Bizi Takip Edin

Yaşam

Rüyalarla İlgili 8 Şaşırtıcı Gerçek

Yayınlandı

üzerinde

1953 yılında Chicago Üniversitesi’nden Nathaniel Kleitman ve Eugene Aserinsky uyku bilimi üzerine çalışmalar yaptılar. Yaptıkları çalışmalarda deneklerin uyku sırasında, göz seyirmelerinin ardından REM uykusuna geçtiğini gözlemlediler. Rüya gördüğümüz evre olan REM uykusu sırasında rüya görmemizin nedeni hala tam olarak bilinemese de, REM in doğası, içeriği ve fizyolojisine dair bilgilerimiz günden güne artmaktadır. İşte rüyalarla ilgili ilginç bilgiler;

1. Hepimiz Rüya Görmekteyiz

2015 yılında yapılan bir çalışmada rüya görmediğini iddia eden insanların aslında rüyalarını hatırlamadıkları anlaşıldı. Yani hatırlamıyor olsak bile hepimiz rüya görüyoruz. Ancak rüyaları hatırlamamanın bazı nörolojik temelleri olduğu 2014 yılında yapılan bir çalışmayla ortaya koyuldu. Çalışmada rüya görmediğini belirten insanların REM uykularının biraz daha farklı olduğu ortaya çıktı.

2. Siyah Beyaz Televizyon İzlediğinizde Rüyalarınız da Siyah Beyaz Olabilir

1942 yılında yapılan bir çalışmada 277 deneğin %71 inin rüyalarının çoğunun siyah beyaz olduğu, renkli rüyaları oldukça seyrek gördükleri anlaşılmıştır. Aynı çalışma 2001 yılında tekrarlandığında ise katılımcıların sadece %18 i siyah beyaz rüyalar gördüklerini belirtmişlerdir. 2008 yılında ise bazı insanların neden gri tonlarında rüya gördüğünü bulmaya çalışan İngiliz araştırmacılar o insanların siyah beyaz film izleyen insanlar olduğu sonucuna ulaştılar.

3. REM Rüyaları Daha Agresif

İnsanlar REM uykusu dışında da rüya görürler. Yapılan çalışmalarda REM aşaması dışındaki rüyalarda dostane ilişkiler daha fazla iken REM aşamasında saldırganlığın arttığı ortaya çıkmıştır.

4. Silah Kullanan İnsanlar Şiddet İçerikli Rüyalar Görmeye Daha Yatkındır

Şiddete gerçek hayatta maruz kalmak bilinç altına sızıyor olabilir. Yapılan bir çalışma Call of Duty ve diğer şiddet içeren oyun bağımlılarıyla Kanadalı askerleri kıyasladı ve askerlerin oyun bağımlılarına göre daha fazla şiddet içeren rüya gördüğünü ortaya çıkardı.

5. Kadınlar Erkeklerden Daha Fazla Kabus Görüyorlar

Yapılan bir çalışmada bu durumun 10 yaşında başladığı bulunmuştur. Bu durumun sebepleri olarak; kadınların rüyaları hatırlamada daha iyi olmaları ve kabus görme ile uyumlu bir özellik olan yüksek nevrotik seviyeler gösterme sıklıklarının da daha fazla olması söylenebilir. Özellikle de gece geç saatlere kadar uyanık kadınlar daha fazla kabus görmekteler.

6. Hamile Kadınlar Ucube Rüyalar Daha Fazla Görüyorlar

Hamile kadınların hamile olmayan kadınlara kıyasla hamileliklerinin özellikle son ayında daha fazla kabus gördükleri ortaya çıktı. Hamileliklerinin son dönemlerindeki uykunun kalitesizliğinden dolayı bu kötü rüya görme oranının arttığı düşünülmektedir.

7. Rüya Gören Birisinin Ne Gördüğünü Gözlemleyebiliriz

Bilimkurgu gibi gelen bu bilgi, 2013 yılında, bilim insanlarının fMRI (fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme) sayesinde insanların rüyalarında ne gördüklerinin izlenebileceğini keşfetmesiyle gerçek oldu. Uyuyor da olsak uyanık da olsak, beyn aktivitesi örüntüleri aynı mental görüntülere denk düşmektedir. Yani bir insan kırmızı elma hayal ettiği takdirde beyninde oluşan aktivitelerle, rüyasında “kırmızı” fantazilerdeyken aynı aktivitelere sahip oluyorlar.

8. Koku, Rüyalarımızı Şekillendiriyor

2008 yılında yapılan bir çalışmada;  kokuların rüyalarımızın duygusal havasını etkilediği bulundu. Alman araştırmacılar, katılımcıların bir kısmını çürük yumurta kokusuna diğer kısmını  maruz bıraktılar. Çürük yumurta kokusuna maruz kalan insanlar daha olumsuz rüyalar görürken, aromatik kokulara maruz kalan insanlar ise daha tatlı rüyalar gördükleri belirttiler.

 

Kaynak:  Fisher T. “9 Fascinating Facts About the Science of Dreaming,”http://vanwinkles.com/nine-things-we-know-about-the-science-of-dreaming

Reklam Alanı
1 Yorum

1 Yorum

  1. Mesut Tekin

    Eylül 16, 2016 at 10:11 pm

    Öncelikle güzel paylaşım elinize sağlık.
    Kaynakta 9 şaşırtıcı gerçek diyor siz neden sekizini yayınlama tercihinde bulundunuz?

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

İnsanlar Dünya üzerindeki canlıların yüzde 83’ünü yok etti

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

İnsanlık yeryüzünde yaşayan canlıların içerisinde sadece %0,1 oluşturmaktadır. Bu duruma rağmen insanlık var olduğundan bu yana, gezegendeki hayvanların %83’ünü, bitkilerin ise %50’sinin yok olmasına neden oldu.’Proceedings of the National Academy of Sciences’ adlı bilimsel dergide yer verilen araştırmada, insanlar düşünülenin aksine canlı popülasyonun küçük bir kısmını oluştursada hayvanların ve bitkilerin soylarının tükenmesine yol açıyor.
Guardian gazetesinde yayınlanan habere göre, bitkiler dünyadaki bitkilerin %82 sini oluştururken Bakteriler ise %13’ünü oluşturuyor. Balıklar,böcekler,mantarlar ile kalan canlılar ise dünyanın biyokütlesinin sadece %5’ini oluşturuyor.Okyanuslar ise sadece %1’ni oluşturmakta. Weizmann Bilim Enstitüsü’nden Prof. Ron Milo “Biyokütlenin farklı bileşenlerini oluşturan parçalara dair detaylı bir araştırmanın daha önce yapılmamasına çok şaşırdım. Umarım bu araştırma insanların Dünya’da ne kadar baskın bir rol oynadığına ilişkin bir bakış açısı sunar”

Bir çok bilim adamı yaşadığımız çağı Antroposen çağı (insanoğlunun dünyaya olan etkisinin en üst düzeye çıktığı Sanayi Devrimi’nden bugüne olan süreç ve devam edecek bu duruma İnsan Çağı da denen döneme verilen isim. Çünkü dünyamız artık geri döndürülmesi çok zor bir sürece girmiştir.) olduğunu dile getirmektedir. Gerçekleştirilen bu araştırma bu tanımın ne kadar doğru olduğunu gözler önününe sermektedir. Araştırma kapsamında, kümes hayvanları dünyada yaşayan kuşların %70’ini kalan %30 kısmın ise vahşi hayvanlardan oluştuğunu ortaya koymuştur.Memelilerde ise durum daha kötü. Büyükbaş hayvanlar(inek,domuz,koyun) çiftlik hayvanları %60’ı oluştururken insanlar %36’sı, vahşi memeliler ise sadece %4’ünü oluşturuyor.
Prof. Ron Milo bu durumu “Çocuklarımla bir yapboz yaptığımda bir filin yanında zürafa, onun yanında da gergedan olur. Eğer dünyada olan bitenin daha gerçekçi bir tablosunu vermek isteseydim, bir ineğin yanında bir inek, onun yanında da bir tavuk olurdu” Prof. Ron Milo insanların dünyamızdaki etkisinin en büyük sebebini beslenme alışkanlıklarımızın yol açtığını söylemektedir. Beslen alışkanlıklarımız hayvanlar ve bitkiler hatta diğer organizmalar üzerindeki etkisi son derece büyük.
Kaynaklar: https://www.sciencealert.com/humans-are-just-0-01-of-life-earth-but-we-annihilated-rest-biomass-animals-mammals-plants
https://tr.wikipedia.org/wiki/Antroposen

Devamını Oku

Bilim

Bilime Göre Ayrılık Nasıl Atlatılır?

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Ayrılıkların kolay olmadığını biliyoruz. Bilmediğimiz şey, bu ayrılığın nasıl üstesinden gelineceğidir. İnsanların eski sevgili konusunu aşmak için farklı yaklaşımları vardır ve şimdi bilim, bazılarının üzerinde söz sahibi oldu. Missouri St. Louis Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, insanların yeni biten bir ilişkiden sıyrılıp devam etmek için kullandıkları üç stratejiye baktı. Araştırma, ortalama 30 ay süren ilişkilerden çıkan 20 ila 37 yaş arasındaki 24 denekten oluşmaktadır.
Denkler 4 gruba ayrıldı. İlk gruba eski sevgilileri hakkında olumsuz düşünmeleri söylendi. İkinci gruba ise olanları ve kişi için hissettikleri sevginin, sürecin normal bir parçası olduğunu kabul etmeleri söylendi. Üçüncü grup, eski sevgilileriyle ilgisi olmayan şeylere odaklandı. Dördüncü gruba özel bir şey sorulmadı. Araştırmaya katılanlardan daha sonra bir anket doldurmaları istendi ve ekip, eski sevgililerine olan duygusal bağlılıklarını ölçtü. Daha sonra deneklere, beyin dalgaları çizelgesi okuması yapılırken eski sevgililerinin resimleri gösterildi. Araştırma Ekibi, Deneysel Psikoloji Dergisi’nde de bildirildiği gibi, üç stratejinin de kısa vadede eski sevgililere olan duygusal tepkileri azaltmak için çalıştığını, ancak uyarılar olduğunu buldu.
İlk grup, onlara karşı daha az sevgi hissediyordu, ama aynı zamanda daha kötü bir ruh halindeydiler. İkinci grup daha iyi hissetmedi ve onlara olan sevgileri değişmedi. Üçüncü grup genel olarak daha mutlu hissediyordu, ama yaklaşım onlara olan sevgilerini etkilemedi. Çalışma, duygularınızı biraz daha kontrolde hissetmenizde, bunların etkili yollar olduğunu gösteriyor. Özellikle ayrıldıktan sonra kendinizi kaybolmuş hissediyorsanız. Ancak, bunlar uzun süreli çözümler olarak görülmemeli. Bir ilişkinin üstesinden gelmek, bir günde olacak birşey değil. Başyazar profesör Sandra Langeslag, röportajında, “aşk yönetmeliği bir açma / kapama düğmesi gibi çalışmıyor. Kalıcı bir değişiklik yapmak istiyorsanız, duygularınızda gerçek bir düzenleme yapmalısınız.” dedi. Kaynak: http://www.iflscience.com/brain/how-to-get-over-a-breakup-according-to-science/

Devamını Oku

Bilim

Bilim İnsanları, Kurak Çölde Bile İçme Suyu Üreten Cihaz Geliştirdi.

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Kaliforniya Üniversitesi’nden araştırmacılar, çölde yeni bir su makinesini başarılı bir şekilde test ettiklerini ve bu sayede havadan tatlı su üretebileceklerini söylüyorlar. Science Advances dergisinde elde ettikleri sonuçları açıklayan ekip, makinenin hem düşük nem hem de düşük maliyetle her gün ve her gece içilebilir su toplayabileceğini söyledi. Bu makine, dünyanın sudan yoksun olan kurak bölgelerinde kullanılabilir. UC Berkeley’den buluşun sahibi Omar Yaghi, “Böyle bir şey yok” diyor.  “Bu çöl-laboratuar yolculuğu, su oluşturmayı ilginç bir fenomenden bilime dönüştürmemizi sağladı.” Cihaz, ortam sıcaklıklarında ve güneş ışığında çalışır. Ek enerji girişi veya herhangi bir güç kaynağı gerektirmez. Buluştaki dönüm noktası, daha önce başka bir yerde test edilmiş metal organik çerçeve(MOF) olarak bilinen, kutu şeklindeki cihazın üstüne yayılmış bir tozdur. MOF, gece boyunca sıcaklıkların daha düşük olduğu, ancak nemin daha yüksek olduğu zamanda suyu bir sünger gibi emen organik ve metal atomun kristal tozudur. Daha sonra, sabah sıcaklık arttığında, su molekülleri kristallerden dışarı itilerek küçük bir bardak su üretir. UC Berkeley, makinenin, yaklaşık 0,2 metrekare olan bir MOF taneleri yatağını taşıyan bir iç kutuyla “kutu içinde bir kutu” olduğunu belirtiyor. Bunu çevreleyen şey, şeffaf üst ve yanlara sahip benzer boyutta plastik bir küptür. Üst kısım hava girmesine izin vermek için gece açık bırakılır, ancak iç mekanı bir sera gibi ısıtmak için gün boyunca örtülür. Cihazın bir denemesi Ekim 2017’de Arizona, Scottsdale’de gerçekleştirildi. Burada, nem oranı gece yüzde 40’a ulaşıyor, ancak gün içinde yüzde 8’e düşüyor. Ekip, bir kilogram MOF kullanarak, yaklaşık 200 mililitre su üretebildiklerini, ki bu o kadar da büyük bir miktar değil, ancak ölçeklendirilebilir olmasının ilgi uyandırmaya yeterli olduğunu söyledi. Yaghi, “Dünyanın kurak bölgelerinde nem düşük olduğundan, buradaki önemli gelişme, makinenin düşük nemde çalışıyor olmasıdır.” dedi. Ayrıca, alüminyumdan yapılmış yeni bir MOF ile tasarımı geliştirmeyi planlıyoruz. Bu 150 kat daha ucuz ve yaklaşık iki kat daha fazla su yakalayabilir. Ekip, bu yıl içinde Death Valley’de bu MOF ile sahada bir test yapmayı planlıyor. Kaynak: http://www.iflscience.com/technology/scientists-have-tested-a-device-that-can-produce-water-out-of-thin-air/

Devamını Oku

Öne Çıkanlar