fbpx
Bizi Takip Edin

Bilim

Sümer Metinlerinde İnsanlığın Yaratıcısı Olarak Gösterilen Enki’nin Sırları Ne?

Yayınlandı

üzerinde

Arkeologlar tarafından detaylı olarak incelenen ve hakkında birçok belge bulunan Enki’nin sırlarının ne olduğu birçok kişinin merak ettiği bir konudur. Sümer metinlerinde detaylı olarak geçen Enki’den burada insanlığın yaratıcısı olarak bahsedilmektedir. Günümüzde dinlerde kullanılan birçok ritüelin ve uygulamanın Sümerlerden yani Enki’den geldiği araştırmacılar tarafından iddia edilmektedir.

sumer-metinlerinde-insanligin-yaraticisi-olarak-gosterilen-enkinin-sirlari-ne1
Mezopotamya kültüründe en önemli üç tanrıdan bir tanesi olan Enki, bilgeliğin tanrısı olarak görülmektedir. Tasarım, yaratım, sihir, inşaat, sanat gibi alanların tamamı Enki’nin sorumluluğundadır. Dünyanın efendisi olarak yorumlanan Enki’nin Enlil isimli bir üvey kardeşi bulunuyordu ve Anu’nun oğluydu. Bu nedenler onlara Anunnakiler deniyordu.
Enki’nin görevi yeni bir insan yaratmak ve onların tanrılara inanmalarını sağlamaktı. Enki ayrıca Eridu şehrinin de yöneticisiydi ve etkisi tüm Mezopotamya’ya yayılmıştı. Hitiler, Kenanlılar ve Hurrianalılar ona inanıyordu.
Enki hem Ea olarak bilinen güney takım yıldızı hem de kuzey göğünün takımyıldızı olan AŠ-IKU -Pegasus ile ilişkilendirilmiştir.
Aynı zamanda Enki 40 sayısal ideogramı ile çağrılıyordu ve bu sayı kutsal kabul ediliyordu. Sümer metinlerinde ayrıca Enlil’in yarattığı ve insanlığı yok etmek üzere tasarlanan büyük selden insanları Enki’nin kurtardığı anlatılmaktadır. Bu efsane Nuh tufanı olarak bilinen ve kutsal metinlerde geçen anlatımlarla paralellik göstermektedir.

sumer-metinlerinde-insanligin-yaraticisi-olarak-gosterilen-enkinin-sirlari-ne
İnsan genomları üzerinde oynamalar yapan Enki onları tanrıların ihtiyaçlarını karşılayabilecek biçimde yarattı. Efsanelerde geçen ve filmlere konu olan Nefilimlerden tutun da birçok konuya kadar Sümer metinlerinde bahsedilen konularla eş değer nitelikler bulunmaktadır.
Ekni’nin Yunan’daki karşılığı Poseidon’dur. Roma mitolojisinde ise Neptün adını almaktadır. Enki aynı zamanda tıbbın sembolü olan iki sarmal yılanla anılmaktadır. Arkeologlar tarafından Enki’nin yaşadığının düşünüldüğü bir Ziggurat bulunmuştur. Bazı bilim insanları Enki’nin yaşayan birisi olduğunu düşünürken, bazıları buna sadece efsane gözüyle bakıyor. Ancak araştırmalar neticesinde ortaya koyulan en önemli bulgulardan birisi dinlerin kökeninin Sümerlere ve Enki’ye dayandığı yönünde.
Kaynak: https://www.ancient-code.com/the-secrets-of-enki-the-creator-of-the-human-civilization/

Reklam Alanı
5 Yorumlar

5 Comments

  1. Paradox Yliaster

    Eylül 9, 2017 at 9:26 pm

    Sadece bir kaynakla dinlerin kaynağının enki vb. mitlerden geldiğine inanmak mümkün değil. Bu aynı zamanda dinlerin kökeninin sürekli sadece isim değişikliği ile geldiğini ileri sürer ki bu da çelişkili bir varsayımdır. O halde Mayalar vb halkların inanışları açıklanamaz olur. Eğer kutsal bir din varsa bu diğer eski metinler de de varlığını sürdürür. Bunun insan yapımı olanağını ortadan kaldırır. Dinlerin kökeni Sümerlere yadsınamayacak kadar kadimdir. Bilim ile semavi dinlere karşı anti din ideolojisi güdülüyor. Herkes işine baksın.

    • Ybe

      Eylül 11, 2017 at 9:42 pm

      Gercekler pek hosuna gitmedi galiba 😀 azicik beyin olsa ve ya kendi inandigin dini okuyacak kadar beynin olsaydi zaten bunlarin hepsini arastirir, tarih cografya ve sosyolojik olarak baktiginda neyin ne oldugunu cok daha rahat algilayabilirdin. Bir dine inan veya inanma zerre umrumda degil. Ama sizin hosgoru(!) dininiz de bir zahmet “senin” dedigin gibi kendi isine baksin. Maalesef herkesin IQ su yuksek olsaydi, su anki dunya duzeni olmazdi ve din somurusuyle sizin gibi koyunlari fakirlige biata yoneltemezlerdi. Yapacak bir sey yok. Ne kadar beyin o kadar zeka…

    • abc

      Eylül 17, 2017 at 9:13 am

      Sevgili Paradox Yliaster” Sadece bir kaynakla dinlerin kaynağının enki vb. mitlerden geldiğine inanmak mümkün değil ” demişsin ama kendi inandığın ve herşeyi yarattığını iddia ettiğin dinin ve yaratıcınında sadece ve sadece bir kaynağı var. Buna ne diyeceksin.

  2. Pingback: Anunnakiler, Görmezden Gelinen Tarih |

  3. yücel karaca

    Ekim 13, 2017 at 9:39 am

    sümerler hakkında henüz bilinmeyen çok fazla şey var şuanki görüşlerin kabul ediliyor olmasının sebebi başka bir alternatifin olmayışı ortada henüz tam bir sümer dili yok dolayısıyla yapılan çeviriler de pek sağlıklı değil tabiki tam anlamıyla çözülmüş olanlar da var ancak hala bilinmeyen çok şey var bu semavi dinlerin sümerlerden araklanma olduğunu göstermez ancak cahil zihniyet kabul eder bunu

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

Bilim insanları, CRISPR ile DNA yerine RNA düzenleyebilecek

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

CRISPR hiç şüphesiz yaşam bilimlerindeki çalışmalara büyük bir ivme kazandıracağı aşikar. Bu teknoloji ile çok kısa sürede sonuçlar alınmasının yanında maliyeti bakımından diğer teknolojilere göre çok daha uygun. CRISPR teknolojisi son 10 yıldır en çok ilgi duyulan gen düzenleme teknolojisidir. Bilim insanları, gen düzenleme teknolojisi CRISPR ile Deoksiribo Nükleik Asit (DNA) yerine Ribo Nükleik Asidi (RNA) hedef alabilen bir enzimin moleküler yapısının haritasını çıkarmayı başardı.

Techcrunch’ın haberine göre, ABD’de Salk Enstitüsünde görevli uzmanlar, gen düzenleme teknolojisi CRISPR ile RNA’nın hedef alınabileceği Cas13d enziminin moleküler yapısını ayrıntılarıyla saptadı. Çalışmanın, gen düzenleme teknolojisinde hücre içindeki fonksiyonların daha kusursuz yönlendirilmesine olanak sağlayacağına inanılıyor. Araştırmanın ayrıntıları “Cell” dergisinde yayımlandı. Münferit hücre içindeki kusurların ortadan kaldırılması için Cas9 enzimiyle DNA’nın hedef alındığı gen düzenleme teknolojisinin, sanılandan daha büyük genetik yıkıma neden olabileceğinden endişe ediliyor.

Bilim adamları, RNA’yı hedef alan CRISPR-Cas13d enzimiyle hücrelerin işlettiği mekanizmaların düzenlenebileceğini, genin üzerinde kalıcı ve potansiyel tehlike oluşturan değişiklikler yapılmayacağına işaret etti. Araştırma ekibinden Hanna Gray Fellow, “DNA sabittir, sürekli değişen, DNA’dan kopyalanan RNA iletileridir. Doğrudan RNA’yı kontrol ederek bu iletileri düzenlemek, hücrenin kaderini etkilemek açısından önemli olası sonuçlar barındırıyor.” ifadesini kullandı.
Kaynak: https://www.genengnews.com/gen-news-highlights/detailed-structure-of-crispr-enzyme-for-rna-editing-technology-described/81256259

Devamını Oku

Bilim

Ahtapot ve İnsan Beyni Arasında Benzerlik Keşfedildi

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Johns Hopkins Üniversitesi’nden nörobiyolog Gül Dölen ve evrimsel biyolog Eric Edsinger, insanlar ve ahtapotlar arasında genetik bir benzerlik keşfetti. Araştırmada ahtapotlara, MDMA ve ecstasy adlı kimyasal ilaçlar verildi. Kimyasal ilacın etkisinde olan ahtapotlar, insanların MDMA ve ecstasy kullandıktan sonra verdikleri tepkinin aynısını verdi.

Laboratuvar sonuçlarında; ahtapot ile insan beyni arasındaki anatomik farklılıklara rağmen, serotonin taşıyıcı geninde moleküler benzerlikler olduğu tespit edildi. Ahtapotların ilaçlardan sonra mutluluk, depresyon ve üzüntü duygularında değişimler yaşadığı gözlemlendi.

Gül Dölen ”İnsanlar da MDMA ve ecstasy alındığında mutluluk, depresyon ve üzüntü duygularında değişimler yaşıyor. Ahtapotların ilaca verdiği tepkiler de aynen böyleydi. Bu sonuçlar sayesinde, psikiyatri ilaçları ve antidepresanların dozları daha verimli ayarlanabilecek.” dedi.(+Nörotransmitter: Nöronlar arasında veya bir nöron ile başka bir hücre arasında iletişimi sağlayan kimyasallara nörotransmitter denir.)
(+Serotonin: İnsanda mutluluk, canlılık ve zindelik hissi veren bir nörotransmitterdir. Eksikliğinde depresif, yorgun, sıkılgan bir ruh hali görülür. Yapısal olarak monoamin grubuna girer ve triptofan aminoasitinden sentezlenir. )
Kaynak: https://www.sciencealert.com/california-two-spot-octopus-octopus-bimaculoides-prosocial-behaviour-mdma-ecstasy-serotonin?perpetual=yes&limitstart=1
Editör / Yazar: Kuzey KILIÇ

Devamını Oku

Bilim

Probiyotik Bakterilerinin Şok Edici Sırrı: Elektrik Üretiyorlar

Yayınlandı

üzerinde

Bugüne kadar, elektrik üreten bakterilerin çoğu garip ortamlardan gelmiştir.Ancak araştırmacılar hem mikrojen hem de probiyotik olmak üzere insan mikrobiyomunda 100’den fazla elektrik üreten değer bulmuşlardır. Bakterilerin elektrojenik yetenekleri, enfektivitede veya peynir ve yoğurdu nasıl fermente ettikleri açısından önemli olabilir.

Listeria bakterisi, hücre duvarları boyunca elektronları, her yerde bulunan flavin molekülleri (sarı noktalar) ile desteklenen küçük akıntılar olarak çevreye taşır. Mayınlar ve göllerin dibi gibi egzotik ortamlarda elektrik üreten bakteriler bulunurken, bilim adamları ev halkına daha yakın bir kaynağa yöneldiler: insan bağırsağı. Kaliforniya Üniversitesi’den bilim insanları, yaygın bir ishale neden olan bakteri Listeriamonocytogenes’in, bilinen elektrojenik bakterilerden tamamen farklı bir teknik kullanarak elektrik ürettiğini ve yüzlerce başka bakteri türünün de aynı süreci kullandığını keşfettiler.

Bu kıvılcım bakterilerinin çoğu, insan bağırsağı mikrobiyomunun bir parçasıdır ve birçoğu, gıda kaynaklı hastalık listeriyozuna neden olan ve aynı zamanda düşüklere de neden olabilen patojeniklerdir. Kangrene ( Clostridiumperfringens ) ve hastane kaynaklı enfeksiyonlara ( Enterococcusfaecalis ) ve bazı hastalıklara neden olan streptokok bakterileri oluşturan diğer bakteriler de elektrik üretmektedir.

Lactobacilli gibi diğer elektrojenik bakteriler, yoğurdun fermente edilmesinde önemlidir ve birçoğu probiyotiktir. Bu keşif bakterilerin bize nasıl bulaştığı konusunda çok şey söyleyebilir veya sağlıklı bir bağırsağa sahip olmamızı sağlayabilir. Aynı zamanda mikroplardan canlı piller oluşturmaya çalışanlar için oldukça sevindirici bir haber. Bu tür “yeşil” biyoenerjetik teknolojiler, örneğin atık arıtma tesislerinde bakterilerden elektrik üretebilir.
Kaynak: https://www.sciencedaily.com/releases/2018/09/180912133442.htm

Devamını Oku

Öne Çıkanlar