fbpx
Connect with us

Uzay

NASA’nın uzay aracı TESS yeni bir öte gezegen keşfetti

Published

on

Geçiş halindeki Öte Gezegen Araştırma Uydusu TESS, Dünya’dan 59.5 ışık yılı uzakta, büyük bölümü sudan oluşan bir gezegenin varlığını keşfetti. Amerikan Havacılık ve Uzay Ajansı’nın (NASA) öte gezegen keşif uydusu TESS, ilk öte gezegen keşfini gerçekleştirdi. “Space.com” internet sitesinde yer alan habere göre TESS, Dünya’dan 53 ışık yılı uzakta Ağcık (Reticulum) Takımyıldızı’ndaki “HD 21749” yıldızının yörüngesinde bir öte gezegenin varlığını belirledi. “HD 21749b” adı verilen “Neptün-altı” kategorisindeki gezegenin Dünya’nın 3 katı büyüklükte olduğu, ancak öz kütlesinin bu büyüklükteki Uranüs, Neptün gibi gaz devi gezegenlerden çok daha yoğun olması nedeniyle Dünya’dan 23 kat daha ağır olduğu belirtildi.

Öte gezegenin etrafında döndüğü yıldızın yörüngesindeki bir turu Dünya zamanıyla 36 günde tamamladığı ifade edildi. Boyut ve öz kütle bakımından Güneş Sistemi’ndeki gezegenlere benzemediği için HD 21749b’yi ‘ucube’ olarak tanımlayan gökbilimciler, gezegenin ortalama yüzey sıcaklığının 150 derece civarında olduğunu kaydetti. Neptün ve Uranüs gibi gaz devlerinin büyük oranda hidrojenden oluştuğuna, dolayısıyla öz kütlelerinin yoğun olmadığına dikkat çeken ABD’nin Massachusetts Teknoloji Üniversitesi’nden (MIT) gökbilimci Diana Dragomir, “Bu gezegen büyük ihtimalle yoğun su içeriyor ve ağır gazlardan oluşan bir atmosfere sahip” dedi.

“HD 21749b” TESS’in varlığı doğrulanan 8. öte gezegen keşfi oldu. Keşfe dair detaylar Dragomir ve diğerleri tarafından The Astrophysical Journal Letters dergisinde yayımlandı. TESS uydusu, NASA tarafından 18 Eylül’de SpaceX üretimi Falcon 9 roketiyle uzaya fırlatılmıştı. Uydunun, iki yıl sürecek keşif faaliyeti boyunca Güneş Sistemi dışındaki yakın yıldız sistemlerindeki öte gezegenlere dair kanıtlar araması planlanıyor. TESS, öte gezegenleri ‘geçiş’ denilen bir konumda tespit etmeye çalışıyor. ‘Geçiş’, bir öte gezegenin yörüngesindeki yıldızın önünden geçtiği anı tanımlıyor. Bilim adamları bu anda yıldızın kameralara yansıyan parlaklığında oluşan azalmayı gözleyerek, ışığın salım ve emilme miktarlarını ölçerek söz konusu gezegenlerin kütlesini, öz kütlesini ve atmosfer kompozisyonunu belirleyebiliyor.
Kaynak: https://www.space.com/42923-nasa-tess-sub-neptune-alien-planet.html?utm_source=twitter&utm_medium=social

Uzay

Galaksimizin Kara Delik Etrafında Belli Belirsiz Dönen Bir Hidrojen Halkası İlk Kez Fotoğraflandı

Published

on

Gökbilimciler, ilk defa, galaksimizin merkezindeki süper kütleli kara deliğin etrafında dönen serin, gazlı bir halkanın görüntüsünü yakaladılar. Bu halka, çoğu kara deliği çevreleyen sözde biriktirme diskinin (yıldız, toz ve gaz) bir parçasıdır. Bu malzemeler kara deliğin güçlü yerçekimi kavraması tarafından tutulur ve uzak kenar yerçekimi erişiminin dış sınırlarını temsil ederler. Samanyolu’nun kara deliği olarak adlandırılan Sagittarius A * (Sagittarius A* Samanyolu Galaksisi ‘nin merkezinde yer alan parlak ve çok yoğun bir astronomik radyo kaynağıdır) ele alındığında, disk, kara deliğin olay ufkundan bir ışık yılının birkaç ondasına kadar uzanır, ışığın bile kara deliğin kabzasından kaçamayacağı nokta. Ulusal Radyo Astronomi Gözlemevi ‘nden yapılan açıklamaya göre, bu biriktirme diskinin bir kısmını oluşturan birkaç gaz türü var ve bilim insanları daha önce sadece çok sıcak ve ışıltılı olanları görüntülemişlerdi.

Bu gazlar çok sıcak olduğu için – yaklaşık 18 milyon derece Fahrenhayt (10 milyon derece Santigrat) – araştırmacıların kolayca tespit edebildiği X-ışınları yayarlar. Ancak bu toplama diski ayrıca daha önce görüntülenmemiş olmasına rağmen daha serin hidrojen gazı, 18 F (10.000 C)’e sahip. Alandaki radyasyon, açıklamaya göre, zayıf atom dalgalarını serbest bırakan bir aktivite olan hidrojen atomlarının sürekli olarak kaybedilmesine ve elektronlarını kazanmasına neden oluyor. Ekip, bu radyo dalgalarını Şili ‘deki Atacama Büyük Milimetre / milimetre ölçüsündeki Dizi (ALMA) gözlemevini kullanarak tespit etti ve ölçümleri yeni görüntüye bağladı.

Soğuk hidrojen halkası, karadeliğin olay ufkundan yaklaşık bir ışık yılı uzakta ve açıklamaya göre, Jüpiter’in kütlesinin onda birine eşdeğer miktarda hidrojen içeriyor. Dahası, “Doppler etkisi” nedeniyle gezegenimize doğru hareket eden nesnelerden hafifçe “daha mavi” ve gezegenimizden uzaklaşan nesnelerden hafifçe “daha kırmızı” görünüyorlar, araştırmacılar, gazın kara deliğin etrafında döndüğü sonucuna vardılar. New Jersey’deki Princeton İleri Araştırma Enstitüsü’nden bir astrofizikçi olan baş yazar Elena Murchikova açıklamasında, “Bu yeni ALMA gözlemlerinin kara deliğin bazı sırlarından vazgeçmesine yardımcı olacağını umuyoruz.” dedi. Araştırmacılar bulgularını 5 Haziran Nature dergisinde bildirdi.

Çeviri: Nurgül ÖZDEN

Kaynakça: https://www.livescience.com/65666-faint-hydrogen-cloud-milky-way-black-hole.html

Continue Reading

Uzay

Gezegen Uyduları Güneş’in 11 Yıllık Gizemli Dönüşünü Açıklayabilir

Published

on

Venüs, Dünya ve Jüpiter ’deki gelgit kuvvetleri Güneş ’in 11 yıllık döngüsünü etkiliyor. Yeni çalışmalar Venüs, Dünya ve Jüpiter ’in uydularının Güneş ’in 11 yıllık dönüşünü açıklayabileceğini varsayıyor. Almanya Dresden ’de bir araştırma enstitüsü olan Helmholtz – Zentrum Dresden – Rossendorf (HZDR) dan bir grup araştırmacı bu üç gezegenin manyetik alanlarının solar döngüyü yani solar fiziğinin en büyük sorularından birini etkilediğini gösterdi. “Her şey saatli bir prosesi işaret ediyor” diyor HZDR araştırmacısı ve aynı zamanda bu araştırmanın baş yazarı Frank Stefani. “Gördüğümüz şey 90 döngü boyunca gezegenlerde gördüğümüz şeylerle birebir paralellik gösteriyor”.

Araştırmacılar son bin yıldaki solar aktivite gözlemlerini (güneş lekeleri, güneş patlamaları ve taçküre kütle atımı) gezegen hizası ile karşılaştırdılar ve aslında bir korelasyon olduğunu açıkladılar. Güneş ’e benzer diğer yıldızların solar aktivitelerinde yaşadığı değişikliklerle bu periyotlardan geçtikleri görülürken, önceki modeller Güneş ’in neden çok düzenli bir 11-yıl döngüsüne sahip olduğunu açıklayamıyordu.

Bununla birlikte, bu yeni çalışma Venüs, Dünya ve Jüpiter ‘in yerçekimi kuvvetleri, güneşin plazmasını çeken gelgit kuvvetleri ile güneşin manyetik aktivitesinin sabit ritmi arasındaki bağlantıyı göstermektedir. “Şaşırtıcı derecede yüksek bir uyumluluk düzeyi var” diyor Stefani. Araştırmacılar, uzaydaki hava olaylarını veya potansiyel olarak zararlı radyasyon yayan güneş fırtınasını daha etkili bir şekilde ölçmek ve tahmin etmek için güneşin manyetik alanının aynı modelini kullanmayı umduklarını söyledi.

Editör / Yazar: Oğuzhan PEKGÜRLER

Kaynak: https://www.space.com/planets-affect-solar-cycle.html

Continue Reading

Uzay

Yeni Keşfedilen Bakteri Stresin Zararlarından Koruyor

Published

on

Bilim insanları, bir gün ‘stres aşısının’ gerçek anlamda var olmasını sağlayabilecek eşsiz bir moleküler örüntü izole ettiler ve onu kir içinde gelişen bir bakteri içinde gizlenmiş buldular. Mycobacterium vaccae, toprakta yaşayan patojenik olmayan bir bakteridir ve sağlık araştırmalarında büyük umut vaat etmiştir. Şimdi, yeni bir çalışma nihayet nedenini çözmüş olabilir. Bulgular, M. vaccae içindeki belirli bir tür yağın, topraktaki bu bakteriye maruz kalmanın neden bizim için iyi olabileceğini düşündürmektedir. Bu çalışma, bir grup faydalı mikroorganizma ile birlikte geliştiğini iddia eden bir hipotez olan “eski arkadaşlar” fikrine bağlanır ve modern ortamda bu bağları kaybetmek alerjik ve otoimmün hastalıklarda artışa yol açmıştır. Nöroendokrinoloji uzmanı Christopher Lowry,

“Fikir, insanlar çiftliklerden uzaklaştığı tarım veya avcı-toplayıcıların kentlere taşınması nedeniyle, bağışıklık sistemimizi düzenleyen ve uygunsuz iltihabı bastırmaya yarayan organizmalarla temasımızı kaybettik” diyor.“Bu bizi enflamatuar hastalık ve stresle ilişkili psikiyatrik bozukluklar için daha yüksek risk altında bıraktı.”Lowry, yıllardır M. vaccae ‘yi araştırıyor, önceki bir çalışmada, bakterileri ısıyla öldürülmüş bir halde farelere enjekte etmenin, hayvanlarda stres kaynaklı reaksiyonların ortaya çıkmasını önlediğini tespit ediyor. Yeni çalışmada, araştırmacılar izole edilmiş ve kimyasal olarak 10 (Z) -heksadekenoik asit adı verilen bir yağ asidi sentezlemiş, bu da bakterinin diğer hayvanlarda iltihabı nasıl azaltabildiğini gösteriyor.

Yapılan deneylerde, fare immün (Bağışıklık, belirli bir mikroorganizmaya karşı vücudun direncidir.) hücrelerinde lipit (1), iltihaplanma yollarını inhibe etmiştir. “Bağışıklık hücreleri tarafından alındıklarında, bu lipidleri serbest bırakırlar ve enflamatuar (2) akışı kapatırlar.” Aynı etkinin insanlarda çoğaltılıp çoğaltılmayacağını görmek için çok daha fazla çalışma yapılması gerekir. Mümkünse, araştırmacılar bu keşfin sonunda travma sonrası stres bozukluğu gelişme riskine sokan, yüksek stresli mesleklere sahip insanlara yardım etmek için ‘stres aşısı’ geliştirmelerine yardımcı olabileceğini söylüyor. Araştırma halen devam ettiği için bu çok uzun bir yol. Lowry oldukça iyimser olsa da böyle bir tedavinin 10 ila 15 yıl sonra mümkün olması tahmin ediliyor.

Lipit: Lipit, tüm canlıların yapısında bulunan temel organik bileşiklerden biridir. Lipitler, doymuş ve doymamış yağlar olarak ayrılır. Doymamış yağlar, oda sıcaklığında sıvı hâlde bulunan lipitler; doymuş yağlar ise yine oda sıcaklığında katı hâlde bulunan lipitlerdir

EnflamatuarEnflamasyon, inflamasyon, yangı veya iltihaplanma, canlı dokunun her türlü canlı, cansız yabancı etkene veya içsel/dışsal doku hasarına verdiği sellüler (hücresel), humoral (sıvısal) ve vasküler (damarsal) bir seri vital yanıttır.

Çeviri: Ülkü Güngör

Kaynak: https://www.sciencealert.com/this-dirt-loving-bacteria-may-hold-the-secrets-to-a-real-life-stress-vaccine

Continue Reading

Öne Çıkanlar