fbpx
Bizi Takip Edin

Ekoloji

Ozon Tabakası Normale Dönüyor

Yayınlandı

üzerinde

Bilim insanları Ozon tabakasında Antartika üzerinden gerçekleştirilmiş olan araştırmaları sonucunda incelmenin gittikçe azalmaya başlamış olduğunun gözlemlendiği bildirildi.

2015 yılı Eylül ayında gerçekleştirilen ölçümler sonucunda, ozon tabakasındaki delik 2000 yılına göre kıyaslama yapıldığında 4 milyon kilometrekare kadar ufalmış olduğu gözlemlendi. Bu oran ise yaklaşık Hindistan’ın yüz ölçümüne eş değer konumda.

OZON-DELG

Delikte meydana gelen daralmada ki yarı kısmının, ozona zararlı olan kimyasalların kullanımı kademeli bir şekilde azaltılmasıyla birlikte gerçekleşmiş olduğu düşünülmekte. Ayrıca bu deliğin Antartika Kıtası’nın üzerinde oluşmasındaki sebep ise aşırı soğuk havaların seyir etmesi ve bölge içerisine düşmüş olan güneş ışınlarındaki yoğunluk olarak gösteriliyor.

İngiliz bilim insanları Antartika’nın yaklaşık olarak 10 kilometre üzerinde olan ozon tabakasının belirgin bir şekilde incelmiş olduğunu ilk kez 1980 yıllarının ortalarına doğru gözlemleme yapmışlardı.

1986 yılında ABD’li bilim insanı Susan Solomon, kloroflorokarbon gazlarının ozon tabasına zarar vermiş olduğunu kanıtlayarak göstermişti. Bu gazlar ise saç spreyleri, buzdolabı ve klimalar dahil birden fazla alanda kullanıma devam ediliyor.

1987 yılında imzalanmış olan Montreal protokolü ile birlikte CFC gazlarının kullanıma yönelik olarak bir dizi önlemler getirilmişti.

2000’li yıllardan sonra bu gazların üretiminde düşüş yaşanmıştı. CFC gazlarının atmosfer içerisinde olan ömrü 50 ile 100 yıl kadar olduğu tahmin edilmekte.

Araştırmayı gerçekleştirmekte olan ekip, 2015 yılının Ekim ayında ozon tabakasındaki deliğin rekor seviyeye ulaşmış olduğunu kanıtlar nitelikteki bulgular, o dönemlerde meydana gelen volkanik faaliyetlerden kaynaklanmış olduğunu vurguladı.

 

 

Ekoloji

Nakliye Gemileri Kuzey Kutbu’nda küresel ısınmayı yavaşlattı

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Kuzey kutbu ve çevresinde bulunan buzullar, günden güne hızla eriyor. Buzulların erimesinin ardından o bölgede deniz yolu oluştu ve nakliye gemileri, bu yolu kullanıyor. Araştırmacılar, ilk bakışta bu durumun kutup bölgesine daha fazla zarar vereceğini düşünmüştü. Ancak yapılan son incelemelerin ardından, nakliye gemilerinin kürsel ısınmayı az da olsa azalttığı tespit edildi.

Araştırmacı Scott Stephenson ”Sonuçlar bizi çok şaşırttı. Gemilerden yayılan gazların, kutup bölgesine daha fazla zarar vermesini bekliyorduk. Ancak, 21. yüzyılda gemilerde kullanılan yakıtlar çok değişti. O bölgeyi kullanan şirketler, doğa dostu yakıtlar kullanmaya başladı. Bunun sonucunda, beklenen olumsuz tablo olmadı. Gemiler, küresel ısınmayı az da olsa yavaşlattı. İklim sisteminin farklı bileşenleri, gemi yakıtları ile uyum gösterdi.” dedi.

Stephenson bundan sonraki süreç ile ilgili olarak ”Bu yol, kullanılmaya devam edecek. Gemilerin bu rotada seyahat etmesi, onların yolunu kısaltacak ve doğaya hiçbir zarar vermeyecek. Doğru yakıtların kullanılmasına benzer doğa dostu çözümleri yaygınlaştırırsak, önümüzdeki yıllar için iklimimizi korumuş oluruz.” dedi.
Kaynak: https://www.scientias.nl/scheepvaart-kan-ervoor-zorgen-dat-de-noordpool-minder-snel-opwarmt/
Editör / Yazar: Kuzey KILIÇ

Devamını Oku

Ekoloji

Ormanların Yok Oluşuyla İlgili Yeni Bir Araştırma Yapıldı

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Maryland Üniversitesi’nde bilim uzmanı olan Matthew Hansen ve ekibi, dünyada hızla yok olan ormanlarla ilgili bir araştırma gerçekleştirdi. 2001’den 2015’e kadar yaklaşık 3 milyon kilometrelik orman kaybedildi. Bu kayıpların %48’i kalıcı oldu. Araştırma ekibi, bu kayıpların hangi sebeplerden kaynaklandığı ile ilgi harita oluşturdu.

Ormanlar; Hangi Bölgede, Hangi Sebepten Dolayı Yok Oluyor ?
Uydu resimlerinin analiz edilmesiyle oluşturulan haritada, ormanların yok olma nedenleri yer alıyor. Araştırma sonucuna göre, ormanların büyük çoğunluğu; tarım, endüstriyel ürünler, ahşap, kereste, soya ve hurma yağı üretmek için yok edildi. Geri kalan alanlar ise orman yangınları nedeniyle yok oldu. Orman kaybının nedenlerini ayrıntılı bir şekilde analiz etmek, ekolojik denge ve alınacak önlemler için büyük önem taşıyor.

Yüzlerce şirketin soya ve hurma yağı üretmek için ormanları yok etmesi ve sürdürebilinir tarıma aykırı davranması, bu çalışmada bir kez daha ortaya konuldu. Matthew Hansen ”Çalışmanın sonuca varması olumlu; elde edilen sonuç oldukça olumsuz… Yıllar geçtikçe dünyamızı mahvediyoruz, ekonomik çıkarlar için ormanları bilinçsizce yok ediyoruz. Bu durum devam ederse, bizi çok kötü bir gelecek bekliyor.” dedi.
Kaynak: https://www.sciencenews.org/article/new-map-reveals-causes-forest-loss-worldwide?tgt=nr
Editör / Yazar: Kuzey KILIÇ

Devamını Oku

Ekoloji

İklim Değişikliği Dünya Tarım Ticaretini Yeniden Şekillendirecek

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Dünya’daki açlığı sona erdirmek ve bütün insanlık için sağlıklı toplumlar oluşturmak modern zamanın temel arzusudur. Bu isteği gerçekleştirmek için; tarım arazilerini genişletmek ve tarımdan alınan verimi yükseltmek gereklidir. Ancak bu uygulamanın önünde duran en büyük engel, yine insan kaynaklı olan iklim değişikliği…. Nature Palgrave dergisinde, iklim değişikliğinin tarımsal ticaret yollarına etkisi ile ile ilgili makale yayınlandı.

İklim değişikliğinin tarımsal üretime çok zarar verdiği ve bazı ülkelerde tarımın neredeyse tamamen bittiği biliniyor. Birleşmiş Milletler ( BM ), yaklaşık 30 yıl sonra dünya nüfusunun 10 milyara ulaşacağını açıklamıştı. 2000-2010 yılları arası nüfusun hızla artması sonucunda; buğday, pirinç, tahıl ve bazı yağlı tohumların kişi başına düşme miktarı %66 oranında azaldı. BM’nin yayınladığı yeni raporda; dünya nüfusunun hızla artması ve tarımsal üretimin azalması sonucu insanlığın büyük bir kısmının açlıktan dolayı hayatını kaybedeceği yer aldı. Peki tarımsal üretimin haritası nasıl olacak ? Beşeri faktörlerin iklim üzerindeki olumsuz etkisi hangi seviyelerde ?

Tarımsal üretimin yapı taşları olan iri taneli tahıllar, çeltik pirinci, soya fasulyesi ve buğdayı küresel pazarda %30 oranında karşılayan ABD’de ele alalım. Eğer gelecek 30 yıl içerisinde karbon salınımı azaltılır ve temiz kaynak kullanımı artarsa bu ürünler, diğer bölgelerde de aynı verimde yetişebilecek ve daha fazla insan tarımsal ürünlerden yararlanabilecek. Ancak karbon salınımı aynı düzeyde devam eder ve iklime zarar veren etmenler artarsa gelecek 30 yıl içinde ABD’deki tarımsal üretim %23 oranında azalacak. Özetlemek gerekirse; iklim değişikliğinin bu hızla devam etmesi tarımsal üretimi günden güne bitirecek. İlk olarak elverişsiz bölgelerde tarım tamamen bitecek ve açlık sorunu büyüyecek. Sonraki yıllarda, tarımsal üretim yapabilen ülkeler ellerindeki tarım arazilerini yitirecek ve kendilerinin yaptıkları tarımsal ürünler başka bölgelere kayacak. ABD, Çin ve Avustralya gibi dünya tarımının önde gelen ülkeleri, şu an yüksek verimde kullandıkları arazilerden %7 oranında verim alabilecek.

Yapılan projeksiyonların olumlu yönde olabilmesi için; karbon salınımının azlatılması için oluşturulan politikaların arttırılması ve derhal uygulanması gerekmektedir. Eğer bu uygulamalar gerçekleşirse başta buğday olmak üzere birçok ürünün üretimi artacak ve dünya nüfusuna yetecek kadar besin elde edilebilecek.
Şu an yaklaşık 8 milyar insanın olduğu bir yerde yaşıyoruz. Gelecek yıllarda bu rakamın tahmini 10 milyar olması bekleniyor. Eğer çevremizi bilinçli kullanıp, iklime zarar vermeden hayatımızı sürdürürsek hem biz hem de diğer insanlar bu durumdan oldukça olumlu etkilenecektir.
Kaynak: https://blog.csiro.au/climate-change-will-reshape-the-worlds-agricultural-trade/
Editör / Yazar : Kuzey KILIÇ

Devamını Oku

Öne Çıkanlar