fbpx
Bizi Takip Edin

Uzay

NASA, Dünya’yı tehdit eden gök taşı Bennu’ya ulaştı

Yayınlandı

üzerinde

Geçtiğimiz hafta Mars’a yeni bir uzay aracı indiren NASA, şimdi de 122 milyon kilometre uzaklıktaki Bennu asteroitine ulaştı. İşte OSIRIS-REx isimli görevin detayları: NASA’nın Eylül 2016’da uzaya fırlattığı OSIRIS-REx, yaklaşık 27 ay süren 2 milyar kilometrelik uzay yolculuğunun nihayet sonuna geldi. 800 milyon dolarlık maliyetle geliştirilen uzay aracı, şu anda Bennu asteroitine ulaşmış durumda. OSIRIS-REx, bu asteroitten örnekler toplayıp 2023 yılında Dünya’ya geri dönmeye çalışacak. NASA’nın yaptığı açıklamalara göre OSIRIS-REx, 3 Aralık Pazartesi günü Bennu’ya 7 kilometre kadar yaklaşmış. Uzay aracının gök taşıyla birlikte uçuş halinde olduğunu belirten NASA, henüz yörüngeye yerleşme işleminin ise başlamadığını belirtiyor. Buna göre OSIRIS-REx, önümüzdeki dört hafta içerisinde gök taşına yaklaşmaya devam edecek ve 31 Aralık itibarıyla Bennu’nun yörüngesine yerleşmiş olacak. Bennu’nun 80 kilometre öteden çekilmiş fotoğrafı:  NASA’nın 2010 yılında çalışmalarına başladığı OSIRIS-REx görevi, New Frontiers programının üçüncü durağı. 1 milyar dolar bütçeli Güneş Sistemi keşif programı olan New Frontiers’ın ilk üyesi, Plüton’u keşfeden New Horizons; ikinci üyesi ise şu sıralar dev gezegenimiz Jüpiter’i keşfetmekte olan Juno’ydu.
7 yıllık dev uzay görevi
27 aylık yolculuğunun ardından nihayet Bennu’ya ulaşan OSIRIS-REx için aslında henüz görev yeni başlıyor diyebiliriz. Bildiğiniz gibi NASA’nın bu görevdeki amacı gök taşından Dünya’ya numuneler getirmek. Bunun öncesinde ise uzay aracının Bennu’yu en ince detaylarına kadar incelemesi gerekiyor. Tam 505 gün sürecek olan bu araştırma sürecinde, gök taşının detaylı bir haritası çıkarılmaya çalışılacak. OSIRIS-REx görevinin en heyecanlı kısmıysa harita çıkarma işlemlerinden sonra başlıyor. NASA bilim insanları, gözlem sonucunda elde edilen verileri kullanarak gök taşının hangi bölgesinden örnek toplanacağına karar verecek. Daha sonrasında OSIRIS-REx, Bennu’ya iyice yaklaşacak ve üzerindeki robotik kol yardımıyla gök taşı üzerinden örnekler toplamaya çalışacak. Uzay aracı, Bennu’daki görev süresi boyunca hiçbir şekilde yüzeye iniş gerçekleştirmeyecek. 2021 yılının Mart ayında gök taşından ayrılacak olan OSIRIS-REx nihayet tarihler 2023’ü gösterdiğinde üzerindeki gök taşı numuneleriyle birlikte Yeryüzü’ne geri dönecek. NASA bu tarihi görev sırasında 60 gram ile 2 kilograma kadar örnek toplanabileceğini belirtiyor. NASA’nın OSIRIS-REx göreviyle ilgili hazırladığı video: Neden Bennu? Dünya üzerindeki hayatın başlangıcı olabilir mi?
Bilimsel ismiyle 101955 Bennu, gidilebilecek binlerce potansiyel asteroit adayının arasından seçildi. Peki 500 metre çapındaki bu küçük gök taşını diğerlerinden ayıran unsurlar neler? İşte NASA’nın belirttiği 3 madde:
1. Dünya’ya yakınlık: Dünya’ya en yakın gök taşları astronomide Dünya’ya Yakın Cisimler (DYC ing: Nearth-Earth Objects) olarak adlandırılıyor. En yakın pozisyonları sırasında Güneş’e olan uzaklıkları maksimum 1.3 AB olan bu asteroitler arasından OSIRIS-REx görevi için uygun olanlar ise Yeryüzü’ne 0.8-1.6 AB’lik uzaklık arasında ve Dünya benzeri bir yörüngede bulunanlar oluyor. (1 AB(Astronomi Birimi)=149.5 milyon kilometre) Yani bir gök taşının OSIRIS-REx görevinin hedefi olarak seçilebilmesi için en fazla 1.6 AB uzaklıkta ve Dünya benzeri bir yörüngede bulunması gerekiyor. Görevin planlandığı sıralarda keşfedilmiş 7000 DYC olduğunu belirten NASA da bunlardan yalnızca 192 tanesinin bu belirtilen şartları sağladığını söylüyor.  2. Gök taşının boyutu: Küçük boyutlu asteroitlerin kendi etrafındaki dönüşleri büyük boyutlu asteroitlere göre çok daha hızlı bir şekilde gerçekleşiyor. Örneğin çapı 200 metreden daha az olan asteroitler inanılmaz dönüş hızları nedeniyle yüzeylerindeki materyalleri koruyamıyorlar. Dolayısıyla NASA’nın incelemek istediği doğal özellikler de uzaya saçılmış oluyor. NASA OSIRIS-REx uzay aracının güvenli bir şekilde etkileşime geçebileceği ve üzerinden örnekler toplayabileceği ideal bir asteroitin 200 metreden daha büyük bir çapa sahip olması gerektiğini belirtiyor. Bu şart göz önüne alındığında sayı 192’den 26’ya iniyor.
3. Asteroit yapısı : Sadece 500 metrelik bir çapa sahip olan Bennu ve Eyfel Kulesi Asteroitler kimyasal yapılarına göre birbirlerinden ayrılıyor. Karbon zengini olan en ilkel asteroitlerin yapılarında yaklaşık 4 milyar yıldır neredeyse hiçbir değişim olmuyor. Yani OSIRIS-REx, Bennu’ya yapacağı bu tarihi yolculukla bir anlamda da 4 milyar yıl öncesine zaman yolculuğu yapmış olacak. Karbon zengini gök taşları yüzeylerinde organik moleküller, amino asitler ve uçucu maddeler barındırıyor olması nedeniyle Dünya üzerindeki yaşamın da başlangıcı olabileceği düşünülüyor. NASA OSIRIS-REx görevi sonunda getireceği numunelerle birçok önemli soruya cevap bulabilmeyi umuyor. Asteroitlerin yapıları da göz önüne alındığında 26 olan aday sayısı son olarak 5’e inmiş. NASA bilim insanları da bu 5 asteroit arasından Bennu’yu seçme kararı almışlar.
Kaynak: https://www.space.com/42612-nasa-osiris-rex-arrives-asteroid-bennu.html

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Uzay

Yüksek vücut ısısı bağışıklık sistemini destekliyor

Yayınlandı

üzerinde

Ateş hastalığın habercisidir. Aynı zamanda vücudumuzun savaştığını da gösterir. Bilim insanları yaptıkları yeni bir çalışmayla, yükselen vücut ısısının bazı akyuvarları harekete geçirdiğini gösteriyor. Enfeksiyonla savaşan vücudumuzda ısının artması neticesinde T-hücresi denilen bir çeşit akyuvarın harekete geçtiği tespit edildi. Şangay Biyokimya ve Hücre Biyolojisi Enstitüsü’nden Çinli bilim insanı Jian Feng Chen, yaptığı çalışmayla artan vücut ısısıyla T-hücrelerinin kılcal damar duvarlarında ilerlemeye başladığını ortaya koydu. Fareler üzerinde yapılan deneyde Chen, T-hücrelerinin ısısını 37 °C’den yüksek vücut ısı olarak kabul edilen 40 °C’ye yükseltmiş.

Yüksek ısıyle tetiklenen T-hücreleri ısı şok proteini (hsps) üretmeye başlamışlar. Bu proteinin hücreleri strese karşı koruduğu biliniyor. Hücre dış yüzeyindeki zardan içeriye doğru ilerleyen ısı şok proteinleri, zarın altında bulunan ve integrinler olarak adlandırılan proteinlere bağlanmışlar. Bu süreç integrinleri bir araya getirerek, zardan dışarı çıkıntı yapan yapılar oluşturmasın sağlamış. Bu yapılar sayesinde T-hücreleri kılcal damar duvarlarına tutunmuşlar.

Bu mekanizma da T-hücrelerinin enfeksiyonlu bölgeye hızla ilerlemelerine imkan tanımış. Bilim insanları, bu mekanizmanın çalışmaması durumunda ne olacağını görmek için farelerin integrinlerini değiştirerek ısı şok proteinlerle bağ kuramaz hale getirmişler. Akabinde fareye ishale sebep olan “salmonella typhimurium” bakterisi enfekte etmişler. Deney sonucunda fare yüksek ateş ve enfeksiyon nedeniyle kısa sürede olmüş. Bilim insanları elde ettikleri bulgularla, enfeksiyonlara karşı mücadelede ısı şok proteinlerinden daha fazla yararlanmanın yollarını bulmayı umut ediyorlar.
Kaynak: https://www.nature.com/articles/d41586-019-00175-0

Devamını Oku

Uzay

Üç Soru Üç Cevap: Uzay

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Dünya’nın atmosferi dışında ve diğer gök cisimleri arasında yer alan, gök cisimleri hariç, evrenin geri kalan kısmındaki sonsuz olduğu düşünülen boşluğa verilen isim. Az önce uzay kavramının tanımını okuduk. Yıldızlar, gezegenler, galaksiler, meteorlar, fırtınalar… Adını duyduğumuz anlamını tam olarak bilmediğimiz unsurlara bir bütün olan uzay, insanoğlunun mantıksal gelişimine de öncülük etmiştir. Uzayı anlama, yorumlama hatta oraya ulaşma isteği bizi yeni buluşlara yönlendirmiştir. Tabii günümüzde üretilen filmlerin yüzde 60’ına da konu olarak Hollywood endüstrisinin kurtarıcısı olmuştur. Ama biz durumun bilim tarafındayız. ‘’Üç Soru Üç Cevap’’ serimizin bu bölümünde ay peynirli keklerden evrenin en soğuk yerine kadar bazı sorulara cevap aradık.  Samanyolu Galaksisi kaç yıldıza ev sahipliği yapıyor ?: Berrak bir bahar veya yaz akşamında gökyüzü ihtişamlı yıldızlar ile doludur. Sevdiğiniz insanlar ile ya da tek başınıza yıldızları saymak insana büyük zevk verir ancak,galaksilerdeki yıldızların sayısını net olarak hesaplamak biraz zor. Dünya’nın da içerisinde bulunduğu Samanyolu Galaksisi içerisinde birçok yıldıza ev sahipliği yapıyor. Tabii bu yıldızların sayısını net olarak vermek imkânsız. Ancak bir galaksinin kütle ölçümünden yola çıkarak bazı tahminlerde bulunmak mümkün, bunun için de Kepler’in üçüncü yasası kullanılıyor: Bir gezegenin yörüngesel periyodunun karesi, dolandığı elipsin ana eksen uzunluğunun küpü ile doğru orantılıdır. Samanyolu’nun merkezi Güneş’ten yaklaşık 25-28 bin ışık yılı uzaklıkta. Yörünge hızıysa saniyede 220 kilometre. İşte bu bilgiler göz önüne alınarak yapılan hesaplamalar, Güneş’in Samanyolu’na göre olan yörüngesi içinde, Güneş benzeri yıldızların sayısının 100 milyar civarında olduğunu gösteriyor. Bu yörüngenin dışındakilerin toplamıysa 200 milyar kadar. Yani Güneş benzeri yıldızların sayısı toplamda 300 milyar gibi bir rakama karşılık geliyor. Tabii bu rakamın belirli özelliklerdeki yıldızları içerdiğini ve minimum sayıya karşılık geldiğini de unutmamak gerek.  Kaynak: https://www.space.com/25959-how-many-stars-are-in-the-milky-way.html , https://www.sciencefocus.com/space/
Evrenin en soğuk yeri neresidir ?: Ocak ayını ortaladığımız şu günlerde soğuk bizim için çok yabancı bir kavram değil. Ancak evren için soğukluk derecesi biraz daha fazla. Biraz dediğimiz de yaklaşık -250 derece! Bilim insanları, bir şeyi ne kadar soğutursak soğutalım mutlak sıfır olarak adlandırılan 0 kelvine (-273,15°C) yaklaşacağımızı ancak o sıcaklığa ulaşamayacağımızı söylerler. Fizik uzmanları, laboratuvar ortamında mutlak sıcaklığa hayli yaklaşmış durumdalar. Örneğin Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden (MIT) Wolfgang Ketterle ve ekibi 2003 yılında, laboratuvar ortamında sodyum atomu içeren bir gazı mutlak sıfırın yaklaşık 2×10-9 derece üstüne kadar soğutmayı başardı.Tabii bu, yapay ortamda elde edilen bir rekor. Doğal ortamda keşfedilen en düşük sıcaklık ise 1995 yılında Dünya’dan beş bin ışık yılı uzaklıktaki Bumerang Bulutsusu’nda gözlemlendi. Ömrünün sonuna gelmiş bir yıldızdan fırlatılan bu toz ve gaz bulutu, Centaurus Takımyıldızı’nda bulunuyor. Gaz bulutunun hızlı bir şekilde genleşmesinin sonucu olarak hayli soğuyan ortamın sıcaklığı 1 kelvindi yani mutlak sıfırdan sadece 1°C fazlaydı.  Kaynak: https://conversationstartersworld.com/space-trivia-questions/ , https://www.sciencefocus.com/space/
Üçüncü sorumuz ise biraz daha çeşitli olacak. Kısa cevaplı ‘tip’ sorular;

  • Ay’daki ayak izinin inç cinsinden boyutu nedir ? 
    Ay’a ilk ayak basan isim Neil Armstrong, Apollo 11 görevi ile bu başarıya ulaşmıştı. Armstrong’un ayak izine inç cinsinden bakacak olursak; 13 x 6 in.
  • 1969 yılında ilk çıkartılan Ay ürünü nedir ?
    Ay’a çıkılmasının ardından film sektörü patlamış, pazarlamacılar hararetli çalışmalar içerisine girmiş ve herkes yeni ürünler çıkarmaya başlamıştı. Bu konuda ilk adım ise Baskin-Robbins adında bir dondurma şirketinden geldi. Şirket, ‘Ay Peynirli Kek’ ürününü piyasaya sürdü.
  • Güneş sistemimizde kaç Ay bulunur ?
    Güneş sistemi birçok Ay barındırır. En büyük ay Jüpiter’in Ganymede’si ve en küçük ay Mars’ın Deimos’udur. Bu koca sistemde ise tam tamına 181 Ay bulunuyor.
  • En kısa uzay uçuşu ne kadar sürdü ?
    Mayıs 1961’de Alan Shepard, NASA’nın Özgürlük 7 görevinde 115 mil yukarı çıktı. Bu görev 15 dakika sürdü ve en kısa uzay uçuşu olarak kayıtlara geçti.
  • Uzayda en fazla kaç gün kalındı ?
    Ocak 1994’ten Mart 1995’e kadar uzayda kalan ValeriPolyakov toplam 437 gün ile rekor kırdı.

 Kaynak: https://conversationstartersworld.com/space-trivia-questions/
Yazının başında da belirttiğimiz gibi; uzay, içinde barındırdığı bütün unsurlar ile birlikte bizim hayatımıza etki ediyor. Beyaz perdeden laboratuvara; reaksiyonlardan keklere kadar her yerde karşımıza çıkıyor. ‘Üç Soru Üç Cevap’ serimizin bu bölümünde de uzay ile ilgili bazı ilginç bilgileri derledik. Yorum ve görüşlerinizi iletimizin altına lütfen belirtiniz. Editör / Yazar: Kuzey Kılıç (@KuzeyGencc)

Devamını Oku

Uzay

NASA, Ay’ın karanlık yüzüne yapacağı sefer için Çin’in yardımına başvurmuş

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

NASA uzmanlarının Ay’ın karanlık yüzüne düzenleyecekleri seferi planlamak üzere, Çin’in keşif aracını ve aktarım uydusunu kullanmak için talepte bulunduğu ortaya çıktı. Çinli gökbilimciler Amerikan Havacılık ve Uzay Ajansı’nın (NASA) Ay’ın karanlık yüzüne yapacağı sefer için Çin’in yardımına başvurduğunu açıkladı. “South China Morning Post” gazetesinde yer alan habere göre, Çin’in Ay misyonunun Baş Bilim İnsanı Vu Veyrın, NASA uzmanlarının ayın karanlık yüzüne iniş yapan Çang’ı-4 uzay aracını ve Çüeçiao aktarım uydusunu ABD’nin Ay’ın karanlık yüzüne yapacağı seferde kullanmak için talepte bulunduğunu belirtti.

NASA uzmanlarının söz konusu talebi birkaç yıl önce uluslararası konferansta kendilerine ilettiğini vurgulayan Vu, uzmanların Çüeçiao aktarım uydusunun operasyon süresinin uzatılmasını ve Çang’ı-4 uzay aracı üzerine NASA’ya ait bir işaretçi cihaz yerleştirilmesini istediğini aktardı. Vu, Amerikaların söz konusu donanımları Ay’ın karanlık yüzüne düzenleyecekleri kendi seferlerinin detaylarını planlamak amacıyla kullanmak istediklerini bildirdi.

ABD yasaları Çin ile uzay alanındaki iş birliği yapılmasını yasaklıyor. Olası teknik iş birliği için ABD Kongresi’nin onayı gerekiyor. Çang’ı-4 insansız keşif aracı 3 Ocak’ta Ay’ın karanlık tarafına yumuşak iniş yapmıştı. Çang’ı-4’ün Ay’ın karanlık yüzeyinde yapacağı incelemeler, derin uzay araştırmaları için dönüm noktası olarak görülüyor. Ay, radyo sinyallerinin karanlık tarafa erişimini engellediği için o bölgeyle dünya arasında doğrudan iletişim kurulamıyor. Çin Ulusal Uzay İdaresi, bu engeli ortadan kaldırmak ve Çang’ı-4 ile iletişim kurabilmek için Çüeçiao İletişim Uydusu’nu mayıs ayında dünyadan 455 bin kilometre uzaklıktaki İkinci Lagrangian (L2) noktasında bulunan yörüngeye göndermişti.
Kaynak: https://www.scmp.com/news/china/science/article/2182253/nasa-wanted-use-chinas-spacecraft-plan-new-american-moon-mission

Devamını Oku

Öne Çıkanlar