Bizi Takip Edin

Teknoloji

Türk Tasarımcılar Hidradenit Hastaları İçin Özel Giysi Tasarladı

Yayınlandı

üzerinde

Hayatı birçok alanda olumsuz etkileyen kronik ağrılar ve iltihaplı bir cilde sebep olan Hidradenitis Suppurativa hastaları için özel bir giysi tasarımı yapıldı. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ne bağlı ETAM ve AbbVie isimli ilaç firması tarafından gerçekleştirilen tasarım sonrasında giysileri üretecek bir tekstil firması arayışına başlandı.


Küçük sivilcelerin ortaya çıkmasıyla başlayan ve gün geçtikçe ağrılı ve kokulu iltihapların ciltte çıkmasına sebebiyet veren Hidradenit hastalığının erken evrelerinde yaralar tanımlanamamaktadır.

Hastalar doktora gitmeden evdeki yöntemlerle çözüm bulmaya çalışırlar. HS olarak da isimlendirilen bu hastalık 202li yaşlardan itibaren ve genel itibariyle kilolu olan insanlarda görülüyor. Bu hastalığın görülme sıklığı ise yüzde bir düzeyinde.


HS hastalığına ilişkin en büyük sorunların başında teşhisin gecikmesi ve buna paralel olarak tedavinin ömür boyu sürmesi gereken bir noktaya gelinmesidir. Bu hastalık koltukaltı ve kasıklarda sivilce şeklinde başlayan yaralar olarak ortaya çıkmaktadır. Hastaların birçoğu bu bölgede çıkan sivilcelere dair bilgi vermeye ve yardım istemeye utanırlar. Bu sebeple de hastalık tedavi olmadan ilerler.

HS hastalığı ancak bir dermotolog tarafından teşhis edilebilir. Bu hastalıkla yaşam ise oldukça zor. İltihaplanan yaralar kıyafetlerden dışarı doğru akıyor. Aynı zamanda cilt üzerine giyilen kıyafetlerin kumaşları yaralara yapışıyor.
HS hastaları için özel olarak tasarlanan kıyafet yaraların bulunduğu bölgelerin nefes alabileceği şekilde tasarlanmış. Tenlerine direkt kıyafetlerini giyemeyen HS hastaları bu tasarlanan ürünü iç giyim olarak kullanacaklar.
Kaynak: https://www.dunya.com/iyilik-saglik/hidradenit-hastalarina-ozel-giysi-tasarlandi-haberi-371032

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Teknoloji

Geleceğimizin Anahtarı: NANO ROBOT

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Son yıllarda dünyada sağlık sorunlarında büyük artışlar gözlemlendi. Gelişen teknolojiye rağmen kanser başta olmak üzere birçok hücre hastalığına çare bulunamadı. Ancak 5 yıl önce yapılan araştırmalarla geliştirilen nano robotlar; kanser ve uzuv hastalıklarına bir çözüm olabilir. Bilim insanlarının ortak çalışmasıyla geliştirilen nano robot, İngiltere’de yapılan deneyde kanserli hücreleri 3 dakika gibi kısa sürede buldu ve bu hücrelerin duvarına yapışarak onları imha etti. DNA origami metoduyla elde edilen nano robotlar, saç telinin 1/1000’inden daha inceler. Vücuda girdikten sonra yüzeyindeki parçalarla iyi ve kötü hücreyi ayırt edebilen nano robotlar, bir Truva atı misali etrafa trombin enzimi saçıyorlar ve bu enzim sayesinde kan pıhtılaşmaya başlıyor. Hızları ise inanılmaz derecede yüksek olan nano robotlar enjeksiyondan saatler içerisinde tümörü çepeçevre sarıyorlar. 2 gün içerisinde ileri pıhtılaşma tepkimeleri meydana geliyor ve 3. günde tüm tümör damarlarında pıhtılar gözleniyor. İşin kilit noktası, trombine bağlı pıhtılaşmanın tam tümör damarlarının içinde gerçekleştirilmesinde yatıyor. Kısaca nano robotlar vücuda verildikten yaklaşık 24 saat sonra tümörü besleyen damarların tıkanmasından meydana geliyor ve işini bitiren nano robotlar vücuttan 1 gün içerisinde güvenli biçimde uzaklaştırılıyor. Nano robotlar sadece kanser tedavisinde görev görmüyorlar. Uzuvlarımızdaki doku zedelenmelerinde ve bağ kopmalarında da tutkal görevi gören nano robotlar, boylarından çok büyük işlere kalkışıyorlar. Nano robotların gelecekte sağlık dışında; uzay araştırmaları, teknoloji ve güvenlik sistemlerinde de aktif olarak kullanılması bekleniyor. Araştırmayı başlatan ekibin şimdiki amacı ortak klinikler bularak bu pervaneli yapıları bütün dünya geneline yaymak ve artık grip gibi yayılan kansere genel anlamda son vermek. Kaynak: https://electronics.howstuffworks.com/nanorobot.htm

Devamını Oku

Teknoloji

Türk Girişimciler Yerli ‘İnsansız Deniz Aracı’ Geliştirdi

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Türk girişimciler yerli imkanlarla “insansız deniz aracı” geliştirdi. Geliştirilen araca “Kaşif” adı verildi. Arama kurtarma çalışmaları, deprem veya maden yatağı araştırmaları ile askeri amaçlı görev yapabilecek şekilde tasarlandı. İzmir’de bir girişimci, yerli imkanlarla “insansız deniz aracı” yaptı. Otonom ve uzaktan kumandalı kullanılabilen “Kaşif” adlı araç, üzerine takılacak sensörlerle askeri alan da dahil çeşitli amaçlarda kullanılabilecek kabiliyette tasarlandı.  Uzunluğu 3,5 metre olan “Kaşif”, suya üç noktada temas etmesi dolayısıyla zorlu koşullarda batmayacak şekilde geliştirildi. Dokuz Eylül Teknoloji Geliştirme Bölgesi’nde (DEPARK) kurulu şirkette çalışmalar yürüten girişimci Mehmet Salih Arıkök, TÜBİTAK destekli proje kapsamında tasarladığı aracı AA’ya tanıttı. Arıkök, araştırma gemilerinin derinliği az olan kıyılarda tarama çalışması yapamaması üzerine başladıkları çalışma sonunda ekibiyle insansız deniz aracı geliştirdiklerini söyledi. Aracın otonom olarak planlanmış rota ve çalışma alanlarında verilen görevi yapıp dönebildiğini, manuel olarak da uzaktan kumanda edilerek çalışabildiğini anlatan Arıkök, “Kaşif” ismi verilen aracın hedeflenen amaca yönelik üzerine takılan sensörlerle bilgi topladığını, 1 metre ile 100 metre derinlik arasında tarama yapabildiğini ifade etti. Araca birçok türde sensör takılabildiğini belirten Arıkök, “Bunlar ses dalgaları ile çalışan sensörler olabileceği gibi optik ya da manyetik de olabilir. Bu yollarla denizden istenilen veriler elde ediliyor. 6 kilometrelik menzile sahip, yani bu mesafeden veri aktarımı yapabiliyor. Sensör bilgileri bu mesafeden gerçek zamanlı aktarabiliyor.” diye konuştu. “SİDA olabilir”
Arıkök, dünyadaki deniz araştırmalarında ağırlıklı olarak bir ana gemi ve ona bağlı kabloyla veya çok kısa mesafede kablosuz veri aktaran insanız deniz araçları bulunduğunu, “Kaşif”in yerli olmasının yanı sıra 6 kilometrelik mesafeden veri aktarımıyla öne çıktığını kaydetti. “Kaşif”in ayrıca barajda, nehirde ya da marinada kullanıma uygun olduğunu vurgulayan Arıkök, üzerine takılacak farklı sensörlerle farklı amaçlar için kullanılmasının mümkün olduğunu dile getirdi. Arıkök, “Kaşif”in kullanım amaçlarına ilişkin şunları söyledi: “Arama kurtarma amaçlı, yani alanı sensörle tarayıp, bir şey bulunduğunda koordinat bilgisini sunuyor. Deprem araştırmaları amaçlı, yani sismik cihazlar bu araca takıldığında istenilen alanda hareketli olarak veri toplayabilir. Böylece sabit sismik cihazların bulunmadığı yerlerde veri alınabilir. Gemilerin aksine kıyı taramalarını yapabildiği için genellikle kıyılarda bulunan tarihi kalıntıların tespitinde kullanılabilir. Deniz yaşamıyla ilgili bilgiler toplanabilir. Deniz suyunun iletkenliği, bulanıklığı, yoğunluğu gibi akademik amaçlı çalışmalar yapılabilir. Denizin debindeki toprağın analizini yapabiliyoruz böylece petrol ve maden yatakları ile ilgili bilgiler toplanabilir.” “Kaşif”in silahlı insansız deniz aracına (SİDA) dönüşebileceğini vurgulayan Arıkök, “Kaşif, akademik anlamdaki çalışmaların yanında aynı zamanda silahlı insansız deniz aracına dönüşebilir. O zamanki adını da ‘Gözcü’ olarak planladık.” dedi. Mehmet Salih Arıkök, “Gözcü”ye mayın tarama yapabilme yeteneği kazandırılabileceğini dile getirerek, “Aynı zamanda akustik sensörlerle denizin altında gelebilecek sesleri, sinyalleri değerlendirebilir. Üzerindeki kamera termal kameraya dönüştürüldüğünde gece de rahatlıkla çalışabilir. 4-5 araç vardiyalı olarak çalıştırılırsa 24 saat bir gözlem ve güvenlik alanında kullanılabilir. Yerli roketler bu araca takılabilir.” ifadelerini kullandı. Hedeflerinin haberleşmeyi uydu aracılığıyla yaparak mesafe sınırını ortadan kaldırmak olduğunu belirten Arıkök, bu yöndeki çalışmaların devam ettiğini kaydetti.  “Maliyet çok düşük”
Aracın maliyetinin düşüklüğüne dikkati çeken Arıkök, aracı yapmaya başladıkları iki yıl önce bir araştırma gemisinin günlük maliyetinin 15 bin lira civarında olduğunu aktardı. Gemide en az 8 personel bulunduğunu ifade eden Arıkök, “Kaşif”in ise sadece şarj maliyeti ve bir de uzaktan kumandayı kullanacak operatör maliyeti olduğunu vurguladı. Kaynak: AA

Devamını Oku

Bilim

Yapay Zeka İnsanlar Gibi Düşünebilir mi ?

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

DeepMind araştırmacıları, yapay zekanın soyut akıl yürütme yeteneğini test etti. Yapay zeka soyut akıl yürütme konusunda insanların çok gerisinde olsa da sonuçlar umut verici.
Yapay zeka günümüzde farklı uygulama alanlarında kendisine verilen görevleri başarıyla yerine getirebiliyor; hatta bazı noktalarda insanların önüne bile geçebiliyor. Buna karşılık yapay zekalar soyut akıl yürütme konusunda halen oldukça ilkel. 2014 yılında Google’ın satın aldığı yapay zeka şirketi DeepMind, yapay zekanın soyut akıl yürütme konusunda ne seviyede olduğunu ve eksiklerini nasıl giderebileceğini görmek için yeni bir test metodu geliştirdi.

Yapay zekaya özgü test Mevcut durumun ötesini görmenin ve kavramlar arasında ilişki kurabilmenin soyut akıl yürütmenin temeli olduğunu belirten DeepMind; Arşimet’in bir nesnenin hacminin, nesnenin taşırdığı suyun hacmine eşdeğer olduğunu bulması gibi bilimin temeli olan pek çok buluşun soyut akıl yürütme sayesinde ortaya çıktığının altını çiziyor. Bu nedenle yapay zekaların sadece kendisine verilen görevleri yerine getirmenin de ötesine geçip soyut akıl yürütebilmesi son derece önemli.

İnsanlarda soyut akıl yürütmenin ölçümü için basit görsel sahneler arasındaki boşlukları tamamlamaya dayanan IQ testleri kullanılıyor. Bu testlerde bireylere herhangi bir açıklama yapılmasa da katılımcılar, gündelik deneyimlerinden hareketle boşlukları doldurabiliyor. Yapay zekada ise böyle bir testin uygulanması pek işlevsel değil zira yapay zekanın ”gündelik deneyimleri” oldukça kısıtlı. Bu nedenle araştırmacılar IQ testlerinden ilham alarak “ilerleme” ve “renk” ve “boyut” gibi nitelikleri içeren bir soyut akıl yürütme testi hazırladı. Ayrıca yapay zekanın testlerde kavramları daha kolay anlayabilmesi için yapay zekayı teste hazırlayan bir set de oluşturuldu ve yapay zeka eğitildi.
Yapay zekalar testten geçirildiğinde ortaya çıkan sonuçlar ise bir hayli ilginçti. Teste katılan yapay zekaların tamamı hazırlık setini doğrudan test üzerinde uygulama hatasına düşmüştü. Buna karşılık bazı yapay zekalar testi yüzde 75’in üzerinde doğrulukla tamamlamayı başarmıştı. DeepMind en başarılı yapay zekanın farklı görüntüler arasındaki ilişkiyi açıkça belirleyip potansiyel cevapları deneme yanılma yoluyla eleyerek ilerlediğini açıkladı.

Hatalarından ders alıyor İlk testin ardından yapay zekaları yeniden eğitime sokan ancak bu kez bir önceki testteki cevapların neden doğru veya yanlış olduğunu da gösteren araştırmacılar, bu eğitimin ardından ikinci test sürecini başlattı. Ekibin raporuna göre cevaplarla ilgili doğru açıklama yapıldığında yapay zeka yüzde 87 oranında doğruluğa ulaşabiliyordu ancak açıklama yanlış olunca bu oran yüzde 32’de kalıyordu.

Araştırmacılar bu testin sonucunda yapay zekanın genelleme yapması halinde(sadece kendisine verilen verileri uygulamaya çalışması) soyut akıl yürütme testinde başarılı olamayacağı sonucuna ulaştı. Ekip yine de ilk testte potansiyel cevapları değerlendiren yapay zekalardan ümitli. DeepMind şimdi farklı eğitim metodları deneyerek yapay zekaların soyut akıl yürütme becerisinin geliştirilmesi için çalışıyor. Kaynakhttps://deepmind.com/blog/measuring-abstract-reasoning/

Devamını Oku

Öne Çıkanlar