Bizi Takip Edin

Yaşam

Türkiye’den Kaçırılan Herakles Lahdi Geri Getiriliyor

Yayınlandı

üzerinde

2010 yılında İsviçre’de ele geçirilen ve Türkiye’den kaçırıldığı belirlenen Roma Dönemi’ne ait üzerinde Herakles’in 12 İşi’nin tasvir edildiği lahit sonunda Türkiye’ye teslim ediliyor. Kültür ve Turizm Bakanlığının girişimleri sonucunda İsviçre’den iadesi konusunda anlaşmaya varılan Herakles lahdi, 6 Eylül’de Türkiye’ye getiriliyor.

İsviçre, 2010 yılında, Yunan mitolojisinde Herakles, Roma mitolojisinde Herkül olarak bilinen mitolojik kahramana ait 12 işin tasvir edildiği lahdin kaçırılmış olabileceğine dair bir ihbar üzerine yapılan incelemenin ardından lahide el koymuş ve Türkiye ile temasa geçmişti. İsviçre Kültür Bakanlığı ise, 2011’de ikinci yüzyılın sonlarında Roma İmparatorluğu döneminde yapılan lahdin Antalya’dan İsviçre’ye kaçırıldığını açıklamıştı. Herakles Lahdi’nin Antalya’nın Aksu ilçesi sınırları içerisinde yer alan Perge Antik Kenti nekropolünde, 1960’lı yıllarda meydana gelen kaçak kazılarda bulunduğuna ve yurt dışına çıkarıldığı saptanmıştı.

heraklas-lahdi

Milattan önce 2. yüzyıla tarihlenen Roma dönemine ait lahdin 235 santimetre boyunda, 112 santimetre genişliğinde ve 3 ton ağırlığında olduğu biliniyor. Lahit, Cenevre’de 3 ay sergilendikten sonra, 6 Eylül’de Antalya’ya getiriliyor.

Antalya Müzesinde sergilenecek

Cenevre Üniversitesi Sanat ve Tarih Müzesinde bulunan ve 50 yılı aşkın bir süre sonunda yeniden ait olduğu topraklara getirilecek Herakles Lahdi, 6 Eylül’de Bakanlık uzmanlarının denetiminde söz konusu müzeden teslim alınacak. Söz konusu lahit, Türkiye’ye getirilişinin ardından Antalya Müzesi’nde sergilenecek.

Herakles’in 12 İşi
Amphitryon’un savaşa gitmesi üzerine onun görünümünde Alkamene ile ilişkiye giren Zeus’un, Alkamene’den Herakles adında bir çocuğu olmuştur. Fakat Alkamene’nin Zeus’tan hamile olması, Tanrıça Hera’yı çok sinirlendirmiştir. Yarı tanrı, yarı insan olarak bilinen Herakles, tanrısal güçlere ve Hera’ya dayanamayarak bir gece cinnet geçirerek çocuklarıyla birlikte ailesini ateşte öldürür. Herakles bu cinayetlerden sonra Pythia Apollonu kâhinine danışmaya gider ve Eurystheus’un hizmetine girerek onun verdiği görevleri yerine getirmesine karar verilir.fb3688e016a6e8a40ed9812de7b29ea5_big_r

1- Nemea Aslanı’nı yenmek.

2- Lerna gölündeki Hydra’yı öldürmek. Çok başlı yılan olan Hydra, tanrıça Hera tarafından yetiştirilmiştir..

3- Artemis’in kutsal hayvanlarından Kyreneia Geyiğini yakalamak.

4- Erymanthian dağında yaşayan büyük yaban domuzunu diri yakalamak.

5- Augias’ın ahırlarını bir günde temizlemek.

6- Stymphalos’da yaşayan ve o bölgedeki insanların rahatını kaçıran Stymphalian Kuşlarını kovmak.

7- Girit’e gidip Poseidon’un Minos’a verdiği azgın Girit Boğası’nı getirmek.

8- Trakya kralı Diomedes’e ait olan dört vahşi kısrağı yakalamak.

9- Amazonlar kraliçesi Hippolyta’dan büyülü kemerini almak.

10- Okeanos’un bir adasında bulunan 3 gövdeli dev Geryoneus’un sığırlarını çalmak.

11- Hesperidler’in altın elmalarını getirmek.

12- Hades’in ölüler ülkesini koruyan Kerberos adlı köpeği yeryüzüne çıkarmak.

Devamını Oku
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

Kozmik Malzemelerle Üretilen En Değerli Bronz Çağı Eserleri

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Yeni bir araştırmaya göre, Bronz Çağı’ndaki tüm demir esaslı silah ve aletlerin, meteorlardan kurtarılmış metal kullanılarak oluşturulması mümkün. Bulgu, uzmanların, bu aletlerin insanlardan önce cevherden demir üretecek şekilde nasıl oluşturulduğu konusunda daha iyi bir fikir edinmesini sağladı. Önceki çalışmalar, meteorik metalden yapılmış belirli Bronz Çağı nesneleri (Kral Tutankhamun ile gömülmüş hançerlerden biri gibi) bulunmuş olsa da, bu son araştırma uygulamanın ne denli yaygın olduğu konusuna cevap vermektedir.

Fransa Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi’nden (CNRS) Albert Jambon, Mısır, Türkiye, Suriye ve Çin’den gelen müze eserlerini incelemiş ve bunları, X-Işın Floresans Spektrometresi kullanarak analiz etmiştir. Sonuç olarak hepsinin aynı dünya dışı kökenleri paylaştıklarını keşfetmiştir. Jambon yayınladığı makalede, “Yüksek kaliteli analizleri tamamlayan mevcut sonuçlar, Bronz Çağı’ndaki demirlerin çoğunun ya da tümünün meteoritik demirden türedildiğini önermektedir” diyor. ” Bir sonraki adım, demirin ilk kez nerede ve ne zaman ortaya çıktığını belirlemek olacaktır”.
Bronz, M.Ö 3300 yıllarında başlayan dolayısıyla dönemin de adı olan Bronz Çağı’nda aletler, silahlar ve mücevherler için seçilen metaldi. Alaşım, bakırın eritilmesi ve kalay gibi diğer metallerle karıştırılması ile sağlam ve kolay bir şekilde elde edilmiştir. Yaklaşık 2000 yıl sonra da Demir Çağı adını aldı.
Tarihçiler, Bronz Çağ’dan kalma bazı demir silah ve aletlerin varlığı ile şaşkına dönmüşlerdir. Bunlar, o tarihlerde nadir olarak bulunan değerli malzemelerdi. Bu demir nereden geliyor? Bu sorunun cevabı, nikel oluşumu sırasında gezegenimizin erimiş demir çekirdeğine doğru sürüklenme şekli nedeniyle yüzeydeki demir cevherine kıyasla meteorlardan dünyaya düşen demirin çok miktarda nikel içeriyor olmasıdır.

Demirin insan eliyle ilk kez ne zaman eritildiği hakkında kesin bir kanıt yok. Ancak bu teknikleri ve araçları kullanan daha ileri araştırmalar, meteorik demirden demir cevherine geçişin saptanmasında büyük bir yardımcı olabilir.
Jambon, “Çalışma, geçmiş kültürlerimizde metallerin ve metal işleme teknolojilerinin kullanım evrimini doğru bir şekilde incelemek için analitik yöntemlerin önemini vurguluyor” diye yazıyor.
Kaynak: http://www.sciencealert.com/bronze-age-artefacts-have-meteorite-iron

Devamını Oku

Yaşam

Hz. İsa’nın Ağabeyine Öğretisini Anlatmak İçin Yazdığı Gizli Vahiyleri İçeren Bir El Yazması Bulundu

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Araştırmacılar tarafından yakın bir zamanda Hz. İsa’nın gizli öğretilerini ağabeyi James’e anlatmak için yazdığı eski bir el yazması bulundu. El yazmasının ilk bilinen orijinal Yunanca kopya olduğuna inanılıyor.


Eski el yazması kaynak Austin’de bulunan Teksas Üniversitesi’nden kitap araştırmacıları tarafından Oxford Üniversitesi’ndeki bir araştırma sırasında keşfedildi. NagHammadikütüphanesindeHz. İsa’ya ait olduğu düşünülen bugüne kadar keşfedilmiş az sayıda eser bulunmaktadır. 1945 yılında özgün dili Yunanca olan 13 Kıpti dilinde yazılmışGnostik kitap Yukarı Mısır’da bulundu.
Bu yılın başında Texas Üniversitesi’nden BrentLandau ve Geoffrey Smith isimli dini araştırmacılar James’in ilk kıyamet günü’nün beşinci ve altıncı yüzyıllardan kalma Yunanca el yazmalarını ortaya çıkardı. Bilim insanları şimdiye kadar korunan kutsal metinlerin kıpti dilinde yazıldığını düşünüyordu.
Dini araştırmalarda yardımcı doçent görevini sürdüren Smith, buldukları metinlerin gerçek olduğunu anladığında oldukça heyecanlandıklarını kaydetti. Bilim insanları Yunanca yazılmış olarak James’in kıyamet günü el yazmasının bulunabileceğini hiç düşünmüyordu.


Eski metinde Hz. İsa gizli öğretilerini kardeşi James’e detaylıca anlatıyor. Metinde Hz. İsa göksel bölge ve gelecekteki meydana gelmesi muhtemel olaylar ile James’in ölümüne dair ayrıntıları anlatıyor.
Metinde Hz. İsa’nın İncil’de yaptığı açıklamalar genişletiliyor. Hayata ve hizmete dair bilgiler paylaşılıyor. Metinde ayrıca James’in iyi bir öğretmen olabilmesi için Hz. İsa ve James arasında geçen konuşmalar anlatılıyor.
Kaynak: https://www.sciencedaily.com/releases/2017/11/171130133824.htm

Devamını Oku

Bilim

Kuantum Deneyinde Zamanın Ok’u Tersine Döndü

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Termo dinamiğin ikinci kuralı, izole edilmiş bir sistemde entropinin zamanla artacağını ve sıcaklık hareketinin daima sıcak bir cisimden soğuk cisime akacağını ifade eder. Bununla birlikte, uluslar arası bir araştırmacı ekip tarafından yapılan yeni bir deney bu termo dinamik ‘Zaman Ok’unun mutlak bir kavram olmadığını göstermektedir. Deney için araştırmacılar bağıntılı parçacıklara baktı. Bunlar kavramsal olarak kuantum araştırmalarının çekirdeğinde dolaşan parçacıklara benzer, ancak birbirine çok yakın bir şekilde bağlanmamıştır. Araştırmacılar, deneylerini hidrojen ve karbondan oluşan triklorometan molekülü ile başlattı. Daha sonra, hidrojen atomunun çekirdeğini karbon atomunun çekirdeğinden daha sıcak yaptılar ve enerji akışını izlediler. İki atomun çekirdeği birbiri ile bağıntılı olmayınca ısı beklendiği gibi sıcaktan, soğuk çekirdeğe aktı. Fakat çekirdekler birbiri ile bağıntılı olduğunda ısı “geriye doğru” aktı. Sıcak çekirdek daha da sıcak, soğuk çekirdek de daha soğuk büyüdü.

Araştırmacılara göre deneyleri, termo dinamiğin ikinci yasasını ihlal etmiyor. Çünkü kanun, bağıntılı parçacıkları dikkate almaz. Deneyleri, kuralın bir istisnasını ortaya koyuyor. Bu araştırmayı özetleyen bir makale arXiv sunucusuna yüklendi.

Bu deney, çevremizdeki gizemli dünyalar hakkında daha önce bilinmeyen verimli bilgileri üreten bir başka bilimin örneğidir. Ve görünen o ki her yeni keşif yeni sorulara yol açıyor. Araştırma kuantum hesaplamaya daha çok gittikçe, bilim insanları, hala kuantum dünyası hakkında çok şey öğreneceğimizi vurguluyor. Örneğin evrenin makyajı, özellikle karanlık enerji ve karanlık madde, düzenli araştırmalara rağmen halen açıklanamıyor. Bazı sağlam ipuçlarımız olsa da, her şeyin anlaşılmaz teorisini-evrendeki tüm doğal fiziksel süreçleri açıklayan tek bir denklemi, henüz ortaya çıkardık.

Açıkçası, evrenimiz hakkında hala öğreneceğimiz çok şey var. Termo dinamiğin ikinci kanunundaki olağan üstü istisna, bizim iyi anlamış olduğumuz kavramların bile yaratıcı deneylere kadar bizi zorlamayacak gizli inceliklere sahip olabileceğini gösteriyor.
Bununla birlikte, her bireysel deney ile kolektif bilgimizi genişletiyor ve dünyamızın nasıl işlediğini gerçekten anlama yolunda bir adım daha atıyoruz.
Kaynak:https://futurism.com/scientists-experimentally-demonstrate-reversal-arrow-time/

Devamını Oku

Öne Çıkanlar