fbpx
Bizi Takip Edin

Bilim

İzmir’de bor madeninden yangın söndürme tozu üretildi

Yayınlandı

üzerinde

Yangın söndürme sistemleri üzerine çalışan bir şirket, İYTE İzmir Teknoparkı’nda bilim insanlarıyla birlikte bor kullanarak yangın söndürme tozu geliştirdi. Geliştirilen yangın söndürme tozu, ithal ürünlere göre üstün özellikleriyle dikkati çekiyor. Gaziantep’te 10 yıldır yangın söndürme sistemleri üzerine üretim yapan Demircan Yangın şirketi, alternatif bir sistem geliştirmek üzere Ar-Ge çalışması başlattı.

Türkiye’deki rezervleriyle bilinen bor madeninin bu alandaki potansiyelini gören şirket, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitisü içindeki İzmir Teknoparkı’nda akademisyenlerle çalışmaya başladı. Yaklaşık 5 yıllık çalışma sonucu bor esaslı söndürme tozu geliştiren ekip ithal ürünlere göre daha yüksek ısıdaki alevleri daha kısa sürede kanserojen madde bırakmadan söndürebilen “Fire Borex” sisteminin patentini aldı.
“Onların yapamadığını yaptık”

Şirket Yönetim Kurulu Başkanı Hale Demircan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’de son yıllarda artan fabrika yangınlarına daha etkili müdahale yöntemi geliştirmek için yürüttükleri çalışmanın başarıyla sonuçlandığını kaydetti. ABD ve Almanya’daki firmaların bor madenini kullanarak söndürme tozu geliştirmek için çalışma yaptığını öğrendiklerini, Türk mühendisleriyle bir araya gelerek yerli ve milli bir çözümü onlardan önce geliştirdiklerini anlatan Demircan, şu bilgileri verdi: “Dünyada ilk kez söndürme sistemlerinde katı soğutmayı geliştirdik. Sanayi tipi yangınlarda yaklaşık 700 derecedeki bir yangını bu tozu kullanarak çok kısa sürede 38 dereceye kadar düşürebiliyoruz.

Yangın riski yüksek, çok yüksek sıcaklıkta alev çıkarma potansiyeli bulunan üretimlerin yapıldığı demir-çelik, petrokimya, savunma sanayi gibi sektörlerde bu ürünün kullanılması gerekiyor. Bu ürünümüzle çok iddialıyız. Hatta uzay gemisine bir yangın tüpü konulacaksa bu bizim tüpümüz olmalı. Çünkü kanserojen madde yok ve hızlı söndürme özelliğine sahip.” Demircan, sistemin fabrikalarda kullanılmaya başlandığını kaydetti. Yerli yangın tozunun Uşak’taki bir elyaf fabrikasında çıkan yangınlarda rüştünü ispat ettiğini anlatan Demircan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Uşak’taki yangınlarda söndürme tozumuz, alevleri yayılmadan hızla söndürdü. Sistemin ilk etapta sanayi tesislerinde gelecekte ev tipi kullanımlarda da yaygınlaşmasını bekliyoruz. Orman yangınlarına müdahale konusunda da çalışmamız var. Bu konuda Ar-Ge çalışmalarımız devam ediyor.”
Kaynak: (AA)

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

Bilim insanları, kişilik türlerini 4 farklı kümede topladı

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Amerikalı bilim insanlarının yaptığı araştırmada kişilik türleri 4 farklı kümede toplandı. Amerikalı bilim insanlarının yaptığı araştırmada kişilik türleri 4 farklı kümede toplandı. Ayrıntıları “Nature Human Behaviour” dergisinde yayımlanan araştırma çerçevesinde dünya çapında 1,5 milyondan fazla kişiyle yapılan anketlerden elde edilen veriler doğrultusunda kişiliğin, sıradan, çekingen, ben merkezci ve rol model olmak en az 4 kümeye ayrıldığı tespit edildi.

Northwestern Üniversitesi McCormick Mühendislik Fakültesinden Luis Amaral liderliğinde yapılan araştırmada belirlenen bu türlerin, 5 temel kişilik özelliğine (duygusal dengesizlik, dışa dönüklük, açık sözlülük, uyumluluk ve dürüstlük) dayandırıldığı belirtildi. Verilerin, alternatif hesaplama (algoritma) yaklaşımıyla bir araya getirildiği araştırmanın bulgularının, psikolojideki paradigmalara meydan okuduğu ifade edildi. Bilim insanları, sıradan insanlarda duygusal dengesizliğin ve dışa dönüklüğün baskın olduğunu, bu kişilik türünün kadınlarda daha çok görüldüğünü belirtirken, çekingenler, duygusal açıdan dengeli, bir nebze uyumlu ve dürüst olarak değerlendirildi.

Duygusal dengesizliğin çok az rastlandığı rol modellerde diğer 4 kişilik özelliğinin yaygın görüldüğü, kişinin rol model sınıfına girme olasılığının yaşla arttığı, yine bu kişilik türüne kadınlarda daha fazla rastlandığı kaydedildi. Bilim insanları, ben merkezcilerin dışa dönük olmalarına rağmen açık sözlülük, uyumluluk ve dürüstlük özelliklerinde ortalamanın altında kaldığına, yine yaşlanmayla ben merkezci kişiliğe sahip olanların sayısında çarpıcı bir düşüş gözlendiğine işaret etti.
Kaynak: https://www.brisbanetimes.com.au/lifestyle/life-and-relationships/scientists-identify-four-personality-types-20180918-p504fb.html?ref=rss&utm_medium=rss&utm_source=rss_feed
Editör / Yazar: Uğur ÖRDEM

Devamını Oku

Bilim

Türk bilim insanlarından, fındık atıklarından kemoterapi ilacı etken maddesi

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Düzce Üniversitesi Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi bünyesindeki akademisyenler, fındık atıklarından kemoterapi ilaçlarının etken maddesini elde ederek pilot üretim aşamasına getirdi. Düzce Üniversitesi Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi (DÜBİT) bünyesindeki akademisyenler, TÜBİTAK desteğiyle yaklaşık 2 yıl boyunca laboratuvar ortamında yürüttükleri çalışma sonucu fındık atıklarından kemoterapi ilaçlarının etken maddesini elde ederek pilot üretim aşamasına getirdi. Türkiye’de yaklaşık 500 bin ton tarımsal atık olarak bulunan fındık dış kabuğu, çotanak ve yaprakları üzerinde çalışmalar yapan akademisyenler, bilimsel araştırma ve deney hayvanları üzerindeki denemeler sonucunda, dünyadaki ticaret hacmi 2 milyar dolar olan üç kemoterapi ilacının etken maddesini elde etti. Daha sonra farklı aşamalarda denemeler yapan bilim adamları, ilacın üretimi için yatırımcı görüşmeleri gerçekleştirdi. Fındık atıklarından elde edilen etken maddenin ilgili firmalar tarafından ilaca dönüştürülerek kanser tedavisinde kullanılması hedefleniyor.

“Projemiz, milli ilaç hedefimize yaklaşmamızı sağlıyor”
DÜBİT Müdürü Prof. Dr. Halil İbrahim Uğraş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, iki yıl önce TÜBİTAK desteğiyle fındık atıklarında bulunan kemoterapi ilaçlarının etken maddesinin elde edilmesine ilişkin başlatılan projenin tamamlandığını söyledi. Uğraş, projede mikro seviyede etken maddenin saflaştırılmasının tamamlandığını aktararak, “Çalışmamız mikro seviyede 3 kemoterapi ilacının tedavisini sağlayan molekülün öncü bir molekülünü sağlamış oldu. Bu çalışma yatırıma döküldüğünde 3 ilacı elde edilir hale geliyoruz. Çalışmamızda bu molekülün nasıl elde edileceğini, elde edildiğinde fındık kabuğu tonundan ne miktarda çıkarılabileceğini hesapladık.
Şu aşamadaki durumumuz, pilot seviyede bu ilaçları elde edebilmek için yatırıma geçmek. Artık TÜBİTAK ve üniversiteden aldığımız desteğin yanında yatırımcıya ihtiyaç var ve görüşmeler gerçekleşiyor.” diye konuştu. Fındığın, Türkiye’nin en önemli tarımsal ürünlerinden olduğunu anlatan Uğraş, şöyle devam etti: “Yaklaşık 3 milyar dolarlık bir ticaret hacmi var. Bu sadece görünen faydası. Görünmeyen faydası ise atıkları. Fındığın sert kabuğu, yeşil dış kabuğu ve yaprakları. Projemiz her üçüne de odaklanmıştı ve sert kabuk, yeşil kabuk üzerinde çalışmalar yaptık. Bu ikisinin yıllık 500 bin ton atığı oluşuyor. Sert kabuk yakılarak değerlendirilirken, yeşil kabuk tam anlamıyla bir çevre problemi olarak atıl oluyor. Projemiz, hem bu atıkların değerlendirilmesini hem de milli ilaç hedefimize yaklaşmamızı sağlıyor.

Bu, vatandaşlar tarafından kabukların kaynatılıp içilmesi anlamına gelmesin. Bu kesinlikle bilgi gerektiren, doktorların ileri seviyede kanser teşhisi koymuş ve kemoterapide kullanılacak bir ilaç. Ancak doktorların gözetiminde kullanılması gerekir. Biz bu ilaçların kimyasal deneylerini yaptık. Kesinlikle vatandaşlarımız ‘kabuğu kaynatayım suyunu içeyim’ anlamı çıkarmasın. İlaç firmasında, ilaç normuna getirildikten sonra doktor tavsiyesinde kullanılıyor.”
“İhracat yapacak konuma geliriz”
Uğraş, elde edilecek ilacın kanser tedavisinde kullanılacağını dile getirerek, “İlaç, özellikle göğüs ve yumurtalık kanserlerinde kullanılacak. Hastanelerde uzman hemşire ve doktorlar tarafından uygulanan bir ilaç sınıfındadır. Elde edilen molekülden dünyada 3 ilaç üretiliyor. Bu ilaçların dünyadaki ticaret hacmi 2 milyar dolar civarında. Ülke olarak bu ilaçlara ödediğimiz para ise yaklaşık 100 milyon lira olarak karşımıza çıkıyor. Fındık kabuğu atıklarını ele aldığımızda, uygun bir yatırımcıyla bunu ekonomiye kazandırdığımızda, sadece ithalatın önüne geçmiş olmayız, ihracat yapacak konuma geliriz.” şeklinde konuştu.
Kaynak: (AA)

Devamını Oku

Bilim

Bilimin Hayatımızdaki Önemi ve Yeri

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Günümüzde bilim hızla ilerlemekle birlikte, bilimin sonucu olarak ortaya çıkan teknoloji hayatımızı heralanda kolaylaştırmayı başarmıştır. 17. yüzyıl başlarında “Bilgi güç kaynağıdır.” diyen İngiliz düşünür Francis Bacon’u, sonraki yüzyıllarda meydana gelen gelişmeler doğrulamıştır. Günümüzde pek çok ülke,1960’lı yıllardan itibaren geliştirilmeye başlanan teknoloji odaklı iktisat teorilerine uygun olarak bilim ve teknolojiyi kalkınma modellerinin ana ekseni hâline getirmiş bulunmaktadır.

Türkiye, bu durumu fark edip bunun için gerekli organları kuran ülkeler arasında ilk sıralarda yer almaktadır. 1960’ta Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), 1963’te Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ve 1993’te Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) kurulmuştur. Bu bilim koordinasyon organları, Türkiye’de bilim ve teknolojiyi belirlenmiş bazı sosyal hedeflere ulaşmak için yönlendirmekte, finansal destek sağlamakta ve gerekli alt yapı ve kurumları tesis etmektedir. Bilim ve teknoloji söz konusu olduğunda, en başta bahsedilmesi gereken kurumlar üniversitelerdir. Türkiye’de bu alanda da hızlı bir gelişme meydana gelmiştir. Üniversite sayıları hızla artmaktadır.

Bütün bu gelişmelerin paralelinde artık bilimin etkilemediği bir alan kalmamıştır. Bilim kendisini teknolojik gelişmelerle hissettirir hâle gelmiştir. Bilindiği gibi hayatımızın her noktasında teknolojik gelişmelere rastlanmaktadır. Tüm bunlarla birlikte bilimsel gelişmelerin bir ürünü olarak teknoloji kavramı ortaya çıkmıştır. Artık bilim üreten, bilimi en iyi şekilde teknolojisine yansıtan toplumların söz sahibi olduğu bir dünyada yaşamaktayız. Güçlü olmanın, insanlığın gidişatına yön vermenin yolu bilimden geçmektedir. Bizler de bilimin bu kadar hâkim olduğu bir dünyada daha üretken olmalıyız, değil mi?
Editör / Yazar: Uğur ÖRDEM

Devamını Oku

Öne Çıkanlar