editing-tool-Crispr-Cas9.html

Devamını Oku

Bilim

Efsanevi Bayeux Gobleninde Gizlenen Müstehcen Bir Sır Bulundu

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Bayeux goblenini bilmeyen yoktur. Kendi türünde en bilinen eser olan goblen 70 metre uzunlukta nakışla işlenmiş bir sanat eseri. Goblende Norman güçlerinin yaklaşık olarak bin yıl kadar önce İngiltere’yi nasıl işgal ettiğinin hikayesi anlatılıyor. Yapıldığı zamandan beri hayranlık uyandıran bu esere ilişkin birçok şey yazılıp çizildi. Aslında bu esere ilişkin yeni bir şey ortaya çıkabileceği mümkün görünmüyordu. Ama nasıl olduysa Oxford Üniversitesi’nde bir ortaçağ profesörü olan George Garnett, goblenle ilgili yeni bir şey keşfetti. Profesör Garnett’i BBC History Magazine verdiği demeçte, “Bildiğim kadarıyla, daha önce kimse goblene kaç penis işlendiğini saymadı. Bu tarihsel adaletsizliği düzeltme görevini üzerime aldım.
Yapmış olduğum hesaplamalarda, orijinal goblene 93 adet penis işlenmiş olduğunu keşfettim. Bunlardan 4 tanesi erkeklerde görünüyor. Beşincisi ise bir askerin cesedinde göze çarpıyor. Geri kalan 88 penis ise atlarda işlenmiş. Goblende insan cinsel organları kenarlara hapsedilmiş ve gizlenmeye çalışılmışken, atların cinsel organları ana gövdede ulu orta sergilenmektedir” dedi. Profesör Garnett, yaptığı çalışmanın eserinin ünlü nakışlarını nasıl anlayacağımıza dair önemli bir ışık tuttuğunu iddia ediyor. Profesör, Goblende işlenen penis figürlerinin aynı zamanda bir güç gösterisi olarak sunulduğuna dikkat çekiyor. Bu durumda goblenin dokumasının BishopOdo tarafından ortaya atılan, goblenin Fatih’in üvey kardeşi William tarafından yönetildiği teorisiyle bağ kuruyor. Gerçekte bu efsanevi eser sadece bir penis ölçüm yarışması olabilir.
Garnett’in teorisi, çeşitli karakterlerin gücü ve öneminin, atalarının erkekliği ve atların penis büyüklüğüyle goblene işlendiği yönünde. Bu fikir aslında tarihte başka eserlerde de kullanılmış. Tarihte özenle işlenmiş olan beş insan penisiyle ilgili bilim insanları ilk anda görüldüklerinden daha derin bir anlama sahip olduklarına inanıyor. Ancak burada ortaya çıkan soru ortaçağın fikirlere ve cinselliğe kapalı ortamında, kilise için tasarlanmış bir goblende böylesi figürler nasıl kullanılabildi. Bu konuyla ilgili araştırmalar devam edecek.
Kaynak: http://www.iflscience.com/editors-blog/this-researcher-has-a-new-and-very-phallic-theory-about-the-legendary-bayeaux-tapestry/

Devamını Oku

Bilim

Altın Nanopartiküller Daha Verimli Su Üretilmesine Yardımcı Oluyor

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Yarı iletken ile kaplanmış yıldız şeklindeki altın nanopartiküller, diğer yöntemlere göre dört kat daha verimli su üretebilir. Aynı zamanda yapılan yeni bir çalışmada bu nanopartiküllerin güneş enerjisi depolamanın daha iyi bir yolunu sağlayabileceğini de ortaya koydu. Araştırmacılar yapılan keşfin yenilenebilir enerji kullanımını arttırarak iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir adım olduğunu söylüyor. Rutgers Üniversitesi’nde malzeme bilimi ve mühendislik bölümünde doçent olan Laura Fabris, “Standart uygulama olan ultraviyole ışık kullanmak yerine, görünür ve kızılötesi ışığın enerjisini elektronları altın nanopartiküllerde uyarmak için kullandık.
Metaldeki uyarılmış elektronlar, reaksiyonu katalize eden yarı iletkene daha verimli bir şekilde aktarılabilir” dedi. Araştırmacılar, genellikle daha hızlı ya da daha ucuz reaksiyonlar ortaya çıkarmak için güneş ışığından yararlanma anlamına gelen fotokataliz üzerine odaklandılar. Ultraviyole ışıkla aydınlatılan titanyum dioksit, genellikle bir katalizör olarak kullanılır, ancak ultraviyole ışığı kullanmak verimsizdir. Araştırmacılar altın nanopartikülleri daha hızlı bir şekilde emen ve daha sonra titanyum dioksit gibi yakın malzemelerde ışık absorpsiyonunun bir sonucu olarak üretilen elektron bazı aktarmak için çalıştı ve kızılötesi ışık kullandı.
Mühendisler, altın nanopartikülleri titanyum dioksit ile kapladılar ve malzemeyi UV, görünür ve kızıl ötesi ışığa maruz bıraktılar ve elektronların altından malzemeye nasıl sıçradıklarını incelediler. Tepkileri tetikleyen elektronların, önceki çalışmalardan dört kat daha fazla sudan hidrojen ürettiğini keşfettiler. Hidrojen güneş enerjisini depolamak için kullanılabilir ve daha sonra güneş parlamadığında enerji için yakılır.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/amazing-gold-specks-can-generate-hydrogen-from-water-4-times-more-efficiently-than-current-methods

Devamını Oku

Öne Çıkanlar