fbpx
Bizi Takip Edin

Bilim

Küresel Amphibia Krizi Evcil Hayvan Ticareti İçin Durma Çağırısı Yaptı

Yayınlandı

üzerinde

Chytrid mantar olarak adlandırılan bulaşıcı hastalık, wahşi doğadaki hayvanlardan evcil hayvanlara geçer. Bilim adamları, dünya çapındaki kurbağaları, karakurbağları ve yengeçleri Kore yarımadasında öldürmekten sorumlu ölümcül bir mantarın izini sürdüler ve uluslararası amphibia evcil hayvan ticaretini durdurmaya teşvik etmek için yeni bir çağırıda bulundular. Tehlikeli bulaşıcı bir hastalık olan ve nesli tükenme tehlikesine götüren Batrachochytrium dendrobatidis (Bd), aynı zamanda chytrid mantarı olarak da bilinir. Yabandaki hayvanlardan evcil hayvanlara geçen cilt enfeksiyonu, Amphibia’ların su ve elektrolitleri düzenleme yeteneğini etkileyen ve kalp yetmezliğine neden olabilen chytridiomycosis’e neden olur. Bulaşıcı hastalık epidemiyolojisi bölümünden ve Science dergisinde raporun ortak yazarı Simon O’Hanlon”Biyologlar 1990’lardan beri Bd’nin birçok amfibi türünün azalmasının arkasında yatan neden olduğunu biliyorlardı, ancak şimdiye kadar nereden geldiğini tam olarak tespit edemedik,” diyor. “Makalemizde, bu sorunu çözüyoruz ve böyle bir tahribata neden olan soyun Doğu Asya’ya kadar uzanabildiğini gösteriyoruz.” Bilim adamlarından oluşan uluslararası bir ekip dünyanın dört bir yanından gelen patojen örneklerini topladı ve genomları sıraladı. Hastalığın dört, temel genetik kökenini keşfettiler. Bunlardan üçü dünyanın dört bir yanında ve dördüncüsü ise sadece Kore’deki yerli kurbağalarda bulunuyor. Genetik inceleme ” hastalığın alanının 50 ila 120 yıl önce büyük ölçüde genişlediğini ve kıtalararası ticaretin hızlı küresel genişlemesine denk geldiğini” gösteriyor. Bulgular, daha önce bilinmeyen chytrid türlerinin bu bölge dışına çıkarılmasıyla ilgili yüksek risk nedeniyle, Asya’dan gelen amfibilerin ticaretine yönelik bir yasak için güçlü kanıtlar sunmaktadır. Avrupa’daki semenderleri etkileyen bir başka patojen Asya’da da ortaya çıktı ve küresel ticaret yoluyla evcil hayvan amfibilerinde yayılıyor. Imperial College Londra profesörü Matthew Fisher, “Araştırmamız, Doğu Asya’yı yalnızca bu ölümcül mantar patojeni için sıfır noktası olarak işaret etmiyor, ancak, Asya’daki chytrid çeşitliliğinin buzdağının yalnızca ucunu ortaya çıkardığımızı gösteriyor” dedi. “Bu nedenle, devam eden ticaret sona erene kadar, vazgeçilmez küresel amfibi biyoçeşitliliğimizi dikkatsizce riske atmaya devam edeceğiz.” Science dergisindeki makalesinde Maryland Üniversitesi’nin biyoloji bölümünden Karen Lips, bulguların ölümcül mantarı kontrol etmeye yönelik mevcut çabaların başarılı olmadığını gösterdiğini söyledi. Yazarlar, ”Tüm Bd biçimlerinin amfibilerin ticaretinde (gıda, evcil hayvan ve bilimsel örnekler de dahil) bulunduğunu gösteriyor.” diye yazdı. Kaynak: https://www.seeker.com/earth/global-amphibian-crisis-sparks-call-for-a-halt-to-pet-trade

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

28 Yıl Sonra Ortaya Çıkan Lens !

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Görme bozukluklarının düzeltilmesinde, göz renginin değiştirilmesinde, ya da kornea hastalıklarının tedavisinde kontakt lens kullanılmaktadır. 14 yaşındayken sol gözündeki rahatsızlıktan dolayı kontakt lens kullanan bir bayan, badminton maçı sırasında gözüne aldığı darbeden sonra lensini bir daha bulamadı.
Kaybolan bu lens, tam tamına 28 yıl sonra ortaya çıktı !
İskoçya’da yaşayan bayan, bir süre önce gözleriyle ilgili çeşitli rahatsızlıklar yaşamaya başladı. Tam 6 ay boyunca sol gözünde sulanma ve şişlik problemleriyle uğraşan kadın, sonunda doktora gitmeye karar verdi.

İskoçya’nın Dundee şehrindeki Oftalmoloji hastanesine giden kadın, yapılan kontrollerin ardından çıkan sonuçlara inanamadı. Kadının göz kapağında 6 milimetre çapında bir yuvarlak cisimle karşılaşan doktorlar, yapılan kontrollerin sonucunda bunun bir kontakt lens olduğunu anladılar. Yapılan operasyonun ardından 28 yıllık kontakt lens, kadının göz kapağından çıkarıldı.
Kaynak: https://www.livescience.com/63333-contact-lens-eyelid.html
Çeviren: Kuzey KILIÇ

Devamını Oku

Bilim

Pirinç Tanesi Kadar Küçük Bir Denizatı Türü Keşfedildi

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Sadece güneydoğu Japonya’da bulunan yepyeni bir cüce denizatı türü keşfedildi. Japonya’da kaydedilen birçok denizatı türü bulunuyor. Bu bölge biyolojik çeşitlilik bakımından üst seviyededir.
Bölgede bulunan türler daha önce güneyden orta doğu Japonya’ya kadar yerel tüplü dalgıçlar tarafından gözlemlendi.
Araştırmacılar yeni keşfedilen bu küçük denizatı türüne “Hippocampus Japapigu” yani latince adıyla “Japon Domuzu” ismini verdi. İsim ilk defa hayvanı gören ve minik bir bebek domuza benzediğini söyleyen dalgıçlardan geliyor. Bu cüce denizatı yaklaşık olarak 15 milimetre uzunluğa sahip, yani bir pirinç tanesi büyüklüğünde. Mevcut şekli ve renkli yapısı bu denizatlarını minik bir deniz yosunu gibi gizleyerek, gözlerden koruyor.
Bu denizatları, minicik boyutlarına rağmen çok güzel renklere sahip. Texas A & M Üniversitesi’nden National Geographic’tede araştırmacı olarak görev yapan Kevin Conway, Hippocampus Japapigu’nun çok özel olduğunu vurguluyor. Hippocampus Japapigu, araştırmacılar tarafından Tokyo’nun 287 kilometre güneyinde deniz yaşamını araştırmaları esnasında tespit edildi. Bu denizatları yumuşak mercan ve yosun resiflerinde 5 ile 22 metre derinlikte bulunuyor. Cüce denizatlarının sırtında kanat benzeri yapılar bulunuyor. Bu türlerin çoğunda kanatlar çift olarak bulunurken, bu yeni türde sadece bir kanat yer alıyor.
Araştırmacılar bu yeni türün kafa, gövde ve kuyruğunun üzerinde göze çarpacak şekilde beyaz ve kahverengi örgü desenleri bulunduğunu ve bunun ayırt edici olduğunu ifade ediyor. Bu tür hakkında hemen hiçbir şey bilinmiyor. Bilinen tek şey oldukça aktif ve hareketli oldukları ve planktonları yedikleri. Bu tür Japonya’da kaydedilen cüce denizatlarının beşincisi ve bilim insanları başka denizatı türlerinin de keşfedileceğini düşünüyor.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/researchers-have-discovered-a-colourful-seahorse-the-size-of-a-grain-of-rice

Devamını Oku

Arkeoloji

Eski İnkalar İleri Kranial Cerrahi Tekniklerine Sahipti

Yayınlandı

üzerinde

Eski İnkaların uzmanların kabul ettiğinden daha gelişmiş tekniklere sahip olduğu gün geçtikçe ortaya çıkıyor. Yeni yürütülen bir çalışmada antik İnka’ların kafa cerrahisinde oldukça ileri olduğunu ortaya koydu.
Eski dönemlerde uygarlıkların gelişmişlik düzeyleriyle ilgili birçok tartışma bulunuyor. Kolomb’un Amerika’yı keşfinden önce bazı uygarlıkların oldukça gelişmiş olduğu bilim insanları tarafından dile getiriliyordu.
Birçok Aztek ve Maya kentinin Amerika’nın keşfedildiği dönemdeki Avrupa merkezleri kadar ilerlediği düşünülüyor. Şimdi yeni elde edilen bulgularda İnkalarınkraniyal ameliyatlar yapabildiği keşfedildi. Dünya Nöroşirürji dergisinde yayınlanan bir çalışmada, İnkaların kazıma, ensizyon ve perforasyon gibi teknikleri başarıyla uyguladığı ortaya çıktı. Trepanasyon adı verilen teknik, binlerce yıldır kafa travması, baş ağrısı, epileptik nöbetler ve akıl hastalığı vakalarını tedavi etmek için dünyanın çeşitli halkları tarafından kullanılmıştır. Trepanasyon, kafatasına bir deliğin açıldığı tıbbi bir prosedür olarak tanımlanır. Trepanasyon antik çağlardan beri uygulanmaktadır ve migren, nöbetler, travma, akıl hastalıkları ve hatta şeytanın kişiyi ele geçirdiği düşünülen vakalarda kullanılmıştır. Yeni araştırma İnkaların bu alanda diğer tüm medeniyetlerden daha ileri bir düzeyde olduğunu ortaya çıkardı. İnkalar nasıl olduğu bilinmeyen bir biçimde anatomi konusunda uzmandılar. Çalışma İnkaların M.Ö. 400’lü yıllarda ameliyat ettiği 800’ün üzerinde kafatasının değerlendirilmesine dayanmaktadır.
Bu kafa tasları 1500’lü yıllarda Peru’da bulundu. Araştırmacılara göre, İnka İmparatorluğu’ndaki bu ameliyatlarda ölüm oranı% 17 ile% 25 arasında değişiyordu. Karşılaştırma yapmak gerekirse, yüzyıllar sonra Kuzey Amerika İç Savaşı sırasında, kranial operasyonlardaki ölüm oranlarının % 46 ile 56 arasında olduğunu söylemek yerinde olacaktır. Bilim adamları İnkaların başarısının nedenini bilmiyorlar ama hijyenin belirleyici bir faktör olabileceğini öne sürüyorlar.
Kaynak: https://www.ancient-code.com/the-ancient-inca-possessed-advanced-cranial-surgery-techniques-thousands-of-years-ago/

Devamını Oku

Öne Çıkanlar