fbpx
Bizi Takip Edin

Bilim

Mısırlıların 5000 Yıl Önce Amerika’ya Gittiklerinin Kanıtı Bulundu

Yayınlandı

üzerinde

Amerika kıtasını ilk keşfeden kişinin Kristof Kolomb olduğu düşünülmektedir. Ancak bilim insanları Amerika’ya çok daha önce gitmiş olan bir uygarlık bulunduğuna dair ortaya koydukları hipotezle ilgili araştırmalar yürüttüler. Uzun zamandan beri Antik Mısırlıların Amerika’ya gitmiş olabileceği düşünülüyordu. Son bulunan kanıtlar bunu doğrular niteliğe sahip. Mısır’da araştırma yürüten uzmanlar, Mısırlı mumyalarda kokain ve tütün kalıntıları buldular. O dönemlerde dünya üzerinde bu iki madde sadece Amerika kıtasında bulunuyordu. Bu kanıtlar sebebiyle uzmanlar Mısırlıların Amerika kıtasına gitmiş olduğunu düşünüyor.

Dr. Svetla Balabanova, Mısırlı mumyalar üzerinde gerçekleştirdiği araştırma sonuçlarını görünce çok şaşırdı. Alman tıp uzmanı Mısırlı mumyalar üzerinde uyuşturucu kullanımının izlerini aramak üzere yetkilendirildi. Bulduğu şey ise adeta dünya tarihini yerinden sarsacak bir niteliğe sahip.
Eski Mısırlı mumyaları analiz eden uzmanlar, binlerce yıldan beri korunan bu cesetlerde yüksek düzeyde kokain, nikotin ve tetrahidrokanabinol bulunduğunu keşfettiler. Bilimsel titizlikle Dr.Balabanova, testleri birkaç kez tekrarladı ve bağımsız test için diğer laboratuvarlara örnek gönderdi. Tüm ardışık analizler ilk sonuçları doğruladı. Eski Mısırlı mumyalar yüksek düzeyde kokain, nikotin ve tetrahidrokanabinol içeriyordu.

misirlilarin-5000-yil-once-amerikaya-gittiklerinin-kaniti-bulundu1
İlk araştırmayı yürüten bilim insanları mumyalardan elde ettikleri kanıtlara şüpheyle yaklaştılar. Mumyaların sahte olabileceğini düşünerek işe başladılar. Birçok inceleme ve araştırma yapılmaya devam etti. Sonra ilk gruptan bağımsız bir İngiliz bilim grubu, İngiliz müzesinde bulunan Mısır mumyalarında kokain ve nikotin izlerine rastladı. Kokainin Amerika’dan gelmemiş olabileceği, bir ihtimal Afrika’da yetişmiş olabileceği düşünülerek bu konuda araştırmalar yürütüldü.

Amerika kıtasını ilk keşfeden kişinin Kristof Kolomb olduğu düşünülmektedir. Ancak bilim insanları Amerika’ya çok daha önce gitmiş olan bir uygarlık bulunduğuna dair ortaya koydukları hipotezle ilgili araştırmalar yürüttüler.

Neticede Afrika, Asya ve Avrupa’da Amerika’nın keşfinden önce bu maddelerin yetiştirilmiş olduğuna dair hiçbir kanıt bulunamadı. Kokain ve tütün sadece Amerika’da yetiştiriliyor ve ancak Kristof Kolomb’un Amerika’yı keşfinden sonra diğer kıtalara yayılıyordu. Bilim insanları konuyla ilgili çalışmalarını sürdürüyor. Bu iddia kesin olarak kanıtlanırsa dünya tarihi tamamıyla değişmiş olacak.
Kaynak: https://www.ancient-code.com/5000-years-ago-ancient-egyptians-sailed-america-heres-evidence/

Reklam Alanı
1 Yorum

1 Yorum

  1. Can

    Ağustos 14, 2018 at 3:52 pm

    Kızılderililer,10-15 bin yıl önce Bering Boğazı’ndan Amerika kıtasına geçiyor hiç kimse bunu önemsemiyor,yok farzediyor;
    Aztek,Maya yokmuş gibi görülüyor Kolomb,Mısır söz konusu olunca çok büyük gürültü kopuyor.5000 yılmış… Peh !..Kızılderili topluluklarının 10-15 bin yıllık mazisi varken…
    Katil Amerikalılar soykırım uygulamasalardı belki bugün Kızılderililerin gelenek,görenek,dil, kültür geçmişleri,tarihleri hakkında daha fazla bilgi sahibi olurduk.

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

Bu Drakula karınca çenesini 322 km. hızla kapatabiliyor

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Hayvanlar aleminde hız rekorları sürekli el değiştiriyor. Birçoğumuzun Çita olarak bildiği en hızlı hayvan aslında sandığımızdan çok daha küçük. Detaylar haberimizde. En hızlı hayvanlar hangileridir diye düşündüğümüzde ilk aday genellikle “Çita” oluyor. Ancak hayvanlar aleminin en hızlıları genellikle en tuhaflarından çıkıyor. Güneydoğu Asya ve Avustralya’da yaşayan ve nadir bir tür olan Drakula karıncası tam da bu “tuhaf” hayvanlardan biri.
Hız mı dediniz?

Önceleri, en hızlı hayvan kategorisi birincisinin tuzak çeneli karınca olduğu düşünülürdü. Keza bu türün çenesini saatte 230 km’lik bir hızla kapattığı biliniyor. Başka bir karınca türü olan kapan çeneli Drakula karıncasının çenesini saatte 322 km ile kapatabilmesi ise ona en hızlı hayvan dalında birinciliği getirmiş. Drakula karıncasının farklı çene yapısı, ona sahip olduğu bu inanılmaz hızı sağlıyor. Tuzak çeneli karıncalar, çenelerini açık halde tutup hızlıca kapatıyor. Bu yöntem ayı tuzağının işleyişine benziyor. Ancak Drakula karıncaları harekete çeneleri kapalı halde başlıyor ve çene uçlarını birbirlerine bastırmak suretiyle çenelerindeki iç gerilimi artırıyor.

Karıncalar daha sonra aynı bir insanın parmaklarını şaklatması gibi çenelerini birbirinin üzerinden kaydırıyor. Bu hareket o kadar hızlı ki hayvanın karşısındaki av üzerinde büyük bir şok etkisi yaratıyor. Ekip lideri Andrew Suarez’e göre karıncanın bu hareketini hızlı diye tanımlamak, eylemi olduğundan daha hafif göstermekten başka bir şey değil. Keza Drakula karıncasının çene hareketi, bir insanın gözünü kırpmasından 5,000 kez ve elini şaklatmasından ise 1,000 kez daha hızlı. Ekip, karıncanın hareketini filme alabilmek için saniyede 480,000 kare yakalamış. Bu çalışmanın ardından araştırma ekibi, doğal ortamda bu süper gücün nasıl kullanıldığını inceleyecek. Son olarak, “kapma anı” videosunu aşağıda izleyebilirsiniz.

Kaynak: https://news.illinois.edu/view/6367/727667

Devamını Oku

Bilim

Akraba evliliklerine bağlı hastalıklarda 4 anahtar gen tespit edildi

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Türkiye’de akraba evliliği yapan 200 aileyi genetik taramadan geçiren bilim insanları, zeka ve kas yapısını etkileyen çocukluk çağı nörolojik hastalıklarıyla ilişkili 4 yeni gen tespit etti. Research Councils UK ile TÜBİTAK desteğiyle yürütülen Türkiye – İngiltere İkili İşbirliği Projesi kapsamında Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ), İzmir Uluslararası Biyotıp ve Genom Enstitüsü (IBG İzmir) ve Newcastle Üniversitesi’nden bilim insanlarıakraba evliliklerine yönelik genetik araştırma yaptı. Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden çocukluk çağı nörolojik hastalığı bulunan çocuklarla anne ve babalarının oluşturduğu toplam 200 ailedeki yaklaşık bin kişiden kan örnekleri alındı. “Türkiye’de akraba evliliklerine bağlı nörogenetik hastalık yükünün araştırılmasında yeni genomik yaklaşımlar” başlıklı çalışma kapsamında alınan kan örnekleri, Türkiye ve İngiltere’deki laboratuvarlarda yeni nesil dizileme yöntemiyle araştırıldı. Bugüne kadar tanı almamış bazı çocukların hastalıklarının tespit edildiği araştırma sonucu, zeka geriliği, yapısal beyin bozuklukları, epilepsi ve kas hastalıkları gibi sorunlarla ilişkili 4 yeni gen tespit edildi.
İlaç araştırması ve gen tedavisi
DEÜ Tıp Fakültesi Çocuk Nörolojisi Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Semra Hız, AA muhabirine yaptığı açıklamada, akraba evliliklerinde iki bozuk, hastalıklı genin karşılaşma olasılığının yükseldiğini, bu nedenle beyin ve kasları etkileyen hastalıkların ortaya çıkabildiğini vurguladı. Nadir hastalık çeşitlerinin 7 bine yaklaştığını, bunların büyük bölümünün de beyin ve kas sistemini etkilediğini anlatan Hız, bu hastalıklara tanı konulabilmesinin uzun ve zor tetkikler ile büyük maliyetler gerektirdiğini belirtti. Hız, hastalıkların altında yatan genetik etkenleri saptamak amacıyla tüm genleri yeni nesil dizileme yöntemiyle araştırdıklarını söyleyerek, aile bireylerinden kan alındığını ve genetik tarama gerçekleştirildiğini aktardı. “Şaşırtıcı ve sevindirici sonuçlar” elde ettiklerini vurgulayan Hız, şu bilgileri verdi: “Bu çalışmayla hastalıklara tanı koyma şansımız arttı. Hastalarımızın yüzde 45’i tanı aldı. Hastalığın ne olduğunu tespit etmiş olduk. Bulduğumuz yeni genler ile bazı hastalıkları ilişkilendirdik. Amacımız sadece yeni gen, yeni mutasyon bulmak değil. Toplumumuza nasıl faydamız olabilir bunu araştırıyoruz. Tespit ettiğimiz gen, ne gibi bozukluklar yaratıyor bunu araştıracağız. En sonunda hastaların bireysel tedavisi için ilaç araştırması ve gen tedavisine yöneleceğiz. Araştırmamız bu verilere zemin hazırlayacak.”

Samanlıkta iğne aramak
İzmir Biyotıp ve Genom Enstitüsü Genom Analiz Laboratuvarı Sorumlusu Dr. Öğretim Üyesi Yavuz Oktay da insan genomunun 20 bin civarında protein-kodlayıcı gen içerdiğini, bunların içinde hastalık yapan değişiklikleri aramanın “samanlıkta iğne aramaktan farksız” olduğunu bildirdi. Oktay, Türkiye’de daha çok görülen mutasyonları belirlemek, önlemek, tedavi etmek için bazı genler üzerinde yoğunlaştıklarına işaret ederek, “Kalıtsal mutasyon için bu testler yapılabiliyor. Biz bu çalışmaları genişletmek istiyoruz. Elde ettiğimiz genetik veriler ışığında anne ve baba adaylarında tarama yapılabilir ve hastalıkların da önüne geçilebilir. Sadece Türkiye’de faydalı olmayacak. Dünyadaki tüm benzer hastalıklara yakalanma potansiyeli olan kişiler için de önemli. Nörogenetik hastalıklar, zeka geriliği, beynin yapısal bozuklukları, nöromusküler kas hastalıkları ve epilepsi sık analiz ettiğimiz hastalıklar. Bu konuda bilgi üretme şansımız daha fazla.” diye konuştu. Kaynak: AA

Devamını Oku

Bilim

Üç Soru Üç Cevap: Vücudumuz

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Hayatımızın en büyük nimetlerinden olan vücudumuz hakkında birkaç ilginç bilgi öğrenmeye ne dersiniz ? O zaman ilk olarak sağlık alanından başlayalım.
Egzersiz yaparken vücudumuzda neler olur ?
Evde, sokakta, spor salonunda veya herhangi bir spor sahasında çeşitli fiziksel aktiviteler yapan insanları görürüz. Kimimiz zayıflamak veya kas kütlesi oluşturmak kimimiz de yalnızca kafa dinlemek için egzersiz hareketleri yapar. Egzersiz sırasında vücudumuzun bölümlerinde ne gibi durumlar yaşandığına bir göz atalım. Beyin: Beynimiz egzersiz sırasında normalde harcadığı enerjinin iki katını harcar. Bunun sebebi ise; serotonin, dopamin ve GABA gibi üç önemli kimyasalı salgılar. Kalp: Kan akışı 20 kat artar, adrenalin seviyesi yükselir ve kaslardaki kılcal damarlar açılır. Akciğer: Solunum daha hızlanır ve derinden soluk alıp verilir. Yaklaşık 15 kat daha fazla oksijen alınır. Cilt: Derimizde ki buharlaşma miktarı artar. Ve saat başına 1.4 litre ter üretilir. Kaslar ve Kemikler: Kollarımız ve bacaklarımızın içindeki kaslar büyüyerek kısa bir süre dışarıya doğru şişer. Eğer egzersiz tekrarlanırsa bu şişme kalıcı olur. Kemiklerimizde ise kalsiyum kaybı azalır. Günümüzün yalnızca iki saatini egzersiz yapmaya -yürüyüş bile yeterli- ayırırsal daha sağlıklı bir hayat yaşayabiliriz. kaynak: https://www.sciencefocus.com/the-human-body/what-happens-to-my-body-when-i-exercise/
Araba sürerken insanın neden uykusu gelir ?
Direksiyon başındayken uyuya kalan insanlar hem kendileri hem de diğer sürücüler için çok büyük tehlike arz etmektedir. Yapılan araştırmalarda da her yıl 250.000 kişinin bu durumdan dolayı hayatını kaybettiği belirtildi. Peki insanların hayatını sonlandıran bu durum neden oluşur ? Temmuz ayında Avustralya’daki RMIT Üniversitesi’nden bir ekip, bu konu ile alakalı bir çalışma gerçekleştirdi. Beynimizde uykuya dalmamızı sağlayan teta dalgasına benzer bir olayın, sürüş esnasında da oluştuğu gözlemlendi. Saniyede yedi devir civarında olan frekans, belli bir saatten sonra sürücünün beynini etkiliyor ve bu nedenle uykulu hal başlıyor. Bir başka sonuç ise tekerleklerden gelen ve ”beyaz gürültü” adı verilen bir sesin de uykuya neden olduğu gözlemlendi. Kaynak: https://www.sciencefocus.com/the-human-body/why-does-driving-make-us-drowsy/
Neden güleriz ?
Gülmek hayatımızın her anında vardır. Öyle ki hayata gözümüzü açtığımız ilk günlerden ömrümüzün sonuna kadar onlarca olay karşısında bazen hafif bazen de çoşkulu bir gülme durumu yaşarız. Peki dünyayı renklendiren gülücükler nasıl oluşur ? İlk olarak şunu belirtelim bu sorunun cevabı halen daha net değil. 15 kasımızın birden çalıştığı gülmeyi kontrol eden bölge, subkorteks içindedir. Evrimsel gelişme bakımından beynin bu bölümü; nefes alma, temel refleksleri kontrol etme gibi en eski ve birincil sorumlulukları üstlenir. Yani gülmeyi kontrol eden mekanizmalar, beynin çok daha sonra gelişen ve dil ve hafıza gibi işlevleri yerine getiren bölümlerinden uzaktadır. Yani gülme bir kez beynimizin derinliklerinde tetiklendiğinde ‘yüksek fonksiyonlu’ bölgeler müdahale edemiyor. Tersi de aynı derecede doğrudur; yani, talep üzerine gülmek imkânsızdır. Beynin gülmeden sorumlu bölümünü tespit etmiş ve o bölgeyi uyarma yoluyla insanın gülmesini sağlamış olsak bile insanı neyin güldürdüğünü hala bilmiyoruz. Tabii genelde bizi sevindiren durumlar karşısında gülüyoruz ancak iş bilimsel netlik kısmına gelindiğinde halen daha bazı soru işaretleri bulunuyor.   Kaynak: http://www.bbc.com/future
Editör Yazar: Kuzey Kılıç

Devamını Oku

Öne Çıkanlar