fbpx
Bizi Takip Edin

Bilim

Nazilerin Süper Güç Olmasında Önemli Katkısı Olan 11 Günümüz Markaları

Yayınlandı

üzerinde

Savaş öncesinde ve savaş döneminde günümüzün birçok dev şirketi o dönem Nazilerle işbirliği yapmış ve teknolojiye yön vermişti. Bu şirketlerin bazıları ideolojik olarak gerçekten Nazi sempatizanı bazıları ise keselerini doldurma amacı taşıyan kurumlardı. Savaş sonunda iki tarafta kesesini doldurdu ve günümüze kadar köşesine çekilmeyi sorunsuz bir şekilde başardı. Hitler’i başaralı kılan ve amacına emin adımlarla yürümesinde büyük katkısı olan bu markalar, Nazi Almanya’sına ölümcül bir teknoloji alt yapısı sundular.
1.Hugo Boss
hugo
Ferdinand Hugo Boss 1924’te Hugo Boss markasını kurduktan sonra 1931’de Nazi partisine üye oldu. Hitler’in 1933’te iktidara gelmesinden sonra 1945’in sonuna kadar Alman ordusunun üniformalarını yaptı. Tasarımları arasında SS’lerin, Hitler gençliğinin ve Wehrmacht’ın üniformaları var.
2.BMW
bmwBMW’nin kurucusu Günther Quandt, Nazi partisi üyelerindendi. Savaş döneminde Nazi rejimi için silah ve askeri teçhizat üreten firma, fabrikalarında 50.000 savaş tutuklusu ve toplama kamplarından gelen Yahudi işçileri çalıştırdı.
3.Coca-Cola
coco
1936’da Nazi propagandasının başındaki Hermann Göring’in yabancı markaların Almanya’ya ithalatını durdurmasıyla Coca-Cola harekete geçer. Nazi rejimiyle pazarlığa giren ve anlaşma sağlayan Coca Cola, reklam afişlerinde kola içen Nazi gençliğinin ve gamalı haçın; arka yüzünde de Führer’in fotoğrafının yer almasını kabul eder. 1941’de Almanya Avrupa’daki en büyük pazar haline gelirken ABD hükümeti markanın Almanya’ya olan ihracatını durdurur. Bunun üzerine Coca-Cola’nın Almanya temsilcisi, Nazi gençliğine hitap eden yeni bir içecekle gelir: Fanta.
4.Renault
ren
Renault’nun kurucusu Louis Renault’nun sonu diğer patronlar gibi olmadı. Fransa’nın 1944’te Nazilerden kurtuluşunun ardından Direnişçiler tarafından düşmanla işbirliği yaptığı gerekçesiyle yakalanan Louis Renault, Paris yakınlarındaki bir hapishaneye gönderildi ve bir ay sonra, muhtemelen tutuklular tarafından işlenen bir cinayete kurban gitti. Her ne kadar Renault’nun mirasçıları dedelerinin işbirlikçi geçmişini yalanlasa da, arşivler Renault’nun Nazilere kamyon ürettiğini ortaya koyuyor.
5.Ford
ford
Ford markasının kurucusu Henry Ford, Nazilerin en sağlam bağışçılarından biriydi. Hitler’e yardım etmek için markanın Almanya’da elde ettiği gelirleri Nazi rejimine bağışlayan Ford, Führer’in doğum günü için de 50.000 dolar vermekten geri durmamıştı. Almanya Devlet Nişanı’na layık görülen ilk yabancı, Henry Ford.
6.IKEA
ikea
Savaş sırasında yirmili yaşlarında olan Kamprad, İsveç’te faşist gençlik hareketine üyeydi. Nazi rejiminin İsveç’teki temsilcisi Per Engdahl’ın çok sıkı bir hayranıydı. Bu durum yakın zamanda IKEA’ya şöyle bir resmi açıklama yapmasına neden oldu: “Kurucumuz, 70 yıl önce yaşananlardan dolayı birçok kez özür dilemiştir. Geçmişte yaşananların IKEA’nın faaliyetleriyle bir bağlantısı yoktur.” Nazilerle sempati duyan büyük patron ise hala hayatta şirketinin başındadır.
7.Fransız Demiryolları – SNCF
sncf
İkinci Dünya Savaşı’ndan 70 yıl sonra, Fransız Demiryolları (SNCF) Nazi rejimi altındaki faaliyetlerini kabul ederek kamuoyundan özür diledi. SNCF başkanının “sonsuza dek tarihimizi lekeleyecek bir dönem” olarak söz ettiği 1942-1944 yılları arasında SNCF, 80.000 Fransız Yahudi’nin demiryoluyla Almanya’daki toplama kamplarına taşınmasını sağladı.
8.Volkswagen – Porsche
po
Hitler, 1933’te iktidara geldikten sonra “halkın arabası”ni üretmek amacıyla Porsche arabalarının yaratıcısı Ferdinand Porsche’yi çağırır. Kendisinden “bir böcek” gibi akıcı çizgilere sahip bir araba üretmesini isteyen Hitler’i harfiyen dinleyen Porsche, dilimize “Vosvos” olarak geçen Volkswagen (Halkın Arabası) Beetle (Böcek) otomobillerini üretti.
9.Bayer
ba
Günümüzün ilaç devi Bayer, bir zamanlar Nazilerin gaz odalarında kullandıkları Zyklon B gazının üreticisi IG Farben’in bir alt koluydu. Gaz üretiminin dışında, “Ölüm Meleği” olarak tanınan Nazi doktor Josef Mengele’nin deneylerine de yardım eden IG Farben, savaş sonrasında Bayer tarafından satın alındı.
10.Siemens
sie
Alman teknoloji devi Siemens’in İkinci Dünya Savaşı sırasında toplama kamplarından getirtilen Yahudi tutukluları, kalabalık halinde yakmalarını sağlayacak fırınları üretti.
11.KODAK
kod
Savaş döneminde Almanya’dan ayrılmayan şirket, ABD’nin düşmanlarla ithalat yasağına rağmen ülkeden ayrılmadı ve onlarla alışverişine devam etti. Sonuçta bu iş birliği günümüzde Hitler’in yaptığı kıyımları belgelemek için kullandığımız fotoğrafların tamamını bize sağlamış oldu.
Kaynak: http://www.vikilist.com/nazilerin-buyuk-guc-olmasinda-onemli-katkisi-olan-11-gunumuz-markasi-5639

Reklam Alanı
1 Yorum

1 Yorum

  1. OSMAN DULGER

    Eylül 15, 2018 at 10:24 pm

    BU FİRMALARIN ZATEN TAMAMI YAHUDİ FİRMASI , O ZAMANLAR KATLİAMA TABİ OLANLARIN İÇİN DE BİR TEK YAHUDİ YOKTU . BİR SORU O ZAMAN KATLİAMA TABİ TUTULANLAR KİMLER Dİ ? !..

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

Bilime Göre 10.000 Yıl Sonra Neler Olacak?

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

İnsanlığın, gezegenimizin ve soğuk, karanlık Evren’in içinde bulunduğumuz köşesinde değer verdiğimiz tüm şeylerin geleceğini hayal etmek, genelde bilim kurgunun ilgi alanıdır ve bizler, genelde en iyi ihtimalle önümüzdeki birkaç yüzyılı merak ederiz. Peki ya gelecekteki binlerce yıl? O zamanlarda neler olacak? Görünüşe göre uzak gelecekteki birkaç şey, bilimin çeşitli araçları sayesinde şaşırtıcı bir isabetle tahmin edilebiliyor.

Yaşam, Evren ve diğer her şey hakkındaki bildiklerimize dayalı olarak, astrofizik ve evrim gibi alanlardaki bazı bilimsel tahminler aslında günümüzden yüzbinlerce yıl öteye ulaşabiliyorlar. Vikipedi’de, uzak geleceği kapsayan ve merak uyandıran birkaç tane zaman çizelgesi bulabilirsiniz. Bunlar arasında bilim kurgu ve popüler kurguya ağırlık veren de var. Fakat gelin, uzaktaki bu geleceklerin en yakınında, günümüzden kabaca 10.000 yıl içinde neler olacağına ve bilimin bu konuda söylediklerine bakalım. Bu noktada ilk olarak Güney Kutbunun doğu kısmı tamamen kaybolacak. Kendisi gezegenimiz üzerinde aralıksız devam eden en uzun buz katmanı. Yapılan örneklemelerde, Wilkes buzulaltı havzası çökerse, bu devasa buz kütlesinin 5.000 ila 10.000 yıl arasında denizde dağılarak su seviyelerini 3-4 metre yükselteceği tahmin ediliyor. Fakat bir ihtimale göre, yükselen tüm bu denizlerle mücadele edecek insan kalmayabilir. Avustralyalı kuramsal fizikçi Brandon Carter’ın öne sürdüğü ve Kıyamet günü iddiası adı verilen bir tahmine göre, insanların 10.000 yıl içinde yok olma ihtimali yüzde 95. Bu iddia çok tartışıldı, bu yüzden insanların yok olup olmayacağını kesin olarak bilmiyoruz. Ancak yok olmazlarsa, insanlar arasında 10.000 yıl içinde hiçbir bölgesel genetik çeşitlilik olmayacak. Bu demek değil ki bütün herkes aynı görünecek. Ancak genetik farklılıklar ne olursa olsun (mavi ve kahverengi göz gibi), bu farklılıklar gezegen boyunca eşit şekilde dağılacak ve bu sayede insanlar eşit oranda karışacaklar.

Günümüzde bildiklerimizden büyük oranda farklı sahil hatlarının ve Güneş’in konumuna 10 gün uyumsuz bir Gregoryan takviminin bulunduğu bir dünyada yaşayacak olan bu insanlar, göz alıcı bir yıldız patlamasına da şahit olabilirler. Önümüzdeki 10.000 yıl içinde, kırmızı süper dev yıldız Antares’in bir süpernova patlaması geçireceği ve bu patlamanın çok parlak olup güpegündüz görülebileceği tahmin ediliyor. (Aslında Antares her an patlayabilir, bu yüzden bunun daha erken gerçekleşmesini umuyoruz. Bu sayede onu kuramsal ve muhtemelen yok olmuş torunlarımız değil, kendimiz görüyor oluruz.) Ve bu arada eğer bu zaman penceresini 13.000 yıla uzatırsak, Dünya’nın eksen eğimi tersine dönecek ve yarımkürelerin mevsimleri birbiriyle değişecek. Bunu yaşamak insanın kafasını karıştırırdı. Ancak insanlar 10.000 yıl yaşasın veya yaşamasın, uzaydaki keşif araçları olan Pioneer 10 ve 11, Voyager 1 ve 2 ile New Horizons, yıldızların arasında binlerce değil, muhtemelen milyonlarca yıl boyunca geziyor olacaklar. Aslında Voyager 2, gözlerimizi kısıp gelecekte biraz daha ileriye bakarsak, günümüzden 296.000 yıl sonra, gökyüzündeki en parlak yıldız olan Sirius’tan (yıldızsal mesafeyle) bir tükürme mesafesinde olacak. Bütün bu tahminler, uzak gelecek olarak bilinen dönemlerin sadece en yakın olanlarıyla ilgili. Şimdiden bile epey sersemledik. Bu zaman dönemlerinde çok daha uzakları incelemek istiyorsanız, Vikipedi zaman dönemlerinin tamamına buradan ulaşabilirsiniz. Gitmeden önce komik bir bilgi sızıntısı verelim: Neil Armstrong’un Ay’da bıraktığı ayak izi, 1 milyon yılda aşınacak.
Kaynak:https://www.sciencealert.com/here-s-what-will-happen-10-000-years-from-now-according-to-science
Editör / Yazar: İsa EKİCİ

Devamını Oku

Bilim

Fonksiyonel Görüntüleme Eğitimi Aşırı Kilolu İnsanlara Çözüm Oluyor

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Plymouth Üniversitesi ve Queensland Üniversitesi’nden araştırmacılar, Fonksiyonel Görüntü Eğitimi (FIT) adını verdikleri yeni bir teknik sayesinde, aşırı kilolu insanların kilo verme hızını beş katına çıkardı. Bu tekniğin, konuşma terapisine göre daha etkili olduğu ve eğitim bittikten sonra da kilonun korunduğu aktarıldı. Ayrıca, FIT kullanıcılarının bel çevresinde 5 santimetreden daha fazla incelme göründü (5 aylık süreç) .

Psikoloji Okulu’ndan Dr. Linda Solbrig tarafından yönetilen araştırmaya, konuşma terapisi gören 141 aşırı kilolu insan katıldı. Araştırmacılar, katılımcılara kilo kaybettiklerinde fiziksel olarak nasıl görünecekleri hakkında animasyonlar izlettirdi. FIT sistemi, zararlı besinlerin zihnimizde nasıl yer aldığı ve bizim bu besinlere nasıl yaklaştığımızı da içeriyor. Konuşma terapisinde 6 ay tedavi gören katılımcılar ortalama 0.74 kilo kaybederken; FIT sistemine katılan bireyler ortalama 4.11 kilo kaybetti. Her iki grupla da 4 saatlik görüşme gerçekleşti ve hiçbir katılımcıya diyet listesi veya spor önerisi verilmedi. 6 aylık sürenin ardından FIT grubu kilo vermeye deva etti ve bir yılın sonunda ortalama 14.6 kilo kaybı yaşandı.

Dr. Linda Solbirg-Trisha Bradbury-Profesör Jackie Andrade
Dr. Linda Solbrig ”İnsanların sağlıklı yaşaması için bu çalışmayı yaptık. Onların kilo verdiğini görmek harika. Hiçbir katılımcıya diyet/spor tavsiyesi verilmedi. Onlar seçimlerinde özgürdü, biz onlara sadece psikolojik olarak destek olduk. İnsanlar diyetisyene gittiklerinde ‘Sağlıklı beslenenin, hareket edin vb.’ gibi tavsiyeler alıyor ancak çoğu kişi bu uyarılara kulak asmıyor. FIT sistemi, insanların motivasyonunun tavan seviyesine çıkartıyor ve olumlu sonuçlar meydana geliyor.” dedi.


FIT çalışmasının katılımcılarından Trisha Bradbury ”Annem 60 yaşındayken öldü. Ben şu an 60 yaşındayım. Geçen senenin başlarında fazla kilolu olduğum için sağlık problemlerim hayati seviyelere ulaştı. Kızımı ve hayatımı düşünerek motive oldum. FIT sayesinde de motivasyonum arttı ve hedeflediğim kiloya ulaştım.” dedi.
Kaynak: https://www.eurekalert.org/pub_releases/2018-09/uop-wlc092118.php

Devamını Oku

Bilim

Bilişsel kayıp yaşanmadan önce fare beyinlerinde zombi hücreler gözlemlendi

Yayınlandı

üzerinde

Yaşlanan hücreler (burada yeşil renkte gösterilenler) artık işlev görmez haldedir, ancak çevrelerindeki hücrelere enflamatuar sinyaller gönderebilir. Bu hücreler, bir dizi yaşa bağlı hastalık ile ilişkilidir. Zombi hücreler, ölemeyen ancak normal bir hücrenin işlevlerini yerine getiremeyen hücrelerdir. Bu zombi ya da yaşlanan hücreler, bir dizi yaşa bağlı hastalık ile ilişkilidir. Ve Nature’daki yeni bir makalede Mayo Clinic araştırmacıları bu listeyi genişletmişlerdir. Beyin hastalığının bir fare modelinde, bilim insanları, bilişsel kayıplardan önce yaşlanan hücrelerin belirli beyin hücrelerinde biriktiğini bildirmektedir.

Bu hücrelerin birikmesini önleyerek tau protein agregasyonunu, nöron ölümünü ve hafıza kaybını azaltabildiler. Mayo Clinic’in moleküler biyoloğu ve makalenin başyazarı olan Darren Baker şunları söylüyor: “Yaşlanan hücrelerin ilerleyen doğal yaşla ve osteoartrit, ateroskleroz ve Alzheimer ve Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıklar dahil olmak üzere yaşlanma hastalıklarıyla ilgili alanlarda biriktikleri bilinmektedir. Önceki çalışmalarda, yaşlanan farelerde hücrelerin eliminasyonunun sağlıklı yaşam sürelerini uzattığını bulduk.” Mevcut çalışmada ekip Alzheimer hastalığının özelliklerini taklit eden bir model kullanmıştır.

Dr. Baker’ın laboratuvarının bir parçası olan Mayo Clinic Biyomedikal Bilimler Yüksekokulu öğrencisi Tyler Bussian, şu açıklamayı yaptı: “Nöronlarda tau proteininin yapışık, örümcek ağı benzeri yapısını üreten ve yaşlanan hücre eliminasyonu için genetik modifikasyonlara sahip olan bir fare modeli kullandık. Yaşlanan hücreler çıkarıldığında, hastalıklı hayvanların anı oluşturma, inflamasyon belirtilerini ortadan kaldırma, nörofibrileri yumuşatma görevlerini yapmadıklarını ve normal beyin kitlesini koruduklarını gördük.” Ayrıca, yaşlanan hücreleri çıkarmak için farmakolojik müdahalenin tau proteinlerinin kümelenmesini modüle ettiğini de bildirmişlerdir. Dr. Baker, ayrıca takımın yaşlanan hücre tipini tespit edebildiğini söylüyor. Bussian şunları söylüyor: “Mikroskop altında beyin dokusuna baktığımızda, yaşlandıkça ortaya çıkan mikroglia ve astrositler olarak adlandırılan iki farklı beyin hücresi türünü gördük.

Bu hücreler, nöronal sağlığın ve sinyallemenin önemli destekleyicileridir, bu nedenle yaşlanmanın nöron sağlığını olumsuz yönde etkileyeceği anlamına gelir.” Dr. Baker, keşfin biraz şaşırtıcı olduğunu söylüyor, çünkü araştırmalara başladıkları zaman, yaşlı hücreler ve nörodejeneratif hastalık arasında nedensel bir bağlantı kurulmadığını ifade ediyor. Ve şunları söylüyor: “Yaşlanan hücrelerin beyindeki hastalık patolojisine aktif olarak katkıda bulunup bulunmadığını ve yaşlanmaya eğilimli olan astrosit ve mikrogliaların da ne gibi bir sürpriz barındırdığını anlayamadık.” Baker, gelecekteki çalışmalar açısından, bu araştırmanın, beynin hastalık durumundan kaçınmak için hasarı önlemi almasının en iyi senaryoyu ortaya koyduğunu açıklıyor. “Açıkça, aynı yaklaşım klinik olarak uygulanamaz, bu yüzden hastalıkların oluşumundan sonra hayvanları tedavi etmeye ve etkilenen hücrelerde meydana gelen spesifik moleküler değişiklikleri incelemek için yeni modeller üzerinde çalışmaya başlıyoruz” diyor. Dergi Referansı: Tyler J. Bussian, Asef Aziz, Charlton F. Meyer, Barbara L. Swenson, Jan M. van Deursen, Darren J. Baker. Clearance of senescent glial cells prevents tau-dependent pathology and cognitive decline. Nature, 2018; DOI: 10.1038/s41586-018-0543-y
Kaynak: https://www.sciencedaily.com/releases/2018/09/180919133024.htm
Çeviren: Bünyamin TAN

Devamını Oku

Öne Çıkanlar