Bizi Takip Edin

Yaşam

Nane Yedikten Sonra Neden Her Şeyin Tadı Soğuk Olur?

Yayınlandı

üzerinde

Bilim insanları naneli sakız sonrası içilen suyun tadının neden soğuk hissedildiğine dair bir dizi araştırma yayınladı.
Bu etkiyi yaratan geçici reseptör potansiyel katyon kanalının alt üyesi olan ve 8 denen bir protein. Buna kısaca TRPM8 ismi veriliyor.
Soğuğa karşı duyarlılık sinir hücrelerinde bulunmaktadır ve iyonların hücre membranlarından geçirilmesinden sorumludur. Bununla beraber, sadece soğuk ya da sıcak durumunda harekete geçer ve beyne sıcaklığın düştüğünü bildirir. Soğuk olduğunda sodyum ve kalsiyum iyonlarına izin verilmesi suretiyle bu gerçekleştirilir. Bu durum sinir hücresinin zarından bir akım göndererek beyne soğuk olduğunun bildirilmesine yarar.nane-yedikten-sonra-neden-her-seyin-tadi-soguk-olur2
TRPM8’i tetikleyen tek şey sıcaklık değildir. Nane ve nane yağlarında bulunan organik kimyasal mentol TRPM8’i aktif hale getirir. Bilim insanları henüz bunun nasıl meydana geldiğini bulamadılar. Ancak nane sonrası soğuk hissedilmesinin kaynağı budur.
Nane yerken bir nevi TRPM8 proteini kandırılmış olur. Sodyum ve kalsiyum iyonlarına izin verilir ve beyin sıcaklığın düştüğünü algılar. Bu sadece naneyi tükettiğinizde değil, cilde uyguladığınızda da benzer bir etkinin yaratılmasını sağlar.

nane-yedikten-sonra-neden-her-seyin-tadi-soguk-olur1
Aynı durum sıcakta da etki eder. Örneğin acı biber yendiğinde sıcak hissedilir. Kapsaicinoid ismi verilen ve beyni acıya ısı şeklinde tepki vermesini sağlayan, gözlerden yaş getiren ve burnu akıtan reseptörlere bağlayan bileşikle alakalıdır. Bu aynı zamanda iyi hissedilmesine de yardımcı olur. Bazı yiyecekler vücutta benzer tepkilerin oluşmasını sağlayabilir. Nane en azından suyu serin hissetmemizi sağlıyor.
Kaynak: http://www.iflscience.com/brain/why-does-mint-make-everything-taste-cold/

Devamını Oku
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yaşam

Bu Şehirde İnsanlar Siyaset, Din ve Para Olmadan Yaşıyorlar

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Neredeyse bir peri masalı gibi geliyor, değil mi? Bu bir bilim kurgu filminden fırlamış uzak geleceği anlatan bir film karesi değil. Dünya üzerinde cennet olarak nitelendirilebilecek şey siyasetin, paranın ve dinin yer almadığı bir yer düşünün.

Auroville 1968 yılında kuruldu ve 50 farklı ülkeden, milletten ve kültürden insan bu şehirde yaşıyor. Şehir UNESCO tarafından uluslararası bir şehir olarak kabul edildi.

Auroville internet sitesine göre şehir tüm ülkelerde yaşayan erkekler ve kadınları kabul ediyor. Tüm inanç sistemlerini, tüm siyasi görüşleri bünyesinde barındıran şehirde barışçıl ve ilerici bir tutum içerisinde uyum gösterebilecek insanlar yaşıyor.

Evrensel bir şehir olmayı hedefleyen Auroville’in amacı insan birliğini gerçekleştirebilmek.
Burada insanlar her nasılsa sorunsuz bir şekilde yaşamayı başardılar. Politik bir sistemin bulunmadığu şehirde aynı zamanda din de yok. Bundan daha iyi olan tarafı ise şehirde para kullanılmıyor.

Bunun yerine insanlar değiş tokuş sistemi ile yaşıyorlar. Auroville’in tüm binaları fütüristik bir tarza sahip ve sürekli olarak gelişen ve değişen bir mimari şehirde kullanılıyor.

Aynı zamanda şehrin sakinleri iyileştirilebilir ve yenilenebilir enerjiden faydalanabilecek bir yapı oluşturmuşlardır. Amaçları temiz bir çevre olduğu için kullanılan bir çok ürün geri dönüştürülüyor. Temelde Auroville kendi kendini sürdürebilen bir eko şehirdir.

Şehir Mirra Afassa tarafından kurulmuştur. Birçok tarlaların yer aldığı on beş çiftliği içerisinde barındıran şehirde 160 hektarlık alana yayılan sayısız meyve ağacı bulunmaktadır. Bu nedenle şehirde gıda sorunu yaşanmamaktadır.

Kaynak: https://ancient-code.com/city-people-live-without-politics-religion-without-money/

Devamını Oku

Ekoloji

Derin Denizlerde Hayalet Köpekbalığı İlk Defa Görüntülendi

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Hayalet balıklar yaygın olmakla birlikte insanlar tarafından az bilinen balıklar grubudur. Okyanusun derinliklerinde insanların bilmediği hala birçok şey bulunuyor. Ebedi karanlıkta kanyonlar, yanardağlar ve birçok yeni tür balık da dahil olmak üzere okyanus bilinmeyenler içeriyor. Denizde yaşayan ve bilinen türlerle ilgili bile çok az bilgiye sahibiz.
Bilinmeyen türlere okyanusun derinliklerinde yaşayan ve oldukça garip bir görünüme sahip olan hayalet köpek balıkları da dahildir. Chimer ismiyle de adlandırılan bu balıklar yaklaşık olarak 400 milyon yıl önce bilinen tür köpek balıklarından ayrılarak 2 bin 600 metre derinlikte izole edilmiş olan balık grubudur.
Uzun süren evrim tarihinde 50’den fazla tür açıklandığı halde onlar hakkında çok az şey bilinmektedir. Şimdi araştırmacılar, karanlık denizde ilk defa sivri uçlu mavi Chimera’yı görüntülemeyi başardı. Jeologlar, Kaliforniya ve Hawaii kıyılarına 6.700 fit uzaktan kumandalı bir gezici gönderdikleri için görüntüler tamamıyla şans eseri olarak elde edildi.

Başlangıçta araştırmacılar bu balığın yeni bir tür olmadığını düşünselerde sonrasında sivri uçlu mavi Chimera balığının ilk görüntüsünü yakaladıklarını anladılar. Bu balığın Avusturalya ve Yeni Zelanda sahillerinde yüzdüğü düşünülüyordu. Bu görüntü sayesinde balık hakkında farklı bilgiler elde edilebildi.
Balıkçı ağlarında yakalanarak gelen ve ancak bu sayede tespit edilebilen derin deniz canlılarının doğal ortamlarında görüntülerini kaydedebilmek araştırmacılar için büyük önem taşıyor. Uzmanlar balığın kimliğini tam olarak tespit edebilmek için DNA örneği almak istiyor.
Kaynak: http://www.iflscience.com/plants-and-animals/deepsea-ghost-shark-caught-on-camera-for-the-first-time/

Devamını Oku

Yaşam

Dünyanın En Büyük Asal Sayısı Rekoru Kırıldı

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Yen yılda tüm dünya noel – yılbaşı kutlaması yaparken, GIMPS’teki (Great Internet Mersenne Prime Search) bilgisayarlar çalışmaya devam etti ve dünyanın en büyük asal sayısı olan 2 77.232.971 -1 keşfedildi. Sayı 23 milyon basamaktan oluştuğu için burada tam olarak yayınlamamız mümkün değil. Sayının sıkıştırılmış metin dosyası 10 MB’dır.
Önceki asal sayı rekorunun üzerinden iki yılın biraz altında bir zaman geçmiştir. Bir zamanlar oldukça sık olan bu rekorlar, şu anda daha nadir bir hal almıştır. 2000’li yılların ilk sekiz yılında en büyük asal sayı rekoru tam 8 kez kırıldı. Ancak son dokuz yıldan beri bu rekor sadece 3 kez kırılabildi.

Son asal sayı çok büyük olduğundan, doğrulamanın gerçekleşmesi altı gün sürdü. Bu gerçekleştikten sonra, GIMPS bir medya yayınında en yeni keşfedilen olmanın yanı sıra 50. Mersenneasallığını ilan etti. Bu , P’nin de bir asal sayı olduğu 2 P -1 biçiminde olduğu anlamına gelir . Tanıdık Mersenne sihirbazları 31 (2 5 -1) ve 127 (2 7 -1) ‘dir. Mersenne asal sayı teorisyenlerini şaşkına çevirir, çünkü “mükemmel sayılar” üretmek için kullanılabilirler. Örneğin, kendisinden ayrı olarak, 28’in faktörleri 1, 2, 4, 7 ve 14’tür ve bunlar birlikte 28’dir.
Öklid, 2 P -1 asalsa, o zaman 2 P-1 * (2 P -1) formülünün M.Ö. 350 yılında mükemmel bir sayı olduğunu kanıtladı. Fransız keşiş MarinMersenne ise asal sayılar için daha büyük asal üretmek için Pnin kullanılabileceğini söyledi. 17. yüzyılın başında yazılmış olmasına rağmen, yapılabilmesi 300 yıl sürdü. Bu arada Euler de, bu sayede mükemmel sayıların hepsinin bu şekilde oluştuğunu ispatladı.
Bazıları, daha büyük sayılara yönelik bu araştırmanın sadece bir bilgisayar gücü kaybı olup olmadığını merak edebilir. Bu epik çok sayıdaki numaralar arasında ilk olma özelliğini test etme yollarını bulmak, bilgisayarları kendi sınırlarına itti ve alan yarışının bize yeni teknolojiler kazandırmasının yanında parçalanmalar üretti. Üstelik, asal sayıların anlaşılması kriptografi için önemlidir ve daha büyük olanların ortaya çıkarılması, bir gün yararlı olabilecek dağılımlar üzerine teorileri test etmemize yardımcı olur.
Kaynak: http://www.iflscience.com/technology/the-record-for-the-worlds-largest-prime-number-has-been-broken-again/

Devamını Oku

Öne Çıkanlar