fbpx
Connect with us

Yaşam

Uyku Sizi Nasıl Daha Akıllı Yapabilir?

Published

on

Uykunuzu dikkatli bir şekilde manipüle ederseniz, onu nihai bir bilişsel geliştiriciye çevirebilirsiniz. İnsanlar, yaşadıkları bu rekabetçi dünyada öne geçmek için her türlü şeyi yapıyorlar. Ritalin ile Modafinil gibi preformans arttırıcı ürünlerin kullanımı artıyor. Ancak ironik olarak, doğanın en iyi bilşsel geliştiricisi genellikle tamamen göz ardı ediliiyor.

Sahip olduğunuzda mükemmel fakat kaçırdığınızda işe yaramaz hissettiğiniz şey nedir? Aynen öyle, uyku. Hepimizin, kabaca zamanının üçte birini harcaması gereken fakat iki ucundan da sıkıştırma eğiiliminde olduğu için sonucunda yorgunluk ve düşük performans elde ettiği eylem.

Ancak uyku, sadece dikkatli ve uyanık kalmak için kritik değil. Şimdilerde, uykunun bisiklete binmekten İspanyolca öğrenmeye kadar her şeyde yeni bilgiler öğrenme yeteneğinimizde ne kadar etkili olduğunu anlamaya başlıyoruz. Ve bu yeni anlayış bize hafızamızı geliştirmek için uykuyu nasıl kullanabileceğimizi gösteriyor.

Uyku ve hafızanın bağlantığılı olduğu fkri yeni bir şey değil. 1924 yılında, Cornell Üniversite’sinden iki Amerikan psikolog John Jenkins and Cral Dollenbach saçma heceler öğretmek için  2 tane gönüllü öğrenci aldılar. Daha sonra araştırmacılar, 1,2,4 ve 8 saat sonra öğrencilerin belleklerini test etti. Öğrencilerin, test ve öğrenme oturumları arasında uyuduklarında tamamen uyanık kaldıkları zamandan daha fazla hece hatırladıklarını buldular. Başka deyişle, uyku bir şekilde öğrencilerin hafızasını güçlendirmişti.

Ancak uykunun farklı evrelerini, yani farklı uyku derinliklerinde beynimizde oluşan farklı elektriksel aktivitelere göre oluşturulan aşamaları, anlamaya başladığımızda uykunun hafızayı tam olarak nasıl etkilediğini kavradık.Bununla, farklı uyku aşamalarının farklı hafıza tiplerini sağlamlaştırdığı netleşmiştir.

Biraz daha saçmalık

2013 yılında Kalifornia üniversitesindeki araştırmacılar, neredeyse 100 yıl önce Jenkins ve Dollenbach tarafından katılımcıların birtakım saçmalık öğrendiği araştırmanın yankılarıyla bazı araştırmalar yaptı. Yaşları 21 civarında olan bir grup genç yetişkine ve yaşları 75 civarında olan bir grup yaşlı yetişkine ‘’kuşlar’’ ve ‘’jubu’’ gibi yarısı gerçek yarısı uydurma olan kelime çiftlerini öğrenmeleri söylendi. Hem yaşlı hem genç katılımcıların geceleri, beyin aktivitesinin yavaş darbeleri olarak karakterize edilen ‘’ yavaş darbe uykusu’’ çektiklerinde kelime çiflerini daha iyi hatırladıklarını buldular.

Katıllımcıları için muhtemelen biraz tarvmatik olan bir başka araştırma ise uykunun duygularımızı ateşleyen olayları hatırlamamıza yardımcı olduğunu kanıtladı. Almanya’daki Bamberg Üniversite’sindeki bir grup öğrenciye, geceeri okumaları için bir çocuk katilinin öldürme sürecini anlatan bir hikaye gibi duygu yüklü metinler verildi. Öğrencile,r sadece gecenin ikinci yarısında uyuyabildiklerinde yani daha fazla ‘’hızlı göz hareketi ( REM)’’ uykusu çektiklerinde, REM yaşamadıkları bir uykuya( gecenin erken saatlerindeki) ya da uyumadıkları bir zamana kıyasla daha çok detay hatırlamaktaydılar.

Uyku, bisiklet sürmekten daha hızlı yazı yazmaya kadar bütün motor becerilerimizi öğrenmemizde de harikalar yaratabilir. Sinirbilimci Dr.Matthew Walker, Harvard Tıp Fakültesinde’yken insanları bir bilgisayar klavyesinde karmaşık bir tuş dizisine dokunmaları için eğitmiş ve 12 saat sonra hafızalarını test etmiştir.İki oturum arasında uyumayanlar performanslarını yüzde 2 arttırırken, uyuyanlar doğruluk kaybı olmadan yüzde 20 daha hızlılardı. Bu tip bir hafıza oluşumunun ikinci aşama NREM olarak adlandırılan daha hafif bir uyku safhasında ortaya çıktığı görülmektedir.

Fakat, uyku bütün bunları nasıl başarıyor? Bir cevap, hafıza tekrarı ile alakalıdır. Beyin aktivitesi kayıtlarımızdan gün boyunca öğrendiğimiz zamanlarda oluşan sinir hücreleri veya ‘’nöron’’ desenlerinin gece uykuya daldığımızda sık sık tekrarlandığını biliyoruz. Sanki beynimiz beynimiz bir prova yapıyor. Yavaş dalga uykusunda, beynin dış kısmı olan neokortekste milyonlarca nöron senkronize bir şekilde ateşleniyor. Bu yavaş elektriksel aktivite darbelerinin, diğer nöronların ne zaman ateşleneceğini belirlediği ve böylece hafıza tekrarının tüm ilgili beyin yapılarında aynı anda gerçekleşmesini sağladığı tespit edilmiştir.Bu durum,eğer bir arkadaşınızla buluşmanızı hatırlıyorsanız, görsel ve işitsel kortekslerin o kişinin yüzünü ve sesini aynı anda tekrar ederek eşleşmelerini sağlayabilir. Bu koordineli tekrarlamanın uynaıkken zihninizden bir şeyi prova eder gibi hafızanızı güçlendirdiği düşünülmektedir.Sinirbilimcilerin de dediği gibi, ‘’ beraber ateşlenen nöronlar, beraber bağlanırlar.’’ Eşzamanlı nöral aktivite, ilgili nöronlar arasındaki bağlantıları güçlendirerek hafızanın fiziksel temelini güçlendirir.

Hatırlamak için uyku

Ancak uykunun hafıza üzerindeki büyülü etkisini destekleyen sadece anıların tekrarlanması değil. Uykunun çeşitli aşamaları nöronlar ve vücudumuzdaki diğer hücreler sinyal taşıyan ve düzenleyen kimyasal haberciler olan sinir taşıyıcılarının seviyesindeki bu dramatik değişikliklerledeilişkilidir. Beyni uyanık tutmada önemli bir rol oynayan asetilkolin, SWS sırasında normal konsantrasyonunun yarısına düşer. Düşük konstantrasyonların, bilgi transferini beyinimizin derinliklerindeki hipokampusa dayanan kırılgan ve kısa süreli bir depolama ağı yerine neokortikal alanlara dayanan daha sağlam ve uzun vadeli bir depolama sistemine aktarmayı teşvik ettiği düşünülmektedir bu da bireysel belleğin güçlendirilmesine yardımcı olabilir.

Tabii ki bütün bunlarda bir bit yeniği var. Görünüşe bakılırsa, tipik bir gecde beynimizin elde ettiği farklı uyku aşamalarının oranları hakkında pek bir seçeneğimiz yok. Hangi hafızanın tekrarlaranacağını ya da güçlendirileceğini de seçemiyoruz.Peki, uykuyu bilişsel bir güçlendirici olarak nasıl kullanabiliriz? Cevap, aslında bu şeyler üzerinde düşündüğünüzden daha fazla kontrol sahibi olduğumuz.

Uyku, sirkadiyen döngye yani vücudumuzun 24 saatlik ritmine kilitlidir ve sabahları daha fazla REM, öğleden sonra ya da akşamları daha fazla SWS alma ihtimaliniz vardır. Bu stratejik olarak planlanan uykuların istediğiniz türde uykuyu almanızı sağlayabileceği anlamına gelir. Bir ton İspanyolca kelime mi ezberlemeniz gerekiyor? Akşam üstü yoğun bir çalışma zamanı ardından da SWS ile dolu bir uyku çekmeyi deneyin. Duygusal bir düğünü veya bir vaftşz törenini mi hatırlamak istiyorsunuz? Sabahları biraz kestirerek mükemmel dozda REM elde eldebilirsiniz.

Uykunun evrelerini kongrol edebilmenin yanı sıra, uyuklarken spesifik anıların tekrarlanmasını da sağlayabiliriz. Almanya’daki Lübeck Üniversitesi’nden uyku araştırmacısı Björn Rasch, birkaç gönüllünün oyun oynamasını istedi. Bir dizi eşleşen kart çifti, bir bilgisayar ekranında ‘yüzüstü’ yayıldı.Daha sonra gönüllüler;  bir kartı çevirip, diğer kartı hatırlamaya çalışmakla görevlendirildiler ve hangi kartın nerede olduğunu iyice ezberleyene kadar bu oyunu oynadılar. Bunu yaparken burunlarına gül kokusu geliyordu. Oyundan sonra ertesi gün tekrar test edilmek üzere herkes normal bir uyku uyudu. Bazı insanlar uyumadan önce, bazıları SWS sırasında ve bazıları REM sırasında tekrar gül kokusuna maruz kaldı.

İlginç bir şekilde, SWS sırasında gül koklatılanlar diğerlerine kıyasla daha iyi bir gelişme gösterdiler. Aynı etkiyi seslerle de elde edebilirsiniz ancak uyanmamak için kısık sesle denemeyı unutmayın!

Heyecan verici yeni gelişmeler, gelecekte uyku aşamalarımız üzerinde daha doğrudan kontrol sahibi olabileceğimizi göstermiştir.Yine Lübeck Üniversitesi’nden olan Profesör Lisa Marshall, saniyede bir ateşlemeden biraz daha yavaş bir frekansa sahip olan SWS ile aynı frekanstaki elektrik akımınının başa enjekte edilmesiyle ritmik bir aktivite üretildiğini ve bunun elektrik akımı kapatıldıktan sonra da devam ettiiğini keşfetti. Teknik olarak sahte olsa da bu ‘’uyarılmış’’ SWS bellek güçlendirmeyi önemli bir ölçüde geliştirir.

Ancak herkes beynini bu şekilde yapay olarak uyarmak konusunda rahat hissetmeyecektir.İyi haber şu ki hem Lübeck hem de Wisconsin ‘dek araştırmacılar, uyurken doğru frekanstaki tonun çalınmasıyla da benzer bir  etkinin yaratıldığını buldular.

Modafinil ya da Ritalin alan insalar beyinlerini güçlendirmek için kullanılan bu doğal yollara hayran kalmışlardır. Ancak, bu yollardan fayda sağlayan sadece onlar olmayacaktır. Yaşlandıkça bir gecde elde ettiğimiz SWS miktarı azalır. Çoğumuz 75’li yaşlara geldiğinde hiç elde edemez.

En önemlisi, SWS miktarındaki düşüşle beraber bilişsel düşş de artar ve bazı bilim adamlarına göre uykunun bu kritik aşamasının yokluğu beyindeki dejenerasyonu arttırabilir. Bu durumda yapay uyarım yaşlılar için her derde deva olabilir, SWS’lerini eski haline getirmeye yardımcı olarak daha fazla kortikal yaşlanmayı engelleyebilir. Kim bilir, belki yaşlandığımızda zihnimizi keskin tutmak için hepimiz bir doz ses terapisi alabiliriz.

Editör / Yazar: Zeynep BİROL

Kaynak: https://www.sciencefocus.com/the-human-body/how-sleep-can-make-you-smarter/

Yaşam

Vücudunun Yanlış Tarafındaki Organlarla 99 Yıl Yaşayan Kadın: Rose Bentley ile Tanışın

Published

on

Rose Marie Bentley hayatının çoğunu, kırsal bir yer olan Oregon kasabasında o ve kocasının işlettiği bir yem mağazasında geçirdi. Küçük kasabada, koroda şarkı söylerdi. Dışarıdan, hayatı normal bir şey gibi görünüyordu ölümünün son anına kadar. Bentley’nin neredeyse bir asırdan beri ailesinin bile bilmediği olağanüstü bir sırrı vardı. Vücudunu Oregon Sağlık ve Bilim Üniversitesi’ne bağışladıktan sonra, tıp öğrencileri kısa süre sonra 99 yaşındaki bir kadının nadir bir tıbbi anormallik olan levocardia ile situs inversus durumu olduğunu ve bunu bilmeden tüm hayatını yaşadığını farkettiler. Diğer karın organlarının sağda değil solda olduğunu ancak kalbinin göğsünün sol tarafında kaldığını keşfettiler. Kelimenin tam anlamıyla, iç organları (kalbi eksi) normal bir insanın aynasını yansıtıyordu; iç organları kalbi hariç diğer tüm insanların tersi yönündeydi. Anatomi öğretmeni Cam Walker, “Bir şeyin yolunda olduğunu biliyordum, ancak nasıl bir araya getirildiğini bulmak biraz zaman aldı” dedi. Son derece nadir görülen bu durum, yaklaşık 22.000 canlı doğumda sadece bir kez veya nüfusun yüzde 0.0045’inden azında görülür.

Ama bu durumla yetişkin yaşa kadar yaşayan kimseler daha da az sayıda. Walker, bu özel durumla doğan 50 milyon kişiden sadece birinin, doğuştan kalp defekti gibi hayati tehlike arz eden endişelere yol açabileceği için yetişkin olarak yaşayacağını tahmin ediyor. Bununla birlikte, Bentley gibi benzer kişilerin organ simetrisi normalse ve durum izole edilmişse, sağlıkla ilgili kaygıları olmayabilir. Tıbbi literatür, geçmişten günümüze 70’li yaşlarında yaşamış olan izole levokardi ve situs inversusun sadece iki bilinen sağ kalanını bildirmektedir.

Bentley’nin ayrıca, midenin üst kısmının diyaframdan dışarı çıktığı hiatal herni adı verilen bir anormalliği vardı. Ek olarak, vena kava (SVC) damarı alışılmadık derecede uzundu. Başın, boynun ve üst ekstremitelerin deoksijenli kanını toplamak yerine, Bentley’in süper güçlü vena kavası, göğüs kafesi duvarından ve karın boşluğundan da deoksijenli kan topluyordu. Ayrıca üç karaciğer damarında da, ilk olarak alt vena kavadan geçmek yerine doğrudan kalbinin sağ atriyumuna akan benzeri olmayan akış bulunmaktaydı.

Tüm bu anormalliklere rağmen, Bentley’nin ailesi kadının artrit dışında başka kronik bir durumu olmadığını söylüyor. Operasyon cerrahları anormal bir konuma sahip olduğunu belirttiği Bentley’inin üç organı ve parçalarını çıkardılar. Bentley’nin çocukları, eşsiz vücut yapısından habersizdi . Öğrendiklerinde ise ;Bentley’nin kızı Louise Allee, “Annem bunun çok havalı olduğunu düşünürdü” diyerek annesinin, benzersiz vücudunun kazandığı tüm ilgiyi seveceğini söyledi. “Böyle bir şeyi öğrenseydi mutlu olurdu. Muhtemelen farklı olduğunu bilerek yüzünde kocaman bir gülümseme oluşurdu ”diye belirtti. Ekip bulgularını, Amerikan Anatomistler Birliği’ nin Deneysel Biyoloji toplantısında sundu.

Editör / Yazar: Neslihan ÇAKMAK

Kaynak: https://www.iflscience.com/health-and-medicine/meet-rose-bentley-the-woman-who-lived-99-years-with-organs-on-the-wrong-side-of-her-body/

Continue Reading

Yaşam

Derisiz Doğan Nadir Genetik Hastalığı Olan Bebek

Published

on

Nadir bir genetik hastalık nedeniyle derisiz doğan bir bebek, ilk dört ayını hayatını kurtarma umuduyla yoğun tıbbi tedavi ve ağrı tedavisi geçirdi. “Cesur biri” anlamına gelen bir Swahili adı olan Jabari, 1 Ocak’ta doğdu, başı ve bacakları hariç, cildinin çoğu eksik kaldığında sadece 1,36 kilogram ağırlığındaydı. Jabari, Epidermolysisbullosa (EB) olarak bilinen ve en hafif sürtünme veya çizilmeden bile kolayca yırtılan veya kabaran, kırılgan bir cilt ile sonuçlanan son derece nadir bir genetik bağ dokusu hastalığından muzdariptir. Küçük vakalar sadece ellerin, ayakların, dizlerin ve dirseklerin kabarmasına neden olabilirken, otozomal resesif distrofik epidermolysis bullosa, Hallopeau-Siemens tipi (RDEB-HS) gibi en ciddi vakalar sıklıkla yaygın olmayan cilt kaybına neden olabilir – genellikle doğum sırasında meydana gelen olaylar – vücutta, ağız içinde ve sindirim sisteminde kabarma şeklinde görülür. Texas Çocuk Hastanesi’deki doktorlar, bebeğin çenesinin göğsüne kaynamasına neden olan yara izi dokusunu kesmek zorunda kaldı. Göz kapakları doğumda kaynamış.

IFLScience, çocuğun “kritik” durumda olduğunu doğrulayan Teksas Çocuk Hastanesinde bir temsilci ile konuştu, ancak bebeğin annesi PriscillaGray, oğlunun şimdi durumunun stabil olduğunu ve “çok iyi olacağını ” ekledi. Gray, IFLScience’ a oğlu için “Doktorlar, çok küçük olduğundan ameliyatla başa çıkabileceklerini düşünmüyorlar” dedi. Hayat kurtarıcı bir prosedür olan sigorta sistemi, çocuğun Teksas ÇocukHastenesi’ ndeki tedavisini kabul etmedi.

Daha sonra aile maliyetleri telafi etmek için bir vakıf sitesi kurdu: https://www.gofundme.com/br8pa-medical-and-bills

Gray, ultrasonda bebeğinin kilo almadığını görene kadar hamileliğinin “iyi gittiğini” yazıyor. Texas’ın San Antonio kentindeki doktorlar, 37. haftada onu hastaneye getirdi ve bebeğin kalbi atışı düşmeye başladığında acil bir C-kesimi yaptı. ( c-kesimi, sezaryen doğum) Geçen hafta, bebek Teksas Çocuk Hastanesine transfer edildi ve uzmanların kendisini tedavi etmek için daha donanımlı olduklarını söylediler.

Şu anda, Ja’ bari ağrı için ilaç kullanıyor ve enfeksiyon riskini azaltmak için topikal merhemlerin yanı sıra sık sık pansuman değişiklikleri alıyor. Doğumundan bu yana 2,26 kilogram almış ve burnundaki bir tüple beslenmiştir. “Her gün hala bu Dünya’ da yaşamak için mücadele ettiği bir nimettir,” diye yazdı annesi, kocasının genin taşıyıcı olup olmadığını belirlemek için genetik testlerden geçtiğini ekledi.

Editör / Yazar: Burcu AKIN

Kaynak: https://www.iflscience.com/health-and-medicine/baby-with-rare-genetic-disease-born-without-skin-in-critical-condition/

Continue Reading

Bilim

Cerrahlar, Bir Bebeğin Beyninde Olgunlaşmış Diş Şeklinde Bir Tümör Buldular

Published

on

Bilim insanları yaşına göre fazla hızlı gelişen bir bebeğin beynini incelediklerinde olgunlaşmış diş şeklinde bir tümör buldular. The New England Journal of Medicine’in 2014’ teki haberine göre olay Maryland Üniversitesi ve Baltimore Johns Hopkins Children’ s Center’ ın beyin cerrahlarının 2014’ te 4 yaşındaki bir çocuğun beyin MR’ ını incelemeleriyle ortaya çıktı. İncelemelere göre tümör ceviz büyüklüğündeydi ve yan kısımları boyunca küçük yapılar vardı. Bebek hemen operasyona alındı ve tümör beyninden alındı. Tümörün embriyonik hipofiz dokusundan türemiş bir tümör diğer adıyla Kraniyofarenjiyomlar ( merkezi sinir sisteminin sellar ve para sellar bölgesinde yer alan iyi huylu büyüyen tümörler) olduğu ortaya çıktı. Bu tümör genellikle küçük çocuklarda oluşsa da nadiren yetişkinlerde de görülebiliyor. Genellikle beyin tabanında bulunup hormonları düzenleyen bir bez olan hipofiz bezinin yakınlarında görülüyor.

İyi huylu oldukları için yayılıp kansere sebep olmuyorlar ama hipofiz bezine yakınlıklarına göre bazı hormonal problemelere sebep olabiliyorlar. Bu olay oldukça ilginç bir vakanın sadece başlangıcıydı. Ameliyat sırasında cerrahlar buldukları tümörün dişleşmiş olduğunu gördüler. Bu tümörler teratom olarak adlandırılır. Teratom yalnızca diş yapısında olmak zorunda değildir; kas, saç, kemik gibi dokulardan oluşabilirler. Bu teratomun ise neden ya da nasıl diş halinde şekillendiği belli değil. Maryland Üniversitesi Medikal Merkezi’nde ameliyatı gerçekleştiren doktor Narlin Beaty, Lİve Science’ a yaptığı açıklamada şöyle konuştu:

Diş şeklinde bir tümör her gün gördüğümüz bir şey değil. Kraniyofarenjiyomlar’ da ise benzeri görülmemiş bir olay. Tümör başarıyla alındı ve çocuk aylar içinde kalıcı bir iyileşme göterdiyse de hala tedavi edilebilir hormonal problemleri var. Bunun içinse tiroidal ve adrenal bezlere hormonal replasman tedavisi uygulanıyor. Doktor Beaty patologların olayı araştırdığını ve ileride yapılacak araştırmalar için dişten örnekler alındığını söyledi. Son olarak hastanın çok iyi bir iyileşme gösterdiğini ve takip için belirli aralıklarla MRI taramasına alındığını belirtti.

Editör / Yazar: Şeyma SÜRÜCÜ

Kaynak: https://www.iflscience.com/health-and-medicine/surgeons-found-fully-formed-teeth-deep-inside-a-babys-brain/

Continue Reading

Öne Çıkanlar