fbpx
Bizi Takip Edin

Bilim

Inuit Yaşlıları NASA’yı ve Dünya’yı Uyaran Bir Bildiri Yayınladı

Yayınlandı

üzerinde

Inuit büyükleri yeryüzünün eksenin bir kayma meydana geldiğini ya da bir titreşim oluştuğunu belirten bir uyarı yayınladı. Bu uyarıda gökyüzünün değiştiği; güneş, ay ve yıldızların eski yerinde olmadığı söylendi.
Inuit yaşlıları tarafından yayınlanan bildiride güneşin farklı bir konuma yükseldiği kaydedildi. Daha önce hiç olmadığı bir bölgeye çıkan güneşin eskisinden daha yüksekte olduğu, bu da sıcaklıkları ciddi oranda arttıran faktörlerin başında geldiği söyleniyor.

inuit-yaslilari-nasayi-ve-dunyayi-uyaran-bir-bildiri-yayinladi1
Son birkaç yılda yaşananlar sebebiyle felaketlere neyin sebep olduğuna dair birçok kişi bazı fikirler beyan ediyor. Araştırmacılar ve bilim insanları tarafından dile getirilen bu iddialarda; küresel ısınma, insanoğlu, yaşam biçimleri gibi birçok etkenin bu felaketlere sebep olduğu dile getiriliyor. Bu felaketler arasında buzulların hızla erimesi ve buz dağlarının Antartika’dan kurtulması başı çekiyor.
Bilim insanları yaşanan küresel ısınmaya dair endişelenmenin ötesinde bir noktaya gelindiğine değiniliyor. Çıkarılan raporlarda küresel ısınmanın bugüne kadar gelmiş geçmiş en tehlikeli seviyeye yükseldiği ve gelecekte daha tehlikeli seviyelere çıkacağı kaydediliyor.
Bilim insanları tarafından geçtiğimiz günlerde yayınlanan bir haberde 6’ıncı büyük yok oluşa 1 adım kaldığı açıklanmıştı. Uzmanlar önümüdeki 20 yıl süresince topluca değişmezsek, Dünya’da bulunan binlerce türün sonsuza dek yok olacağını ve biyoçeşitlilik üzerinde güçlü bir saldırının bulunduğunu belirtiyor.

inuit-yaslilari-nasayi-ve-dunyayi-uyaran-bir-bildiri-yayinladi
Ancak Amerika Birleşik Devletleri ve Grönland’da bulunan Arctic bölgesinde yaşayan Inuit yaşlılarına göre Dünya kaydı. Inuit yaşlıları, yalnızca NASA değil genel mana da insanlığı iklim değişiminin sadece küresel ısınmadan kaynaklı olmadığını ve gezegenin değiştiğini söyledikleri bir uyarı mesajı yayınladı. Inuit’ler tıpkı eski ataları gibi mükemmel hava tahmincileri olarak biliniyor. Sürekli gökyüzünü gözleyen Inuitler gezegende meydana elen sayısız hava değişikliğinden ve depremlerden küresel ısınmanın sorumlu tutulamayacağını söylüyorlar. Inuit yaşlıları gezegenin bir kaymaya maruz kaldığını ve bundan sebep mevsimsel değişimler yaşandığını iddia ediyorlar.

Kaynak: https://www.ancient-code.com/inuit-elders-issue-warning-to-nasa-and-the-world-earth-has-shifted/

 

Reklam Alanı
9 Yorumlar

9 Comments

  1. Mehmet SATILMIS

    Ağustos 26, 2017 at 7:29 pm

    Gunesin bir milim dahi yukarl asagl olmasl canli diye birsey olmaz ekolujik denge bozulur

    • Doğukan

      Ağustos 30, 2017 at 4:23 pm

      Yahu saçmalama , bir konu hakkında bilgin yoksa konuşma güneş zaten yaz ve kış aylarında dünyaya bir kaç kilometre uzaklaşıp yakınlaşıyor . git araştırda konuş ekolojik yazmayı bile bilmeden , bilmediğiniz konular hakkında ne çok konuşmayı seviyorsunuz.

      • Altınserçe

        Eylül 1, 2017 at 8:30 pm

        Dönen ve hareket eden Dünyadır, güneş değil. Dolayısıyla güneşimiz, dünyamıza yaklaşamaz. Kopernikçi görünümlü, dünya merkeziyetçisi beyfendi; İnsanların yanlışını eleştirirken (üstelik okuduğunuz haber biz insanlara kendinize gelin çağrısı yapıyorken) suçlayıcı bir üslupla değil, daha ılımlı ve ve öğretici olunuz lütfen, yanlışı kendi yanlışınızla düzeltemezsiniz. Kelime ve mantık hatasına sizde böyle düşüverirsiniz.

        • Fatih Gündüz

          Eylül 8, 2017 at 7:08 pm

          güneş de hareket eder. önemli olan referans noktası. referans noktasını güneş değil samanyolunun merkezindeki karadelik alırsanız güneş sistemi de samanyolunun geniş kollarındaki diğer güneş sistemleri gibi yüksek bir hızla hareket ediyor olur. Güneşin de döndüğünü belirtmeme bile gerek yok. Bu Altınserçe’yeydi, Doğukan’ın yanlışı ise bir kaç kilometre uzaklaşıp yakınlaşmıyor kış ve yaz extremlerinde; bir kaç MİLYON km uzaklaşıp yakınlaşıyor.
          (bkz: kuzey yarım kürede yazın: 152 milyon km, kışın: 147 milyon km)

        • cem

          Ekim 19, 2017 at 3:37 pm

          konu dönme değil. dünyanın başını az öne eğmesinden kaynaklanıyor. dolaysıyla adamlar kendilerini güneye kaymış hissediyor

          • hasan

            Kasım 4, 2017 at 12:01 am

            gereken cevapları vermişiniz bana birşey kalmamış. ama dünyanın düz olduğunu herkez biliyodur zaten

  2. nilüfer

    Ağustos 27, 2017 at 12:56 pm

    Yaz yaz değil kış kış değil. Inuitlilerin söylemesine gerek yokki gören göz kılavuz istemez. İnsanlarda çok değişti. İnsanlar kötüleşti. Buda dünyayı bence etkiliyor. Yeşillikler bitiyor, hayvanlara işkence cabası. Dünyada aldığı kötü enerjiyle takılıyor kafasına göre…

  3. yakup buğday

    Kasım 4, 2017 at 6:02 am

    depremlerin sebebi dağların yer değiştirmesi yani binaların yapımı dünyanın dengesini bozuyor

  4. Berkay

    Ağustos 21, 2018 at 7:05 pm

    kim bilir belkide buzulların erimesi,iklim değişikleri vb. olaylar:dünyanın kaymasına neden oldu

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

Soğuk Suda Yüzmek Depresyon Tedavisinde Yardımcı Olabilir Mi?

Yayınlandı

üzerinde

Depresyona yakalanan 24 yaşındaki bir hasta haftada bir kez açık denizde yüzerek ilaçlarını azalttı. Dört ay içerisinde ise ilaçları tamamıyla bıraktı ve depresyon hastalığından kurtuldu.
Bir yıl önce, depresyon geçiren 24 yaşında bir kadına doktoru tarafından sıra dışı bir reçete verildi: soğuk suda haftada bir kez yüzme. Hasta Sarah, University College London’da bir doktor ve araştırmacı olan Christoffer van Tulleken tarafından sunulan BBC belgesel dizisi The Doctor Who Gave Up Uyuşturucu’nun bir parçası olarak kameraya alındı.

Doktor Van Tulleken, “En çok reçete edilen ilaçlarımıza baktığımızda, özellikle de bunların etkililiğine dair kanıtlarda zayıflıklar söz konusu” dedi. Sarah 17 yaşından beri majör depresif bozukluk ve anksiyete tedavisi görüyordu. Ancak semptomları birinci basamak tedaviye dirençliydi ve depresyon ilaçları onu adeta bir sisin içerisine sokuyordu. Sarah kızını doğurmasının ardından artık ilaç kullanmak istemiyordu. Depresyon hastalığından kurtulmak da onun öncelikleri arasındaydı. Van Tulleken’in gözetiminde, yavaş yavaş ilaç dozlarını düşürdü ve 15C sıcaklığa sahip açık suda haftalık yüzme programı başlattı.

Bu geleneksel olmayan tedaviyle hasta dört ay içerisinde ilaçları tamamen bıraktı ve majör depresyondan kurtuldu. Depresyon, dünya çapında insanları hayattan koparan en önemli hastalıklardan birisidir. Doktor Van Tulleken depresyon tedavisi için her geçen gün daha yüksek sayıda antidepresan kullanımı olduğunu ifade ediyor. Bu ilaçların etkinliğiyle ilgili yapılan testler ise oldukça yetersiz. Bu sebeple birçok doktor depresyon ilaçlarına alternatif tedavi yöntemleri üretmeye çalışıyor. Sarah’ın hikayesi Van Tulleken ve meslektaşlarının yazdığı, İngiliz Tıp Dergisi’nde yayınlanan bir vaka raporunun temelini oluşturdu. Raporda, Van Tulleken ve meslektaşları Sarah’ın deneyimini anlatıyor ve soğuk suda yüzmenin diğer hastalar işe yarayıp yaramayacağının ortaya çıkması için daha fazla araştırma yapılması gerektiğini vurguluyor.

Vücudun soğuk suya daldırılmaya ilk tepkisi, derhal soğuk su şokuna sebep olarak, vücudun hızlıca soğumasıdır. Bu özellikle solunum ve kalp hızında büyük bir artışa yol açtığı için, bazı tıbbi rahatsızlıkları olanlar için son derece tehlikeli olabilir. Portsmouth Üniversitesi’nde spor ve egzersiz bilimi bölümü profesörü ve raporun ortak yazarı Michael Tipton şunları söyledi: “Yararlı taraf hakkında düşünmekten ziyade yıllardır soğuk suya dalmanın tehlikeli yönleri hakkında daha çok endişeliydik.” Tipton, soğuğun anti-enflamatuar olduğuna dair kanıtlar olduğunu ve yakın tarihli bir çalışmanın, soğuk suda yüzmenin ameliyat sonrası ağrı yaşayan hastalarda iyileşme sağladığının bulunduğunu belirtti. Soğuk suda yüzme, vücuttaki stres tepkilerini de aktive eder ve soğuk suya tekrar tekrar maruz kalmak alışma denilen bir uyum sürecine yol açar.

Van Tulleken, “Bir teori, eğer soğuk suya uyum sağlarsanız, stres tepkiniz, öfkeniz, sınavlar veya işten kovulma gibi diğer günlük streslere karşı duygularınız körelir” diyor. Çalışmaya katılmamış olan Reading Üniversitesi’ndeki bir klinik psikolog ve profesör olan ShirleyReynolds’a göre, egzersiz gibi anlamlı bir aktivite yapmanın kendi başına faydalı olduğuna dair kanıtlar var. Reynolds ayrıca, “tek bir vakanın,“ bu yöntemi depresyon tedavisi için yeterli olarak tanımlamaya yetmeyeceğini söyledi.
Kaynak: https://www.theguardian.com/science/blog/2018/sep/13/could-cold-water-swimming-help-treat-depression

Devamını Oku

Bilim

Bilim insanları, kişilik türlerini 4 farklı kümede topladı

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Amerikalı bilim insanlarının yaptığı araştırmada kişilik türleri 4 farklı kümede toplandı. Amerikalı bilim insanlarının yaptığı araştırmada kişilik türleri 4 farklı kümede toplandı. Ayrıntıları “Nature Human Behaviour” dergisinde yayımlanan araştırma çerçevesinde dünya çapında 1,5 milyondan fazla kişiyle yapılan anketlerden elde edilen veriler doğrultusunda kişiliğin, sıradan, çekingen, ben merkezci ve rol model olmak en az 4 kümeye ayrıldığı tespit edildi.

Northwestern Üniversitesi McCormick Mühendislik Fakültesinden Luis Amaral liderliğinde yapılan araştırmada belirlenen bu türlerin, 5 temel kişilik özelliğine (duygusal dengesizlik, dışa dönüklük, açık sözlülük, uyumluluk ve dürüstlük) dayandırıldığı belirtildi. Verilerin, alternatif hesaplama (algoritma) yaklaşımıyla bir araya getirildiği araştırmanın bulgularının, psikolojideki paradigmalara meydan okuduğu ifade edildi. Bilim insanları, sıradan insanlarda duygusal dengesizliğin ve dışa dönüklüğün baskın olduğunu, bu kişilik türünün kadınlarda daha çok görüldüğünü belirtirken, çekingenler, duygusal açıdan dengeli, bir nebze uyumlu ve dürüst olarak değerlendirildi.

Duygusal dengesizliğin çok az rastlandığı rol modellerde diğer 4 kişilik özelliğinin yaygın görüldüğü, kişinin rol model sınıfına girme olasılığının yaşla arttığı, yine bu kişilik türüne kadınlarda daha fazla rastlandığı kaydedildi. Bilim insanları, ben merkezcilerin dışa dönük olmalarına rağmen açık sözlülük, uyumluluk ve dürüstlük özelliklerinde ortalamanın altında kaldığına, yine yaşlanmayla ben merkezci kişiliğe sahip olanların sayısında çarpıcı bir düşüş gözlendiğine işaret etti.
Kaynak: https://www.brisbanetimes.com.au/lifestyle/life-and-relationships/scientists-identify-four-personality-types-20180918-p504fb.html?ref=rss&utm_medium=rss&utm_source=rss_feed
Editör / Yazar: Uğur ÖRDEM

Devamını Oku

Bilim

Türk bilim insanlarından, fındık atıklarından kemoterapi ilacı etken maddesi

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Düzce Üniversitesi Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi bünyesindeki akademisyenler, fındık atıklarından kemoterapi ilaçlarının etken maddesini elde ederek pilot üretim aşamasına getirdi. Düzce Üniversitesi Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi (DÜBİT) bünyesindeki akademisyenler, TÜBİTAK desteğiyle yaklaşık 2 yıl boyunca laboratuvar ortamında yürüttükleri çalışma sonucu fındık atıklarından kemoterapi ilaçlarının etken maddesini elde ederek pilot üretim aşamasına getirdi. Türkiye’de yaklaşık 500 bin ton tarımsal atık olarak bulunan fındık dış kabuğu, çotanak ve yaprakları üzerinde çalışmalar yapan akademisyenler, bilimsel araştırma ve deney hayvanları üzerindeki denemeler sonucunda, dünyadaki ticaret hacmi 2 milyar dolar olan üç kemoterapi ilacının etken maddesini elde etti. Daha sonra farklı aşamalarda denemeler yapan bilim adamları, ilacın üretimi için yatırımcı görüşmeleri gerçekleştirdi. Fındık atıklarından elde edilen etken maddenin ilgili firmalar tarafından ilaca dönüştürülerek kanser tedavisinde kullanılması hedefleniyor.

“Projemiz, milli ilaç hedefimize yaklaşmamızı sağlıyor”
DÜBİT Müdürü Prof. Dr. Halil İbrahim Uğraş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, iki yıl önce TÜBİTAK desteğiyle fındık atıklarında bulunan kemoterapi ilaçlarının etken maddesinin elde edilmesine ilişkin başlatılan projenin tamamlandığını söyledi. Uğraş, projede mikro seviyede etken maddenin saflaştırılmasının tamamlandığını aktararak, “Çalışmamız mikro seviyede 3 kemoterapi ilacının tedavisini sağlayan molekülün öncü bir molekülünü sağlamış oldu. Bu çalışma yatırıma döküldüğünde 3 ilacı elde edilir hale geliyoruz. Çalışmamızda bu molekülün nasıl elde edileceğini, elde edildiğinde fındık kabuğu tonundan ne miktarda çıkarılabileceğini hesapladık.
Şu aşamadaki durumumuz, pilot seviyede bu ilaçları elde edebilmek için yatırıma geçmek. Artık TÜBİTAK ve üniversiteden aldığımız desteğin yanında yatırımcıya ihtiyaç var ve görüşmeler gerçekleşiyor.” diye konuştu. Fındığın, Türkiye’nin en önemli tarımsal ürünlerinden olduğunu anlatan Uğraş, şöyle devam etti: “Yaklaşık 3 milyar dolarlık bir ticaret hacmi var. Bu sadece görünen faydası. Görünmeyen faydası ise atıkları. Fındığın sert kabuğu, yeşil dış kabuğu ve yaprakları. Projemiz her üçüne de odaklanmıştı ve sert kabuk, yeşil kabuk üzerinde çalışmalar yaptık. Bu ikisinin yıllık 500 bin ton atığı oluşuyor. Sert kabuk yakılarak değerlendirilirken, yeşil kabuk tam anlamıyla bir çevre problemi olarak atıl oluyor. Projemiz, hem bu atıkların değerlendirilmesini hem de milli ilaç hedefimize yaklaşmamızı sağlıyor.

Bu, vatandaşlar tarafından kabukların kaynatılıp içilmesi anlamına gelmesin. Bu kesinlikle bilgi gerektiren, doktorların ileri seviyede kanser teşhisi koymuş ve kemoterapide kullanılacak bir ilaç. Ancak doktorların gözetiminde kullanılması gerekir. Biz bu ilaçların kimyasal deneylerini yaptık. Kesinlikle vatandaşlarımız ‘kabuğu kaynatayım suyunu içeyim’ anlamı çıkarmasın. İlaç firmasında, ilaç normuna getirildikten sonra doktor tavsiyesinde kullanılıyor.”
“İhracat yapacak konuma geliriz”
Uğraş, elde edilecek ilacın kanser tedavisinde kullanılacağını dile getirerek, “İlaç, özellikle göğüs ve yumurtalık kanserlerinde kullanılacak. Hastanelerde uzman hemşire ve doktorlar tarafından uygulanan bir ilaç sınıfındadır. Elde edilen molekülden dünyada 3 ilaç üretiliyor. Bu ilaçların dünyadaki ticaret hacmi 2 milyar dolar civarında. Ülke olarak bu ilaçlara ödediğimiz para ise yaklaşık 100 milyon lira olarak karşımıza çıkıyor. Fındık kabuğu atıklarını ele aldığımızda, uygun bir yatırımcıyla bunu ekonomiye kazandırdığımızda, sadece ithalatın önüne geçmiş olmayız, ihracat yapacak konuma geliriz.” şeklinde konuştu.
Kaynak: (AA)

Devamını Oku

Öne Çıkanlar