Bizi Takip Edin

Uzay

NASA Mars’a Göndereceği Astronotların DNA’sını Değiştirmek İstiyor

Yayınlandı

üzerinde

Epigenetik modifikasyon’ sayesinde, NASA Mars’a göndereceği astronotların DNA’sını değiştirmek istiyor. Yapılacak olan bu DNA değişikliği sayesinde astronotların radyasyona karşı korunacağı düşünülüyor. Epigenetik modifikasyon sayesinde Mars’a gönderilecek olan personelin genetik kodları yeniden programlanacak, böylece astronotların vücutları bu düşman iklime dayanıklı bir hale gelecek

nasa-marsa-gonderecegi-astronotlarin-dnasini-degistirmek-istiyor
NASA her ne olursa olsun 2030 yılına kadar Mars’a yapacağı seyahati gerçekleştirmek istiyor. Özel şirketlerle arasında adeta bir yarış devam eden NASA bu seyahatin getireceği zorlukların da farkında. Yolculuk esnasında uzaydan gelen parçacıklarla görevli personelin ciddi radyasyona maruz kalması da dahil olmak üzere bu seyahat bir sürü risk içeriyor.

Astronotları kozmik radyasyondan koruyabilmek NASA için birinci öncelik. Bu sebeple Amerikan Uzay Dairesi tartışmalı bir uygulamayı hayata geçirmeyi planlıyor.

140604-mars_7be386d32d0b4813c9b4d56cabe43876.nbcnews-fp-1240-520

Astronotların Mars’taki uçuşlarında maruz kalacakları kozmik ışınlar benzeri yüksek enerji yüklü parçacıklara uzun süre maruz kalması, kanser ve kronik demans gibi birçok sağlık riskini beraberinde getirecek. Kızıl gezegende meydana getireceği koloninin baltalanmaması için ABD Uzay Ajansı, etik ve ahlak bakımından sorgulanabilecek her türlü strateji de dahil olmak üzere birçok farklı uygulama yapmayı planlıyor. Bunların ilki ise mürettebatın genetik kodlarını değiştirmek. Bu sayede NASA astronotların uzaydaki iklime dayanıklı hale geleceğini düşünüyor.

mars_colony-700x432
Epigenetik modifikasyonlar, genlerin vücut tarafından okunma şeklini, altta yatan DNA dizilerinde değişiklik yapmadan farklılaştırmaktadır. Önerilen diğer koruma tedbirleri ise zırhlı kıyafeteler, takviye kalkanlar ve elektromanyetik kuvvet alanları gibi uygulamalardan oluşuyor.

Kaynak: https://www.ancient-code.com/nasa-wants-to-alter-the-dna-of-astronauts-going-to-mars/

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Uzay

Jüpiter Ne Kadar Büyük?

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Jüpiter Güneş Sistemi’nin en büyük gezegeni. Güneş’ten uzaklığa göre beşinci sırada yer alır. Adını Roma mitolojisindeki tanrıların en büyüğü olan Jüpiter’den alır. Büyük ölçüde hidrojen ve helyumdan oluşmakta ve gaz devleri sınıfına girmektedir. Güneş sisteminin en büyük gezegeni olan Jüpiter dünyadan on kat daha fazla çapa sahiptir. Kütle açısından, Jüpiter 300 kat daha ağırdır. Ayrıca, Jüpiter yeryüzünden 100 kat daha fazla yüzey alanına sahiptir. Aynı zamanda dünyadan 1000 kat daha fazla hacme sahiptir. Jüpiter’in uydularının en büyüğü olan Ganymede, Güneş Sistemi’nin en büyük uydusudur. Yaklaşık 5.268 km çapındadır, Merkür ve Pluton’dan daha büyüktür. Jüpiter, güneşin onda biri kadar, 43.440.7 mil (69,911 kilometre) bir ortalama yarıçapa sahiptir.
Bununla birlikte, hızlı dönüşü – her 9.8 saatte bir döner – ekvatorda, çapın 88.846 mil (142.984 km) olduğu yerde şişmesine neden olur. Buna ek olarak, eğer Jüpiter’in ekvatorunun etrafında dolaşıyor olsaydınız, Dünya’nın merkez hattının 10 katı üzerinde 439,264 kilometre yol alırdınız. Jüpiter gaz yapılıdır , çoğunlukla, yüzey düzgündür. Bu nedenle, kayalık karasal gezegenler üzerinde bulunanlar gibi yüksek ve alçak noktalar – dağlar ve vadiler – yoksundur. Yani gaz devi olarak adlandırabileceğimiz Jüpiter, 1.9 x 10 27 kilogram ağırlığındadır.
Ayrıca Jüpiter, çoğunlukla hidrojen ve helyumdan oluşur. Jüpiter’in hacmi, Dünya’nın 1,321 katı, 1,431,281,810,739,360 kübik kilometredir. Bu muazzam gezegenin yüzey alanı, gezegenimizin 120 katı olan 23.713.907.537 mil kare veya 6.1419×10 10 kilometrekaredir. İnanılmaz büyüklükte olan bu dev gezegende hiçbir yaşam belirtisine rastlanamadı. Kaynak: https://www.space.com/18392-how-big-is-jupiter.html

Devamını Oku

Uzay

 Mars’ı fırtına ele geçirdi: Kızıl Gezegen’in toz fırtınası sırasındaki evrimini görüntüledi.

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

NASA’nın Mars yörüngesinde görev yapan uydusu Mars Reconnaissance Orbiter (MRO), Kızıl Gezegen’in toz fırtınası sırasındaki evrimini görüntüledi. Güneş Sistemi’ndeki en büyük toz fırtınalarına sahne olan gezegeni Mars, yaklaşık 50 gündür yine dev bir fırtınanın etkisi altında. 30 Mayıs’ta başlayan ve 20 Haziran itibarıyla küresel bir hale gelen toz fırtınası, şu anda tüm gezegeni ele geçirmiş durumda.
Kızıl Gezegen’in fırtına sırasındaki evrimini yüzeydeki ve yörüngedeki uzay araçlarıyla gözlemleyen NASA ise, gezegenin öncesi ve sonrasını gösteren ilginç bir video yayınladı. NASA yukarıdaki görüntüleri 2006 yılında Mars’ın yörüngesine yerleştirdiği Mars Reconnaissance Orbiter (MRO) uydusu yardımıyla yakalamış. MRO, üzerindeki Mars Color Imager isimli kamerasıyla Kızıl Gezegen’i fırtına boyunca her gün gözlemliyor ve gezegenin evrimini yakından inceliyor. Tabi yayınlanan görüntülerde Mars çok yoğun ve sert bir fırtına altındaymış gibi görünüyor. Ancak bildiğiniz gibi Mars’ın çok ama çok ince bir atmosferi var (Dünya atmosferinin yüzde 1’inden daha ince). Dolayısıyla toz fırtınaları her ne kadar geniş çaplı da olsa bir uzay aracına veya bir canlıya zarar verebilecek bir kuvvete sahip değil. NASA araştırmacıları, fırtınanın dinmesinin ardından yüzeyde yalnızca bir saç teli kalınlığında bir örtü oluşturacağını söylüyor. 
Mars Reconnaissance Orbiter, 12 Ağustos 2005 tarihinde bir Atlas V roketi üzerinde fırlatılmıştı. Yörüngeye yerleştiği 10 Mart 2006 gününden bu yana Mars’ın gizemlerini araştırmaya devam eden uzay sondası, NASA ve Lockheed Martin tarafından geliştirilmiş ve tam 720 milyon dolara mal olmuştu. Kaynak: https://www.nasa.gov/feature/storm-chasers-on-mars-searching-for-dusty-secrets/

Devamını Oku

Uzay

ABD, Olası Bir Çiçek Virüsü Saldırısına Karşı İlaç Onayı Aldı

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

İnsanlığın şimdiye kadar yaşadığı en yıkıcı hastalıklar listesinde çiçek hastalığı en tepelerde yer alıyor.Bulaşıcı ve potansiyel olarak ölümcül olan bu hastalığa variola virüsü neden olmaktadır. 1980 yılında yapılan aşılarla dünya üzerinden tamamıyla silinene kadar çiçek hastalığı 300 milyon kişinin ölümüne neden oldu. Dünya üzerinden tamamen silinmiş ve yeni bir bulaşma olayı görülmemesine rağmen Amerikan Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) çiçek hastalığnı tedavi edecek bir ilacı onayladığını duyurdu. 13 Temmuz tarihinde yapılan bir açıklamada çiçek hastalığına sebep olan virüsün terörist bir saldırıda silah olarak serbest bırakılması ihtimaline karşı önlem alındığı duyuruldu.
FDA tarafından onaylanan ilaç TPOXX (tecovirimat) olarak adlandırılmaktadır. FDA Komiseri ScottGottlieb yaptığı açıklamada, “Biyoterörizm riskine karşı kongre, silah olarak kullanılabilecek patojenleri engellemek adınaçeşitli önlemlerin geliştirilmesi ve onaylanmasını sağlayacak adımlar atmıştır” dedi. FDA tarafından onaylanan ilaç biyoterörizme karşı alınan önlemlerde bir kilometre taşı. Bu yeni tedaviyle çiçek hastalığına sebep olan virüsün biyolojik silah olarak kullanılmaması için önlem alınmaktadır. Çiçek hastalığının silah olarak kullanılması son derece önemli senaryolardan birisidir. Birçok uzman tarafından bir hastalığın silah olarak kullanılması halinde insanlığın karşılaşacağı en büyük risklerden birisini çiçek hastalığının oluşturduğu düşünülmektedir. Dünya böyle bir olasılığa hazır değil.  Biyoterör sonucu ortaya çıkan bir hastalığa hazır olmadığımız gibi doğal yollardan ortaya çıkacak pandemik bir hastalık için de dünyada herhangi bir hazırlık yok. Bu durum ölümcül bir patojenin dünyanın dört bir tarafına hızlı bir şekilde yayılabileceği anlamını taşıyor. Microsoft’un patronu Bill Gates yaptığı son açıklamalardan birisinde bu konuya değinmişti. Gates, “Biyolojik tehditler söz konusu olduğunda aciliyet duygusu eksik. Dünya, savaş için gösterdiği aynı ciddiyetipandemik hastalıklar için göstermeli” açıklamasında bulunmuştu. Potansiyel bir çiçek hastalığı salımı hakkında endişe duymak için oldukça iyi sebepler bulunmaktadır. Teoride, dünyadaki sadece iki laboratuvar variola virüsüne sahip olma yetkisini taşımaktadır. Bunlar; Atlanta’daki CDC ve Rusya’daki Viroloji ve Biyoteknoloji Devlet Araştırmaları Merkezi. Fakat virüsün daha fazla örneğinin başkalarının elinde olduğundan her zaman şüphelenilmektedir.
2014 yılında Maryland, Bethesda’daki Ulusal Sağlık Enstitüleri kampüsündeki bir FDA laboratuvarının soğuk hava deposunda çiçek hastalığı içeren şişeler bulundu. Bu tür unutulmuş örneklerden kazara virüsün salıverilme ihtimali uzak olsa da imkansız değil. Ayrıca araştırmacılar kötü niyetli bir kişinin laboratuvar ortamında çiçek hastalığı virüsünü hatta daha tehlikeli bir versiyonun yaratmasının mümkün olduğunu söylüyor. Üstelik 1980 yılında dünya üzerinden kaybolduğu için günümüzde doğan çocuklara çiçek hastalığı aşısı yapılmıyor. Yani dünya üzerindeki büyük çoğunluk salgına karşı savunmasız durumda. Çiçek hastalığının dünyaya yayılmasıyla ilgili simülasyonlarda 1 yıl içerisinde ölecek olan kişilerin sayısı 150 milyonu buldu. Kaynak: https://www.sciencealert.com/us-approved-a-medication-for-smallpox-in-case-of-bioterrorism-attack

Devamını Oku

Öne Çıkanlar