fbpx
Bizi Takip Edin

Uzay

Uzay eninde sonunda bir tatil yeri haline gelecek

Yayınlandı

üzerinde

NASA Uçuş Yöneticisi Cise, “İnsanlar uzayı çok merak ediyor. Uzay, eninde sonunda otel ve laboratuvarların olduğu bir tatil yeri haline gelecektir.” dedi. İzmir’de bulunan Uzay Kampı Türkiye’ye video konferansla bağlanan NASA Uçuş Yöneticisi Ed Van Cise, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son 10 yılda uzayla ilgili bilimsel çalışma gerçekleştiren ülke sayısının artığını söyledi. Uzay çalışmalarında en önemli basamağın Mars’a insan göndermek olduğuna işaret eden Cise, “İnsanlar, 2040’lara kadar bunun gerçekleşmeyebileceğini duyduklarında biraz hevesleri kırılıyor. Bu kadar zaman alacak olmasının sebebi Mars’ın çok uzak olması ve orada nasıl yaşayabileceğimizi çözmenin gerçekten zor olması. Umarım 2040’larda Mars’a gitme hayalimiz gerçekleşir.” diye konuştu. Cise, insanların dünya dışında uzun süreli nasıl yaşayabileceği konusuna odaklandıklarını dile getirdi.
“İnsanları Mars’a göndermeye başlayabiliriz” 

Uluslararası Uzay İstasyonu sayesinde uzayda aylarca yaşayarak deneyim kazandıklarını anlatan Cise, şöyle devam etti: “Bir sonraki adım ayda uzun süre yaşamak olacaktır. Tabii ki yine ayda yaşama ve çalışmayı hatırlamış olacağız ve bunu birkaç gün için değil aylar süren bir proje olarak yapmalıyız. En sonunda insanları Mars’a göndermeye başlayabiliriz. Bu yolculuk da yaklaşık 6 ay sürecektir. Belki bir ya da 2 yıl insanlar orada yaşayacaktır. Daha sonrasında yine 6 aylık bir yolculuk sonunda dünyaya geri dönebilirler. Aslında çok uzak olduğu için hem riski yüksek hem de çok daha fazla bilinmeyenin olduğu bir görev. İnsanlar uzayı çok merak ediyor. Uzay, eninde sonunda otel ve laboratuvarların olduğu bir tatil yeri haline gelecektir.”
“Sıfır yerçekimine götürmenin yollarını araştırıyorlar” 
Cise, uzayın tanınmasında özel şirketlerin yaptıkları ticari çalışmaların çok önemli olduğuna dikkati çekti. Bu turizm hamlesinin, insanoğlunu dünyadan daha uzaklara gönderme fikrinin de çok önemli bir parçası olduğunu belirten Cise, “Bu konuyu daha sonra özel şirketlere devrederek, alçak yörüngeye gitmeyi genel ulaşıma açık bir konu haline getirip isteyenlerin araştırmalarını yapabildiği ya da otellerde kaldığı bir uzay turizmi faaliyetine dönüştürebiliriz. Henüz alçak yörüngeye turist çıkarmadık ancak çok sayıda firma insanları kısa süreli olarak sıfır yerçekimine götürmenin yollarını araştırıyor. Bazı şirketler, dünyanın yörüngesinde bulunan ve şişirilebilen oteller konusunda çalışmalar yapıyor. NASA, firmalarla görüşmeler yapıyor ve onlardan Uluslararası Uzay İstasyonu’nda kullanılmak üzere modüller eklenmesi konusunda teklifler alıyor. Ticari firmalar da bu modülleri turistler için bir yaşam alanı olarak kullanmayı tercih edebilirler.” şeklinde konuştu. ABD’de insanları uzaya taşımak için kullanılacak araçlar konusunda çalışmalar yürüten firmalar olduğunu anımsatan Cise, önümüzdeki birkaç yıl içinde test uçuşlarının da yapılacağını sözlerine ekledi. Kaynak: AA

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Uzay

Bilim İnsanları, Büyük Patlamayı Test Etme Olanağını Buldular

Yayınlandı

üzerinde

Bilime göre Büyük Patlama evrendeki tüm madde ve enerjinin genişlemesiyle başladı.Kozmolojik modellere göre büyük patlamanın tarihi 13.800.000.000 yıl önceye dayanıyor. Bu “kozmik enflasyon” döneminin evrenin genişlemesini açıkladığına inanılmaktadır. Büyük patlama, evrenin ölçek yapısı ile neden uzay ve Kozmik Mikrodalga Arkaplanının (CMB) tüm yönlerde büyük ölçüde homojen olduğu açıklamaktadır. Ancak bugüne kadarkozmik enflasyon senaryosunu kanıtlayabilecek veya alternatif teorileri dışlayabilecek hiçbir kanıt bulunamamıştır. Harvard Üniversitesi ve Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi’nden (CfA) bir astronom ekibi tarafından yapılan yeni bir çalışma sayesinde, bilim insanlarıBigBang kozmolojik modelinin önemli parçalarından birini test etmenin yeni bir yolunu buldu.

Araştırma, Harvard Üniversitesi’nde kıdemli öğretim görevlisi Frank D. Baird, Astronomi Kürsüsü öğretim görevlisi olan XingangChen ve Abraham Loebile Harvard Üniversitesi Fizik Bölümü’nde doktora sonrası öğretim üyesi olan Zhong-ZhiXianyu tarafından yürütülmüştür. Özetle, fiziksel kozmolojide kozmik enflasyon teorisi, BigBang’den 10-36 saniye sonra tüm maddenin ve enerjinin yoğunlaştığı tekilliklerin genişlemeye başladığını belirtir. Asıl genişlemenin Büyük Patlama sonrası 10 ile 32 saniye arasında olduğu ve sonrasında evrenin büyümesinin yavaş bir şekilde devam ettiği kozmik enflasyon teorisinin temelini oluşturuyor. Evrenin ilk genişlemesi ışığın hızından daha hızlıydı. Böyle bir dönemin var olduğu teorisi kozmologlar için yararlıdır. Çünkü evrenin birbirinden çok uzak olan bölgelerde neredeyse aynı koşullara nasıl sahip olduğunu açıklamaya yardımcı olur. Temel olarak eğer kozmos şu anda gözlemleyebileceğimizden daha büyük olacak şekilde şişirilmiş olan küçük bir hacim hacminden kaynaklanıyorsa, Evrenin büyük ölçekli yapısının niçin neredeyse eşit ve homojen olduğu da bu teoriyle açıklanmaktadır.

Bununla birlikte bu, evrenin nasıl ortaya çıktığıyla ilgili tek açıklama değildir. Enflasyon senaryosu tutarlı olmakla birlikte çok sayıda enflasyon modeli bulunmaktadır. Loeb ve meslektaşları, yaptıkları çalışmalarda enflasyonu alternatif senaryolardan ayırt etmede modelden bağımsız bir yöntem geliştirdiler. Bilim insanları, ilkel evrende muazzam alanların zamanın bir fonksiyonu olarak ilk Evrenin ölçeğini doğrudan kaydedecek olan kuantum dalgalanması ve yoğunluk bozukluklarını deneyimleyeceklerini ileri sürüyorlar. Yani bir çeşit evrenin standart saati olarak hareket edilecektir. Araştırmacılar, bu alanlardan yoğunluk ve çeşitli varyasyonlarda gelen sinyallerin, ölçülerek bulunabileceğini iddia ediyorlar.

Çoğu senaryoda, erken evrende muazzam bir alana sahip olmak doğaldır. Belirli bir uzaysal ölçekte büyük alandaki pertürbasyonlar, potansiyel bir kuyuda yukarı ve aşağı doğru giden bir top gibi zaman içinde salınım yapar ama pertürbasyonların evrimi de göz önüne alındığındamekansal ölçekte hem de arka plan ölçekteki faktörlere bağlıdır.” Araştırmacılar, bu pertürbasyonun günümüzde evrendeki astronomların gözlemlediği herhangi bir yoğunluk varyasyonunun kaynağı olacağını söylüyor. Bu varyasyonların nasıl şekillendiği, arka plan evreninin gözlemlenmesiyle belirlenebilir. Kısacası Loeb ve meslektaşları, mevcut enstrümanlar kullanılarak ölçülebilecek bir potansiyel sinyali tespit ettiler. Yeni salınım sinyali, ilkel yoğunluklu pertürbasyonların güç spektrumundadır. Sinyallerin incelenmesi neticesinde büyük patlamayla ilgili daha çok bilgi edinilebileceği düşünülüyor.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/scientists-say-they-ve-come-up-with-a-way-to-test-once-and-for-all-whether-the-big-bang-actually-happened

Devamını Oku

Uzay

İlk Uzay Turistleri Neden Ay’da Yürümeyecek ?

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

SpaceX’in 2023’te düzenleyeceği Ay yolculuğuna turist olarak gidecek olan ilk isim, geçtiğimiz günlerde Elon Musk’ın düzenledi basın toplantısında belli olmuştu; Yusaku Maezawa. Bu gezde Ay’a 200 kilometre yaklaşılacağı ve Ay’ın etrafında tur atıldıktan sonra, dünyaya dönüleceği de bildirilmişti. Yaklaşık 49 sene önce, 1969’da Ay’ın yüzeyine ayak basan insanoğlu, turist olarak gitme lüksüne eriştiği Ay’da neden yürüyemiyor ?

Bu sorunun cevabı teknik detaylarda yatıyor. Temel amacı Ay’ı keşfetmek olan ve bunun için senelerce hazırlanan bir ekip ve onları uzaya taşıyan özel araç SpaceX’in turist taşıyacağı uzay araçları pek çok anlamda oldukça farklı .SpaceX’in uzay araçları kadar güçlü olursa olsun Ay’ın yüzeyine iniş yapıp, sonra kalkış yapıp Dünya’ya güvenle dönecek yapıda değil. Eğer SpaceX Ay’a iniş yapmak isterse yeni ekipman yatırımları yapması gerekecek ve bu projeye ayrılan bütçe 2-3 katına çıkmış olacak. Ancak şirketin ilk hedefi arasında, Ay’a ayak basmak değil; uzay turizmi projesinin ilk aşamasını gerçekleştirmek yer alıyor.

İşin mali ve teknik kısmı dışında bir de insan kısmı var. Astronotlar bu tür görevler için senelerce eğitim alıyorlar. Bu da Ay’da ya da uzaydaki herhangi bir görevde yetkin olmalarına olanak sağlıyor. Ancak Musk’ın turistleri, bu eğitimi almamış olan insanlar ve bir uzay aracının içinde olmak, onu kontrol etmek gibi pek çok detaydan yoksunlar. Her ne kadar 2023 senesine kadar çeşitli eğitimler gerçekleşecek olsa da bu eğitimler ‘uzman astronot’ olmaya kadar yetmeyecek.
Kaynak: https://www.livescience.com/63617-spacex-tourist-walk-on-moon.html
Editör / Yazar: Kuzey KILIÇ

Devamını Oku

Uzay

Dünya’dan 59,5 ışık yılı uzakta yeni gezegen keşfedildi

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Geçiş Halindeki Öte Gezegen Araştırma Uydusu TESS, Dünya’dan 59,5 ışık yılı uzakta, büyük bölümü sudan oluşan bir gezegenin varlığını keşfetti. Amerikan Havacılık ve Uzay Ajansının (NASA) öte gezegen keşif uydusu TESS, ilk öte gezegen keşfini gerçekleştirdi. “Space.com” internet sitesinde yer alan habere göre, Geçiş Halindeki Öte Gezegen Araştırma Uydusu TESS, Dünya’dan 59,5 ışık yılı uzakta Mensa (Masa) Takımyıldızındaki Pi Mansea yıldızının yörüngesinde bir öte gezegenin varlığını belirledi.

“Pi Mensae c” adı verilen “süper-Dünya” kategorisindeki gezegenin çapının Dünya’nın 2,14 katı, kütlesinin ise Dünya’nın 4,82 katı olduğu bildirildi. Pi Mensae c’nin yörüngesindeki yıldıza, Güneş’e en yakın gezegen olan Merkür’den 50 kat daha yakın olduğu tespit belirtildi. Öz kütle ölçümlerinin gezegenin büyük ölçüde sudan oluştuğuna işaret ettiğini ifade eden ABD’nin Massachusetts Teknoloji Üniversitesinden (MIT) gökbilimci Chelsea Huang, “Muhtemelen ortasında kaya bir çekirdek ve çevresinde hidrojen ile helyumdan oluşan bir atmosfer var.

Yörüngesindeki yıldıza yakınlığı göz önüne alındığından yoğun radyasyon nedeniyle suyun sürekli buharlaşma halinde olduğunu tahmin ediyoruz.” dedi. Gökbilimciler daha önce Pi Mensae yörüngesinde Güneş Sistemi’nin en büyük gezegeni Jüpiter’den 10 kat daha fazla kütleye sahip bir gaz devi gezegen, “süper-Jüpiter” keşfetmişti. Keşfe dair detaylar Huang ve diğerleri tarafından “The Astrophysical Journal Letters” dergisinde yayımlandı. TESS uydusu, NASA tarafından 18 Eylül’de SpaceX üretimi Falcon 9 roketiyle uzaya fırlatılmıştı.

Uydunun, iki yıl sürecek keşif faaliyeti boyunca Güneş Sistemi dışındaki yakın yıldız sistemlerindeki öte-gezegenlere dair kanıtlar araması planlanıyor. TESS, öte-gezegenleri “geçiş” denilen bir konumda tespit etmeye çalışıyor. “Geçiş”, bir öte-gezegenin yörüngesindeki yıldızın önünden geçtiği anı tanımlıyor. Bilim adamları bu anda yıldızın kameralara yansıyan parlaklığında oluşan azalmayı gözleyerek, ışığın salım ve emilme miktarlarını ölçerek söz konusu gezegenlerin kütlesini, öz kütlesini ve atmosfer kompozisyonunu belirleyebiliyor.
Kaynak: https://www.space.com/41882-nasa-tess-first-exoplanet-evaporating-super-earth.html

Devamını Oku

Öne Çıkanlar