fbpx
Bizi Takip Edin

Yaşam

“Somut Matematik” ile, öğrencilerin dikkat sürelerini arttırmak ve ezberciliğin önüne geçmek mümkün.

Yayınlandı

üzerinde

‘Herkes, -o’nun- çok önemli olduğunu bilir, fakat bir çoğumuz o’na tamamen kendini kapatmıştır. Bunu kabullenmiş çok insan gördüm. Sırt dönmek, çözüm değil korku yaratır; bu normaldir. Oysa ki; her çocuk matematiği eğlenerek, ezberlemeden öğrenebilir. Algılamayı kolaylaştırmanın yollarından biri de duyu sayısını arttırmaktır. Karşıdan gördüğünüz, yaklaşıp sesini duyduğunuz ve kucaklayıp sarıldığınız bir sevdiğinizi, mesela kardeşinizi; en az üç duyuyla test etmiş olursunuz ve: -Aa sizi kardeşimle karıştırmışım deme ihtimaliniz oldukça düşüktür. (yani o kişi çok büyük ihtimalle kardeşinizdir)
Temel İlkokul Matematik Eğitimi için de durum değişmez.   Şekilleri, sembolleri, rakamları ve rakamların oluşturduğu sayıları görmek, okunuşlarını öğretici yardımıyla duymak ve öğrenmek, not almak yazıya dökmek. Buraya kadar olan kısımda öğretmenler, materyal kullanmadan işledikleri matematik derslerinde; öğrencilerin ancak 2 duyusuna hitap edebilirler. Anlamı ya da değeri ÜÇ olan çokluğun, sembolünü (3) yazdırabilir, okunuşunu telaffuz ettirebilir fakat çokluk ifade eden ÜÇ’e dokunmasını sağlayamazsınız.  Matematiksel kavramların doğası gereği soyut nitelikli olmasından dolayı, derslerinizde bu açığı; çoklukların değerlerine karşılık gelen materyaller (sayı çubukları, fasulye veya bezelye taneleri, küçük taşlar, tahta bloklar vb…) kullanarak kapatabilirsiniz. Yani duyu sayısını 3’e çıkarabilirsiniz. Şundan eminim ki; eğer sayıların kendine özgü birer kokusu ve birer tadı olsaydı, matematik bizim için çok daha anlaşılır, algılanabilir ve çok daha az korkulur bir ders olurdu.  lkokul 1.sınıf düzeyinde öğrenciler için hazırlanmış bir matematik programı: SOMUT MATEMATİK
SOMUT MATEMATİK PROGRAMI’nı, öncelikli olarak öğrencileri semboller ve rakamlardan uzak tutarak; çokluğun gerçek boyutunu ( hacmi, kütlesi) görmesi dokunması, hissetmesi ve aralarındaki ilişkileri daha iyi kavraması üzerine planladım. Bunun için, CUISENAIRE RODS ismiyle dünyada tanınan, Türkçe ismiyle ‘analitik zeka çubuklarını’ ; derslerimde somut materyal olarak kullandım.  (Burada çubuklar hakkında küçük bir bölüm açmam gerekiyor: 1930-1950 yılları arasında Belçika’nın bir köy okulunda, bir sınıf öğretmeni tarafından, 10 farklı renk ve boyutlardaki çubuklar; öğrenme güçlüğü çeken öğrencilerine matematik ve müzik derslerinde yardımcı olması amacıyla kullanılmaya başlandı. Uzunlukları 1cm’den 10 cm’ye değişen, boyutları 1cmx1cm olan kare prizma şeklindeki çubuklar, bugün dünyada elli binden fazla okulda kullanılmaktadır.) Programı hazırlamamdaki sebepler veya çıkış noktalarından biri şudur: 1.sınıfta rakamları, sayıları ve bunlara karşılık gelen çoklukları tam olarak zihnine oturtamamış, yeterince kavrayamamış bir çocuk için 2.sınıfın başındaki çarpım tablosu veya çarpma işlemi tam bir kabûsa dönüşüyor. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki; bir çok insanın matematik ile bağlarının koptuğu, bu derse kapılarını kapattığı yer tam da burasıdır.  Yani bizlerin de müdahale etmesi gereken yer, burası olmalıdır.
Somut Matematik Programı’nı kısaca özetlemem gerekirse: Program, ‘Tanışma’ ismini verdiğim, en az 3 ders saatinden oluşan bölümle başlıyor. Bölümün temel hedefi 10 farklı renkteki çubuğu çocukların zihnine kodlamak. Oyun ağırlıklı işlenen bu bölümde nerdeyse hiç kağıt, kalemkullanılmıyor. Ortalama 1 ders süresi 1 saat civarında. Oyunlar her çocuğun aktif katılımını gerektirdiği için, öğrencilerimin dikkat sürelerini oldukça uzatabiliyorum. Çoğu kez zamanı unutup, derse devam etmek istiyorlar. 
İkinci bölümde ‘Simetri’ kavramıyla devam ettim çünkü bu konu matematiğin rakamsız işlenebilen bir konusudur. Rakamlara ve sayılara geçmeden önce öğrencilerin olabildiğince çok çubuklara oynamalarını, dokunmalarını ve ilgilenmelerini istiyorum. Ayrıca belirli çoklukların ve katlarının yan yana gelmesi; önce görsel hafızalarına sonra da bilinçaltlarına gitmelerini sağlıyor. Bu da toplama ve katlama için altyapı hazırlıyor. Program sonraki bölümlerde ise sırasıyla; toplama, katlama kavramlarıyla devam ediyor. Çubuklar ve renkleri üzerinde yeterince çalışmış, onluk ve birlik kavramlarını algılamış öğrenciler için matematik korkulacak bir ders olmaktan çıkıyor. Artık dört işleme giriş yapmamda bir sakınca yok. Son bölümde ise ritmik sayma ve çarpma işleminin temelini oluşturacak çalışmaların nasıl yapılacağı anlatılıyor. Bana göre matematik, sembol rakam ve şekiller üzerine kurulmuş evrensel bir dildir. Bilgiyi işlemeyi, üretmeyi, tahminlerde bulunmayı ve bu dili kullanarak problem çözmeyi içerir. Global Eğitim Sistemi içinde öğretmenler olarak nihai hedefimiz: ‘Kısa vadede problem çözebilen, uzun vadede krizi yönetebilen bireyleri topluma kazandırmak’ olmalıdır. Sağlıkla ve huzurla kalın. İletisim : Kahraman KARAÇOLAK (Sınıf Öğretmeni) – https://www.youtube.com/channel/UCZp0TYLLCKx5CfL9V9_JSjA

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yaşam

Japonya’da giderek yaşlanan nüfus yabancı işçi alımına zorluyor

Yayınlandı

üzerinde

Japonya’da giderek yaşlanan nüfus büyük bir işgücü açığının doğmasına neden oldu. Yabancı işçilere uygulanan engelleri ortadan kaldırmaya dönük adımlar atılıyor. Başkent Tokyo da dahil olmak üzere 10 yıl kadar önce Japonya’da yabancılara pek rastlanmazdı. Ancak bu durumun artık değiştiğini görüyoruz. Japonya hızla uluslararası bir merkez haline geliyor. Bunda demografik değişimin etkisi büyük: Japonya nüfusu hızla yaşlanıyor ve azalıyor. Ayrıca dış turizm gelişiyor ve 2020 Tokyo Yaz Olimpiyatları’na hazırlıklar hız kazanıyor. Yani ülkede mevcut iş pozisyonlarını dolduracak işçiye ihtiyaç var. Japonya on yıllardır nüfus azalması sorununun farkındaydı, ama hükümetler bu konuda köklü adımlar atma konusunda çekingen davranıyordu.  Başbakan Shinzo Abe düşük ücretli yabancı işçi akışını artırmak istiyor. Ancak, 2025’e kadar yüz binlerce mavi yakalı işçi almayı öngören teklifi, geleneksel olarak göçmenliğe sıcak bakmayan ülkede tartışma yarattı. Önerge Aralık ayında parlamentoda kabul edildi. Böylece Nisan ayından başlamak üzere gelecek beş yıl içinde 300 bin göçmen işçi alınacak. Bu, gelecek yıllarda ülkede büyük değişikliklere gebe olacak bir adım olarak görülüyor.
Yaşlı nüfusla beraber göçmen sayısı da artıyor
Tokyo’da bir üniversitede öğretim üyesi olan Bhupal Shrestha 15 yıldır Japonya’da yaşıyor; ama “kalıcı oturum” izni alması hiç kolay olmamış. Shrestha, kalacak oda bulma, iş kurma, banka hesabı açma vb. konularda ayrımcılığa maruz kaldığını söylüyor. Ayrıca göçmenlerin kendilerini etkileyen hükümet politikaları konusunda pek söz sahibi olmadığını vurguluyor. Bugün Japonya’daki yabancı işçi sayısı 1,28 milyon. 2008’de bu rakam 480 bin idi. Ancak toplam nüfus içinde göçmen nüfusun oranı yüzde 1 düzeyinde.  Bu oran İngiltere’de yüzde 5, ABD’de ise yüzde 17. Yabancı işçilerin yüzde 30 kadarı Çinli; ardından Vietnam, Filipinler ve Brezilya geliyor. Göçmen işçi sayısının düşük olmasının nedeni, bir adalar ülkesi olarak Japonya’nın izolasyonist olması ve göçmenliğe sıcak bakmaması. 1800’lerin ortalarına dek, ülkeye giriş çıkışlar ölümle cezalandırılabiliyordu. Şimdilerde ise Japonya kendisini güçlü bir kültürel kimliğe sahip homojen bir ülke olarak görüyor. Göçmen karşıtlığının ardında iş kaybı, kültürel yaşamın kesintiye uğraması ve suç oranının artması gibi kaygılar yatıyor. Ama en büyük endişe kaynağı, yerli Japon nüfusunun azalıyor olması.
Nüfus azalıyor
2010-15 yılları arasında nüfus neredeyse bir milyon azaldı. Geçen yıl bu düşüş 227 bin oldu. 65 yaş üzeri nüfus yüzde 27 ile rekor seviyede. Bu oranın 2050’de yüzde 40’a ulaşması bekleniyor. Mevcut işlerin çalışabilir yaştaki nüfusa oranı da giderek artıyor. Mayıs’ta her 100 işçi için 160 iş vardı. Yani bugün yaşlı Japonların yapamayacağı, gençlerinse yapmak istemediği çok sayıda iş bulunuyor. Başbakan Abe’nin planlarını birçok iş insanı ve politikacı desteklerken, yabancılarla birlikte yaşama veya çalışma tecrübesinin az olması nedeniyle birçok Japon da buna şüpheyle bakıyor, bunun Japon toplumunu değiştirecek bir adım olacağını öngörüyor.  İşçi ihtiyacı olan sektörler
Ülkede en büyük işçi ihtiyacı inşaat, tarım ve gemi yapımı sektörlerinde. Turizm geliştiği için otelcilik, perakende satış gibi alanlarda da özellikle İngilizce ve diğer dilleri konuşan kişilere ihtiyaç artıyor. Yaşlı ve emeklilerin bakımında çalışacak işçilere de ihtiyaç var. Bugüne dek Japonya yabancı işçi ihtiyacını “teknik stajyer eğitim programı” adı altında yabancı genç işçi ve öğrencilerin düşük ücrete 3-5 yıl gibi geçici bir süreyle çalıştırılması yoluyla karşılamaya çalıştı. Ancak basında yer verilen birçok kötü örnek nedeniyle bu program “gizli kölelik” olarak eleştirilere maruz kaldı. Abe’nin planı ise kalifiye olmayan işçilere beş yıllık çalışma izni verilmesini, kalifiye işçiler içinse yenilenebilir vize uygulanması ve ailelerini de getirmelerine izin verilmesini içeriyor. Yeni vize sisteminin Nisan’da başlaması planlanıyor. 
Göçmen işçi endişesi
Ancak yabancı işçilerin ülkeye yerleşmesi, ihtiyaç olan tarım bölgelerinde değil büyük kentlerde yoğunlaşması, Japon dil ve kültürüne uyum sağlama sorunu gibi birçok çekinceler dile getiriliyor. Ayrıca Japon toplumunun bu işçilerin aşırı sömürülmesini önleyecek donanımlardan yoksun olduğunu söyleyenler de var. Bazıları da Japon toplumunun işleyişini sağlayan “havayı okuma” konseptini, günlük yaşamda geçerli olan ve konuşmadan anlaşmayı sağlayan “telepatik algıyı” yabancıların anlayıp uygulamasının zor olduğunu ifade ediyor. 15 yıldır bu ülkede yaşayan Nepal kökenli Shrestha, Japonya’da yaşamak isteyen yabancıların kendilerini nelerin beklediğinden haberdar olmaları gerektiğini söylüyor. Burada “ağır çalışmaya tapıldığını ve kurallara uyulduğunu” hatırlatıyor. “Japon kültürü ve gündelik yaşam konusunda biraz bilgi sahibi olarak gelmek gerekir” diyor.
Kaynak: http://www.bbc.com/capital/story/20181210-more-seniors-more-foreigners-how-japan-is-rapidly-changing

Devamını Oku

Teknoloji

Çin’de ilk 5G destekli uzaktan ameliyat yapıldı

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Bu yıl 5G teknolojisi ile ilgili çok şey duyacağımız kesin. Ancak Çin’ de gerçekleşen 5G destekli uzaktan cerrahi operasyon, geleceğin sağlık teknolojisini şimdiden görmemizi sağlıyor. 2019 yılı hiç kuşku yok ki 5G teknolojisinin çok konuşulacağı bir yıl olacak. ABD, Güney Kore ve Çinli başlıca teknoloji üreticileri 5G destekli cihazlarını piyasaya sürmeye hazırlanıyorlar. Ancak bu konuyla ilgili belki de en heyecan verici gelişmenin Çin’de yaşandığını söyleyebiliriz. Zira Çin’de ilk 5G destekli uzaktan ameliyat başarıyla gerçekleştirildi.  Gecikme süresi sadece 0.1 saniye
Ülkedeki yerel haber kaynaklarına göre 5G teknolojisiyle çalışan dünyanın ilk uzaktan cerrahi ekipmanı Çin’ de başarıyla test edildi. Güneydoğu Fujian eyaletindeki bir doktor, uzak bir bölgedeki bir test hayvanının karaciğerini aldı. Doktor bu ameliyatı 5G bağlantısı üzerinden robotik cerrahi kollar kullanarak gerçekleştirdi.  Doktorun kontrol cihazı ile cerrahi odadaki robot arasındaki gecikme süresinin ise sadece 0.1 saniye olduğ açıklandı. Araştırmacılar bu yüksek hızın potansiyel olarak ölümcül tıbbi hata riskini azaltabileceğini ifade ettiler. 5G destekli ameliyatın önümüzdeki yıllarda yaygınlaşması ile birlikte, yetenekli cerrahların uzak konumdaki hastaları güvenli bir şekilde ameliyat edecekleri ve sayısız hayat kurtaracakları belirtiliyor.
Editör / Yazar: İsa EKİCİ
Kaynak: https://www.ubergizmo.com/2019/01/first-5g-remote-surgery-china/

Devamını Oku

Yaşam

Üç Soru Üç Cevap: DOĞA

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Masmavi denizler, yemyeşil çimenler ve verimli toprakları ile doğa, canlı varlıkların başlangıcından beri sayısız nimetler sunar. İçinde barındırdığı bitki ve hayvanlar ile insanların tamamlayıcısıdır. ‘Üç Soru Üç Cevap’ serimizin bu bölümünde doğadaki hayvanlar ile ilgili bazı sorulara yanıt aradık.
Aslanlarda neden yele bulunur ?
Ormanların kralı olarak bildiğimiz aslanlar, asaletleri ile ayrı bir dikkat çekerler. Bazı hayvanlarda olduğu gibi dişi ve erkek aslanların dış görünüşü birbirinden farklıdır.Erkek aslanlar, kendisini sadece dişisinden değil, bulunduğu habitattaki tüm türlerden ayıran bir yeleye sahip oluyor. Yele, testesteron seviyesi nedeniyle bu yapıya bürünüyor. Bununla birlikte erkek aslanlar, yeleyi dişi üzerinde hakimiyet kurmak ve ya güç gösterileri sergilemek için kullanıyor. Çiftleşeceği erkek aslanı arayan bir dişi için güçlü, gür ve güzel bir yele cezbedici oluyor. Yelenin uzunluğundan ziyaderengi, dişi aslanların karar vermesini sağlıyor. Daha koyu bir yele daha yüksek testesteron seviyesi anlamına geliyor. Yelesi gür ve kabarık olan bir aslan daha güçlü, daha iri görünüyor. Bu sayede aslan rakiplerine karşı avantaj sağlamış oluyor. Ek olarak yele, aslan için kavgada adeta bir kalkan görevi görüyor. Kaynak: https://www.sciencefocus.com/nature/why-do-lions-have-manes/
Papağanlar nasıl konuşuyor ?
Doğanın eşsiz varlıklarından olan papağan, papağansılar (Psittaciformes) takımını oluşturan kıvrık gagalı, etli ve kalın dilli, parlak tüylü, sıcak yerlerde yaşayan kuş türlerine verilen isimdir. Hepsinde görülmemekle birlikte, bu hayvanlar konuşabilir. Doğal ortamlarında toplu halde yaşayan papağanlar, ağaçlarda konaklarlar. Yuvalarını ağaç kovuklarına veya kaya yarıklarına yaparlar. İnsan seslerini ve melodilerini ezberleyip tekrarlayabilirler. Papağanlarda insanlar gibi ses telleri bulunmaz; sesleri özel bir organla yani östaki borusuyla çıkarırlar. Papağanlar, çok kuvvetli hafızaları sayesinde öğrendikleri sözcükleri tekrar ederler. Ancak tekrar ettikleri kelimelerin anlamını bilmezler. Papağan türleri arasında ‘Jako’, konuşması ile ünlenmiş papağan türüdür. Kaynak: https://www.sciencefocus.com/nature/how-do-parrots-talk/
Kuşlar nerede uyur ?
İnsanoğlunun en yakın dostlarından olan kuş türleri, uçmaları nedeniyle birçok insanın özendiği hayvan türü olmuştur. Ancak bu tür nasıl ve nerede uyur ?
Kuş türlerinin büyük bir kısmı ‘unememispheric’ uyku denilen yarı uyur yarı uyanık bir şekilde uyurlar. Doğadaki diğer yırtıcılar tarafından hedef olduklarını bilen kuşlar, bu tehlike nedeniyle ‘unememispheric’ uykuyu tercih ederler. Su üzerinde, avcı olmayan adalarda, derin kavuklarda, baca boşluklarında veya daha yüksek bölgeleri, uykuları için seçerler. Genelde de grup halinde uyuyarak güvencelerini arttırırlar.  Kaynak: https://www.sciencefocus.com/nature/where-do-birds-sleep/
‘Üç Soru Üç Cevap’ serimizin doğa bölümünü tamamlıyoruz. İletinin altına, bir sonraki bölümde hangi konunun ( Uzay, teknoloji, insan vücudu, gündelik bilim, dünya) yer almasını istiyorsanız yorum olarak bırakabilirsiniz.
Editör / Yazar: Kuzey Kılıç (@KuzeyGencc)

Devamını Oku

Öne Çıkanlar