fbpx
Connect with us

Kimya

Türk kimyager Kar ve buzu 20 dakika içinde çözebilen özel formüllü granül üretti

Published

on

Türk kimyager, 6 yıllık Ar-Ge çalışması sonucunda yerli ve milli kaynaklarla çevre dostu ve eksi 45 dereceye kadar buz ve karı 20 dakika içinde çözebilen özel formüllü granül üretti. Kanada, Rusya gibi ülkelerde denenen ürün, yollarda kar ve buzlanmaya çözüm olarak başarılı bulundu. Kimyager Yücel Kaynak, Samsun Teknoloji Geliştirme Merkezi’nde (TEKNOPARK) 6 yıl önce hızlı buz ve kar çözücü formülü geliştirmek için bilimsel çalışmalara başladı. Uzun süren araştırmaları sonucu Kaynak, çevre dostu ve eksi 45 dereceye kadar buz ve karı 20 dakika içinde çözebilen özel formüllü granül üretmeyi başararak ürettiği ürüne “Buz Yak” adını verdi.  6 YILLIK ÇALIŞMA SONUCU ORTAYA ÇIKTI
Özel formüllü “Buz Yak”, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Ondokuz Mayıs Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nden onay aldı. Kimyager Kaynak, kar ve buz çözücü özel formüllü granülü, 6 yıllık Ar-Ge çalışması sonucunda ortaya çıkardıklarını söyledi.
KANADA, RUSYA AVRUPA VE İSKANDİNAV ÜKLERİNE GÖNDERDİK
Ürünün Ar-Ge çalışmasının tamamlandığını ifade eden Kaynak, “Artık ürünün seri üretiminin yapılması için fabrikasının kurulması gerekiyor. Ürünü deneme safhasında Kanada, Rusya, Avrupa ve İskandinav ülkelerine gönderdik ve başarılı olunca çok büyük talep almaya başladık. Ürünümüz yüzde 80’i ihracat yapılabilecek bir üründür” dedi.
‘KANADA’DAN TEKLİF VAR’  Ürünün Kanada üretimi için kendilerine teklif geldiğine işaret eden Kaynak, şöyle devam etti: “Biz ürünü Türkiye’de üretmek istiyoruz. Ancak bu belli bir yatırım istiyor, bu noktada devletimizden veya yatırımcılardan yardım bekliyoruz. Kendi öz sermayemizle Ar-Ge çalışmalarını tamamlayabildik. Bundan sonra alacağımız destekle seri üretime geçmeyi planlıyoruz. Ürünün içeriği kalsiyum, magnezyum ve asetattan oluşmaktadır. Granülümüz yolu, betonu ve demiri koruyan bir özelliğe sahip. Ürünün muadili yok. Tuza göre kullanımı 10 kat daha az olduğu için hem doğaya daha az ürün atılmış olacak ayrıca doğaya da hiçbir zarar vermeyecek. Doğaya kesinlikle zarar vermemesinin yanı sıra atığı da toprakta gübre etkisi göstermektedir.”
‘EKSİ 45 DERECEYE KADAR DENEMESİ YAPILDI’  Kaynak, ürünün tamamen yerli ve milli bir ürün olduğunun altını çizerek, şunları kaydetti: “Eksi 45 dereceye kadar ürünün denemesini yaptık. Ayrıca 72 saat ürün yollarda aktivesini koruyor. İlk kullanım anında yüzde 20’si yeterli oluyor. Sonuç itibarıyla 72 saat boyunca ürünün diğer yüzde 80’lik bölümü tekrar yağan kar veya yeniden oluşabilecek buzlanmaya karşı duruyor. Yani tekrar tekrar aynı bölgeye gidilip kar temizleme veya küreme yapılmasının da önüne geçiyor. Bu da kullanım açısından ekonomik oluyor.” Yerli malzemeleri kullanarak formül oluşturdukları için fiyatının uygun olduğunu ifade eden Kaynak, Avrupa ve Amerika’da yapılan ürünlere nazaran 20 kat daha iyi etki sağladığını sözlerine ekledi. Kaynak: (Sputnik)

Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kimya

Dünyanın en eski periyodik tablosu bulundu

Published

on

Günümüze ulaşan en eski periyodik tablo, St Andrews Üniversitesi kimya laboratuvarının altındaki depoda ortaya çıktı. Çizelgenin, Dmitriy Mendeleyev’in hazırladığı ilk periyodik tablodan 20 seneden az süre sonra hazırlandığı keşfedildi. İskoçya’daki St. Andrews Üniversitesi’nde araştırmalarını sürdüren bilim insanı Alan Aitken, kimya sınıfının altındaki depoda bilim tarihi için eşsiz bir eseri keşfetti.

Kimyasallar ve laboratuvar ekipmanlarının arasına sıkışmış olan eğitici posterlerin arasında son derece nadide bir eser vardı: Günümüze ulaşan en eski periyodik tablo. Periyodik tabloyu inceleyen uzmanlar, Almanca açıklamalarla elementleri tanıtan bu çizelgenin 1879 ve 1886 yılları arasında Kaliforniya Üniversitesi’nde hazırlanmış olduğunu keşfetti.
Sonradan Keşfedilen Bazı Elementler Yok  Tabloda 1886 yılında keşfedilen Germanyum elementi yer almıyor. Aynı şekilde 1875 yılında keşfedilen Galyum ve 1879 yılında keşfedilen Skandiyum da belirtilmemiş. Çizelgenin, Viyana’da kurulmuş bir matbaada 1885 yılında basıldığı ortaya çıktı. Periyodik Kanun’u keşfeden efsanevi kimyager Dmitri Mendeleev’in periyodik tablosundan 20 yıldan az süre sonra oluşturulan bu çizelgenin, günümüze ulaşmış olan en eski periyodik tablo olduğu biliniyor.  Çizelgenin muhafaza edilen orijinal nüshasının restorasyonu tamamlandı. Çizelge temizlendi, kağıdın pH dengesini sağlamak adına kimyasal bir banyoya tabi tutuldu, Japon yapımı kozo kağıtları ve buğday nişastası macunu kullanılarak onarıldı. Orijinal nüsha, St Andrews Üniversitesi’nde hava şartları kontrol edilen bir ortamda saklanıyor. Ancak çizelgenin birebir kopyası, üniversitenin kimya departmanında sergileniyor.
Editör / Yazar: Ezgi SEMİRLİ
Kaynak: https://www.bbc.com/news/uk-scotland-edinburgh-east-fife-46904926

Continue Reading

Bilim

Bilim insanları, bakırı altına çevirmenin yolunu buldu.

Published

on

Science Advances dergisinde yer alan makaleye göre bir grup bilim adamı bakırı dönüştürerek yeni bir madde buldu. Bu madde kimyasal süreçlerde altın ve gümüş gibi değerli madenlerle aynı işlevi görüyor. Uzmanlar bakırdan elde edilen bu yeni maddenin elektronik cihazların üretim sürecinde altın ve gümüş gibi değerli madenlerin yerini alabileceğini belirtiyor. Çinli bilim adamlarından oluşan bir grup bilim adamı bakırı hemen hemen altına eş değer bir metale dönüştürdü.

Bilim dergisi Science Advances’ta yer alan makaleye göre Profesör Sun Jian liderliğindeki ekip bakırı yüksek sıcaklıkta ve elektrikle yüklenmiş argon gazına maruz bıraktı. Hızla hareket eden iyonlaşmış parçacıkların bakır atomlarıyla çarpışması ardından soğuyan ve sıkıştırılan atomlar, bir cihaz üzerinde toplandı ve tanecikleri bir bakterinin binde biri küçüklüğünde ince bir tabaka elde edildi.

Ardından bu tabakayı bir reaksiyon odasına sokan bilim adamları, bu maddeyi sadece değerli metallerin gerçekleştirebileceği bir süreç olan kömürü alkole dönüştürmek için bir katalizör olarak kullandı. Deney sonucunda bakırdan elde edilen bu yeni tabakanın nano parçacıklarının bu süreçte altın ve gümüşe benzer şekilde katalizör olarak işlem gördüğüne şahit oldu. Konuyla ilgili açıklama yapan uzmanlar bakırdan elde edilen bu yeni maddenin elektronik cihazların üretim sürecinde, altın ve gümüş gibi değerli madenlerin yerini alabileceğini belirtiyor.
Editör / Yazar: Ali Ekber ÖZGEN
Kaynak: https://www.businessinsider.com/gold-chinese-scientists-turn-copper-into-similar-material-2018-12

Continue Reading

Bilim

Hamam böceğinden radyasyon geçirmez yelek üretildi

Published

on

Kimya Öğretmeni Pınar Sabaz, Alperen Berberoğlu birlikte radyasyon geçirmeyen yeleğin üretim aşaması ile ilgili yaptığı açıklamada, “Öğrencim Alperen Berberoğlu ile birlikte yapmış olduğumuz bir çalışma var. Bor bileşikleri ve hiposan adı verilen malzemeyle birlikte radyasyondan koruyan kumaş dolgu malzemesi ve sıvı ürettik.

Bunun test sonuçlarına göre de yüzde 98 oranında radyasyondan koruma sağladığını gördük. Dolayısıyla da bu çalışmayı geliştirerek bunu patent noktasına getirdik ve patent başvurusunu gerçekleştirdik. Çalışmanın ilk aşamasında öğrencim hamam böceklerinin radyasyonun zararlı etkilerinden hiçbir şekilde olumsuz etkilenmediğini fark etmiş ve bununla ilgili ‘bunun nedeni ne olabilir’ diye araştırırken hamam böceğinin kabuğunda bulunan kitosan maddesinden kaynaklandığını keşfettik. Bu kitosanın içerisine de milli değerimiz olan, dünya rezervlerinin yüzde 72’sinin ülkemizde bulunduğu bor bileşiğini ekleyerek radyasyon zırhı üretmeyi başardık. Bu malzeme yüzde 98,25 oranında radyasyona karşı koruma sağlıyor. Biz bununla da ilk önce TÜBİTAK Projelerine başvurduk. İlk etapta TÜBİTAK Projesi Bölge Sergisine katıldık. Sonra bölge birincisi olarak Türkiye finaline katıldık. Bu projenin daha ileriye götürülerek geliştirilebilmesi için de yaptığımız çalışmayla ilgili bir patent başvurusunda bulunduk. Bu başvurunun da olumlu bir şekilde sonuçlanmasını bekliyoruz” diye konuştu.

Hem ucuz hem hafif
Bilim ve Sanat Merkezi 4. sınıf proje öğrencisi Alperen Berberoğlu da hamam böceklerinin radyasyondan etkilenmediğini öğrendikten sonra çalışmalara başladığın belirterek, “Bu projeyi iki yıldır yürütüyorum.  Proje aklıma şu şekilde geldi; öncelikle Çernobil gibi radyoaktif sızıntılarda çoğu canlının hayatını kaybetmesine ve zarar görmesine rağmen içerisinde kitosan bulunduran hamam böcekleri gibi kabuklu canlıların zarar görmediğini fark ettim. Bundan yola çıkarak içinde kitosan ve ayrıca milli değerimiz olan bor bulunan bir polimer üretmek istedim.

Ardından polimerle ne yapabileceğimizi düşündüm ve bununla hastanelerde röntgen cihazlarını kullanan radyoloji teknikerlerinin gördüğü zararı minimuma indirmek amacıyla üç farklı bor bileşiğini bulunduran yelek dolgusu tasarladık. Yaptığımız yeleğin içerisinde yapmış olduğumuz dolgu var. Ayrıca polimerleştirici malzeme olarak kitosan bulunuyor. Bu da asetik asitte çözünmüş biçimde. Bunun yanında bir de sıvı ürettik. Bunları da hastanelerde şu anda duvarlarda kurşun bloklar kullanılıyor. Onların yerine kullanmak amacıyla ve maliyeti minimuma indirmek amacıyla bu sıvıları ürettik. Ayrıca kurşun yeleklerin maliyetine göre çok daha ucuz ve kurşun yeleklerin ağırlığına göre çok daha hafif bir materyal ürettik. Kurşun yeleklerin maliyeti yaklaşık 600 TL civarında ancak bizim ürettiğimiz bu kumaşla birlikte içindeki dolgu malzemesini 20 TL civarında mal edebiliyoruz. Ayrıca kurşuna göre çok daha hafif olma avantajı var. Bu proje geliştirilerek ileride savunma sanayisinde ve sağlık sektöründe kullanılabilir” dedi. Kaynak: (İHA)

Continue Reading

Öne Çıkanlar