fbpx
Bizi Takip Edin

Yaşam

Şok Edici Görüntüler Denizdeki Çöpün Karadaki Memelileri Nasıl Etkilediğini Gösteriyor

Yayınlandı

üzerinde

Hepimiz insan yapımı çöplerle mahvedilen deniz yaşamının üzücü görüntülerini görüyoruz. Dünya üzerinde derin deniz canlılarının merkezinde artık plastikler var. Ancak, bu kirliliğe yakalanan sadece deniz canlıları ve deniz kuşları değil.Scottish Natural Heritage (SNH), yakınlarda, insanların oluşturduğu kirliliğin memeliler üzerindeki etkisini ortaya çıkardı. Fotoğraflardan biri, İskoçyanın batısındaki Isle Rum’da balık ipi ile dolanmış halde bulunan iki ölü geyiği gösteriyor. Özellikle İskoçya’nın batı kıyılarında Ağ ve ipin alageyiğin boynuzuna dolanması gibi olaylar oldukça sık rastlanan bir durumdur. SNH bir blog yazısında ” Neyseki, geyikler baharda doğal bir şekilde boynuzlarını döktüğü için her zaman trajik bir sona dönüşmüyor.” şeklinde yazdı. “Fakat daha kötü durumlarda sonu kötü bitiyor. Çoğunlukla ip boynuzlardan dolanmaya başlar ama geyik kurtulmaya çalışırken bacaklarını da ipe dolar.” Fotoğraflar geçen yıl çekildi ancak kısa bir süre önce İskoçyada’ki denizleri temizlemek için yaptıkları kampanya kapsamında SNH tarafından yayınlandı. Dünya’daki deniz sularında şimdiden 5.25 trilyon plastik parçaları mevcut. 2050 yılına gelindiğinde, o rakam denizdeki balıkların sayısını geçecek düzeye gelecek. Dünya, bu kirliliğin balıklar, deniz kuşları, balinalar ve diğer deniz yaşamı üzerindeki etkisinin giderek daha fazla farkına varmıştır. Bununla birlikte, okyanuslardaki kirliliğin geyik gibi, büyük kara memelilerini de tahrip edebileceği daha az bilinir. BBC News’in haberine göre, SNH için Rum rezerv yöneticisi Lesley Watt, “Deniz kirliliği oldukça büyük uluslararası bir problemdir. Ama küçük eylemler büyük bir fark yaratabilir ve bu konuda herkesin üstlenmesi gereken bir rol var.”diyor.” Birçok kuruluşla birlikte, SNH yakınlarda plastik çöp kutusu kampanyasına katıldı; personelimize tekrar kullanılabilir seyahat bardakları sağlayarak tek kullanımlık plastiklerin kullanımını durdurdu.”Eğer alışveriş yaparken kendi çantanızı kullanırsanız ve plajda geçirdiğiniz bir günün sonunda çöpünüzü eve götürürseniz, bir hayvanın hayatını kurtarmaya yardımcı olabilirsiniz. Kaynak: http://www.iflscience.com/environment/shocking-images-show-how-trash-in-the-sea-affects-land-mammals/

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

28 Yıl Sonra Ortaya Çıkan Lens !

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Görme bozukluklarının düzeltilmesinde, göz renginin değiştirilmesinde, ya da kornea hastalıklarının tedavisinde kontakt lens kullanılmaktadır. 14 yaşındayken sol gözündeki rahatsızlıktan dolayı kontakt lens kullanan bir bayan, badminton maçı sırasında gözüne aldığı darbeden sonra lensini bir daha bulamadı.
Kaybolan bu lens, tam tamına 28 yıl sonra ortaya çıktı !
İskoçya’da yaşayan bayan, bir süre önce gözleriyle ilgili çeşitli rahatsızlıklar yaşamaya başladı. Tam 6 ay boyunca sol gözünde sulanma ve şişlik problemleriyle uğraşan kadın, sonunda doktora gitmeye karar verdi.

İskoçya’nın Dundee şehrindeki Oftalmoloji hastanesine giden kadın, yapılan kontrollerin ardından çıkan sonuçlara inanamadı. Kadının göz kapağında 6 milimetre çapında bir yuvarlak cisimle karşılaşan doktorlar, yapılan kontrollerin sonucunda bunun bir kontakt lens olduğunu anladılar. Yapılan operasyonun ardından 28 yıllık kontakt lens, kadının göz kapağından çıkarıldı.
Kaynak: https://www.livescience.com/63333-contact-lens-eyelid.html
Çeviren: Kuzey KILIÇ

Devamını Oku

Teknoloji

Otomasyon – İşsizlik – Hizmet

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

İlk olarak uzay yarışında başlayan teknolojik devrim, Silikon Vadisi’nin kurulması ile devam etti. Asya ülkelerinin de kendi bölgelerinde yapmaya çalıştığı ‘’20. Yüzyıl Mutsihito Devrimi’’ küresel rekabetin habercisiydi. Bu rekabet beraberinde otomasyonu; otomasyonda bereberinde işsizlği getirdi. Yazımda bu iki unsuru ve insanlara sunulan hizmet kalitesini inceledim.

İnsan gücünü zorlayan ağır, maliyetli ürünler ve bilim insanlarına kısıtlı sonuçlar veren ilkel laboratuvarlar, araştırmacıları bu soruna çözüm bulma yoluna itti. 21. yüzyılın başlamasıyla iş hayatında, fabrikalarda, sosyal ağlarda neredeyse her yerde teknolojik aletlerin arttığını gördük. Eskiden 50 işçi ile günde 20 adet ayakkabı üretebilen fabrikalar, günümüzde bu sayıya birkaç teknolojik müdahale sayesinde 1-2 saatte ulaşabiliyor. 24 saat açık olan bankamatikler, istasyonlarda bulunan ve günün her saatinde bireye yiyecek-içecek sağlayan otomatlar, sağlık alanında ameliyat standartlarını yükselten tıbbi cihazlar, fabrikalarda tonlarca yükü taşıyabilen robotik aletler ve ulaşım da gerektiğinde yol bilgisi veren navigasyon cihazları insan yaşamını kolaylaştıran, toplumun refahını arttıran otomasyon ürünleri. Bu aletlerin ve daha fazlasının hayatımızı kolaylaştırdığı hatta bazı durumlarda kurtardığı apaçık görülüyor. Ancak bu cihazlar nüfusun belli bir kesimi için işsizlik anlamına da geliyor…
Çağımızda son yıllarda çığ gibi artan işsizlik problemi birçok aileyi etkilemiş durumda. Uluslarası Robot Federasyonu, 2000 – 2012 yılları arasında fabrikalardaki robotik aletlerin sayısının %68 arttığını açıkladı. Robot sayılarının oranındaki artış, işçi sayısını aynı oranda düşürdü. Dünya nüfusunun hızla artışı karşısında daha fazla ürün çıkarmak fabrikaların ilk önceliği olmuştu. Bu öncelik, araştırmacıları insan gücünden daha hızlı üretim yapan robotlara yönlendirdi. Burada bahsettiğimiz robot, Iron Man tarzı bir şey değil; bu robotlar bazen sinek kadar küçük ( Rolls Royce’un uçak tamircileri ) bazen de bir fil kadar büyük ( akıllı ev ). Robotlarla karşılaştırıldığında üretim gücü sınırlı olan işçi sınıfı, zar zor buldukları işlerini de kaybetti. Günümüzde çoğu üniversite mezunun da işsiz kaldığını ve hızla artan dünya nüfusunu da göz önüne alırsak yakın gelecekte birçok aile maalesef yoksullukla mücadele edecek. Bütün bu olumsuzluğa rağmen, robotik cihazların hizmet kalitesine etkilerine biraz yakından bakalım.
Ünlü fast food markaları, 3-4 dakikada hazırlanan burgerlerine daha fazla teknolojik müdahale de bulunmayı düşünüyor. Müşterilerin önüne gelecek olan dokunmatik cihazda, müşterinin dilediği hamburgeri oluşturması için seçenekler olacak. Örneğin siz çıtır soğanlı, ketçaplı, çift köfteli bir hamburger istiyorsunuz, bu seçenekleri cihazda onaylatarak siparişinizi verebileceksiniz. Siparişi alan işletim sistemi, yapım aşamasında ilk olarak ekmekleri silindire diziyor ardından müşteriye özel burgeri hazırlıyor. Ödeme aşamasında ise dokunmatik cihazın yan tarafında kredi karti veya nakit ödeme için bir bölme bulunacak. Bu bölmeden ödeme gerçekleştirilecek.Bu teknolojini birkaç yıl içerisinde markalar tarafından kullanılması bekleniyor. Kasiyerlerin ve burgeri yapan işçilerin durumu ise bu olaydan olumsuz etkilenecek ancak burgerin daha hızlı ve hatasız yapılması müşteri memnuniyetini olumlu etkileyecek. Bu tarz projeler birçok şirketin planlarında yer alıyor. Geçtiğimiz hafta haberini yaptığımız Rolls Royce’un uçak tamircileri bir başka örnek olarak verilebilir. Bu minik robotlar motorların içerisine bırakılacak ve sorunu kısa bir sürede giderecek.
Teknolojinin gelişmesi şüphesiz toplum refahını arttıracaktır ancak bu gelişim birçok alanda işsizliği de beraberinde getirecek. Bizim yapmamız gereken; bu teknolojileri üretebilmek için çalışma alanları oluşturmak, bilim ve teknoloji hakkında araştırma yapmak, geleceğin mesleklerini kendi elimizle yaratmak…
Yazan: Kuzey KILIÇ

Devamını Oku

Bilim

İnsan Hücrelerinin Yaşlanması Laboratuvarda Başarıyla Terse Çevrildi

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Yaşlanma, insanların tarihin başından beri kazanamayacaklarını bildiği bir savaştır. Bundan nefret edebiliriz ya da en sonunda bunu kabul edebiliriz. Nasıl davranırsak davranalım sonuçta yaşlanmaktan kaçamayız. Bununla birlikte, yıllar boyunca bilim insanları bu biyolojik sürecin köklerini saptamaya çalışmakta ve durdurmak ya da tersine çevirmenin herhangi bir yolunu aramaktadır.
Süreç içerisinde bazı küçük başarılar elde edildi ve bunlara yeni bir çalışma eklendi. Araştırmacılarbazı insan hücrelerinin yaşlanma sürecini, enerjinin üretildiği hücreler içindeki yapılar olan mitokondrilerespesifik bir molekül yerleştirerek geri döndürmeyi başardı. Bu yaklaşım hücrelerin yaşlanmasını durdurmaktadır. Araştırmanın başyazarları, yaşlanma sürecinin tam olarak anlaşılamadığını belirtiyor. Bundan önce DNA’nın zarar görmesi, inflamasyona maruz kalma ve kromozomların sonundaki koruyucu moleküller olan telomerlerin zarar görmesi gibi fikirler bu konuyla ilgili ortaya kondu.
Yakın bir zaman önce bazı bilim insanları genleri doğru zamanda açıp kapatabilme yeteneğimizin kaybolduğuna dair bir teori üretti. Yaşlanmayla ilgili yürütülen bu yeni çalışma Aging dergisinde yayınlandı. Çalışma içeriği, Hidrojen sülfürün doğrudan mitokondriye aktarılmasının, eski hücrelerin genç hücrelerin bölünme yeteneklerini yeniden kazanmalarına nasıl izin vereceğini anlatıyor. Hidrojen sülfür çürük yumurta kokusu yapan bileşiktir. Yüksek dozlarda tehlikelidir. Ancak düşük seviyelerde faydalı olduğu bilinmektedir.
Ekip, molekülün mitokondrilerdeki varlığının çevresel değişikliklere cevap olarak genleri açıp kapatacak olan belirli birleştirme faktörleri ile proteinlerin bolluğunu artırabileceğine inanıyor. Bu grupta yaklaşık 300 protein bulunmaktadır ve yaşlandıkça sayıları azalmaktadır. Hidrojen sülfür yaşlanma mekanizmasına bağlı olan iki birleştirme faktörünü artırdı. Ekip bunun gibi moleküler araçları kullanarak yaşlanan hücreleri ortadan kaldırmayı sağlayabileceğini umuyor.
Kaynak: http://www.iflscience.com/health-and-medicine/scientists-have-successfully-reversed-the-aging-of-human-cells-in-the-lab/

Devamını Oku

Öne Çıkanlar