fbpx
Bizi Takip Edin

Arkeoloji

Meksika’da Dünyanın En Büyük Su Altı Arkeolojik Alanı Bulundu

Yayınlandı

üzerinde

Meksika’da dünya üzerindeki en büyük su altı arkeolojik alanı keşfedildi. Maya yeraltı dünyasının en tanınan köşelerinden birisi nihayet gün ışığına çıkarılmış oldu. Şimdiye kadar bulunan en kapsamlı su basmış mağara sistemi, Meksika Riviera Maya’daki Tulum’da keşfedildi.

Maya Büyük Akifer projesindeki bir grup kâşif, Sac Actún ve DosOjos sistemlerinin birbirine bağlandığını ve bunun da yaklaşık 347 kilometreyi bulan bir yer altı labirentine yeni bir geçit açtığını tespit etti. Araştırmacılar bölgede sağlam bir Maya kültür varlığının yanı sıra soyu tükenmiş hayvanları gösteren yüzlerce arkeolojik nesne buldu. Ulusal Antropoloji ve Tarih Enstitüsü (INAH) uzmanı ve araştırmanın direktörü Guillermo de Anda, “Bu muazzam mağara sistemi dünyanın en önemli su altındaki arkeolojik alanıdır” dedi.

Büyük sualtı mağara sistemi, Yucatan Yarımadası’nın tarihine sahip olan bir hazine içeriyor. Araştırmacılar sömürge zamanlarından, cenazelerden, kurban etme ayinlerinden birçok esere burada rastladı. Aynı zamanda insan kalıntılarının da bulunduğu mekanda; ayılar, kaplanlar, eski atlar, dev sürüngenler gibi çok sayıda hayvanın fosili de bulunuyor.

Araştırmacılar burayı adeta bir zaman tüneli olarak tanımlıyor. Bu tünel araştırmacıları 12 bin ila 10 bin yıl öncesine götürüyor. Bölgeye erişim oldukça zor. Bu nedenle buradaki arkeolojik materyaller insanlarla temas etmeden ve yıpranmadan korunabilmiş.
Mağara keşfedildikten sonra araştırmacılar tarafından 10 ay süren bir çalışma yapıldı. Daha önce mağaranın bir bölümünü keşfeden bazı araştırmacılar yeni keşfedilen bu bölüm için 14 sene boyunca arayışlarını sürdürdü.

Daha önce çok yaklaşsalar da iki sistemi birbirine bağlayan geçidi bulamadılar. Sonraki adımlar, yeraltı suyunun analizi ve çeşitliliğin incelenmesinin yanı sıra, bölgenin korunmasına yardımcı olacak tedbirlerin alınmasıdır.

Kaynak: https://ancient-code.com/researchers-mexico-find-largest-underwater-archaeological-site-world

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Arkeoloji

Kayıp Kıta Atlantis Hakkında Bilinmeyen 5 Bilgi

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Bir gecede okyanusa batan efsanevi kıta Atlantis’i çoğu kişi duymuştur. Atlantislilerin Amerika kıtası hakkında bilgi sahibi olduklarını biliyor muydunuz? Peki Atlantis’in aslında bir imparatorluk olduğunu biliyor muydunuz? Platon’un “Timaeus” ve “Critias” kitaplarında bahsettiği Atlantis, Batı Avrupa ve Afrika’nın birçok bölgesini fetheden ve M.Ö. 9500 yılında Atina’yı fethetmeye çalışan ancak başarısız olan bir uygarlıktır.
1. Konumunu biliyoruz:  2011 yılında arkeolog Richard Freund ve ekibi, İspanya’nın Cadiz kentinde Atlantis imajında inşa edilen anıt şehirler buldu. Cadiz’in konumu, Platon’un metninde bahsedilen konumla eşleşiyor.
Cadiz, Batı Avrupa’da ayakta kalmış olan en eski şehirlerden biridir. Yunan efsanelerine göre kentin tarihi M.Ö. 1100 yılından bile eskiye dayanmaktadır. Peki bunlar neden önemlidir? Eskiden kentin adı Gades’ti. Platon’un metninde Gadeirüs adında bir Atlantis prensinden bahsediliyor.
2. Atlantis ismi, bir yarı-tanrıdan geliyor: 
Atlantis’in adının, Atlantik Okyanusu’nda bulunmasından geldiği düşünülüyor. Ancak metin, deniz tanrısı Poseidon’un Atlantisli bir kadın olan Cleito’dan olan 10 erkek çocuğundan bahsediyor. Hikâyeye göre Poseidon, 10 oğlundan her birine Atlantis’in farklı kısımlarını paylaştırdı. Gadeirus, ikinci büyük oğluydu ve İspanya’da kendisine ait bir şehir vardı. Ancak en büyük oğul olan Atlas hem ada ile hem de çevreleyen deniz ile adaştı.
3. Atlantis bir imparatorluk:  Atlantis denilince muhtemelen kafanızda canlanan görüntü derin ve mavi okyanus sularıyla çevrili yemyeşil bir ada oluyordur. Ancak Platon, bu adada muhteşem bir imparatorluk olduğundan bahseder. Platon’a göre şehri çevreleyen 3 su hendeği ve bu hendeklerin arasında bulunan, şehri denize bağlayan bir kanal bulunur.
4. Atlantisliler Amerika kıtasını biliyorlardı:  Athanasius Kircher’in kuzeyi ters gösteren Atlantis haritası, 1669. Metne göre bir Mısır rahibi Solon’a, Atlantis’in diğer adalara giden bir yol olduğunu ve bu yolu kullanarak Atlas Okyanusu’nun diğer tarafına geçilebileceğini söylemişti. Dolayısıyla Atlantis’in karşısında büyük bir kıta vardı. Buradan Antik Akdeniz İnsanları’nın Amerika’yı bildiği, hatta Amerika’ya geçtikleri düşünülebilir mi?
5. Hikâyenin bir kısmı kayıp:  Platon’un Atlantis ile ilgili 2 kitap yazdığını biliyoruz. Bunlardan biri olan Timaeus’un eksiksiz bir versiyonuna sahibiz. Ancak diğer kitap olan Critas’ın tamamlanmış versiyonuna sahip değiliz. Critas’ta Hermocrates adında bir kitaptan daha bahsediyor. Hermocrates’te ne mesaj vermek istediğini bilmiyoruz. Fakat askeri bir lider olan Hermocrates’in hayat hikayesinden bazı çıkarımlar yapmak mümkün. Peloponez Savaşı’nda Atina’ya karşı savaşan Hermocrates’in hikayesi Atlantis’in hikayesine çok benzemektedir. Belki de verilmek istenen mesaj Atina’nın bu savaşta neden başarısız olduğudur. Fakat kitap kayıp olduğundan bulunana kadar asla öğrenemeyeceğiz. Kaynak: http://listverse.com/2017/07/12/10-things-you-probably-dont-know-about-the-lost-city-of-atlantis/

Devamını Oku

Arkeoloji

Arkeologlar, Kom Ombo Tapınağı’nda Gömülü Bir Sfenks Ortaya Çıkardı

Yayınlandı

üzerinde

Mısır’daki Eski Eserler Bakanlığı yaptığı bir açıklamada arkeologların Aswan’da bulunan Kom Ombo Tapınağı’ndaki yeraltı suyu indirme projesi üzerinde çalışırken kumtaşından yapılmış bir sfenks ortaya çıkardı. Bu keşifle birlikte son birkaç ay içerisinde Mısır’da çalışan arkeologlar iki sfenks heykelini açığa çıkarmış oldu.

Birkaç hafta önceLuxor Tapınak Kompleksi yakınlarında çalışan inşaat işçileri gömülü bir sfenks heykelini ortaya çıkarmıştı. Mısır’daki en ünlü Sfenks şüphesiz Giza platosunda bulunan devasa heykel. Giza’nın Büyük Sfenks’isadece büyüklüğü ve kafa karıştırıcı tasarımıyla değil, aynı zamanda bu antik yapıyı çevreleyen sayısız gizem nedeniyle de harikulade kabul edilir. Üç piramit ile birlikte Giza platosunda bulunan Büyük Sfenks – yeni heykelin bulunduğu yerden yaklaşık 500 km – Mısır’ın en sembolik anıtlarından biridir.

Mısır Eski Eserler Yüksek Konseyi Genel Sekreteri MostafaWaziri, parçanın muhtemelen Ptolema hanedanlığı döneminden kaldığını söyledi. Tapınağın güneydoğu tarafındaki Sfenks heykeli Kral Ptolemy’nin iki kumtaşı kabartmasının olduğu yerde bulundu. Ptolemy Hanedanlığı Mısır’a 275 yıl, 305 ila 30 M.Ö. arasında hükmetti ve onlar eski Mısır’ın son hanedanıydı. Kom Ombo tapınak kompleksi, Ptolemaik Hanedanlığı döneminde inşa edilmiştir.

Ptolemy V, 204’ten 181’e kadar Ptolemy hanedanlığının beşinci hükümdarıydı. Beş yaşında tahtı devraldı ve bir süre sonra krallık felç oldu. Ünlü Rosetta Stone onun saltanatı zamanında üretilmiştir. Aswan’daki Kom Ombo Tapınağı’ndaki heykel, hiyeroglif ve demotik yazıtlar taşıyor. Fustat’taki Mısır Medeniyeti Ulusal Müzesi’ne taşındı. Arkeologlar tarafından kökeni hakkında daha fazla bilgi edinilmesi için dikkatle incelenecek ve restore edilecek. Restorasyondan sonra, yeni bulunan Sfenks halka gösterilecek.
Kaynak: https://www.ancient-code.com/archaeologists-discover-another-buried-sphinx-at-the-kom-ombo-temple-near-aswan/

Devamını Oku

Arkeoloji

Kanada’da Mumyalanmış Kurt Bulundu

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Madenciler tarafından, Kanada’nın kuzey batısındaki Yukon eyaletinde 3 Haziran 2016’da Ren Geyiği yavrusu ve 13 Temmuz 2016’da kurt yavrusu bulunmuştu. Radyokarbon tarihleme yöntemi ile en az 50 bin yaşında olduğu hesaplanan hayvanların buz devri döneminde mamutlar ile beraber yaşamış olduğu düşünülüyor.

Dawson kentinde bulunan ve doğal yollarla mumyalanan hayvanlar, bilim insanları tarafından döneme ait sırların çözülmesinde önemli rol oynayacak. Mumyalanmış hayvanlar, Dawson kentinde eylül sonuna kadar ziyarete açıldı. Yavru kurtun kürkü dahil bütün vücudu, yavru ren geyiğinin ise sadece ön ayakları ve kafası günümüze kadar korunabilmiş.

Yukon hükümeti paleontoluğu Grant Zazula ”Dünya üzerinde buz devri dönemine ait mumyalanmış şekilde bulunan tek kurt bu. Paleontologlar, bu keşif yapıldıktan sonra çok heyecanlandı. Bu keşif sayesinde geçmişe dair birçok gizem çözülebilir.” dedi. Hayvanlar, Darwin’de sergilendikten sonra Whitehorse şehrindeki Yukon Beringia Interpretive Centre’da sergilenecek.
Kaynak: https://www.scientias.nl/50-000-jaar-oude-gemummificeerde-wolf-ontdekt-in-canada/
Editör / Yazar: Kuzey KILIÇ

Devamını Oku

Öne Çıkanlar