fbpx
Bizi Takip Edin

Bilim

İzmir’li lise öğrencisi’nin geliştirdiği kumaş Portekiz’deki uluslararası yarışmada dünya birincisi oldu

Yayınlandı

üzerinde

İzmir’de lise öğrencisi Pelin Kaya’nın güneşin zararlı ışınlarında renk değiştiren kumaş projesi, Portekiz’deki uluslararası yarışmada dünya birincisi oldu. İzmirli lise öğrencisi Pelin Kaya, zararlı güneş ışını karşısında renk değiştiren kumaş tasarladı. TÜBİTAK lise öğrencileri araştırma projeleri yarışmasında Türkiye birinciliği elde eden proje, Portekiz’de düzenlenen uluslararası yarışmada da birinci oldu. İzmir Atatürk Lisesi 10’uncu sınıf öğrencisi 16 yaşındaki Pelin Kaya (16), güneşin zararlı ultraviyole ışınlarıyla ilgili uzman uyarılarından ve haberlerden etkilenerek, 1,5 yıl önce konuyla ilgili araştırma yapmaya başladı. Zararlı güneş ışınlarının cilt kanseri, katarakt ve güneş yanıkları gibi hastalıklara neden olduğunu öğrenen Kaya, yaptığı projeyle güneşin zararlı ultraviyole ışınlarının geldiği sırada renk değiştirerek uyarı veren ekonomik ve çevre dostu kumaş geliştirdi. Fotokromik kumaştan geliştirilen, bileklik ve broş olarak kullanılabilecek şekilde tasarlanan kumaşın rengi, zararlı güneş ışığını gördüğü zaman mavi renk alıyor. Zararlı ışıkla teması kesilen kumaş yeniden kendi rengine dönüyor. 
“Gerekli önlemleri anında alabilecek”
Lise öğrencisi Pelin Kaya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, izlediği haberlerde ve yaptığı araştırmalarda dünyada yılda 2 milyona yakın cilt kanseri vakasının gözlemlendiğini, bunun tedavisi için milyarlarca doların harcandığını öğrendiğinde bu soruna karşı çalışma fikrinin aklına geldiğini anlattı. Hem güneş kaynaklı hastalıkları en aza indirmek hem de insanları uyarabilmek için bu projeyi geliştirdiğini dile getiren Kaya, şöyle konuştu: “Ozon tabakasının incelmesiyle yer yüzüne ulaşan ultraviyole ışınlarının miktarı arttı. Bunun sonucunda da ultraviyole ışınlarının neden olduğu katarakt, deri kanseri gibi hastalıkların görülme sıklığı da arttı. Geliştirdiğim sistem zararlı ultraviyole ışınlarını gördüğü zaman kumaş renk değiştiriyor. Bu sistemi günlük hayatta kullanılan bileklik, broş gibi bazı aksesuarlarda yaptım. İnsanlar bu aksesuarla dışarı çıktığında ultraviyole ışınlarının zararlı olduğunu anında anlayabilecekler.
Bu sistemin 2 lira gibi bir maliyeti var. Ekonomik ve çevre dostu bir sistem.” Projesinin Portekiz’de bu yıl 36’ncısı gerçekleştirilen Youth Science Meeting proje yarışmasında elemeleri geçerek 90 projeyle birlikte finale kaldığını, 21-27 Temmuz’daki yarışmada da birinci olduğunu ifade eden Kaya, “Birincilik ödülü sırasında ismim açıklandığında hem ülkem adına hem de kendi adıma çok heyecanlandım, ülkemi orada temsil edebilmek beni çok mutlu etti.” dedi. Eğitimini tıp okuyarak devam ettirmeyi istediğini aktaran Kaya, sağlık alanında insan sağlığına yararlı çalışmalar yapmak istediğini sözlerine ekledi.
“Öğrencimin adı okunduğunda çok gurur duydum”
Atatürk Lisesi Müdür Yardımcısı ve Proje Danışmanı Benal Hepsöğütlü ise okullarındaki öğrencilerin bilim çalışmalarını desteklediklerini, Pelin’in dünya çapındaki bir yarışmada birinci olduğu için çok mutlu olduğunu belirtti. Projeye yoğun emek harcadıklarını ve yarışmadan derece ile döneceklerini tahmin ettiğini anlatan Hepsöğütlü, “İngilizce olarak sunumunu yaptı sonra da diğer öğrenci ve öğretmenlerin sorularına İngilizce olarak cevap verdi, çok başarılıydı. Yarışmada bu yıl sadece 2 tane ödül verdiler mansiyon ve birincilik ödülü. Öğrencimin adı okunduğunda çok gurur duydum, ülkemize böyle bir ödülü getirdiğimiz için çok mutluyuz.” dedi. Kaynak: AA

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

Minos Uygarlığını Ortadan Kaldıran Efsanevi Yanardağ Patlamasıyla İlgili Yeni Bulgular Elde Edildi

Yayınlandı

üzerinde

Günümüzden binlerce yıl önce şimdi Santorini olarak bilinen Yunan adasında yaşanabilecek en büyük volkanik patlamalardan birisi meydana geldi. Thera patlaması olarak da bilinen bu patlama Minos Uygarlığı’nı tarih sahnesinden sildi. Bilim insanları şu ana kadar bu patlamayla ilgili net bulgular elde etmekte zorlanıyordu. Ancak ortaya çıkan yeni bulgular patlamayla ilgili bilim insanlarına büyük ipuçları verebilir.

Bilim insanları patlama anında canlı olan ağaç kalıntılarından elde ettikleri verileri radyokarbon teknikleriyle inceleyerek, Thera patlamasına dair yeni bulgular elde edebileceklerini düşünüyor. Thera’nın tam olarak ne zaman patladığını belirlenmesi sadece MinosUygarlığı’yla ilgili değil, tüm Akdeniz, Orta Doğu ve Mısır Uygarlığı’yla ilgili daha fazla bilginin ortaya çıkmasını sağlayabilir. Arizona Üniversitesi’nden dendrokronoloji uzmanı CharlottePearson , “Volkanın patlaması tüm zaman içerisinde kısa bir an alıyor. O zaman, herhangi bir arkeolojik alanda o anın kanıtını bulduğunuzda, aniden zaman içinde çok kesin bir belirleyici noktaya sahip olursunuz – ve bu zaman periyodu boyunca insan / çevre etkileşimlerini incelemek için gerçekten çok etkin bir kaynaktır” dedi.

Araştırmacılar elde ettikleri ağaç halkalarının verilerini incelediklerinde Thera’nın püskürmesinin M.Ö. 1600 ile 1525 yılları arasında bir zamanda olduğunu hesapladı. Elde edilen tarih çok spesifik ve direkt bir tarih değil. Ancak eldeki zaman aralığının daraltılmasına yardımcı oluyor. Çünkü radyokarbon analizinden elde edilen bulgular M.Ö. 1650 ile 1600 yıllarını gösterirken, arkeolojik kanıtlar M.Ö. 1570 ile 1500 yıllarını işaret ediyor. Araştırma ekibi tarafından M.Ö. 1700 ile 1500 yılları arasındaki 285 ağaç örneğini analiz etti. Ancak bu ağaçların Santorini adasından gelmediğini, hatta Akdeniz’den bile olmadıklarını öğrendiğinizde şaşırabilirsiniz. İki yüz örnek, belirtilen süre zarfında Kaliforniya ve Nevada’da yetişen uzun ömürlü kristlecone çamurlarından geldi. Kalan 85 örnek ise İrlanda’daki meşe ağaçlarındandı.
Bu tür ağaçlar geçmişi inceleyebilmek için mükemmel kaynaklar sunarlar. Bunun sebebi ise gövdelerinde her yıl tek bir halka oluşturmalarıdır. Bireysel halkalardaki radyokarbon-14 sabit oranda bir bozulma yaşar. Bu da son 50 yıl içerisinde geliştirilen güncel radyokarbonkalibrasyon eğrisine dayanarak, doğru tarihleme gerçekleştirilebilir. Araştırmanın ikinci kısmı, halkaların gerçek boyutlarını incelemekti. Thera’nınerüpsiyonu muazzamdı. Minos Uygarlığını 40 metre derinlikte bir kül ve ponza tabakasının altına gömdü. Bu esnada yoğun duman ve yanardağdan fışkıran malzemeler atmosfere yayıldı. 2010 yılında Eyjafjallajökull patlamasının atmosfere gönderdiği kalın kül bulutları, jet akımına girerek tüm Avrupa’da haftalarca hava hareketlerini aksattı. Thera kadar büyük bir volkanik patlama muhtemelen parçacıklar Güneş’in ışığını engellediği etkilenen bölgelerde geçici bir soğutma etkisine neden olacaktır. Bu bulutlar aylarca atmosferde kalabilirler.
Buna ek olarak, eğer yanardağ kükürdioksit yayıyorsa, bu da güneş ışığını engelleyen sülfürik asit aerosolleri oluşturmak için su parçacıkları ile birleşerek stratosfere ulaşmış olabilir. Bu durum hem İrlanda’ya hem de ABD’ye ulaştıysa, ağaç halkalarında kanıtlar görünmeliydi. Bilim insanları yaptıkları incelemelerde durumun böyle olduğunu gördü. Soğuk bir iklim incelenen her iki ağaç türü için de daha ince halkaların meydana çıkmasını sağlayacaktır. Araştırmacılar büyük bir volkanik püskürmeye işaret edebilecek zaman diliminde son derece dar dört halka buldu. Ayrıca, eski radyokarbonkalibrasyon eğrisinin bu dönem için tam olarak doğru olmadığını ve gelecekteki araştırmacılar için daha doğru bir veri kümesiyle sonuçlandığını keşfettiler. Arizona Üniversitesi’nden antropolog GregoryHodgins, “Bu araştırma Thera’yla ilgili, ama gerçekten de bu zaman dilimi boyunca dünya çapında radyokarbon kullanan herkes için bunun etkileri çok derin” açıklamasında bulundu.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/tree-ring-radiocarbon-dating-minoan-volcano-catastrophic-eruption-thera

Devamını Oku

Bilim

28 Yıl Sonra Ortaya Çıkan Lens !

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Görme bozukluklarının düzeltilmesinde, göz renginin değiştirilmesinde, ya da kornea hastalıklarının tedavisinde kontakt lens kullanılmaktadır. 14 yaşındayken sol gözündeki rahatsızlıktan dolayı kontakt lens kullanan bir bayan, badminton maçı sırasında gözüne aldığı darbeden sonra lensini bir daha bulamadı.
Kaybolan bu lens, tam tamına 28 yıl sonra ortaya çıktı !
İskoçya’da yaşayan bayan, bir süre önce gözleriyle ilgili çeşitli rahatsızlıklar yaşamaya başladı. Tam 6 ay boyunca sol gözünde sulanma ve şişlik problemleriyle uğraşan kadın, sonunda doktora gitmeye karar verdi.

İskoçya’nın Dundee şehrindeki Oftalmoloji hastanesine giden kadın, yapılan kontrollerin ardından çıkan sonuçlara inanamadı. Kadının göz kapağında 6 milimetre çapında bir yuvarlak cisimle karşılaşan doktorlar, yapılan kontrollerin sonucunda bunun bir kontakt lens olduğunu anladılar. Yapılan operasyonun ardından 28 yıllık kontakt lens, kadının göz kapağından çıkarıldı.
Kaynak: https://www.livescience.com/63333-contact-lens-eyelid.html
Çeviren: Kuzey KILIÇ

Devamını Oku

Bilim

Pirinç Tanesi Kadar Küçük Bir Denizatı Türü Keşfedildi

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Sadece güneydoğu Japonya’da bulunan yepyeni bir cüce denizatı türü keşfedildi. Japonya’da kaydedilen birçok denizatı türü bulunuyor. Bu bölge biyolojik çeşitlilik bakımından üst seviyededir.
Bölgede bulunan türler daha önce güneyden orta doğu Japonya’ya kadar yerel tüplü dalgıçlar tarafından gözlemlendi.
Araştırmacılar yeni keşfedilen bu küçük denizatı türüne “Hippocampus Japapigu” yani latince adıyla “Japon Domuzu” ismini verdi. İsim ilk defa hayvanı gören ve minik bir bebek domuza benzediğini söyleyen dalgıçlardan geliyor. Bu cüce denizatı yaklaşık olarak 15 milimetre uzunluğa sahip, yani bir pirinç tanesi büyüklüğünde. Mevcut şekli ve renkli yapısı bu denizatlarını minik bir deniz yosunu gibi gizleyerek, gözlerden koruyor.
Bu denizatları, minicik boyutlarına rağmen çok güzel renklere sahip. Texas A & M Üniversitesi’nden National Geographic’tede araştırmacı olarak görev yapan Kevin Conway, Hippocampus Japapigu’nun çok özel olduğunu vurguluyor. Hippocampus Japapigu, araştırmacılar tarafından Tokyo’nun 287 kilometre güneyinde deniz yaşamını araştırmaları esnasında tespit edildi. Bu denizatları yumuşak mercan ve yosun resiflerinde 5 ile 22 metre derinlikte bulunuyor. Cüce denizatlarının sırtında kanat benzeri yapılar bulunuyor. Bu türlerin çoğunda kanatlar çift olarak bulunurken, bu yeni türde sadece bir kanat yer alıyor.
Araştırmacılar bu yeni türün kafa, gövde ve kuyruğunun üzerinde göze çarpacak şekilde beyaz ve kahverengi örgü desenleri bulunduğunu ve bunun ayırt edici olduğunu ifade ediyor. Bu tür hakkında hemen hiçbir şey bilinmiyor. Bilinen tek şey oldukça aktif ve hareketli oldukları ve planktonları yedikleri. Bu tür Japonya’da kaydedilen cüce denizatlarının beşincisi ve bilim insanları başka denizatı türlerinin de keşfedileceğini düşünüyor.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/researchers-have-discovered-a-colourful-seahorse-the-size-of-a-grain-of-rice

Devamını Oku

Öne Çıkanlar