fbpx
Bizi Takip Edin

Evrim

Modern şempanze beyinleri, antik hominidlerle benzerlikler taşıyor

Yayınlandı

üzerinde

Taramalar, şempanzelerin bazı beyin kıvrım şekillerinin, günümüz insanının beyin gelişimlerine işaret etmediğini öne sürüyor. Bazı modern şempanzeler, 3 milyon yıl önceki hominidlerin beyin evrimine işaret ettiği düşünülen beyin özelliklerine sahip. Yeni bir çalışma, modern şempanzelerin beyin kıvrımlarının, bazı eski güney Afrika hominidlerinin beyin özelliklerine benzer şekilde geliştiğine dair sonuçlar ortaya koydu. Sekiz yaşındaki şempanze MRG’leri, beyin yüzeyindeki bazı özelliklerin şekil ve lokalizasyonunda önemli değişkenlikler gösteriyor.
Bu beyinlerin bazıları, yüz milyon yıl önceki hominidlerin beyin özelliklerin gösteriyor. Tallahassee’deki Florida Eyalet Üniversitesi’nden Paleoantropoloji uzmanı Dean Falk, bulgularını 13 Mart’ta Brain, Behavior and Evolution’da rapor olarak yayımladı. Falk tarafından hazırlanan 2014 tarihli bir makaleye konu olan çalışma, bu yüzey özelliklerinin izleri, korunan endokartlar olarak adlandırılan fosil kafataslarının iç kısımlarına dayanıyor. Falk, Güney Afrika hominidlerinden dört Australopithecus africanus ve bir Australopithecus sediba olmak üzere dört endokartın beyin yapısını inceledi. 3 milyon yıl önceki insanın konuşmasını sağlayan bir frontal bölgedeki kıvrımlaşmanın erken dönemde başladığını gösterdiğini ileri sürdü. Araştırmacılar, şempanze beyinlerinden üçünün MRG’lerinin karşılaştırılabilir kıvrımlarını ortaya çıkardı. Diğer iki şempanzenin beyin yapısında ise daha önce hominidlerde görülen diğer ön doku kıvrımlarını görülüyor.
Maymun beyni
Sekiz şempanze beyninin (biri sağda) MRG taramaları, antik hominid kafataslarındaki beyin izlerini yorumlamak için kullanılan yüzey kıvrımlarına yeni ve ayrıntılı bir bakış sağlıyor. Şimdiye kadar, bu kıvrımların en iyi kanıtlarından bazıları yaklaşık 70 yıl önce yayınlanan beş çizimden (bir tanesi solda) geliyordu.
Falk, “Birçok Australopithecus endokartları hakkında gerçekten yanıldım” diyor. Endokartlar, kabaca 2 milyon ila 3 milyon yıl öncesine ait A. africanus ve A. sediba fosillerinden elde edildi. Ve yeni çalışmadaki bulgular, bir çift beyin kıvrımının, 2017 yılında hominid olarak kabul edilen bir Homo naledi endokartına karşılık gelen bir kıvrım olduğunu gösteriyor. Birçok hominid iskelet özelliğine sahip küçük beyinli bir tür olan H. naledi, 300.000 yıl öncesine kadar Güney Afrika’da yaşadı. Yine de, araştırmacılar, hominid endokartlar üzerinde kısmen korunmuş beyin yüzey özelliklerinin etkilerini tartışarak on yıllar geçirdiler. Ve MRI’lara dayanan yeni bulgular da tartışmalı gibi görünüyor. Bloomington’daki Indiana Üniversitesi’nden biyolojik antropolog Shawn Hurst, yeni şempanze çalışmasında yer alan hiçbir şeyin, H. naledi’nin beyninin ön kısmındaki hominid kıvrımlarının orijinal bulgusunu zayıflatamayacağını söylüyor. Hurst, modern insanlarda olduğu gibi, bir H. naledi endokartındaki frontal beyin kıvrımlarının şempanze MRI taramasında görülen kıvrımlara daha uzak olduğunu belirtmektedir.
Ayrıca, bu kıvrımların etrafında genişlemiş doku kıvrımlarının şempanzelerde gözlemlenmediği gibi belirgin bir hominid kalıbını da takip etmektedir. Hurst, bu özelliklerin H. naledi’nin karmaşık sosyal duygular ve muhtemelen bir tür sözlü iletişim için insani bir kapasiteye sahip olduğunu göstermekte olduğunu belirtiyor. Dahası, yeni çalışma, A. sediba endokartının, insanlarda bulunan ama şempanzelerde bulunmayan kabarıklıkları ve kıvrımları gösterdiğini düşünmemekle yanlış yaptığını söylüyor. Falk, endokart konusunda araştırmacıların daha doğru bir karşılaştırma yapmak için daha geniş bir örneklemde, yaşayan şempanzelerin ve diğer maymunların beyin yüzey özellikleri aralığını araştırmaları gerektiğini söylüyor. Şimdiye kadar, sadece beş şempanze beyninin yarısı 1950 yılında yayınlanan çizimlerden ibaret olup şempanzelerin beyinlerindeki kıvrım desenleri hakkında en doğru ve kapsamlı görünümü sunduğunu da söylüyor. Falk, beynin yüzeyindeki kıvrımların ve kabarıklıkların konuşma ve dil ile ilgili olduğu kadar duygularla da ilişkili olduğunu belirtiyor. Kaynak: https://www.sciencenews.org/article/modern-chimp-brains-share-similarities-ancient-hominids
Çeviren: Bünyamin Tan

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Evrim

Doğum kanalının şekli ve evrim

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Kadınlardaki doğum kanalının şekli ve boyutu, sadece büyük beyinli bebeklerin geçmesi için uyum sağlamamış. Aynı zamanda iklim ve atasal köken gibi faktörlerden de etkilenmiş… Bir annenin doğum kanalı, büyük beyinli bebeklerin doğmasına izin verecek kadar geniş, ancak verimli bir şekilde yürümeye engel olmayacak kadar da dar olmalıdır. Yani birbirine ters iki evrimsel güç arasında bir çekişme varmış gibi duruyor. Ancak yeni yapılan çalışmaya göre, doğum kanalının şekli başka pek çok faktörden de etkileniyor. Londra’daki Roehampton Üniversitesi’nden biyolojik antropolog Lia Betti ve Cambridge Üniversitesi’nden evrimsel ekolog Andrea Manica, dünyanın 24 farklı bölgesinden 348 kadın iskeletinin leğen kemiklerini inceledi.

Doğum kanalları, birbirlerine pek benzemiyordu. Amerikan yerlilerindeki ve Avrupalılardaki doğum kanalları, en oval şekilli olanlardı. Araştırmacılar, Afrika’dan uzak toplumlarda, doğum kanalında daha az farklılık olduğunu gözlemlediler. Bu bulgu, diğer bazı özellikler için de geçerliydi. Sıcaklık ise apayrı bir etken olabilir. Soğuk iklimlerde, sıcağı tutmada daha iyi olan geniş bedenler, daha avantajlı olur. Bu da doğum kanalının şeklini etkileyebilir. Ancak iskeletler, bu eğilimi zayıf bir şekilde teyit edebildi. Bazı araştırmacılar, diğer çevresel faktörlerin de detaylıca araştırılması gerektiğini belirtiyor.

Çalışma özetle diyor ki, “Doğum kanalının şekli, sadece 1-2 şeyden etkilenmiyor. Dünya’nın farklı bölgelerine yayılan insanların atasal kökenlerinden tutun da iklimsel etkenlere kadar pek çok faktör etkili olabiliyor. Dünya genelinde, iskeletler arasındaki farklılıkların sebebi de bu.” Aşağıdaki görselde, çalışmada incelenen iki ayrı kadına ait kalça/leğen kemiklerini görebilirsiniz. Üstteki daha oval şekilli bir doğum kanalına sahipken, alttakinin kanalı daha yuvarlak.
Kaynak: https://www.sciencemag.org/news/2018/10/birth-canals-are-different-all-over-world-countering-long-held-evolutionary-theory

Devamını Oku

Bilim

Kuş yumurtalarının renklerinde dinozor etkisi

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Kuş yumurtalarının daha önce kendiliğinden değişime uğradığı düşünülen renklerinde dinozorların etkisinin bulunduğu ortaya kondu. Yale ve Bonn üniversiteleriyle Amerikan Doğa Tarihi Müzesinin araştırmasında, kuş yumurtalarının renklerini, yumurtalarını tamamen ya da kısmen açık yuvalara bırakan dinozor atalarından aldığını gösterdi.
Yale Üniversitesinde paleontolog Jasmina Wiemann, araştırmalarının, kuş yumurtalarının nasıl değişime uğradığı konusundaki anlayışlarını tamamen değiştirdiğini belirterek, kuş bilimcilerin iki yüzyıldır modern kuş yumurtalarında defalarca görülen renklerin etkileşime uğramadan var olduğunu düşündüğünü kaydetti. Wiemann ve meslektaşlarının araştırma kapsamında dünya çapında çıkarılan 18 dinozor yumurtası kabuğu fosilini incelediği belirtildi.

Yumurta renkleri kuluçkaya yatma tercihlerini yansıtıyor
Çalışma sırasında kuşların çeşitli renklerde ve benekli yumurtalar yapmak için kullandığı kırmızı ve mavi pigmente, küçük ve etobur bir dinozor türüne ait yumurta kabuklarında rastlandı. Yumurta renklerinin, kuşların yumurtlama ortamları ve kuluçkaya yatma tercihlerini yansıttığı ifade ediliyor. Araştırmanın ayrıntıları Nature dergisinde yayımlandı.
Editör / Yazar: İsa EKİCİ
Kaynak: https://www.sciencedaily.com/releases/2018/10/181031141548.htm

Devamını Oku

Bilim

İnsanlara Diğer Canlılardan Daha Zeki Olduğunu Düşündürten Sebepler Nelerdir?

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Bizi diğer canlılardan daha özel yapan şeyin ne olduğu ile ilgili bir fikir birliği henüz yok. En büyük tartışma noktası ise bilişsel yeteneklerimizin diğer hayvanlardan “başka şekilde” mi yoksa sadece farklı derecede mi olduğudur. Bizi diğer canlılardan daha özel yapan şeyin ne olduğu ile ilgili bir fikir birliği henüz yok. En büyük tartışma noktası, bilişsel yeteneklerimizin diğer hayvanlardan “başka şekilde” mi yoksa sadece farklı derecede mi olduğudur. En akıllı olan ait olduğumuz canlı sınıfı mı, yoksa biz mi canlı sınıflarının en akıllısıyız?

Charles Darwin ikinci hipotezi desteklemiştir. Hayvanlara benzediğimizi ve yalnızca daha ileri evrimimizin bir sonucu olarak giderek daha akıllı olduğumuza inandı. Ancak, Harvard Üniversitesi’ndeki bilişsel evrim laboratuarı yöneticisi Marc Hauser’e göre Scientific American’daki yakın tarihli bir makale şu kanıtlara ulaştı: Darwin, insanlarla diğer canlılar arasındaki zihin sürekliliğinin aksine, aklımızın bizi hayvan türünden ayırdığını söylüyor. Hauser ve meslektaşları insan zihninin dört yeteneğini tespit ederek, insanlığı zihinsel özelliklerin özü olarak gördüklerini açıkladılar. Bu dört yetenek: üretken hesaplama, rastgele fikirlerin birleşimi, zihinsel sembollerin kullanımı ve soyut düşünmedir.
1. Üretken hesaplama İnsanlar neredeyse sınırsız bir şekilde çeşitli kelimeler ve kavramlar üretebilir. Bunu iki modda tekrarlayan ve kombinatoryal olarak gerçekleştiriyoruz. Öz-yinelemeli işlem, yeni ifadeler yaratmak için öğrenilmiş bir kural uygulamamızı sağlıyor. Kombinatoryal işlemlerde, öğrenilen farklı öğeleri karıştırarak yeni bir kavram yaratabiliyoruz.
2. Rastgele fikir kombinasyonu Fikirlerin karışık bir şekilde birleşimi”, “sanat, cinsiyet, mekan, nedensellik ve dostluk gibi farklı alanların birbirine karışmasına izin vererek yeni yasalar, sosyal ilişkiler ve teknolojiler üretiyoruz.
3. Zihinsel semboller Zihinsel semboller, duyusal deneyimleri kodlama yolumuzdur. Bunlar, karmaşık dil ve iletişim sistemimizin temelini oluşturmaktadır. Zihinsel sembolleri kendimize saklayabiliriz veya sözcük, resim gibi başka materyaller kullanarak başkalarına onları göstermeyi tercih edebiliriz.
4. Soyut düşünme

Soyut düşünme, hissetmenin ötesinde bazı şeyleri derin şekilde düşünmektir. Araştırmacılar, insan türünün yapı taşlarından bazılarını diğer türlerde de bulmuşlardır. Bu nedenle bilişsel yeteneklerimizin evrimsel kökenleri oldukça bulanık kalmaktadır. Netlik ancak yeni fikirler ve deneylerle ortaya çıkabilir.
Kaynak: http://www.livescience.com/33376-humans-other-animals-distinguishing-mental-abilities.html

Devamını Oku

Öne Çıkanlar