fbpx
Bizi Takip Edin

Ekoloji

Ormanların Yok Oluşuyla İlgili Yeni Bir Araştırma Yapıldı

Yayınlandı

üzerinde

Maryland Üniversitesi’nde bilim uzmanı olan Matthew Hansen ve ekibi, dünyada hızla yok olan ormanlarla ilgili bir araştırma gerçekleştirdi. 2001’den 2015’e kadar yaklaşık 3 milyon kilometrelik orman kaybedildi. Bu kayıpların %48’i kalıcı oldu. Araştırma ekibi, bu kayıpların hangi sebeplerden kaynaklandığı ile ilgi harita oluşturdu.

Ormanlar; Hangi Bölgede, Hangi Sebepten Dolayı Yok Oluyor ?
Uydu resimlerinin analiz edilmesiyle oluşturulan haritada, ormanların yok olma nedenleri yer alıyor. Araştırma sonucuna göre, ormanların büyük çoğunluğu; tarım, endüstriyel ürünler, ahşap, kereste, soya ve hurma yağı üretmek için yok edildi. Geri kalan alanlar ise orman yangınları nedeniyle yok oldu. Orman kaybının nedenlerini ayrıntılı bir şekilde analiz etmek, ekolojik denge ve alınacak önlemler için büyük önem taşıyor.

Yüzlerce şirketin soya ve hurma yağı üretmek için ormanları yok etmesi ve sürdürebilinir tarıma aykırı davranması, bu çalışmada bir kez daha ortaya konuldu. Matthew Hansen ”Çalışmanın sonuca varması olumlu; elde edilen sonuç oldukça olumsuz… Yıllar geçtikçe dünyamızı mahvediyoruz, ekonomik çıkarlar için ormanları bilinçsizce yok ediyoruz. Bu durum devam ederse, bizi çok kötü bir gelecek bekliyor.” dedi.
Kaynak: https://www.sciencenews.org/article/new-map-reveals-causes-forest-loss-worldwide?tgt=nr
Editör / Yazar: Kuzey KILIÇ

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ekoloji

İklim Değişikliği Dünya Tarım Ticaretini Yeniden Şekillendirecek

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Dünya’daki açlığı sona erdirmek ve bütün insanlık için sağlıklı toplumlar oluşturmak modern zamanın temel arzusudur. Bu isteği gerçekleştirmek için; tarım arazilerini genişletmek ve tarımdan alınan verimi yükseltmek gereklidir. Ancak bu uygulamanın önünde duran en büyük engel, yine insan kaynaklı olan iklim değişikliği…. Nature Palgrave dergisinde, iklim değişikliğinin tarımsal ticaret yollarına etkisi ile ile ilgili makale yayınlandı.

İklim değişikliğinin tarımsal üretime çok zarar verdiği ve bazı ülkelerde tarımın neredeyse tamamen bittiği biliniyor. Birleşmiş Milletler ( BM ), yaklaşık 30 yıl sonra dünya nüfusunun 10 milyara ulaşacağını açıklamıştı. 2000-2010 yılları arası nüfusun hızla artması sonucunda; buğday, pirinç, tahıl ve bazı yağlı tohumların kişi başına düşme miktarı %66 oranında azaldı. BM’nin yayınladığı yeni raporda; dünya nüfusunun hızla artması ve tarımsal üretimin azalması sonucu insanlığın büyük bir kısmının açlıktan dolayı hayatını kaybedeceği yer aldı. Peki tarımsal üretimin haritası nasıl olacak ? Beşeri faktörlerin iklim üzerindeki olumsuz etkisi hangi seviyelerde ?

Tarımsal üretimin yapı taşları olan iri taneli tahıllar, çeltik pirinci, soya fasulyesi ve buğdayı küresel pazarda %30 oranında karşılayan ABD’de ele alalım. Eğer gelecek 30 yıl içerisinde karbon salınımı azaltılır ve temiz kaynak kullanımı artarsa bu ürünler, diğer bölgelerde de aynı verimde yetişebilecek ve daha fazla insan tarımsal ürünlerden yararlanabilecek. Ancak karbon salınımı aynı düzeyde devam eder ve iklime zarar veren etmenler artarsa gelecek 30 yıl içinde ABD’deki tarımsal üretim %23 oranında azalacak. Özetlemek gerekirse; iklim değişikliğinin bu hızla devam etmesi tarımsal üretimi günden güne bitirecek. İlk olarak elverişsiz bölgelerde tarım tamamen bitecek ve açlık sorunu büyüyecek. Sonraki yıllarda, tarımsal üretim yapabilen ülkeler ellerindeki tarım arazilerini yitirecek ve kendilerinin yaptıkları tarımsal ürünler başka bölgelere kayacak. ABD, Çin ve Avustralya gibi dünya tarımının önde gelen ülkeleri, şu an yüksek verimde kullandıkları arazilerden %7 oranında verim alabilecek.

Yapılan projeksiyonların olumlu yönde olabilmesi için; karbon salınımının azlatılması için oluşturulan politikaların arttırılması ve derhal uygulanması gerekmektedir. Eğer bu uygulamalar gerçekleşirse başta buğday olmak üzere birçok ürünün üretimi artacak ve dünya nüfusuna yetecek kadar besin elde edilebilecek.
Şu an yaklaşık 8 milyar insanın olduğu bir yerde yaşıyoruz. Gelecek yıllarda bu rakamın tahmini 10 milyar olması bekleniyor. Eğer çevremizi bilinçli kullanıp, iklime zarar vermeden hayatımızı sürdürürsek hem biz hem de diğer insanlar bu durumdan oldukça olumlu etkilenecektir.
Kaynak: https://blog.csiro.au/climate-change-will-reshape-the-worlds-agricultural-trade/
Editör / Yazar : Kuzey KILIÇ

Devamını Oku

Ekoloji

Asit Yağmuru Neden Olur, Etkileri Nelerdir ve Nasıl Çözülebilir?

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Asit yağmuru veya asit birikimi, Çevre Koruma Ajansı’na (EPA) göre sülfürik asit veya nitrik asit gibi asidik bileşenler içeren herhangi bir yağış formunu içeren geniş bir terimdir.
Yağış mutlaka ıslak veya sıvı değildir; toz, gazlar, yağmur, kar, sis ve dolu şeklinde olabilir. Su içeren asit yağmuru tipine ıslak çökelme denmektedir. Toz veya gazlarla oluşan asit yağmuru kuru depozisyon olarak adlandırılır.
Asit Yağmurunun Nedenleri
Asit yağmuru terimi, İskoç kimyacı Robert Angus Smith tarafından 1852 yılında, ona “asit yağmurunun babası” adını veren Royal Society of Chemistry’e göre yapıldı. Smith, İngiltere ve İskoçya’daki endüstriyel şehirlerin yakınındaki yağmur suyu kimyasını incelerken bu terimi keşfetti. 1872’de elde ettiği bulguları kitaplaştırdı.
1950’lerde Amerika Birleşik Devletleri’ndeki bilim adamları fenomeni incelemeye başladılar. 1960’larda ve 1970’lerin başında, asit yağmuru Batı Avrupa ve Doğu Kuzey Amerika’yı etkileyen bölgesel bir çevre sorunu olarak kabul edildi.

İnsan yapımı kirleticiler hali hazırda asidik çökeltileri etkilemekle birlikte, doğal afetler de asit yağmurları için bir faktör olabilir. Örneğin, volkanlar kirleticileri havaya üfleyerek asit yağmurlarına neden olabilirler. Bu kirleticiler dünyanın her tarafına jet akıntılar yardımıyla taşınır ve yanardağdan uzak asit yağmuruna dönüşebilir.
Bir asteroid 65,5 milyon yıl önce dinozorları dünyadan sildikten sonra kükürt trioksit havaya püskürdü. Havaya çarpan kükürt trioksit, sağnak yağmur şeklinde yağan sülfürik aside dönüştü.
EPA’ya göre; kükürt dioksit (SO 2 ), fosil yakıtlı enerji santralleri, araç ve petrol rafinerileri ile havaya bırakılan azot oksitler (NOx) günümüzde asit yağmurunun en büyük nedenidir. Atmosferde bulunan sülfür dioksit ve dördüncüsü azot oksitin üçte ikisi elektrik jeneratörlerinden gelmektedir.Kükürt dioksit ve azot oksitlerin su, oksijen ve havada bulunan diğer kimyasallarla karışması durumunda kimyasal bir reaksiyon meydana gelir. Daha sonra çökeltme ile karışan ve yere düşen sülfürik ve nitrik asitler haline gelirler.


Asit Yağmurunun Etkileri
Asit yağmuru neredeyse her şeyi etkilemektedir. Bitkiler, toprak, ağaçlar, binalar ve hatta heykeller yağışla dönüşebilir. Asit yağmuru ağaçlarda çok zor bulunmuştur. Yapraklardaki koruyucu filmi yıkayarak onları zayıflatır ve büyümeyi hızlandırır. 2005 yılında Çevre Bilimi ve Teknolojisi dergisinin çevrimiçi versiyonunda yayınlanan bir makale, asit yağmurunun ağaç büyümesini sağladığının kanıtları gösterildi.
Asit yağmuru, toprak ve su kütlelerinin oluşumunu da değiştirebilir ve onları yerel hayvanlar ve bitkiler için yaşanmaz hale getirebilir. Örneğin, sağlıklı göller 6,5 veya daha yüksek bir pH’a sahiptir. Asit yağmuru asit seviyesini yükselttikçe, balıklar ölürler. Çoğu balık türü, suyun pH’ı 5’in altına düştüğünde hayatta kalabilir. Ulusal Atmosferik Biriktirme Programına göre, pH 4’e ulaştığında göl ölü olarak kabul edilir. Asit yağmuru aynı zamanda kireçtaşı, mermer yapılar ve mezar taşlarını da bozar.

Asit Yağmurunun Oluşmaması İçin Çözümler
İnsan yapımı asit yağmuru durdurmaya yönelik çeşitli çözümler bulunmaktadır. EPA’ya göre, araçlardan ve binalardan gelen emisyonların düzenlenmesi önemli bir adımdır. Bu, fosil yakıtların kullanımını kısıtlayarak güneş ve rüzgar enerjisi gibi daha sürdürülebilir enerji kaynaklarına odaklanarak yapılabilir.
Ayrıca, her kişi araç kullanımını azaltarak bu konuda kendi katkısını sunabilir. EPA’ya göre, toplu taşımayı kullanmak, yürüyüş yapmak, bisiklete binmek veya araba kullanmak asit yağmurlarına engellemek için iyi bir başlangıç. İnsanlar ayrıca fosil yakıtlarla geniş çapta üretilen elektrik kullanımını azaltabilir veya güneş enerjisi kullanımı planına geçebilirler. Birçok elektrik şirketi müşterilerine kurulum gerektirmeyen ve düşük maliyetli güneş paketleri sunmaktadır.
Kaynak: https://www.livescience.com/63065-acid-rain.html

Devamını Oku

Ekoloji

Kuruyan Aral Gölü’nü Ormana Dönüştürme Projesi

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Aral gölü bir dönem dünyanın dördüncü büyük gölüydü o kadar büyüktü ki aral denizi diye de anılıyordu. Şimdiler de ise Aral gölünün kuruması nedeniyle Orta Asya için bir çevre felaketine dönüşmüş durumda. Kuruyan Aral gölüne çöken kimyasal maddeler çevre insanına ciddi sağlık sorunlarına yol açıyor. Özbek Hükümetinin kuruyan göl yatağına milyonlarca ağaç dikme projesi ise bu soruna çözüm olabilir mi?
Aral gölünün kurumaya başlaması 1960’lı yıllara dayanmaktadır. Dönemin Sovyet hükümeti gölü besleyen iki nehrin suyunu tarım alanlarının sulaması ve pamukçuluğun gelişmesi için yönünü değiştiriyor. Sovyet hükümetinin pamuk üretimi artışındaki memnuniyeti nedeniyle gölün kuruyor olması noktasındaki tüm uyarıları dikkate almadılar.

Aral gölünde sular çekildikçe gölün tuzluluk oranı da haliyle artmaya başlıyor. Bu durum çevre ekosistemine verdiği zararlar dışında balıkçılık ile geçinen yerel halk içinde büyük bir felaket ile sonuçlandı. 1980’li yıllara gelindiğinde bölgeye has hastalıklar baş göstermeye başladı. Tüberküloz, böbrek sorunları , ishal vakıaları ve tüberküloz halk sağlığını ciddi anlamda tehdit ediyordu. Kremlinli yetkililer Kazakistan ve Özbekistan’ da hedefledikleri pamuk tarımında başarılı mesafeler kat ettiyse de yanlış ve orantısız kullanılan tarım ve haşere ilaçları, Gölü besleyen nehir yataklarına karışması nedeniyle gölde yaşayan canlıları zehirleyeceği ve ekosisteme zarar vereceğini hesaplamadılar veya görmezden geldiler…

Bir başka araştırmaya göre 1981 – 1991 yılları arasında akciger kanserleri görülme sıklığı 2 misline çıkmıştır. 1990 yılının sonlarına gelindiğinde ise çocuk ölümleri binde 60-110 aralıklarına çıktı. Aynı yıllarda ise bu oran Rusya’da binde 28,  Özbekistan’da ise binde 48 idi. Yaşanan sorunları herkes bilmesine rağmen yetkililer ancak Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra kabul etmiştir.Bu süreçten sonra bir takım tedbirler alınmaya başlanmıştır.
Günümüze geldiğimizde ise Aral gölü kurudukça nehirler ile taşınan zehirli kimyasallar ve tarım ilaçları kuruyan göl yatakların da sağlık sorunları yaratmaya devam ediyor. Kuruyan göl havzası üzerinden kalkan tozlar çevre bölgelerde yaşayan halk tarafından solumaya devam ediyor. Özbek hükümeti bu durumun önüne kuruyan gölü ormanlaştırma projesi ile önüne geçmeyi hedeflemektedir. Ormanlaştırma kapsamında Saksaul tohumları ekilmeye başlandı. Bu sayede çevreye karışan zehirli tozların önüne geçmesi hedeflenmektedir. Proje başlandıktan itibaren yaklaşık yarım milyon hektarlık bir araziye saksual dikimi yapılmış. Ancak daha ağaçlandırılması gereken 3 milyon hektara yakın bir alan daha bulunmaktadır. Projenin bu hızda devam etmesi nedeniyle ancak 150 yıl içinde bu bölge tamamen ağaçlandırılmış olması ön görülmektedir…

Pamuk tarımının balıkçılığa tercih edilmesinin sonucu yaşanan bu çevre felaketinin sonuçlarını yüz yıllar içinde ancak yeterli kaynak sağlanabilir ise onarabileceğiz.Bu duruma rağmen yapılan çalışmalar nedeniyle çevre halkının bir nebzede olsa yaşam kalitelerinin artacağına dair umutları devam etmekte.

Devamını Oku

Öne Çıkanlar