Bizi Takip Edin

Uzay

Uzay Tozunun Hayatı Bir Yıldızdan Diğerine Taşıması Mümkün

Yayınlandı

üzerinde

Pansperminin hipotezi, yaşamın kosmos yoluyla var olduğunu öne sürmektedir. Bu hipoteze göre yaşam asteroidler, meteorlar, kuyruklu yıldızlar ve planedtoidlerle yıldızlara, gezegenlere ve hatta galaksilere dağıtılmaktadır.
Bu bağlamda iddia edilen ise dünyadaki yaşamın yaklaşık olarak 4 milyar yıl önce uzaydaki kayalara yapışan mikroorganizmaların yüzeye ulaşmasından sonra başladığı. Yıllar içerisinde bu teoriye dair çeşitli araştırmalar yapıldı ve kayda değer ilerlemeler alındı.

uzay-tozunun-hayati-bir-yildizdan-digerine-tasimasi-mumkun2
Son olarak Edinburgh Üniversitesi’nden Arjun Berera bu teoriyle ilgili farklı bir yöntem önerdi. Yapmış olduğu son araştırmalara göre periyodik olarak Dünya atmosferiyle temas etmekte olan uzay tozları, dünyamızda milyonlarca yıl önce yaşamı başlatan şey olabilir. Eğer bu teori doğruysa aynı mekanizma yaşamın evrede dağılımından da sorumlu olabilir.
Son araştırmalarında Berera, gezegensel kaçış mekanizmasının uzay çökmüşlüğü ismiyle astrobiyolojik olarak uzay tozunun dünya atmosferinden parçacıkların kaçmasını kolaylaştırıp kolaylaştırmadığına dair olasılığı inceledi.

uzay-tozunun-hayati-bir-yildizdan-digerine-tasimasi-mumkun1Dünya üzerindeki yaşamın varlığını gösteren moleküller, aynı zamanda mikrobik yaşamı ve yaşam için gerekli olan molekülleri de içermektedir. Gezegenler arası tozdan daha hızlı akan atmosfer tozları, atmosferimizi günlük olarak 100 bin kilogram oranında etkilemektedir. Bu toz, 10 – 18 ile 1 gram arasında değişen kütlelerde bulunmaktadır ve 10 ile 70 km / s’lik hızlara erişebilir. Sonuç itibariyle uzay tozları Dünya’yı atmosfere ve uzaya doğru uzatabilmek için yeterli enerjiyi taşımaktadır. Bu moleküller büyük oranda termosferde bulunanlardan oluşur. Bu seviyede, bu parçacıklar büyük oranda moleküler azot ve oksijen benzeri kimyasal olarak ayrışmış elementlerdir.

uzay-tozunun-hayati-bir-yildizdan-digerine-tasimasi-mumkun
Günümüzde yeryüzündeki bakterilerin, Mars ve benzeri gezegenlerde, buzullarda ya da buzun içerisine hapsolmuş diğer cisimlerde hayatta kalmaları mümkündür. Bu koloniler, milyarlarca yıl geriye uzanan korunmuş bir ömür içeren, zaman kapsülleri olacaktı.
Kaynak: http://www.sciencealert.com/space-dust-could-have-transported-life-from-star-to-star

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Uzay

NASA ve Birleşik Arap Emirlikleri anlaşma imzaladı

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

NASA ve Birleşik Arap Emirlikleri anlaşma imzaladı. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), NASA ile insanlı uzay uçuş programı işbirliği yapmak için anlaşma imzaladı. Buna göre, Arap Yarımadası’nın bu zengin ülkesi, NASA tarafından eğitilecek bir astronotunu NASA’nın uzay görevlerinden birinde uzaya gönderecek ve Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki görevlerde çalıştıracak. NASA Yöneticisi Jim Bridenstine, UAE Uzay Ajansı genel müdürü Dr. Mohammed Al Ahbabi tarafından imzalanan ortak amaç mektubu hakkında tweet attı. Jim Bridenstine ”Bu sabah BAE Uzay Ajansı’nın genel direktörü Dr. Mohammed Al Ahbabi ile tanıştım. Al Ahbabi ile insanlı uzay uçuş programı konusunda iş birliği anlaşması imzaladık. Çalışmaları dört gözle bekliyorum.” dedi. Birleşik Arap Emirlikleri ilk astronot grubunu oluşturma sürecine girdi. BAE, eğitim alan astronot adaylarının sayısı giderek daraltılarak 9’a indirdi. Bu 9 kişilik gruptan ise resmi olarak 4 astronot seçilecek. 2019 yılının Nisan ayında Uluslararası Uzay İstasyonu’na başlanması planlanıyor. BAE Uzay Ajansı’nın uçuş için hali hazırda Rusya’nın uzay ajansı Roscosmos ile anlaşması bulunuyor. Birleşik Arap Emirlikleri ve NASA 2016’nın Haziran ayında bir uzay ve havacılık araştırması anlaşması imzalamışlardı. Bu anlaşmanın ise uçuş programındaki insan eksikliği nedeniyle imzalandığı varsayılıyor. Birleşik Arap Emirlikleri NASA ile yapılan anlaşmaya dair henüz detaylı bilgi vermedi. Ancak ülkenin uzay ajansının, Astronot eğitimine katılacak ilk grup astronotu seçmek için hazırlıklara başladığı belirtiliyor. Kaynak: https://www.engadget.com/2018/07/20/nasa-uae-human-spaceflight-cooperation-agreement/

Çeviren Kuzey KILIÇ

Devamını Oku

Uzay

Jüpiter Ne Kadar Büyük?

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Jüpiter Güneş Sistemi’nin en büyük gezegeni. Güneş’ten uzaklığa göre beşinci sırada yer alır. Adını Roma mitolojisindeki tanrıların en büyüğü olan Jüpiter’den alır. Büyük ölçüde hidrojen ve helyumdan oluşmakta ve gaz devleri sınıfına girmektedir. Güneş sisteminin en büyük gezegeni olan Jüpiter dünyadan on kat daha fazla çapa sahiptir. Kütle açısından, Jüpiter 300 kat daha ağırdır. Ayrıca, Jüpiter yeryüzünden 100 kat daha fazla yüzey alanına sahiptir. Aynı zamanda dünyadan 1000 kat daha fazla hacme sahiptir. Jüpiter’in uydularının en büyüğü olan Ganymede, Güneş Sistemi’nin en büyük uydusudur. Yaklaşık 5.268 km çapındadır, Merkür ve Pluton’dan daha büyüktür. Jüpiter, güneşin onda biri kadar, 43.440.7 mil (69,911 kilometre) bir ortalama yarıçapa sahiptir.
Bununla birlikte, hızlı dönüşü – her 9.8 saatte bir döner – ekvatorda, çapın 88.846 mil (142.984 km) olduğu yerde şişmesine neden olur. Buna ek olarak, eğer Jüpiter’in ekvatorunun etrafında dolaşıyor olsaydınız, Dünya’nın merkez hattının 10 katı üzerinde 439,264 kilometre yol alırdınız. Jüpiter gaz yapılıdır , çoğunlukla, yüzey düzgündür. Bu nedenle, kayalık karasal gezegenler üzerinde bulunanlar gibi yüksek ve alçak noktalar – dağlar ve vadiler – yoksundur. Yani gaz devi olarak adlandırabileceğimiz Jüpiter, 1.9 x 10 27 kilogram ağırlığındadır.
Ayrıca Jüpiter, çoğunlukla hidrojen ve helyumdan oluşur. Jüpiter’in hacmi, Dünya’nın 1,321 katı, 1,431,281,810,739,360 kübik kilometredir. Bu muazzam gezegenin yüzey alanı, gezegenimizin 120 katı olan 23.713.907.537 mil kare veya 6.1419×10 10 kilometrekaredir. İnanılmaz büyüklükte olan bu dev gezegende hiçbir yaşam belirtisine rastlanamadı. Kaynak: https://www.space.com/18392-how-big-is-jupiter.html

Devamını Oku

Uzay

 Mars’ı fırtına ele geçirdi: Kızıl Gezegen’in toz fırtınası sırasındaki evrimini görüntüledi.

Yayınlandı

üzerinde

NASA’nın Mars yörüngesinde görev yapan uydusu Mars Reconnaissance Orbiter (MRO), Kızıl Gezegen’in toz fırtınası sırasındaki evrimini görüntüledi. Güneş Sistemi’ndeki en büyük toz fırtınalarına sahne olan gezegeni Mars, yaklaşık 50 gündür yine dev bir fırtınanın etkisi altında. 30 Mayıs’ta başlayan ve 20 Haziran itibarıyla küresel bir hale gelen toz fırtınası, şu anda tüm gezegeni ele geçirmiş durumda.
Kızıl Gezegen’in fırtına sırasındaki evrimini yüzeydeki ve yörüngedeki uzay araçlarıyla gözlemleyen NASA ise, gezegenin öncesi ve sonrasını gösteren ilginç bir video yayınladı. NASA yukarıdaki görüntüleri 2006 yılında Mars’ın yörüngesine yerleştirdiği Mars Reconnaissance Orbiter (MRO) uydusu yardımıyla yakalamış. MRO, üzerindeki Mars Color Imager isimli kamerasıyla Kızıl Gezegen’i fırtına boyunca her gün gözlemliyor ve gezegenin evrimini yakından inceliyor. Tabi yayınlanan görüntülerde Mars çok yoğun ve sert bir fırtına altındaymış gibi görünüyor. Ancak bildiğiniz gibi Mars’ın çok ama çok ince bir atmosferi var (Dünya atmosferinin yüzde 1’inden daha ince). Dolayısıyla toz fırtınaları her ne kadar geniş çaplı da olsa bir uzay aracına veya bir canlıya zarar verebilecek bir kuvvete sahip değil. NASA araştırmacıları, fırtınanın dinmesinin ardından yüzeyde yalnızca bir saç teli kalınlığında bir örtü oluşturacağını söylüyor. 
Mars Reconnaissance Orbiter, 12 Ağustos 2005 tarihinde bir Atlas V roketi üzerinde fırlatılmıştı. Yörüngeye yerleştiği 10 Mart 2006 gününden bu yana Mars’ın gizemlerini araştırmaya devam eden uzay sondası, NASA ve Lockheed Martin tarafından geliştirilmiş ve tam 720 milyon dolara mal olmuştu. Kaynak: https://www.nasa.gov/feature/storm-chasers-on-mars-searching-for-dusty-secrets/

Devamını Oku

Öne Çıkanlar