Bizi Takip Edin

Uzay

Nükleer Bomba Saldırısı Sırasında Nereye Saklanabiliriz?

Yayınlandı

üzerinde

Tüm dünyada büyük devletler hızla nükleer silahlanmaya doğru ilerliyor. Bu aşamada nükleer bomba üretimi kadar, böyle bir bombanın atılması durumunda saklanılabilecek yerler konusunda çalışmalar gerçekleştiriliyor. Bu saldırılardan kurtulmanız halinde neler yapmanız gerektiğine dair bir dizi makale ve çalışma geçmiş dönemde bilim adamları tarafından yayınlanmıştır. Hiroşima’ya atılan bombadan daha düşük seviyede (01, ile 10 kiloton) bir nükleer bombanın atılması halinde doğru taktiklerle hayatta kalmak mümkün. Burada temel nokta radyasyona maruz kalmamak ve nükleer serpintiden korunmak.

nukleer-bomba-saldirisi-sirasinda-nereye-saklanabiliriz (2)

Nükleer Serpintiden Korunma Yolları

Serpintiler; buharlaşmış yapıda, radyoaktif özellikte, rüzgar vasıtasıyla toz ve kül biçiminde yayılan, bomba materyallerinin yanında toprak ve enkaz içeren bir kütleden oluşmaktadır. Nükleer bombanın atılmasıyla birlikte yapılacak en iyi şey saklanacak iyi bir yer bularak, birileri sizi kurtarmaya gelene kadar beklemektir. Bu aşamada dış dünya ile aranızda ne kadar yoğunlukta bir katman olursa kurtulma şansınız o denli yüksek olacaktır.

ABD’de nükleer serpintiye karşı korunaklı binalar bulunsa da tüm binalar bu özelliğe sahip değil. Dünyanın birçok bölgesinde bu tip sığınaklar mevcut. Ancak ABD gibi nükleer saldırıya karşı büyük önlemler alan bir ülkede bile binaların % 20’sinde nükleer serpintiye karşı yeterli koruma bulunmuyor. Nükleer serpintiye karşı en iyi sığınaklar, kalın tuğla duvarlarla örülmüş ya da betondan yapılmış, penceresi bulunmayan binalardır.

nukleer-bomba-saldirisi-sirasinda-nereye-saklanabiliriz (3)

5 katlı bir binanın bodrumu nükleer serpintiden 1/200 oranında koruma sağlarken, tek katlı ve ahşap malzemelerden yapılmış bir evin bodrumu dışarıdaki serpintinin ancak yarısından korunabilmenizi sağlayacaktır. Yetersiz bir sığınakta kalmaya devam etmek mi yoksa gitmek mi sorusunun cevabı ise patlama bölgesine ne denli yakın olduğunuzla alakalıdır.

Bilim adamlarının açıkladıkları raporlar doğrultusunda, eğer patlama meydana geldiğinde sağlam bir sığınağa yakın ya da sığınağın içindeyseniz daha az radyoaktif etkiye maruz kalmak için burada beklemek yerinde olacaktır. Eğer bir bomba sığınağında değilseniz ve 5 dakikalık bir mesafede böyle bir sığınağın olduğunu biliyorsanız, hızlıca oraya geçerek içinde kalmanız hayatınızın kurtulmasını sağlayacaktır.  Ancak söz konusu sığınağa mesafeniz 15 dakika gibi bir uzaklıktaysa zayıf olan sığınakta 1 saat kadar bir süre bekledikten sonra daha güçlü olan sığınağa gitmeniz gerekecektir. Bunun sebebi en yoğun serpintinin bu süre içerisinde geçmesi ve radyasyon riskinin azalmasıdır.

Devamını Oku
1 Yorum

1 Yorum

  1. Emre

    Şubat 2, 2018 at 2:35 pm

    Türkiye’de bizim durum şansa ya da Allah’a kalmış. UZak bir depremde bile ölümle burun burunayken… Tutun ki saklanacak bir yer buldunuz, yiyecek ve su tedariki? Buna nasıl hazırlıklı olunur, yaşamsal materyallerin tedarik zinciri nasıl sağlanır? Sığınakta ne kadar dayanılır? Peki nükleer silahların birkaçı dünyadaki yaşamın tamamını tehlikeye atabiliyorken, sürekli artarak depolanan bu nükleer güç ne için düşündünüz mü? Hangi tehlike için?

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

NASA Tarafından Güneş Sisteminin Dışında 95 Yeni Gezegen Keşfedildi

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

NASA tarafından her geçen gün yeni bir gezegen keşfediliyor. Şimdiye kadar keşfedilen gezegen sayısı 3 bin 600’e yakın. Bilim insanları gezegen keşiflerinin güneş sistemlerinin haritalandırılması açısından önemli olduğunu söylüyor.
Kozmosu keşfetmek için gökbilimciler NASA’nın Kepler Teleskopu tarafından sağlanan 275 olası adaya tarama yaptıktan sonra 95 yeni yabancı gezegenin varlığı doğrulandı. Şu anda K2 misyonunda olan uzay sondası, yaklaşık 7 yıl önce, Cape Canaveral’den 7 Mart 2009’da fırlatıldığında başlatılan binlerce adayı buldu. Toplam olarak, Kepler yaklaşık 5.000 onaylanmamış ‘aday’ dış gezegen buldu.

Kepler tarafından yapılan en önemli keşiflerden biri, 2004’te, 1,400 ışıkyılı uzaklıkta bulunan gezegenimize benzer şekilde yabancı bir dünya olan ‘Dünya 2.0’ olarak adlandırılan ekplanet Kepler-452b’yi gördüğünde gerçekleşti. Bu keşif şimdiye kadar bilinen, hayata ev sahipliği yapma ve yeni bir dünya bulma yönünde atılmış en büyük adım olma yönünde önem taşıyor.
Çalışma, Danimarka Teknik Üniversitesi Ulusal Uzay Enstitüsünden Dr. Andrew Mayo önderliğinde uluslararası bir grup bilim insanı tarafından yapıldı.

Mayo, yaptığı açıklamada, araştırmanın 275 gezegen adayının analizi ile başladığını söyledi. Adaylar, orijinalleri diğer yıldızlarla ya da teleskobun hataları ile ilgili olabilen aydınlık sinyallerdir. Bu sebeple bir cismin gezegen olarak onaylanmasından önce derinlemesine analiz edilmesi gerekmektedir.
Mayo yaptığı açıklamada, “Elde edilen bazı sinyallerin bazı yıldızların ve / veya teleskopun gürültüsünden kaynaklandığını gördük. Ancak biz her ölçekteki gezegenleri de tespit ettik.Bunların kimisi Dünya’dan küçük kimisi de Jüpiter’den büyüktür.” dedi.
Kaynak: https://www.sciencedaily.com/releases/2018/02/180215105756.htm

Devamını Oku

Astrofizik

Yapılan Yeni Keşif Andromeda Galaksisiyle İlgili Bilgilerde Hata Olduğunu Gösterdi

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

En yakın komşularımızdan birisi olan Andromeda galaksisinin kütlesini ölçebilmek için yeni bir teknik kullanıldı. Daha önceki ölçümlerde Andromeda galaksisinin Samanyolu galaksisinden iki ile üç kat daha büyük olduğu düşünülüyordu. Yeni yapılan ölçümde galaksinin Samanyolu galaksisiyle hemen hemen aynı boyutlarda olduğu anlaşıldı.
Bu iki galaksinin yaklaşık olarak 4 milyar yıllık zaman dilimi içerisinde birleşeceği ve bu birleşme yaşandığında önceki modellemelerde olduğu gibi Andromeda galaksisinin Samanyolu galaksisini tamamıyla tüketmeyeceği de ortaya çıkmış oldu.

Astrofizik ekibi PrajwalKafle tarafından bu ölçümleme için Radyo Astronomi Araştırmaları Merkezi’ne başkanlık etti. Samanyolu galaksisinin fiziksel boyutlarının içeriden ölçülmesi oldukça zordur. Ancak gökbilimciler Samanyolu galaksisinin kütlesi 800 milyar ile 1.2 trilyon güneş kütlesi olarak hesaplanabiliyor. Bu bulgu, yaklaşık 2,5 milyon ışıkyılı uzaklıkta ayrılan iki galaksiyi büyüklük bakımından yaklaşık olarak eşit seviyede olduğunu göstermektedir.
Samanyolu galaksisi ve Andromeda galaksisi yaklaşık olarak 10 milyon ışık yılı mesafeyi kapsayan 30’dan fazla galaksinin bir araya geldiği yerel grup olarak bilinen en büyük iki galaksidir. Yeni bulgular yerek grup galaksiler hakkındaki anlayışı tamamıyla dönüştürmektedir. Bu bulgulardan önce en büyük galaksinin Andromeda galaksisi olduğu düşünülüyordu. Ancak bu bulgularla birlikte iki büyük galaksi olduğu ortaya çıkmış oldu.

Yeni ölçüm, bir galaksinin çekim gücünden kaçabilmek ya da hızından kaçabilmek için gereken hızın hesaplanmasına dayanan bir teknikle gerçekleştirildi. Ekip, galaksinin kaçış hızını hesaplamak için Andromeda galaksisi içinde yüksek hızlı gezegenimsi bulutsuların hareketini kullandı. Elde edilen sonuçlardan sonra iki galaksinin birleşmesiyle ilgili yeni simülasyonlar oluşturulması gerekiyor.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/andromeda-galaxy-much-smaller-than-thought-same-size-milky-way

Devamını Oku

Bilim

Yeni Ortaya Konan Bir Yaklaşım Güneş Sistemiyle İlgili Birçok Bilgiye Işık Tutabilir

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Güneş sisteminde garip bir düzen bulunuyor. İlk yedi gezegenin yörüngelerine bakılırsa, her birinin ölçülebilir bir düzenlilikle güneşten uzaklaştığı görülebilir. Bu rastlantı ilk defa 18’inci yüzyılda fark edildi. Gökbilimciler Johann Titius ve Johann Bode tarafından ortaya konan bu bilgi Titius-Bode Yasası veya düzenlilik yasası olarak adlandırılmaktadır. Bu yasa daha sonra Uranüs ve cüce gezegen Plüton’un durumunun öngörülmesi için kullanıldı.
Muhtemelen bunu duymamanızın nedeni mevcut anlayışlarla bunun açıklanamamasıdır. Genel görelilik ve Newton fiziği bu fenomeni açıklayamıyor. Titius-Bode yasası mükemmel bir şekilde işlemiyor. Bu yasa 1846 yılında Neptün’ün yörüngesini tahmin etmekte başarısız oldu. O zamandan beri birçok araştırmacı bu yasayı tesadüf olarak nitelendiriyor. Fakat bir grup fizikçi tarafından bunun daha fazla bir şey ifade edilebileceği söyleniyor. Yapılan çalışmalar pilot dalga yerçekimi ismi verilen bir fenomenin ana kalıbı açıklayabileceğini ifade ediyor. Bu bulgu yerçekimi anlayışını da tamamıyla değiştirebilir.

Yerçekimi hakkında bu güncelleme kuantum mekaniğinin gözden kaçırılmış yorumlanmasına dayanıyor ve buna pilot dalga teorisi denmektedir. Şu anda fizikçilerin çoğunluğu gözlemlenene kadar parçacıkların tanımlanmış yeleri bulunmadığını belirten Kopenhag kuantum mekaniği yorumuna katılmaktadır.
Portekiz Lizbon Üniversitesi Bilim Felsefesi Merkezi’nden araştırmacılar, pilot dalga yerçekimi fikrini gezegenlerin düzenine uygulayarak makro dünyaya yaydı. Şu anda güneş sistemini yerçekiminin bir arada tuttuğu kabul ediliyor. Ancak pilot dalga gravitesi, her göksel cismin aynı zamanda gezegenlerin yerleştirilmesinde rol oynayan büyük bir dalga alanı oluşturduğunu varsayar. Araştırmacılardan Paulo Castro verdiği röportajda, “Bu alan bir çekim teta alanıdır. Uzayda yayılmış çok büyük bir altkümükpertürbasyon olarak adlandırılmaktadır” dedi.
Bu biraz karmaşık bir sistem kısaca anlatmak gerekirse, Güneş’ten gelen dalgaların her gezegenin dışına düşmesidir. Araştırmacılar, güneşin düzenli çekişine ilaveten, bu dalgaların gezegenlerin yörüngesinin nerede olacağını belirlediğini söylüyor. Yapılan bir takım hesaplamalar sonunda SolarSystem’de görülen Titius-Bode modelini açıklayabilir.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/mind-bending-new-theory-of-everything-suggests-there-s-a-hidden-force-that-controls-our-universe

Devamını Oku

Öne Çıkanlar