fbpx
Connect with us

Bilim

Sinirbilimciler Beyinde Tamamen Yeni Bir Sinirsel İletişim Şekli Buldu

Published

on

Bilim insanları, beyin dokusunda kendiliğinden yayılan daha önce bilinmeyen bir nöral iletişim şekli tanımladıklarını ve iletişimin beyin dokusunun bir bölümündeki nöronlardan cerrahi olarak kesilmiş olsalar bile kablosuz olarak atlayabileceklerini düşünüyorlar. Keşif; sinaptik aktarım, aksonal taşıma ve aralıklı kavşak bağlantıları gibi geleneksel olarak anlaşılan mekanizmalarla ilgili olmayan gizemli bir süreçle, nöronların birbirleriyle konuşma şekilleri hakkında bazı yeni radikal görüşler sunuyor. Case Western Reserve Üniversitesi’nden nöral ve biyomedikal mühendisi Dominique Durand “Biz bu keşfin ‘ne olmuş yani?’ kısmını henüz tamamen bilmiyoruz “diyor. “Ama bunun beyinde tamamen yeni bir iletişim şekli gibi göründüğünü biliyoruz, bu yüzden çok heyecanlıyız.” Bundan önce, bilim insanları, sinaptik aktarım gibi ayrıntılı olarak incelenen yukarıda belirtilen bağlantılardan daha fazla sinirsel iletişimin olduğunu biliyorlardı. Örneğin araştırmacılar beynin, on yıllardır amacını anlamadığımız, ancak uyurken korteks ve hipokampüste görünen ve nöral konsolidasyonda bir rol oynayacağı hipotezinde bulunan yavaş sinirsel salınım dalgaları sergilediğini biliyorlar. Yeni araştırmada yer almayan ancak bunu bir perspektif makalede ele alan, Alberta Üniversitesi’nden nörobilimci Clayton Dickinson “Bu girdinin ve çıktının işlevsel olarak ilgisi – ayrık yavaş ağ ritmi gizemli olmaya devam ediyor” diye açıklıyor. “Ama muhtemelen bu, hücresel ve hücre içi mekanizmaların her ikisinin de ortaya çıkmasına neden olan bir açıklamayla çözülecek”.

Bu amaçla, Durand ve ekibi yavaş periyodik aktiviteyi in vitro olarak araştırıp, beyin dalgalarını kesilmiş farelerden çıkarılan hipokampal dilimler üzerinde incelemektedir. Buldukları şey, yavaş periyodik aktivitenin, komşu hücreleri aktive eden, kimyasal sinaptik aktarım veya boşluk kavşakları olmadan bir şekilde sinirsel iletişim biçimi oluşturan elektrik alanları üretebilmesiydi. Durand, “Bu dalgaları uzun zamandır biliyoruz, ancak hiç kimse tam işlevlerini bilmiyor ve kimse kendiliğinden yayılabileceğine inanmıyor” diyor. “40 yıldan beri beynin sadece küçük bir parçası olan hipokampüsü inceliyorum ve beni şaşırtmaya devam ediyor.” Bu sinirsel aktivite aslında zayıf elektriksel alanlara uygulanarak modüle edilebilir – güçlendirilebilir veya engellenebilir ve ephaptik bağlanma adı verilen başka bir hücre iletişim yönteminin analog bir şekli olabilir. Takımın en radikal bulgusu, bu elektrik alanlarının, iki parça yakın fiziksel yakınlıkta kaldığı zaman nöronları, kopmuş beyin dokusundaki bir boşluktan aktive edebilmeleriydi. Yazarlar makalelerinde “Dilimin tamamen kesildiğinden emin olmak için iki doku parçası ayrıldı ve cerrahi mikroskop altında açık bir boşluk olduğu görülürken daha sonra yeniden birleştirildi” dedi. “Yavaş hipokampal periyodik aktivite aslında bütün dilimin tamamının kesilmesine rağmen diğer tarafta da bir olay oluşturabilir.” Kulağa garip geldiğini düşünüyorsanız, tek değilsiniz.

Araştırmanın yayınlandığı Journal of Physiology dergisindeki inceleme komitesi çalışmayı yayınlamayı kabul etmeden önce deneylerin tekrar yapılması konusunda ısrar etti. Durand ve arkadaşları denileni dikkatlice yaptılar, rapor ettikleri gözlemin benzeri görülmemiş tuhaflığı göz önüne alındığında ve her şey göz önünde bulundurulduğunda inceleme komitesinin bu temkinliliğini oldukça normal karşıladılar. Durand, “Bu bizim için ve şimdiye kadar anlattığımız her bilim insanı için ağızları açık bıraktıran bir andı” diyor. “Ancak test etmek için yaptığımız her deney şimdiye dek doğruladı.” Bu tuhaf sinirsel iletişim biçiminin insan beyninde de olup olmadığını anlamak için çok daha fazla araştırma yapacağız – ama önce tek başına tam olarak hangi işlevi yerine getirdiğinin çözelim – fakat şimdilik Dickinson’ın dikkatlice gözlemlediği üzere tüm yönlerden şok edici yeni bir bilime sahibiz. Dickinson “Bulguların uyku ve uyku benzeri durumlar sırasında hem kortikal hem de hipokampal dokuda meydana gelen spontan yavaş ritimlerle ilgisi olup olmadığı görülmekle birlikte, muhtemelen (aslında tam anlamıyla) alanı elektiklendiriyorlar.”diye yazdı.
Editör/Yazar: Zahide Solak
Kaynak: https://www.sciencealert.com/neuroscientists-say-they-ve-found-an-entirely-new-form-of-neural-communication

Bilim

Parkinson Hastalığı Hakkında Önemli Keşif Yapıldı

Published

on

Beynin alt kısımlarındaki gri cevher çekirdeklerinin bozukluğuna bağlı bir sinir sistemi hastalığı olan Parkinson, genelde orta yaş insanlarda görülür. Dünya’da birçok insanı olumsuz etkileyen bu hastalığa dair önemli bir keşif yapıldı. Bilim insanları, 2017’de gerçekleştirilen “truncal vagotomy” isimli prosedürü geçirmiş düşük seviyede hastalığı bulunan hastalarla, Parkinson’un beyne sıçramadan önce bağırsakta başladığını buldu. Yaklaşık beş yıl boyunca devam eden çalışmalarda bilim insanları, ‘vagus’ siniri adı verilen ve beyin ile sindirim sistemini bağlayan bölgeyi incelemeye aldı. Bu bölgesi alınan hastalar, alınmayan hastalara göre yüzde 40 daha az Parkinson hastalığı üretti. Ekibin sonuçlarına göre; bu farklar oldukça belirgin ve beyindeki hastalıkların karın bölgesiyle bağlantılı olduğunu söyleyen önceki araştırmaları da destekliyor.

Karolinska Enstitüsü’nden Bojing Liu, “Sonuçlar, Parkinson hastalığının bağırsaktan başladığını net bir biçimde ortaya koyuyor. Bu hipotezi destekleyen diğer kanıt ise Parkinson hastalığı olanların sıklıkla mide-bağırsak sorunlarının olması, bu da Parkinson’dan onlarca yıl önce başlayabiliyor” demecini verdi. Liu, ”Bağırsaktaki proteinler yanlış bir yola sapıyor ve bu genetik hata bir şekilde beyne kadar ulaşıyor ve bu hata hücreden hücreye yayılıyor” dedi. İsveçli ekip buldukları bu bulgularda yalnız değiller; 2016’da fareler üzerinde yapılan bir araştırma ve 2017’de ABD’de yapılan bir araştırma da benzer bulgular elde edilmişti.

Editör / Yazar: Kuzey KILIÇ

Kaynak: https://www.sciencealert.com/there-s-mounting-evidence-that-parkinson-s-starts-in-the-gut-not-the-brain

Continue Reading

Bilim

Unutmak, hatırlamaktan daha fazla beyin gücü kullanıyor

Published

on

Journal of Neuroscience’da yayınlanan bu bulgular,istenmeyen bir deneyimi unutmak için daha fazla dikkatin verilmesi gerektiğini ileri sürüyor. Bu şaşırtıcı sonuç, dikkati istenmeyen deneyimlerden uzaklaştırarak veya hafızanın geri alınmasını bastırarak, istenmeyen bilgilere olan ilgiyi azaltmaya odaklanan kasıtlı unutmaya ilişkin önceki araştırmayı genişletiyor. Çalışmanın yazarı ve UT Austin’de psikoloji yardımcı doçenti,JarrodLewis-Peacock, “Travmatik hatıralar gibi uyumsuz tepkileri tetikleyen hatıraları atmak isteyebiliriz, böylece yeni deneyimlere daha uyumlu şekillerde yanıt verebiliriz” dedi. Onlarca yıl süren araştırma, bir şeyi gönüllü olarak unutabilmemizin mümkün olduğunu, ancak beyinlerimizin bunu nasıl yaptığını hala sorguladığımızı göstermiştir. Anıların nasıl zayıfladığını ve bunu kontrol etmenin yollarını bulduğumuzda, insanların kendilerini istenmeyen anılardan kurtarmasına yardımcı olmak için tedaviler tasarlanabilir.

Anılar statik değildir. Bunlar beynin düzenli olarak güncellenen, değiştirilen ve deneyimle yeniden düzenlenmiş dinamik yapılarıdır. Beyin bilgiyi sürekli hatırlıyor ve unutuyor – ve bunun çoğu uyku sırasında otomatik olarak oluyor. Kasıtlı unutmaya gelince, önceki çalışmalar, prefrontalkorteks, uzun süreli hafıza yapıları ve hipokampusgibi, beynin kontrol yapılarındaki aktivitenin”önemli noktalarını” konumlandırmaya odaklanmıştı. Son çalışma, bunun yerine, beynin duyusal ve algısal bölgelerine, özellikle ventraltemporal kortekse ve oradaki karmaşık görsel uyaranların hafıza temsillerine karşılık gelen aktivite modellerine odaklanmaktadır. Peacock,’’Beyindeki dikkatin kaynağına değil onun görüşüne bakıyoruz’’dedi. Beyin aktivite örneklerini izlemek için sinir sistemi görüntülemeyi kullanan araştırmacılar, her bir görüntüyü unutmaları ya da hatırlamaları için talimat verdikleri bir grup sağlıklı yetişkin insana manzara ve yüz resimleri gösterdiler.

Onların bulguları, insanların unuttuğu şeyleri kontrol etme kabiliyetine sahip olduğunu doğrulamakla birlikte,aynı zamanda kasıtlı unutmanın bu duyusal ve algısal alanlarda’’orta düzeyde beyin aktivitesi gerektirdiğini’’-hatırlamak için gerekenden daha fazla aktivite gerektirdiğini doğruladı. Çalışmanın yazarı TracyWang; ‘’Unutma mekanizması için orta düzeyde bir beyin aktivitesi kritiktir.Bu aktivite çok güçlü olursa hafızayı güçlendirir;çok güçsüz olursa da onu değiştiremezsiniz’’ dedi.

Araştirmacılar ayrıca,katılımcıların çok daha duygusal bilgi taşıyabilen yüzlerden daha çok, manzaraları unutmalarının daha muhtemel olduğunu bulduklarını söylediler. Belirli tipteki anılara ne kadar dikkat edildiğini izlemek için neurofeedback (duyusal veya sinirsel geri bildirim) kullanarak yeni bir çalışmaya başlayan Lewis-Peacock;‘’Beynimizdeki bu mekanizmaların farklı türdeki bilgilere nasıl tepki verdiğini öğreniyoruz.Unutma yeteneğimizi nasıl kullanabileceğimizi anlamadan önce bu çalışmanın daha fazla araştırılması ve artırılması gerekiyor’’dedi.’’Bu sağlığımız ve mutluluğumuz üzerinde ciddi bir etkiye sahipolan,gerçektengüçlü,yapışkan duygusal hatıraları nasıl işlediğimiz ve onlardan nasıl kurtulabileceğimiz konusunda bir yol gösterecektir.

Editör / Yazar: Esra KAŞ

Kaynak: https://www.sciencedaily.com/releases/2019/03/190311152729.htm

Continue Reading

Bilim

Enerji depolayabilen yumurta kabukları

Published

on

Protein deposu, sağlıklı yağ kaynağı ve kahvaltıların vazgeçilmezi olan yumurta, gıda, ilaç ve imalat endüstrisinde dünya çapında yüksek miktarda kullanılmaktadır. Aile büyüklerimizin dediği gibi, ”Kabuğu ile ye evladım, bütün vitamini kabuğunda” öğüdü yumurta adına da gerçek oldu; yumurta kabuğu, kalsiyum karbonat bileşiğinden (CaCO3) ve protein bakımından zengin bir zarı bünyesinde barındırıyor. Ve bu durum, enerji kaynağı olarak kullanılabilir. Karlsruhe Teknoloji Enstitüsü (KIT) tarafından kurulan Helmholtz Enstitüsü, alanında uzman profesörler tarafından araştırmayı gerçekleştirdi. Bilim insanları, kalsiyum karbonat bileşeninin yüksek oranı sayesinde lityum depolayabilen yumurta kabuğunun ümit verici elektrokimyasal özelliklerini keşfetti.

Daha önceden biyoseramik, kozmetik ve boya endüstrisi dâhil olmak üzere birçok alanda yararlanılan yumurta kabukları, elektrot olarak kullanılabildi. Bilim insanlarının çalışmadaki yeni hedefi; daha detaylı bir araştırmayla yumurta kabuğunun elektrokimyasal ve fiziksel davranışını anlamak ve performansını da aynı ölçüde arttırmak. Bu sayede yumurta kabukları, gelecekte enerji depolamada yaygın bir kullanıma sahip olabilir.

Helmholtz Enstitüsü’nden Profesör Maximilian Fichtner, ”Yumurta kabuklarından bu şekilde yararlanmayı hiçbirimiz beklemiyorduk. Dünya nüfusunun artması gelecekte enerji alanında bazı problemlere neden olabilir; ancak yeni bulduğumuz bu enerji deposu çözüm olabilir. Elektrot üretmedeki performansı inanılmaz, gerçekten de enerji üretiyor…” demecini verdi.

Editör / Yazar: Kuzey KILIÇ

Kaynak: https://phys.org/news/2019-03-energy-eggshells.html

Continue Reading

Öne Çıkanlar