fbpx
Connect with us

Bilim

Pentagon, virüs yayabilen böcek ordusu kuruyor

Published

on

Pentagon, böceklerin tarımsal bir acil durum anında mahsul kaybını önlemek için mücadele edip edemeyeceklerine dair araştırma yürütüyor. Mısır ya da buğday gibi kritik ürünlerin kuraklığa, doğal bir küflenmeye veya biyolojik bir silah saldırısına karşı savunmasız hale gelmeleri durumunda, böcekler hızla yerleştirilebilecek genetiği değiştirilmiş virüsler taşıyabilirler. Konsept, virüslerin bir üreme mevsimi sırasında bitkileri hızlı bir şekilde koruyan genetik değişiklikler yapmasını öngörüyor. İleri Savunma Araştırma Projeleri Kurumu (DARPA) tarafından finanse edilen programın samimi bir ismi var: “Müttefik Böcekler”. Fakat bazı eleştirmenler tüm bunları ürpertici buluyor. Şüpheci bilim insanlarından ve hukuk bilimcilerden oluşan bir ekip, perşembe günü Science dergisinde bir makale yayınladı ve “Müttefik Böcekler” programının öngörülemeyen sorunlara yol açabileceğini ve geniş bi çevre tarafından “düşmanca amaçlar uğruna biyolojik etmenler geliştirmek için verilen bir çaba olarak” algılanacak bir teknolojiyi içerdiğini ileri sürdü. Eleştirmenler tarafından oluşturulan bir web sitesi, itirazları daha açık bir şekilde ortaya koyuyor:

“Tarımsal araştırma mı, yoksa yeni bir biyosilah sistemi mi?”
DARPA’nın “Müttefik Böcekler” program yöneticisi BlakeBextine, programın yalnızca barışçıl amaçlarla yapıldığını, tarımsal güvenlikten sorumlu devlet kurumları tarafından incelendiğini ve araştırma protokollerine dahil edilen böcek kapsamları gibi çok sayıda güvenlik önlemini içerdiğini söyleyerek Science makalesine karşı çıktı. Bextine, Washington Post’a verdiği demeçte, “Halkın ve uluslararası camianın endişelenmesi gerektiğini düşünmüyorum.” dedi. “Müttefik Böcekler” programının, teoride, savunma veya saldırı amaçlı iki yönlü kullanılabilecek yeni teknolojiler içeren bir potansiyeli olduğunu kabul etti ancak bunun neredeyse her ileri teknoloji için geçerli olduğunu da ekledi. “Bana kalırsa ne zaman yeni ve devrim niteliğinde bir teknoloji geliştirirseniz, bu iki yönlü kullanım potansiyeli içinde hep bulunur. Fakat bizim yaptığımız bu değil. Bitkilere olumlu özellikler veriyoruz. Bu olumlu hedefe odaklandık. Gıda güvenliğini sağladığımızdan emin olmak istiyoruz, çünkü gıda güvenliği bizim gözümüzde ulusal güvenliktir.” dedi. Program şu an için üç tip taşıyıcı böcek öngörüyor: yaprak biti, cüce ağustos böceği ve beyaz sinek. Doğada bu böcekler düzenli olarak bitkiler arasında virüs yaymaktalar. CRISPR (düzenli aralıklarla bölünmüş palindromik tekrar kümeleri) olarak bilinen ve nispeten ucuz ve basit olan sistem de dahil olmak üzere gen düzenlemesindeki son ilerlemeler, araştırmacıların hastalıklı bitkide belirli bir hedefe ulaşmak için virüsleri düzenlemelerine olanak sağlayabilir. Örneğin, tasarlanan virüs beklenmedik bir şiddetli kuraklık halinde faydalı olabilecek bir bitkinin büyüme hızını kontrol eden belirli genleri açabilir veya kapatabilir.

Bextine, bu teknolojinin istenmeyen ekolojik etkileri olup olmadığından emin olmak için çoklu koruma katmanlarının olduğunu söyledi. Ayrıca programın bitkilerin germ hattı hücrelerini hedeflemediğini ve bu nedenle kalıtsal özelliklere yol açmayacağını söyledi. DARPA’nın hedefi, büyüme sezonunda bitkilerde geçici ve faydalı düzenlemeler yapmanın yolunu bulmak.
Çoğu DARPA projesi aynı ilkeye sahip: Araştırma hiç meyve de vermeyebilir. Yarım asır evvel “internet” dediğimiz şeyin temellerini atma konusundaki temel rolü ile ünlü olan kuruluş, genellikle başarı olasılığı düşük fakat getirisi devasa olan araştırmalara yatırım yapıyor. Daha kalabalık bir gezegenin getirisi olarak iklim değişikliği, kirlilik, biyolojik çeşitliliğin kaybı ve gıda ile suya olan artan talep nedeniyle gıda güvenliği, önümüzdeki onlarca yıl içerisinde yok olmayacak çok mühim bir sorun. Eski çağlarda ordular, fethin stratejik unsuru olarak tarlaları yaktılar. Doğal patojenler veya laboratuvarlarda tasarlanan bir şeyin yayılması gibi tehditler günümüz dünyası tehditleri arasına girebilir. DARPA’nın “Müttefik Böcekler” tanımı, konseptin acil müdahale özelliğini ortaya koymakta. Web sitesi, “Patojenler, kuraklık, sel ve don gibi doğal yoldan oluşanların yanında özellikle devlet içi veya devlet dışı tehditlerle ulusal güvenlik hızlı bir şekilde tehlikeye girebilir.” diyor. “Müttefik böcekler, bahsi geçen üreme mevsimlerinin etkisiyle erişkin bitkilerde hedefe yönelik tedaviler uygulayarak saldırıların etkisini azaltmayı amaçlamakta.” Science yazarları Müttefik Böcekler’in “Biyolojik Silahlar Sözleşmesi” olarak adlandırılan uluslararası bir anlaşmanın ihlali olarak yorumlanabileceğini iddia ederken, DARPA’yı hainlikle suçlayacak kadar ileri gitmiyorlar. Programın biyolojik silahlar sözleşmesine bağlılığı zayıflatacak bir askeri uygulama olarak gördüklerini belirtiyorlar.

Freiburg Üniversitesi Uluslararası Hukuk Profesörü SiljaVoeneky, Washington Post’a verdiği demeçte, “Barışçıl amaçlarla haklı çıkarılamayacak kadar risk taşıdığını savunuyoruz.” diyor.
Böceklerin kullanılmasını özellikle endişe verici kısım olarak vurgulayan Voeneky, bu böceklerin kötü niyetli insanlar tarafından gizli ve ucuz yollarla yayılabileceğini söyledi.
“Bizce sunulan gerekçeler yeterli değil. Örneğin, niçin spreyleme yerine böcekleri kullanıyorlar? Böcekleri hastalık yaymak için kullanmak klasik bir biyo-silahtır.” diyor.
Eski bir Pentagon yetkilisi olan Andy Weber, Biyolojik Silahlar Sözleşmesi’nin açıkça ifade edilen ve barışçıl bir amacı olan araştırmalara izin verdiğini söylüyor ve karşıt toplulukların düşmanlar tarafından yeni gen düzenleme teknolojilerinin kullanımı konusunda endişelendiğini belirtiyor. “Bu yeni gen düzenleme teknikleri zaman içerisinde terörist gruplar tarafından kullanılabilirdi, fakat bunun bu yıl ya da gelecek yıl gerçekleşecek bir şey olduğunu düşünmüyorum. Yine de kesinlikle önüne geçmemiz gerek.” diyor. Müttefik Böcekler projesinin danışmanı olarak hizmet veren Kansas State Üniversitesi’nde bir bitki patoloğu olan James Stack, Science makalesinde çalan çanların asılsız olduğunu söyledi. “Uygulamak istediğimiz şeyin yakınından dahi geçmiyor. Biz uygulanabilir olup olmadığını tespit etmek istiyoruz. Makalede söylendiği kadar büyük bir endişeye ve DARPA’nın biyolojik silahlar üretebileceğini söyleyecek kadar ileri gidilmesine de anlam getiremiyorum. Yaşamın doğasında risk var ve onu iyi idare etmelisiniz.

Kalabalıklaşan bir gezegendeyiz ve gıda, su gibi sistemlere gelen talep de artıyor. Sahip olduğumuz tüm imkanları kullanmaya ihtiyacımız var.” Makalenin bir diğer yazarı ve Max Planck Evrimsel Biyoloji Enstitüsü’nde evrimci biyolog olan GuyReeves ise “Bu imkanlardan biri, laboratuvar teknikleri kullanılarak yapılan organizma modifikasyonudur. Müttefik Böcekler’in tüm çiftçiler için standart haline gelebilecek bir gen düzenleme teknolojisi olabileceğini düşünüyoruz.” diyor ve genetik modifikasyonların, organik ürünler için ayrılmış alanlara yayılacağını ekliyor. “Eğer bu program kabul edilirse ve yolumuza bununla devam etmek istediğimize karar verirsek, neden başka bir teknoloji kullanalım? Eğer bu teknoloji işe yararsa, ulusal hükümetler yayılmasına engel olamayacaktır.” diyor. DARPA tarafından bu hafta yapılan açıklamada, Müttefik Böcekler uygulamasına dört araştırma kurumu tarafından yatırım fonu ayrıldığını açıkladı: Boyce Thompson Enstitüsü, PennState, Ohio Eyaleti ve Austin Texas Üniversitesi. Bextine, araştırmanın henüz emekleme aşamasında olduğunu söylüyor. Bir yaprak biti tarafından erişkin bir mısıra, ışınım üreten gene sahip bir virüsün başarılı bir şekilde bulaştırıldığı ve mısırda parıldama gözlenerek ilk hedefe ulaşıldığı söyleniyor.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/pentagon-bioengineered-insect-army-crop-defense-or-bioweapon
Editör / Yazar: Gökhan SOĞANCI

Bilim

Abel Ödülünde Bir İlk Gerçekleşti

Published

on

Matematikçilerin Nobel Ödülü olarak adlandırılan ve Norveç Kralı tarafından her yıl bir ya da daha fazla matematikçiye verilen Abel Ödülü, bu sezon ki sahibini buldu. Norveç Bilim ve Edebiyat Akademisi, Teksas Üniversitesinden Prof. Dr. Karen Uhlenbeck, bu prestijli ödüle layık görülen ilk kadın matematikçi oldu. Matematik alanındaki önemli bilimsel çalışmalar için yaklaşık 1 milyon dolar verilen “Abel Ödülü”nün bu yılki sahibi olan ABD’li Karen Uhlenbeck, bu ödüle layık görülen ilk kadın oldu. Kısmi diferansiyel denklemler çalışmasıyla maçı kazanan Uhlenbeck, 13 yıldır verilen Abel Ödülü’nü kazanan ilk kadın olarak tarihe geçti.

Uhlenbeck, bir rol model olmasının yanı sıra bilim ve matematik alanındaki cinsiyet eşitliğinin de kuvvetli bir savunucusu. Abel Komitesi Başkanı Hans Munthe-Kaas, ”Karen Uhlenbeck, geometrik analiz ve ölçüm kuramındaki temel çalışmalarıyla 2019 Abel Ödülü’nü hakketti ve aldı. Teorisi, minimal yüzeyimizdeki anlayışımızı değiştirdi ve daha üst boyuttaki genel minimize etme sorunlarında bakış açımızda devrim yarattı. Kendisi, gelecek adına, matematikte bir devrim yarattı. Gerçekten de büyük bir proje” dedi. Parça türevli denklemler alanındaki çalışmaları ile tanınan Prof. Dr. Uhlenbeck, fizik, geometri ve kuantum alanlarında da multi-disipliner çalışmalar yapıyor.

Editör / Yazar: Kuzey KILIÇ
Kaynak: https://www.sciencealert.com/for-the-first-time-a-woman-has-won-the-abel-prize-for-mathematics

Continue Reading

Bilim

Parkinson Hastalığı Hakkında Önemli Keşif Yapıldı

Published

on

Beynin alt kısımlarındaki gri cevher çekirdeklerinin bozukluğuna bağlı bir sinir sistemi hastalığı olan Parkinson, genelde orta yaş insanlarda görülür. Dünya’da birçok insanı olumsuz etkileyen bu hastalığa dair önemli bir keşif yapıldı. Bilim insanları, 2017’de gerçekleştirilen “truncal vagotomy” isimli prosedürü geçirmiş düşük seviyede hastalığı bulunan hastalarla, Parkinson’un beyne sıçramadan önce bağırsakta başladığını buldu. Yaklaşık beş yıl boyunca devam eden çalışmalarda bilim insanları, ‘vagus’ siniri adı verilen ve beyin ile sindirim sistemini bağlayan bölgeyi incelemeye aldı. Bu bölgesi alınan hastalar, alınmayan hastalara göre yüzde 40 daha az Parkinson hastalığı üretti. Ekibin sonuçlarına göre; bu farklar oldukça belirgin ve beyindeki hastalıkların karın bölgesiyle bağlantılı olduğunu söyleyen önceki araştırmaları da destekliyor.

Karolinska Enstitüsü’nden Bojing Liu, “Sonuçlar, Parkinson hastalığının bağırsaktan başladığını net bir biçimde ortaya koyuyor. Bu hipotezi destekleyen diğer kanıt ise Parkinson hastalığı olanların sıklıkla mide-bağırsak sorunlarının olması, bu da Parkinson’dan onlarca yıl önce başlayabiliyor” demecini verdi. Liu, ”Bağırsaktaki proteinler yanlış bir yola sapıyor ve bu genetik hata bir şekilde beyne kadar ulaşıyor ve bu hata hücreden hücreye yayılıyor” dedi. İsveçli ekip buldukları bu bulgularda yalnız değiller; 2016’da fareler üzerinde yapılan bir araştırma ve 2017’de ABD’de yapılan bir araştırma da benzer bulgular elde edilmişti.

Editör / Yazar: Kuzey KILIÇ

Kaynak: https://www.sciencealert.com/there-s-mounting-evidence-that-parkinson-s-starts-in-the-gut-not-the-brain

Continue Reading

Bilim

Unutmak, hatırlamaktan daha fazla beyin gücü kullanıyor

Published

on

Journal of Neuroscience’da yayınlanan bu bulgular,istenmeyen bir deneyimi unutmak için daha fazla dikkatin verilmesi gerektiğini ileri sürüyor. Bu şaşırtıcı sonuç, dikkati istenmeyen deneyimlerden uzaklaştırarak veya hafızanın geri alınmasını bastırarak, istenmeyen bilgilere olan ilgiyi azaltmaya odaklanan kasıtlı unutmaya ilişkin önceki araştırmayı genişletiyor. Çalışmanın yazarı ve UT Austin’de psikoloji yardımcı doçenti,JarrodLewis-Peacock, “Travmatik hatıralar gibi uyumsuz tepkileri tetikleyen hatıraları atmak isteyebiliriz, böylece yeni deneyimlere daha uyumlu şekillerde yanıt verebiliriz” dedi. Onlarca yıl süren araştırma, bir şeyi gönüllü olarak unutabilmemizin mümkün olduğunu, ancak beyinlerimizin bunu nasıl yaptığını hala sorguladığımızı göstermiştir. Anıların nasıl zayıfladığını ve bunu kontrol etmenin yollarını bulduğumuzda, insanların kendilerini istenmeyen anılardan kurtarmasına yardımcı olmak için tedaviler tasarlanabilir.

Anılar statik değildir. Bunlar beynin düzenli olarak güncellenen, değiştirilen ve deneyimle yeniden düzenlenmiş dinamik yapılarıdır. Beyin bilgiyi sürekli hatırlıyor ve unutuyor – ve bunun çoğu uyku sırasında otomatik olarak oluyor. Kasıtlı unutmaya gelince, önceki çalışmalar, prefrontalkorteks, uzun süreli hafıza yapıları ve hipokampusgibi, beynin kontrol yapılarındaki aktivitenin”önemli noktalarını” konumlandırmaya odaklanmıştı. Son çalışma, bunun yerine, beynin duyusal ve algısal bölgelerine, özellikle ventraltemporal kortekse ve oradaki karmaşık görsel uyaranların hafıza temsillerine karşılık gelen aktivite modellerine odaklanmaktadır. Peacock,’’Beyindeki dikkatin kaynağına değil onun görüşüne bakıyoruz’’dedi. Beyin aktivite örneklerini izlemek için sinir sistemi görüntülemeyi kullanan araştırmacılar, her bir görüntüyü unutmaları ya da hatırlamaları için talimat verdikleri bir grup sağlıklı yetişkin insana manzara ve yüz resimleri gösterdiler.

Onların bulguları, insanların unuttuğu şeyleri kontrol etme kabiliyetine sahip olduğunu doğrulamakla birlikte,aynı zamanda kasıtlı unutmanın bu duyusal ve algısal alanlarda’’orta düzeyde beyin aktivitesi gerektirdiğini’’-hatırlamak için gerekenden daha fazla aktivite gerektirdiğini doğruladı. Çalışmanın yazarı TracyWang; ‘’Unutma mekanizması için orta düzeyde bir beyin aktivitesi kritiktir.Bu aktivite çok güçlü olursa hafızayı güçlendirir;çok güçsüz olursa da onu değiştiremezsiniz’’ dedi.

Araştirmacılar ayrıca,katılımcıların çok daha duygusal bilgi taşıyabilen yüzlerden daha çok, manzaraları unutmalarının daha muhtemel olduğunu bulduklarını söylediler. Belirli tipteki anılara ne kadar dikkat edildiğini izlemek için neurofeedback (duyusal veya sinirsel geri bildirim) kullanarak yeni bir çalışmaya başlayan Lewis-Peacock;‘’Beynimizdeki bu mekanizmaların farklı türdeki bilgilere nasıl tepki verdiğini öğreniyoruz.Unutma yeteneğimizi nasıl kullanabileceğimizi anlamadan önce bu çalışmanın daha fazla araştırılması ve artırılması gerekiyor’’dedi.’’Bu sağlığımız ve mutluluğumuz üzerinde ciddi bir etkiye sahipolan,gerçektengüçlü,yapışkan duygusal hatıraları nasıl işlediğimiz ve onlardan nasıl kurtulabileceğimiz konusunda bir yol gösterecektir.

Editör / Yazar: Esra KAŞ

Kaynak: https://www.sciencedaily.com/releases/2019/03/190311152729.htm

Continue Reading

Öne Çıkanlar