fbpx
Connect with us

Yaşam

Tarihin Gördüğü En Büyük 10 İmparatorluk

Published

on

Bir imparatorluk şu şekilde tanımlanır: farklı etnik köken ve milletten insanların oluşturduğu, geniş bir alan üzerinde en üst düzeyde hüküm ve güce sahip olan tek bir varlık, bir devlet biçimidir. Hazırladığımız bu liste genel olarak çeşitli imparatorlukların etkilerine, uzun ömürlülüklerine ve güçlerine dayanmaktadır. Göreceğiniz üzere listemiz en az bir iki tane tartışmalı imparatorluğa satırlarında yer açtı. Listeyi oluştururken aradığım özelliklerin başında imparatorluğun bir kral ya da imparator tarafından (en azından uzun bir süre) yönetilmiş olması kuralı geliyordu. Bu da ABD ve Sovyetler Birliği gibi modern olan sözde imparatorlukları listemizden dışlar. Yani listedeki girdiler kabaca güç ve büyüklüğe dayanıyor diyebiliriz.

10- Osmanlı İmparatorluğu

Osmanlı İmparatorluğu gücünün zirvesindeyken (16. – 17. yüzyıl) Güneydoğu Avrupa, Batı Asya ve Kuzey Afrika’nın çoğunu kontrol ederek üç kıtaya yayıldı. Bu dönemde 29 il ve çok sayıda vassal devlete sahip oldu. Bunlardan bazıları zamanla absorbe edilerek imparatorluğa dahil edildi. Bazılarına ise zamanla birçok türde imtiyazlı özerklik hakkı sağlandı. İmparatorluk, altı yüzyıl boyunca Doğu ve Batı dünyaları arasındaki etkileşimin merkezinde yer aldı. Kanuni Sultan Süleyman döneminde (1520-1566 arasında hüküm sürdü) Doğu Akdeniz çevresindeki topraklar üzerinde geniş çaplı bir kontrol sağlandı. Başkent olarak Konstantinopolis seçildi. Osmanlı o dönem Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu’nun İslami halefiydi.

9- Emeviler

Emevi Halifeliği, Hz.Muhammed’in vefatından sonra kurulan dört İslami halifeliğin (yönetim sistemi) ikincisiydi. Emevi Hanedanlığının ismi ilk Emevi halifesinin büyük büyük babası olan Ümeyye bin Abdüşems’ten gelmektedir. Hanedanlık, onların kabilesi tarafından yönetilmiştir. Emevi kabilesi aslen Mekke’den gelmiş olsa da, onlar döneminde Şam halifeliğin başkentiydi. Nihayetinde Emevi Hanedanlığı, 10 milyon kilometrekare alanda yer edinerek, dünyanın o zamana kadar gördüğü en büyük imparatorluğu, şimdiye kadar ise var olan en büyük altıncı imparatorluğu yönettiler. Böylece Emeviler tarihteki en büyük Arap-Müslüman devleti oldular. Hz. Muhammed zamanından 1924’e kadar halifelik çeşitli hanedanlar tarafından sürdürüldü. Halifelik Osmanlı Devletinin çöküşü ile sonlandı.

8- Pers İmparatorluğu / Ahamenişler

Babilliler, Akadlar, Asurlar, Sümerler, Hititler, Toharistanlılar, İskitler, Arşaklılar, Medler, Elamlılar, Mısırlılar, Etiyopyalılar… Romalılardan önce de Persler… Pers İmparatorluğu Mezopotamya’dan başlayan yükselişiyle birlikte pek çok farklı kültür, krallık, imparatorluk ve kabileyi içine alarak Orta Asya’nın tamamını birleştirdi. Büyük Kiros, birinci Pers imparatorluğu olan Ahameniş İmparatorluğu’nun kurucusudur. Kendi döneminde Asya, Afrika ve Avrupa topraklarını Perslerle tanıştırdı. İmparatorluk gücünün doruklara ulaştığı dönemde Persler, 8 milyon kilometrekareye çoktan yayılmıştı.

7- Bizans İmparatorluğu

Bizans İmparatorluğu ya da Doğu Roma İmparatorluğu (Orta Çağ’da Roma İmparatorluğuydu) Antik Roma’dan beri süregelen hilafetle Konstantinopolis merkezli olarak kuruldu. İmparatorluğa zamanında Roma İmparatorluğu ya da Romanya denirdi. Bin yıldan fazla bir süredir varlığını sürdüren İmparatorluk, özellikle Roma-Pers ve Bizans-Arap Savaşları sırasındaki başarısızlıklara ve bölgesel kayıplara rağmen, Avrupa’nın en güçlü ekonomik, kültürel ve askeri güçlerinden biri olarak kaldı.İmparatorluk, 1204 yılında Dördüncü Haçlı Seferiyle birlikte ölümcül bir darbe aldı. Bizans Rumları ile Katolik diyarı arasındaki tartışmalarla birlikte çözülmeler başladı. İmparatorluğu 1261’de yeniden kurmak ve Konstantinopolis’in toparlanmasını sağlamak için Paleologos Hanedanı tarafından 14.yüzyılda çıkarılan iş savaşlar İmparatorluğun gücünü daha da düşürdü.

6- Han Hanedanı

Muharip Devletler Dönemi, Çin’de var olan gruplar, üstün krallık arayışı içerisindeydi. Çin o dönem yedi krallığın birbirleriyle savaştıkları bir iç savaşa gömülmüştü. Savaşların sonunda Qin Devleti, kontrolü altındaki 40 milyon insanla Çin’in tamamını silip süpürdü. Ancak Qin Hanedanlığı’nın bu hükmü pek uzun sürmedi. Çin’i 400 yıla yakın bir süre kontrol edecek olan Han Hanedanlığı kontrolü ele geçirerek egemenliğini ilan etti. Han Hanedanlığı dönemi, Çin tarihinde bilimsel başarı, teknolojik ilerleme, ekonomik, kültürel ve politik istikrar açısından altın bir çağ olarak kabul edilir. Günümüzde bile çoğu Çinli insan kendisini “Han” olarak nitelendiriyor. Bugün bile “Han halkı” dünyadaki en büyük tek etnik grup olarak kabul edilir.

5- Britanya İmparatorluğu

Dünya’nın sahip olduğu toprak alanının dörtte birini ele geçirip (13 milyon kilometrekare), 500 milyondan fazla insana hükmeden (o dönemdeki toplam dünya nüfusunun çeyreği) İngiliz Krallığı tarihteki en büyük imparatorluk olarak bilinmektedir. İngilizler fethedilen topraklara kendi kültürlerini, siyasi reformlarını ve yaşam biçimlerini miras bıraktı. İngiliz İmparatorluğu kesinlikle insanlık tarihinde var olmuş en etkili imparatorluklardan biridir. İmparatorluğun yaydığı İngilizce, bugün dünyada en çok konuşulan ikinci dildir. Hala birçok dilbilimci, İngilizcenin dünya için standart dil olmadığı konusunda hemfikirdir. Ancak İngilizce hala dünya dili olarak lanse edilmektedir.

4- Kutsal Roma İmparatorluğu

Orta Çağ zamanlarında Kutsal Roma İmparatorluğu, döneminin “süper gücü” olarak kabul edilirdi. Kutsal Roma İmparatorluğu en görkemli döneminde Almanya’nın tamamından, Doğu Fransa’dan, Kuzey İtalya’dan ve Batı Polonya’nın bazı bölümlerinden oluşuyordu. İmparatorluklar açısından nispeten biraz küçük olmasına rağmen, Orta Avrupa tarihi üzerindeki etkisi bugün bile hissedilmektedir. Bu inanılmaz imparatorluk, Orta Çağ’ın başlarından 19. yüzyıla kadar varlığını sürdürmüştür. 6 Ağustos 1806’da, son Kutsal Roma İmparatoru olan II. Francis’in, Napolyon himayesindeki Fransız ordusuna yenilmesi sonrası imparatorluk çözülmeye başladı ve yıkılma sürecine girildi. Bu yıkılmanın ardından ortaya çıkan ülkeler: İsviçre, Hollanda, Avusturya İmparatorluğu, Belçika, Prusya İmparatorluğu, Lihtenştayn Prensliği, Ren Konfederasyonu ve ilk Fransız İmparatorluğu.

3- Rus İmparatorluğu

Rus İmparatorluğu, 1721’den 1917 Rus Devrimi’ne kadar var olan en etkili imparatorluklardan biriydi. İmparatorluk, Rusya Çarlığı’nın halefi, Sovyetler Birliği’nin ise selefi oldu. Rus İmparatorluğu dünyadaki en büyük ikinci bitişik imparatorluktu (birincisi Moğol İmparatorluğu) ve İngiliz İmparatorluğu ile Moğol İmparatorluğu’nun ardından dünyadaki en büyük üçüncü imparatorluktu. 1866 yılında topraklar Doğu Avrupa’dan Asya’ya, oradan da Kuzey Amerika’ya kadar uzandı. Bu toprak bütünlüğünü koruyup, bir arada tutmak zor olsa gerek. Buradan da imparatorluğun gücünü az çok anlayabiliyoruz.

2- Moğol İmparatorluğu

Her şey Timuçin’in (daha sonralarda Cengiz Han olarak tanıyacağız), gençliğinde dünyayı dize getirmeye yemin etmesiyle başladı. Bu arada neredeyse bunu başardığını söyleyebiliriz. Cengiz Han verdiği sözü yerine getirmek için ilk olarak dağınık Moğol kabilelerini birleştirdi. Sonrasında ise Çin’e göz koydu. Gerisi malumunuzdur. Vietnam’dan Macaristan’a kadar uzanan Moğol İmparatorluğu, insanlık tarihindeki en büyük bitişik imparatorluktur. Ne yazık ki Moğollar için imparatorluk kontrol edilemeyecek kadar büyümüştü ve farklı kültürler arasında bir birlik sağlanamamıştı. Moğollar korkusuz ve acımasız savaşçılardı. Ancak yönetim konusunda çok az deneyimleri vardı. Bu da büyük toprakların kontrolünde zorlanılmasının temel sebebiydi. Moğolların acımasız ve vahşi insanlar olarak görülmesi tarihleriyle ünlenmiştir.

1- Roma İmparatorluğu (Antik Roma)

İlk başlarda ilahi krallar tarafından yönetilen Roma, ilerleyen dönemlerde bir imparatorluk haline gelmeden önce (belki de en güçlü dönemlerinde) Cumhuriyet rejimine geçti. Roma İmparatorluğu, bir grup çiftçinin hayvanlarını korumak için birleşerek bölgedeki kurtları uzaklaştırmalarından, tarihin gördüğü en büyük imparatorluk haline gelmeleri efsanesidir. Mükemmel bir askeri ve idari sistem ile oluşturulan yapı, uzun ömürlü bir devlet sistemini de beraberinde getirmiştir. Kuruluşundan Bizans İmparatorluğunun çöküşüne kadar var olduğu sayılan Antik Roma, egemenliğini 2.214 yıl sürdürdü! Antik Roma, Batı dünyasında hukukun, savaşın, sanatın, edebiyatın, mimarlığın, teknolojinin, dinin ve dilin gelişimine büyük katkıda bulundu. Aslında, pek çok tarihçi Roma İmparatorluğunu kusursuz bir imparatorluk olarak görüyor (etkili, adil, uzun ömürlü, büyük, iyi savunulan ve ekonomik olarak gelişmiş). Roma İmparatorluğu’nun etkisi günümüzde hala hissedilmektedir. Yönetimsel fikirler (Cumhuriyet) ve tören sistemleri Roma İmparatorluğu’nun günümüze kadar ulaşan hediyelerinden bazılarıdır.

Editör / Yazar: O. Can CANİKLİ

Kaynak: https://listverse.com/2010/06/22/top-10-greatest-empires-in-history

Yaşam

Vücudunun Yanlış Tarafındaki Organlarla 99 Yıl Yaşayan Kadın: Rose Bentley ile Tanışın

Published

on

Rose Marie Bentley hayatının çoğunu, kırsal bir yer olan Oregon kasabasında o ve kocasının işlettiği bir yem mağazasında geçirdi. Küçük kasabada, koroda şarkı söylerdi. Dışarıdan, hayatı normal bir şey gibi görünüyordu ölümünün son anına kadar. Bentley’nin neredeyse bir asırdan beri ailesinin bile bilmediği olağanüstü bir sırrı vardı. Vücudunu Oregon Sağlık ve Bilim Üniversitesi’ne bağışladıktan sonra, tıp öğrencileri kısa süre sonra 99 yaşındaki bir kadının nadir bir tıbbi anormallik olan levocardia ile situs inversus durumu olduğunu ve bunu bilmeden tüm hayatını yaşadığını farkettiler. Diğer karın organlarının sağda değil solda olduğunu ancak kalbinin göğsünün sol tarafında kaldığını keşfettiler. Kelimenin tam anlamıyla, iç organları (kalbi eksi) normal bir insanın aynasını yansıtıyordu; iç organları kalbi hariç diğer tüm insanların tersi yönündeydi. Anatomi öğretmeni Cam Walker, “Bir şeyin yolunda olduğunu biliyordum, ancak nasıl bir araya getirildiğini bulmak biraz zaman aldı” dedi. Son derece nadir görülen bu durum, yaklaşık 22.000 canlı doğumda sadece bir kez veya nüfusun yüzde 0.0045’inden azında görülür.

Ama bu durumla yetişkin yaşa kadar yaşayan kimseler daha da az sayıda. Walker, bu özel durumla doğan 50 milyon kişiden sadece birinin, doğuştan kalp defekti gibi hayati tehlike arz eden endişelere yol açabileceği için yetişkin olarak yaşayacağını tahmin ediyor. Bununla birlikte, Bentley gibi benzer kişilerin organ simetrisi normalse ve durum izole edilmişse, sağlıkla ilgili kaygıları olmayabilir. Tıbbi literatür, geçmişten günümüze 70’li yaşlarında yaşamış olan izole levokardi ve situs inversusun sadece iki bilinen sağ kalanını bildirmektedir.

Bentley’nin ayrıca, midenin üst kısmının diyaframdan dışarı çıktığı hiatal herni adı verilen bir anormalliği vardı. Ek olarak, vena kava (SVC) damarı alışılmadık derecede uzundu. Başın, boynun ve üst ekstremitelerin deoksijenli kanını toplamak yerine, Bentley’in süper güçlü vena kavası, göğüs kafesi duvarından ve karın boşluğundan da deoksijenli kan topluyordu. Ayrıca üç karaciğer damarında da, ilk olarak alt vena kavadan geçmek yerine doğrudan kalbinin sağ atriyumuna akan benzeri olmayan akış bulunmaktaydı.

Tüm bu anormalliklere rağmen, Bentley’nin ailesi kadının artrit dışında başka kronik bir durumu olmadığını söylüyor. Operasyon cerrahları anormal bir konuma sahip olduğunu belirttiği Bentley’inin üç organı ve parçalarını çıkardılar. Bentley’nin çocukları, eşsiz vücut yapısından habersizdi . Öğrendiklerinde ise ;Bentley’nin kızı Louise Allee, “Annem bunun çok havalı olduğunu düşünürdü” diyerek annesinin, benzersiz vücudunun kazandığı tüm ilgiyi seveceğini söyledi. “Böyle bir şeyi öğrenseydi mutlu olurdu. Muhtemelen farklı olduğunu bilerek yüzünde kocaman bir gülümseme oluşurdu ”diye belirtti. Ekip bulgularını, Amerikan Anatomistler Birliği’ nin Deneysel Biyoloji toplantısında sundu.

Editör / Yazar: Neslihan ÇAKMAK

Kaynak: https://www.iflscience.com/health-and-medicine/meet-rose-bentley-the-woman-who-lived-99-years-with-organs-on-the-wrong-side-of-her-body/

Continue Reading

Yaşam

Derisiz Doğan Nadir Genetik Hastalığı Olan Bebek

Published

on

Nadir bir genetik hastalık nedeniyle derisiz doğan bir bebek, ilk dört ayını hayatını kurtarma umuduyla yoğun tıbbi tedavi ve ağrı tedavisi geçirdi. “Cesur biri” anlamına gelen bir Swahili adı olan Jabari, 1 Ocak’ta doğdu, başı ve bacakları hariç, cildinin çoğu eksik kaldığında sadece 1,36 kilogram ağırlığındaydı. Jabari, Epidermolysisbullosa (EB) olarak bilinen ve en hafif sürtünme veya çizilmeden bile kolayca yırtılan veya kabaran, kırılgan bir cilt ile sonuçlanan son derece nadir bir genetik bağ dokusu hastalığından muzdariptir. Küçük vakalar sadece ellerin, ayakların, dizlerin ve dirseklerin kabarmasına neden olabilirken, otozomal resesif distrofik epidermolysis bullosa, Hallopeau-Siemens tipi (RDEB-HS) gibi en ciddi vakalar sıklıkla yaygın olmayan cilt kaybına neden olabilir – genellikle doğum sırasında meydana gelen olaylar – vücutta, ağız içinde ve sindirim sisteminde kabarma şeklinde görülür. Texas Çocuk Hastanesi’deki doktorlar, bebeğin çenesinin göğsüne kaynamasına neden olan yara izi dokusunu kesmek zorunda kaldı. Göz kapakları doğumda kaynamış.

IFLScience, çocuğun “kritik” durumda olduğunu doğrulayan Teksas Çocuk Hastanesinde bir temsilci ile konuştu, ancak bebeğin annesi PriscillaGray, oğlunun şimdi durumunun stabil olduğunu ve “çok iyi olacağını ” ekledi. Gray, IFLScience’ a oğlu için “Doktorlar, çok küçük olduğundan ameliyatla başa çıkabileceklerini düşünmüyorlar” dedi. Hayat kurtarıcı bir prosedür olan sigorta sistemi, çocuğun Teksas ÇocukHastenesi’ ndeki tedavisini kabul etmedi.

Daha sonra aile maliyetleri telafi etmek için bir vakıf sitesi kurdu: https://www.gofundme.com/br8pa-medical-and-bills

Gray, ultrasonda bebeğinin kilo almadığını görene kadar hamileliğinin “iyi gittiğini” yazıyor. Texas’ın San Antonio kentindeki doktorlar, 37. haftada onu hastaneye getirdi ve bebeğin kalbi atışı düşmeye başladığında acil bir C-kesimi yaptı. ( c-kesimi, sezaryen doğum) Geçen hafta, bebek Teksas Çocuk Hastanesine transfer edildi ve uzmanların kendisini tedavi etmek için daha donanımlı olduklarını söylediler.

Şu anda, Ja’ bari ağrı için ilaç kullanıyor ve enfeksiyon riskini azaltmak için topikal merhemlerin yanı sıra sık sık pansuman değişiklikleri alıyor. Doğumundan bu yana 2,26 kilogram almış ve burnundaki bir tüple beslenmiştir. “Her gün hala bu Dünya’ da yaşamak için mücadele ettiği bir nimettir,” diye yazdı annesi, kocasının genin taşıyıcı olup olmadığını belirlemek için genetik testlerden geçtiğini ekledi.

Editör / Yazar: Burcu AKIN

Kaynak: https://www.iflscience.com/health-and-medicine/baby-with-rare-genetic-disease-born-without-skin-in-critical-condition/

Continue Reading

Bilim

Cerrahlar, Bir Bebeğin Beyninde Olgunlaşmış Diş Şeklinde Bir Tümör Buldular

Published

on

Bilim insanları yaşına göre fazla hızlı gelişen bir bebeğin beynini incelediklerinde olgunlaşmış diş şeklinde bir tümör buldular. The New England Journal of Medicine’in 2014’ teki haberine göre olay Maryland Üniversitesi ve Baltimore Johns Hopkins Children’ s Center’ ın beyin cerrahlarının 2014’ te 4 yaşındaki bir çocuğun beyin MR’ ını incelemeleriyle ortaya çıktı. İncelemelere göre tümör ceviz büyüklüğündeydi ve yan kısımları boyunca küçük yapılar vardı. Bebek hemen operasyona alındı ve tümör beyninden alındı. Tümörün embriyonik hipofiz dokusundan türemiş bir tümör diğer adıyla Kraniyofarenjiyomlar ( merkezi sinir sisteminin sellar ve para sellar bölgesinde yer alan iyi huylu büyüyen tümörler) olduğu ortaya çıktı. Bu tümör genellikle küçük çocuklarda oluşsa da nadiren yetişkinlerde de görülebiliyor. Genellikle beyin tabanında bulunup hormonları düzenleyen bir bez olan hipofiz bezinin yakınlarında görülüyor.

İyi huylu oldukları için yayılıp kansere sebep olmuyorlar ama hipofiz bezine yakınlıklarına göre bazı hormonal problemelere sebep olabiliyorlar. Bu olay oldukça ilginç bir vakanın sadece başlangıcıydı. Ameliyat sırasında cerrahlar buldukları tümörün dişleşmiş olduğunu gördüler. Bu tümörler teratom olarak adlandırılır. Teratom yalnızca diş yapısında olmak zorunda değildir; kas, saç, kemik gibi dokulardan oluşabilirler. Bu teratomun ise neden ya da nasıl diş halinde şekillendiği belli değil. Maryland Üniversitesi Medikal Merkezi’nde ameliyatı gerçekleştiren doktor Narlin Beaty, Lİve Science’ a yaptığı açıklamada şöyle konuştu:

Diş şeklinde bir tümör her gün gördüğümüz bir şey değil. Kraniyofarenjiyomlar’ da ise benzeri görülmemiş bir olay. Tümör başarıyla alındı ve çocuk aylar içinde kalıcı bir iyileşme göterdiyse de hala tedavi edilebilir hormonal problemleri var. Bunun içinse tiroidal ve adrenal bezlere hormonal replasman tedavisi uygulanıyor. Doktor Beaty patologların olayı araştırdığını ve ileride yapılacak araştırmalar için dişten örnekler alındığını söyledi. Son olarak hastanın çok iyi bir iyileşme gösterdiğini ve takip için belirli aralıklarla MRI taramasına alındığını belirtti.

Editör / Yazar: Şeyma SÜRÜCÜ

Kaynak: https://www.iflscience.com/health-and-medicine/surgeons-found-fully-formed-teeth-deep-inside-a-babys-brain/

Continue Reading

Öne Çıkanlar