fbpx
Bizi Takip Edin

Bilim

Soğuk Suda Yüzmek Depresyon Tedavisinde Yardımcı Olabilir Mi?

Yayınlandı

üzerinde

Depresyona yakalanan 24 yaşındaki bir hasta haftada bir kez açık denizde yüzerek ilaçlarını azalttı. Dört ay içerisinde ise ilaçları tamamıyla bıraktı ve depresyon hastalığından kurtuldu.
Bir yıl önce, depresyon geçiren 24 yaşında bir kadına doktoru tarafından sıra dışı bir reçete verildi: soğuk suda haftada bir kez yüzme. Hasta Sarah, University College London’da bir doktor ve araştırmacı olan Christoffer van Tulleken tarafından sunulan BBC belgesel dizisi The Doctor Who Gave Up Uyuşturucu’nun bir parçası olarak kameraya alındı.

Doktor Van Tulleken, “En çok reçete edilen ilaçlarımıza baktığımızda, özellikle de bunların etkililiğine dair kanıtlarda zayıflıklar söz konusu” dedi. Sarah 17 yaşından beri majör depresif bozukluk ve anksiyete tedavisi görüyordu. Ancak semptomları birinci basamak tedaviye dirençliydi ve depresyon ilaçları onu adeta bir sisin içerisine sokuyordu. Sarah kızını doğurmasının ardından artık ilaç kullanmak istemiyordu. Depresyon hastalığından kurtulmak da onun öncelikleri arasındaydı. Van Tulleken’in gözetiminde, yavaş yavaş ilaç dozlarını düşürdü ve 15C sıcaklığa sahip açık suda haftalık yüzme programı başlattı.

Bu geleneksel olmayan tedaviyle hasta dört ay içerisinde ilaçları tamamen bıraktı ve majör depresyondan kurtuldu. Depresyon, dünya çapında insanları hayattan koparan en önemli hastalıklardan birisidir. Doktor Van Tulleken depresyon tedavisi için her geçen gün daha yüksek sayıda antidepresan kullanımı olduğunu ifade ediyor. Bu ilaçların etkinliğiyle ilgili yapılan testler ise oldukça yetersiz. Bu sebeple birçok doktor depresyon ilaçlarına alternatif tedavi yöntemleri üretmeye çalışıyor. Sarah’ın hikayesi Van Tulleken ve meslektaşlarının yazdığı, İngiliz Tıp Dergisi’nde yayınlanan bir vaka raporunun temelini oluşturdu. Raporda, Van Tulleken ve meslektaşları Sarah’ın deneyimini anlatıyor ve soğuk suda yüzmenin diğer hastalar işe yarayıp yaramayacağının ortaya çıkması için daha fazla araştırma yapılması gerektiğini vurguluyor.

Vücudun soğuk suya daldırılmaya ilk tepkisi, derhal soğuk su şokuna sebep olarak, vücudun hızlıca soğumasıdır. Bu özellikle solunum ve kalp hızında büyük bir artışa yol açtığı için, bazı tıbbi rahatsızlıkları olanlar için son derece tehlikeli olabilir. Portsmouth Üniversitesi’nde spor ve egzersiz bilimi bölümü profesörü ve raporun ortak yazarı Michael Tipton şunları söyledi: “Yararlı taraf hakkında düşünmekten ziyade yıllardır soğuk suya dalmanın tehlikeli yönleri hakkında daha çok endişeliydik.” Tipton, soğuğun anti-enflamatuar olduğuna dair kanıtlar olduğunu ve yakın tarihli bir çalışmanın, soğuk suda yüzmenin ameliyat sonrası ağrı yaşayan hastalarda iyileşme sağladığının bulunduğunu belirtti. Soğuk suda yüzme, vücuttaki stres tepkilerini de aktive eder ve soğuk suya tekrar tekrar maruz kalmak alışma denilen bir uyum sürecine yol açar.

Van Tulleken, “Bir teori, eğer soğuk suya uyum sağlarsanız, stres tepkiniz, öfkeniz, sınavlar veya işten kovulma gibi diğer günlük streslere karşı duygularınız körelir” diyor. Çalışmaya katılmamış olan Reading Üniversitesi’ndeki bir klinik psikolog ve profesör olan ShirleyReynolds’a göre, egzersiz gibi anlamlı bir aktivite yapmanın kendi başına faydalı olduğuna dair kanıtlar var. Reynolds ayrıca, “tek bir vakanın,“ bu yöntemi depresyon tedavisi için yeterli olarak tanımlamaya yetmeyeceğini söyledi.
Kaynak: https://www.theguardian.com/science/blog/2018/sep/13/could-cold-water-swimming-help-treat-depression

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

Yeni bir insan hücre yapısı keşfedildi “Ağsı yapışkanlar”

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

İsveçli ve İngiliz bilim insanları, bir tür protein kompleksi olan yeni bir insan hücre yapısı keşfetti. İsveç’te Karolinska Enstitüsünün İngiliz bilim insanları ile iş birliği içinde yürüttüğü araştırmada keşfedilen yeni hücre yapısının, hücrenin çevresindekilere bağlanmak için kullandığı bir tür protein kompleksi olduğu belirtildi. Uzmanlar, protein kompleksinin, bugüne kadar bilinenlerden farklı, eşsiz bir moleküler yapıya sahip olduğunu ve hücre bölünmesinde kilit rol oynadığını açıkladı.

Karolinska Enstitüsü Biyolojik Bilimler ve Besin Bölümünden Profesör Staffan Strömblad, “2018’de keşfedilmeyi bekleyen yeni bir hücre yapısı kalması akılalmaz derecede şaşırtıcı. Bu yeni bağlanma kompleksinin, hücre bölünmesi sırasında olduğu gibi kaldığını ve hücreye tutunduğunu ortaya koyduk.” ifadesini kullandı. “Ağsı yapışkanlar” ismi verilen yeni yapının, bölünmenin ardından yavru hücrelerin doğru yere yerleşme kabiliyetlerini de kontrol ettiği kaydedildi. Keşfin ayrıntıları “Nature Cell Biology” dergisinde yayımlandı.
Kaynak: https://www.sciencedaily.com/releases/2018/10/181022122815.htm
Editör / Yazar: Ezgi SEMİRLİ

Devamını Oku

Bilim

NASA, Muazzam Ölçülere Sahip Buz Dağının Fotoğraflarını Paylaştı

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Son haftalarda sıkça adı duyula IceBridge Operasyonu, NASA tarafından Antarktika’da gerçekleştiriliyor. NASA, operasyonla ilgili bilgileri çeşitli paylaşımlarla Twitter’da açıklıyor. Kutup bölgesini gözlemlemek ve gezegenimizin küresel iklimine olan etkisini araştırmak için devam eden program olumlu bir şekilde devam ediyor. Bu bölgede keşif uçuşları yapan NASA, oldukça enteresan şekilli bir buzdağı keşfetti ve bunu da Twitter üzerinden yayınladı.

NASA bu fotoğrafın altına ”IceBridge uçuşundan bir görüntü. Tablo şeklindeki buzdağını sağ tarafta görebiliyoruz. Denizde Larcen C buzunun üzerinde süzülüyor. Buzdağının keskin açıları ve düz yapısı, buzdan yeni kopmuş olduğuna işaret ediyor.” açıklamasını yaptı.

Larcen C, 2017’nin Haziran ayında da devasa bir buzdağı olan A-68’in ortaya çıkmasına sebep olmuşu. LiveScience’a açıklamalarda bulunan Maryland Üniversitesi profesörü Kelly Brunt, A-68’e göre bu buzdağının çok da büyük olmadığını belirtiyor. Brunt, A-68’in ölçülen boyunun 5800 metre olduğunu, yeni keşfedilen buzdağının henüz ölçümleri yapılmasa da 1600 metre civarında olduğunu tahmin ettiklerini belirtti. Brunt, tahminlerine göre buzdağının görünen yüzünün sadece yüzde 20’lik bir kısmı olduğunu, yüzde 80’inin suyun altında olduğuna da değindi. NASA, buzdağı ile ilgili araştırmaların devam edileceğini ve bu ilginç keşfin çok önemli olduğunu belirtti.
Kaynak: https://earther.gizmodo.com/this-weirdly-geometric-iceberg-is-freaking-us-out-1829917119
Editör / Yazar: Kuzey KILIÇ

Devamını Oku

Bilim

Blim insanları, dünyanın çekirdeğinin katı olduğunu doğruladı

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Avustralya Ulusal Üniversitesi’nden bilim insanları tarafından yapılan çalışma, Dünya’mızın oluşumu hakkında daha detaylı bilgilere ulaşmamızı sağlayabilir. Doç. Dr. Hrvoje Tkalcic, yaptıkları çalışmayla Dünya’nın merkezinin katı olduğundan emin hale geldiklerini ifade ediyor. 1930-1940’lı yıllarda yapılan çalışmalar Dünya’nın merkezinin katı olabileceğini göstermişti. Bu keşif zamanında jeoloji biliminin “Kutsal Kase”si olarak tanımlanmıştı.

Bilim insanları bu kez kesme dalgalarını inceleyerek bu sonuca ulaşmışlar. Kesme dalgaları yalnızca katı maddeler üzerinde ilerler. Bundan hareketle araştırmalarını yapan bilim insanları, merkezden gelen bu dalgaları ölçtükleri takdirde katılığından emin olacaklarını düşünmüşler. Kesme dalgaları, katı bir tabakanın alt ve üstünden zıt yönlü eşit iki kuvvete maruz kalması neticesinde katmanın kırılmasıyla oluşan dalgalardır.

Güce maruz kaldığında kırılmayan maddelerde bu dalgalar oluşmazlar. Katı tabakalar ise güç neticesinde “kesilerek” bu dalgaları oluşturacaktır. Öte yandan kesme dalgaları çok küçük ve güçsüzdür. Bu nedenle ölçülmeleri de oldukça güçtür. Dünya’nın merkezinden gelen olası dalgaları ölçmek isteyen bilim insanları, gezegende konuşlu sismik ölçüm merkezlerinden gelen tüm verileri birbirleriyle ilişkilendirmişler. Ölçümlerinde hassasiyeti yakalamak için de büyük bir depremden sonra 3 ila 10. saat arasında oluşan dalgaları incelemişler. Oldukça çok sayıda detaylı veriyi inceleyip ilişkilendiren bilim insanları adeta Dünya’nın parmak izini çıkarmışlar. Araştırmacı Tkalcic, ölçümleri sonucunda Dünyanın çekirdeğinin katı ve sanıldığından daha yumuşak olduğunu tespit ettiklerini ifade ediyor.

Dünya’nın merkezinin sertliği altın ve platin ile benzerlik gösteriyormuş. İç çekirdeğin adeta bir zaman kapsülü gibi olduğunu belirten Tkalcic “eğer çekirdeği anlayabilirsek Dünya’nın nasıl oluştuğunu ve şekillendiğini anlayabiliriz” diyor. Küresel teknolojik imkanların artmasıyla bilim insanları Dünyamız hakkında daha detaylı bilgilere ulaşmaya başladılar. Örneğin Dünyanın merkezinin hala tam olarak kaç derece olduğu bilinmiyor. Bu sorulara cevap bulmaları halinde bilim insanları, Dünyamızın oluşumu ve hayat için gerekli olan unsurları anlamaya bir adım daha yaklaşacaklar.
Kaynak: http://www.anu.edu.au/news/all-news/anu-researchers-confirm-earth%E2%80%99s-inner-core-is-solid

Devamını Oku

Öne Çıkanlar