fbpx
Bizi Takip Edin

Teknoloji

Taşınabilir Biyonik El, Dokunma Duyusuna Sahip Olmayı Sağlayacak

Yayınlandı

üzerinde

Ampute olmuş kişilerin kullanacağı biyonik el dokunma hissini geri kazandırıyor. Doğal bir algılamaya sahip olan protez henüz üretilme aşamasına geçmedi. Ancak en kısa sürede üretimin başlayacağına inanılıyor.
Prototip ürün kolunu 20 sene önce kaybetmiş bir kadında denendi. Bir dizi küçük elektrot ve sensörler sayesinde biyonik el kadına dokunma duyusu kazandırdı. Keşfedilen teknoloji sayesinde biyonik el parmaklardan gelen bilgiyi beynin anlayabileceği bir dile dönüştüren ve elektrotlar vasıtasıyla vücuda gönderen bir bilgisayar sistemine sahip.

Bu çalışma Almanya, İtalya ve İsviçreli bilim insanları tarafından uzun yıllar boyunca devam eden robotik çalışmaların sonucunda elde edildi. Prototipi 6 aydan beri test eden Almerina Mascarello, dünyada bir ilk olan biyonik el için “süper insan gibi hissetmiyorum”, yorumunda bulundu. Verdiği röportajda giyinme ya da hiç yardıma ihtiyaç duymadan ayakkabılarını bağlamak gibi hayattaki basit zevkleri tekrar yapabildiğini ifade etti. Tam hissettiğini belirten Mascarello, “Tüm dünyevi şeyler gerçekten ama gerçekten çok önemli” dedi.

Roma’da bulunan Agostino Gemelli Üniversite Hastanesinde nörolog olan Paolo Rossini, teknolojinin gün geçtikçe gelişmesinin potansiyelini gördüklerini kaydetti. Rossini, “Bir kere robotik bir protezi beyninizle kontrol etmeyi başardığınızda, daha karmaşık hareketlere izin veren bir robot yaratmayı düşünebilirsiniz” açıklamasında bulundu.
Yeni biyonik elin temelini oluşturan teknoloji 2014 yılında geliştirildi ancak o dönemde desteklemek için gerekli ekipman çok büyüktü ve protez kol laboratuvar ortamından çıkamadı. İlk prototipin daha da geliştirilmesi planlanıyor.
Kaynak: https://futurism.com/scientists-unveil-first-portable-bionic-hand-with-sense-touch

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Teknoloji

Yapay Zeka Fetal Kalp Problemlerini Saptayabilecek

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Birçok kişiye göre insanlığı bitirecek olan yapay zeka, yeni geliştirilen sistem ile birlikte bebeklerin hayatını kurtarabilecek. RIKEN Yapay Zeka Merkezi’nden bir grup uzman araştırmacı, yapay zeka kullanarak bebeklerin kalbinde anormallik olup olmadığını önceden tahmin edebilen bir sistem geliştirdi. Bu sistem sayesinde; daha anne karnında olan veya yeni doğan bebeklerin kalp sistemleri incelenebilecek. Bir problem saptanması halinde, erken tedavi yapılabilecek ve iyi planlanmış tedavi süreci devreye girecek.

Kalpte doğuştan yaşanabilecek olan; ritm bozukluğu, damar bağlantılarında sorun, kapakçık sorunu ve kalpte olan bir delik, bebeklerin anne karnında veya doğduktan kısa bir süre sonra ölmesine neden olabilir. Bu sorunların önceden tespit edilmesi halinde tedavi süreci daha hızlı başlayabilecek ve hayati risk önlenebilecek. Sorunları tespit eden cihaz; ultrason ve MRI sisteminden yararlanarak hazırlandı. Uzmanlar, sistemden aldıkları ayrıntılı görüntüleri analiz ederek tedavi sürecini hazırlayacak.

RIKEN araştırmacısı Masaaki Komatsu ”Bu sistem; yapay zekada uzman olan bilim insanları ve kalp cerrahisinde uzman olan doktorlar tarafından hazırlandı. Sistemi kısa sürede tüm dünyada kullanmak istiyoruz. Yeni doğan bebeklerin yüzde 20’si kalp sorunları yüzünden hayatını kaybediyor. Bu acı verici duruma son vermek istedik ve bu sistemi geliştirdik.” dedi. Araştırmacılar, Japonya’da testlerini arttırarak sistemin doğruluğundan yüzde 100 emin olmak istiyor. İstenilen sonucun alınması halinde, cihaz bütün dünyada kullanabilecek.
Kaynak: https://www.eurekalert.org/pub_releases/2018-09/r-aut092118.php
Editör / Yazar: Kuzey KILIÇ

Devamını Oku

Teknoloji

Yüksek Teknolojili ‘Kaplamalar’ Gündelik Nesneleri Robotlara Dönüştürüyor

Yayınlandı

üzerinde

Cansız nesnelerin etrafına bükülebilen, esneyebilen derileri sararak kolayca bir robota dönüştürebilirsiniz. Bükülen, uzayan ve büzüşen robotik deri, doldurulmuş hayvanlar, köpük tüpler veya balonlar gibi cansız nesnelerin etrafına sarılarak esnek, hafif robotlar oluşturulabilir. Bu suni derilerin çıkarılabilir, tekrar kullanılabilir tabakaları, tutucular veya giyilebilir cihazlar oluşturmak için de kullanılabilir.

Pittsburgh’daki Carnegie Mellon Üniversitesi’nde robotikçi olan ChristopherAtkeson, “Bu ilginç bir yaklaşım” diyor. Bazı durumlarda, dar alanlarda belirli amaçlar için hazırlanmış yumuşak yapıda bir robotun kullanılması insan hayatını kolaylaştırabilir. Atkeson, robotik kaplamaların, arama-kurtarma operasyonları ya da uzay araştırmaları için kullanışlı olabileceği görüşünde. Robotik derinin her bir parçası ya gazla pompalandığında şişirilen hava poşetleri ya da elektrik akımıyla ısıtıldığında nikel titanyum bobinleri ile gömülü olan elastik polimer ya da kumaştan oluşmaktadır.

Bu gaz poşetleri ve bobinleri, robotik derilerin hareket etmesine ve şeklini değiştirmesine izin verir. Yale Üniversitesi’nde mühendis olan RebeccaKramer-Bottiglio ve meslektaşları deriyi çeşitli robotlar oluşturmak için kullandılar. Araştırmacılar, derideki hava poşetlerinin veya bobinlerinin düzenini değiştirerek ve cildin parçalarını çeşitli konfigürasyonlarda bir nesneye bağlayarak farklı hareket türlerine ulaştı.

Araştırmacılar ayrıca, postürü izleyen bir giysi oluşturmak için robotik ceketi bir tişörte tutturdular. Deri, kullanıcının omuzlarının durduğunu hissettiği her seferde, kullanıcının oturmasını hatırlatmak için hafifçe kırıldı. Atkeson’un, robotik cildin giyene bir masaj vermesi veya sanal gerçeklikte dokunsal geri bildirim vermesi için giyimde de kullanılabileceğini söylüyor. Robotik deri hala test aşamasında. Ancak bilim insanları yakın bir gelecekte bu sistemin kullanılabilir olabileceğine inanıyor.
Kaynak: https://www.sciencenews.org/article/high-tech-skins-turn-everyday-objects-robots

Devamını Oku

Bilim

Bilimin Hayatımızdaki Önemi ve Yeri

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Günümüzde bilim hızla ilerlemekle birlikte, bilimin sonucu olarak ortaya çıkan teknoloji hayatımızı heralanda kolaylaştırmayı başarmıştır. 17. yüzyıl başlarında “Bilgi güç kaynağıdır.” diyen İngiliz düşünür Francis Bacon’u, sonraki yüzyıllarda meydana gelen gelişmeler doğrulamıştır. Günümüzde pek çok ülke,1960’lı yıllardan itibaren geliştirilmeye başlanan teknoloji odaklı iktisat teorilerine uygun olarak bilim ve teknolojiyi kalkınma modellerinin ana ekseni hâline getirmiş bulunmaktadır.

Türkiye, bu durumu fark edip bunun için gerekli organları kuran ülkeler arasında ilk sıralarda yer almaktadır. 1960’ta Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), 1963’te Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ve 1993’te Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) kurulmuştur. Bu bilim koordinasyon organları, Türkiye’de bilim ve teknolojiyi belirlenmiş bazı sosyal hedeflere ulaşmak için yönlendirmekte, finansal destek sağlamakta ve gerekli alt yapı ve kurumları tesis etmektedir. Bilim ve teknoloji söz konusu olduğunda, en başta bahsedilmesi gereken kurumlar üniversitelerdir. Türkiye’de bu alanda da hızlı bir gelişme meydana gelmiştir. Üniversite sayıları hızla artmaktadır.

Bütün bu gelişmelerin paralelinde artık bilimin etkilemediği bir alan kalmamıştır. Bilim kendisini teknolojik gelişmelerle hissettirir hâle gelmiştir. Bilindiği gibi hayatımızın her noktasında teknolojik gelişmelere rastlanmaktadır. Tüm bunlarla birlikte bilimsel gelişmelerin bir ürünü olarak teknoloji kavramı ortaya çıkmıştır. Artık bilim üreten, bilimi en iyi şekilde teknolojisine yansıtan toplumların söz sahibi olduğu bir dünyada yaşamaktayız. Güçlü olmanın, insanlığın gidişatına yön vermenin yolu bilimden geçmektedir. Bizler de bilimin bu kadar hâkim olduğu bir dünyada daha üretken olmalıyız, değil mi?
Editör / Yazar: Uğur ÖRDEM

Devamını Oku

Öne Çıkanlar