fbpx
Connect with us

Ekoloji

“Köpek kafalı örümcek” görüntülendi

Published

on

Bugün yeni ve kâbus gibi bir şey öğrenmek istiyor musunuz? Ekvador’un yağmur ormanlarında, sekiz adet süper uzun sarı bacağın üstünde oturan, siyah ve büyük bir köpeğin kafası gibi görünen bir eklembacaklı bulunuyor. Ekvador’un yağmur ormanlarında, sekiz adet muhteşem uzun sarı bacağın üstünde oturan, siyah ve büyük bir köpeğin kafası gibi görünen eklembacaklı kameraya yansıdı. Bilimpro’nun haberine göre, bilim insanı ve fotoğrafçı Andreas Kay tarafından görüntülenen bu ilginç canlı, Tavşancık Hasatçısı (veya Tavşancık Opilionesi) şeklinde adlandırılıyor. Bilimsel ismi ise ‘metagryne bicolumnata’. Köpeğe benzer bir kafa taşıyan vücudu, sadece başparmağınızın tırnağı büyüklüğünde.

ZEHİRLİ DEĞİLLER
Hasatçılar veya opilionesler, uysal opilionesler ile aynı ailede yer alıyorlar. Bunlar aslında örümcek değil, eklembacaklılar. Andreas Kay, bu canlıların zehirli olmadığını ve 400 milyon yıldır (dinozorlardan bile önce) dünyada olduklarını söylüyor. Bu hasatçının niçin bir memelinin kafasını andıran sarı renkli basit gözlere ve kulaklara sahip olduğu ise bilinmiyor. Esas gözler, sarı beneklerin altında bulunuyor.

Fakat Kay bunun sebebinin yırtıcılara daha büyük ve daha korkutucu görünmek için olabileceğini ifade ediyor. Tavşancık Hasatçısı hakkında hâlâ bilmediğimiz birçok şey var, fakat görünümünün bir ölüm alâmeti olduğuna dair şimdilik hiçbir kanıt yok. Ancak yine de, bu yüzü yakın zamanda unutacakmışsınız gibi görünmüyor.
Editör / Yazar: Ezgi SEMİRLİ
Kaynak: https://www.iflscience.com/plants-and-animals/why-does-this-bizarre-arachnid-look-like-it-has-a-dogs-head/

Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

150 yıllık sır: Zebraların çizgilerinin ne işe yaradığı bulundu

Published

on

Yeni bir araştırma, zebraların çizgilerinin ölümcül hastalıklar taşıyan at sineklerinin üzerlerine konmasını engellediğine işaret ediyor. Bristol Üniversitesi’nde yapılan araştırmada atların üzerine zebra desenli ve tek renk örtüler örtüldü. Araştırma heyetininin başkanı Prof. Tim Caro’ya göre hayvanlara yaklaşan sinek sayılarında farklılık görülmedi. Ancak sineklerin çoğunun zebra desenli atlara yaklaşırken yavaşlayamayıp yalpaladıkları gözlendi. Bazı sineklerin de son anda ata konmaktan vazgeçip uçmaya devam ettikleri görüldü. Çizgiler uzaktan sinekleri caydırmasa da, bu hayvanların zebra desenli örtüsü olan atların üzerine konma oranları dörtte bir azaldı.
En güçlü teori
Bilim insanları zebraların çizgilerinin ne işe yaradığı sorusuna Charles Darwin zamanından beri, yaklaşık 150 yıldır yanıt arıyor. Bu konuda şimdiye kadar farklı teoriler ortaya atıldı. Bunlar arasında çizgilerin hayvanların vücut ısısını ayarlaması, yırtıcılara karşı koruma sağlaması ve hatta bireysel tanınma gibi sosyal bir işlev görmesi de var. Prof. Caro, araştırmaya katılan biyologların büyük bölümünün çizgilerin tek işlevinin sineklerle ilişkili olduğunda görüş birliğine vardığını söylüyor. Afrika at sinekleri, özellikle Latin Amerika’da her yıl binlerce insanın ölümüne yol açan Rodezya uyku hastalığı ve kasları eriterek ölümcül olabilen Afrika at vebası gibi hastalıklara neden oluyor. Dr. Martin How da, “Hayvanlar için ısırılmaya karşı ölüm-kalım meselesi olacak bir konuda gerçekten güçlü bir seçilim baskısı söz konusu” dedi.
Sonuçlar insanları da sineklerden koruyabilir
Bu sonuçların insanlar içinde yararlı olabileceğini söyleyen How, “Araştırma sırasında sineklerin çizgili desenli kıyafetler giyen ekip üyelerine, koyu giysililere oranla daha az saldırdıkları görüldü” dedi.
Editör / Yazar: Ali Ekber ÖZGEN
Kaynak: https://www.forbes.com/sites/grrlscientist/2019/02/21/why-horses-should-wear-striped-pajamas/#52b15ca053cd

Continue Reading

Ekoloji

Hiç merak ettiniz mi? Bitkiler düşünebilir mi? Bilgiyi hatırlayabilirler mi?

Published

on

Dünyadaki en akıllı canlı varlıkları düşündüğünüzde aklınıza ne gelir? İnsanoğlu büyük olasılıkla listenizin ilk sırasında yer alır. Yunuslar, şempanzeler ve filleri de düşünebilirsiniz. Muhtemelen bitkileri düşünmezsiniz. Neticede bir baş marulla veya bir sap kerevizle çok ilginç bir muhabbetiniz olmamıştır. Oysaki bitkiler bazı hayret verici şeyler yaparlar. Bitkiler vakti geldiğinde toprağın altından ne zaman dışarı çıkıp büyüyeceklerini bilirler. Hatta bazı bitkiler böcekleri tuzağa düşürür ve avlarlar.

  • Bitkilerin beyni var mı?
  • Bitkiler düşünebilir mi?
  • Ya da burada başka bir şey mi oluyor?


Bitkiler insanların sahip olduğu gibi bir beyine sahip değildir. Onlar insanlar gibi düşünemez de. Bununla birlikte, onların şaşırtıcı şeyler yapmasına izin veren son derece kompleks bir mekanizmaları olabilir. Bitkilerin beyni olmamasına rağmen zamanı söyleyebilirler. Bitkiler, büyümeyi ne zaman bastıracaklarını bilmelerini sağlayan zamana duyarlı genlere sahiptir. Bu genler, soğuk günler geçtikten sonra, büyümeyi bastırmayı bırakıyor ve büyümenin başlamasına izin veriyor. Benzer mekanizmalar, bitkilerin yapraklarını ve tohumlarını ne zaman bırakacaklarını ve yapraklarını günlük olarak ne zaman açıp kapatacaklarını da biliyor. Venüs sinek kapanı gibi etçil bitkiler, gizlenerek bekler ve aniden kapanarak böcekleri ve bazen kurbağaları bile tuzağa düşürebilirler. Bu kompleks işi başarmak için beyinlerini kullanmazlar.Bunun yerine ince ayarlı tüyleri avları tarafından harekete geçirilir. Harekete geçirildiğinde, iç mekanizmaları , Venüs sinek kapanının eşsiz yapraklarının hızlıca kapanarak avın tuzağa düşmesini sağlıyor. Bu mekanizma o kadar ileri düzeydedir ki, işlemi tetiklemek için 20 saniye içerisinde birbirinden farklı iki tüy ile temas ettirilmesi gerekir. Bu gerçek bir av bulunmadığında yanlışlıkla tetiklemeyi önler. Eğer bu örnekler yeterince etkileyici değilse; Polonyalı bitki biyologları yakın zamanda, bitkilerin bilgiyi hatırlayabildiğini ve tepki verebildiğini iddia ettikleri araştırmanın sonuçlarını bildirdiler.

Onlar bitkilerin,bir hayvanın merkezi sinir sistemine benzer bir şeklide çalışan dahili bir iletişim sistemini kullanabileceklerine inanıyorlar. Araştırmacılar, bu çalışmanın, bir bitkinin ışığa maruz kalmasıyla bilgiyi hatırlayabileceğini gösterdiğini iddia ediyorlar. Doğru zaman geldiğinde, bitkiler, bilgiyi bitkinin başka bir bölümüne nakledebiliyor. Bitki zekasına ilişkin yapılacak çok fazla araştırma olmasına rağmen, bitkilerin beyinden gelen düşüncelere eşdeğer olmasa da, bazı ilginç bitki davranışlarına izin veren, çok karmaşık bir sisteme sahip oldukları görülmektedir.
Editör / Yazar: Esra KAŞ
Kaynak: https://wonderopolis.org/wonder/do-plants-think

Continue Reading

Ekoloji

Tükendiği sanılan dünyanın en büyük arısı yeniden ortaya çıktı

Published

on

Yetişkin bir insanın baş parmağı boyutundaki arıya ücra bir Endonezya adasında rastlandı. Günlerce aramaların sonunda vahşi doğa uzmanları tek dişi arının fotoğrafını çekti ve filme aldı. Wallace’ın dev arısı olarak bilinen arı Charles Darwin ile birlikte evrim teorisini geliştiren İngiliz doğacı ve kaşif Alfred Russel Wallace’ın 1858 yılında yaptığı keşifle biliniyor. Bilim insanları 1981 yılında bir kaç örnekle karşılaşmış ancak o tarihten bu yana bu arılar görülmemişti. Ocak ayında Wallace’ın ayak izlerini takip eden bilim ekibi Endonezya içinde yolculuğa çıktı. Arıyı ilk kez görüntüleyen doğa tarihi fotoğrafçısı Clay Bolt, “Bu tükendiği düşünülen uçan buldog böceğini görmek ve doğada bunun kanıtıyla karşılaşmak nefes kesiciydi. Bu büyük ve güzel arıyı hayatta görmek ve dev kanatlarının sesini duymak inanılmazdı” dedi. Endonezya’da Kuzey Moluccas olarak bilinen adalardaki ormanlar hala daha dünyada en çok aranan ender böceklerin yaşam alanı. Böceklerin ticaretiyle ilgili henüz yasal korumalar yok.
Bu Türü Tükenmeye Karşı Koruyacağımızı Umuyoruz
Ekibin üyesi Princeton Üniversitesi’nde böcekbilimci ve arı uzmanı Eli Wyman bu keşfin ilerideki araştırmaları arttıracağını ve bu türü tükenmeye karşı koruyacağını umduğunu söyledi. Geziyi dünyadaki “kayıp canlı türleri” için program başlatan çevre grubu Küresel Vahşi Hayatı Koruma (GWH) örgütü finanse etti. Örgütten Robin Moore, “Bu arıları koruma anlamında dünyaca ünlü yaparak canlı türlerinin kaybolmasındansa daha parlak bir geleceğe sahip olacağına inanıyoruz” dedi. Ocak ayında örgüt dünyadaki tek kaldığı sanılan ender Bolivya kurbağalarından kalan üyeleri bulmuştu.
Editör / Yazar: Ezgi SEMİRLİ
Kaynak: https://www.sciencealert.com/this-long-lost-bee-has-just-been-found-and-it-s-bloody-ginormous

Continue Reading

Öne Çıkanlar